<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-7721635366411438812</id><updated>2012-01-29T21:15:47.851-08:00</updated><category term='zaman'/><category term='imza'/><category term='nasrettin hoca'/><category term='kitap'/><category term='mevlana'/><category term='matematikle barisiyorum'/><category term='müşteri'/><category term='enerji'/><category term='Okuyucu Mektupları'/><category term='slogan'/><category term='matematik cevap bankası'/><category term='mimar sinan'/><category term='Çocuk Egitimi'/><category term='Matematik Eğitimi'/><category term='Eğitim Haberleri'/><category term='anneler'/><category term='Matematik Haberleri'/><category term='Çarpım Tablosu'/><category term='dünya'/><category term='Etkili ve Pratik Yöntemlerle Çarpma Öğretimi'/><category term='matematik karikaturleri'/><category term='para'/><category term='Diger Konular'/><category term='müjde'/><category term='yunus emre'/><title type='text'>Matematiği Sevdiren Adam</title><subtitle type='html'>''matematikle barış zamanı''</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>Necip Güven</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>194</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7721635366411438812.post-5443343115453503322</id><published>2010-12-08T01:53:00.000-08:00</published><updated>2010-12-08T01:53:36.792-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Matematik Haberleri'/><title type='text'>Türkiye Yine Sıfır Çekti</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_cndAF7VBLCA/TP9Vd0R--qI/AAAAAAAAAJA/Lm42yJ5VLPM/s1600/oss.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="239" src="http://2.bp.blogspot.com/_cndAF7VBLCA/TP9Vd0R--qI/AAAAAAAAAJA/Lm42yJ5VLPM/s320/oss.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) ile Uluslararası Öğrencileri Değerlendirme Programı’nın tüm dünyada eğitim alanında referans araştırma olarak gösterilen “PISA” çalışmasının sonuçları dün açıklandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2000 yılından bu yana her üç yılda bir 15 yaşındaki öğrencileri değerlendiren PISA testinde Türkiye 2000 yılından bu yana son 3 içinde yer alma “geleneğini” sürdürdü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ortalama bir Güney Koreli ya da Finlandiyalı öğrencinin bir Türk öğrenciye göre hem sözel, hem sayısal hem de fen bilgisinde yüzde 30 dolayında daha başarılı olduğu ortaya çıktı. Amerikan öğrencilerin bu yılki PISA testinde diğer gelişmiş ülkelerde yaşayan öğrencilerin çok gerisinde kalarak sözelde 15, matematikte 25, fende ise 19’uncu olması sonrasında ABD‘nin saygın gazeteleri dün “Uyanma zamanı” başlığını atarak Amerikan eğitim sistemini eleştirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PISA testi, dünyada o kadar itibar görüyor ki, ülkelerin eğitim politikalarını değerlendirmesini sağlıyor ve eğitim sistemlerini geliştirmek nelerin eksik olduğunu ortaya koyuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her ülkenin 15 ile 16 yaş aralığında 5 bin öğrenciyi sınava tabi tuttuğu araştırmalarda İzlanda ve Lüksemburg gibi nüfusu yeterli olmayan ülkeler bütün öğrenci nüfusuyla sınava katılıyor ve yoğun nüfuslu bazı ülkeler de 5 binden fazla öğrenci gönderiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yayınlandıktan sonra her ülkenin manşetine taşınan araştırmalar eğitim politikalarını tartışmaya açmasıyla biliniyor. 2006’da yapılan araştırmada sondan birinci olan Türk öğrenciler metin anlama, fen ve matematik alanlarında yine son sıralarda kendine yer buldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkelerin eğitim politikalarını değerlendirmek ve eğitim sistemlerini geliştirmek için yapılan araştırmada OECD üyesi olan ülkelerin sıralandığı listede Türk öğrenciler metin anlama, matematik ve fen bilimlerinde 800 üzerinden sırasıyla 464, 445 ve 454 puan aldı. Böylelikle Türkiye, araştırmaya yeni dahil olan Şili’yi ve her araştırmada son sırayı kimseye bırakmayan Meksika’yı geride bırakarak sondan ikinci oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;PUANDA ARTIŞ SINIRLI&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk öğrenciler her üç alanda da OECD ortalamasının altında kaldı. 2006’da yapılan araştırmada fen bilimlerinde 424 puan alan Türk öğrenciler yayınlanan yeni sonuçlarda 454 puan alarak kendilerini geçmeyi başardı. Okuma alanında 3 yıl önce yapılan araştırmada 447 puan alan öğrenciler bu yıl 464 puan aldı. Matematik alanında ise 2006’da 424 alan 15 yaşındaki Türk öğrenciler bu yıl 445 puan aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;BAKANLIK 'ZAYIF YÖNLERİMİZ ORTAYA ÇIKTI' DEMİŞTİ&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önceki PISA sonuçlarının açıklanmasının ardından Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) bir değerlendirme raporu hazırlamış ve şu ifadeleri kullanmıştı: “PISA çalışmasıyla eğitim sistemimizin zayıf yönleri ortaya çıkmıştır. Örneğin PISA çalışmasıyla ölçülen olasılık, değişim ve ilişkiler, örüntü, metinler arası ilişki kurma gibi boyutlar mevcut programlarımızda yer almamaktadır. Yeni müfredatlarda bu eksiklikler giderilmiş ve kazanımlar yerleştirilmiştir. Eğitim sistemimizde yapılan yeniliklerin öğrenci başarısını yansımaları yine diğer ülkelerle karşılaştırılmalı olarak izlenecek, bu yolla eğitimimizde yapılan yeniliklerin ilk sonuçlarının uluslararası perspektif açısından görülmesi mümkün olacaktır.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eski Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik ise “Siz arpa ekip buğday biçme beklentisi içinde olamazsınız. Arpa ekerseniz, arpa biçersiniz. Perşembe’nin gelişi Çarşamba’dan bellidir. Bu konuda kehanete gerek yok. Ben 2006 PISA programından da ekstra bir başarı beklemiyorum. Ne zaman başarı bekleyeceğiz. Müfredatımız tam devreye girdikten sonra, PISA’ da da müfredatımızın dayandığı temel paradigmaya uygun olarak sorular sorulduğu için Türkiye esas başarı skalasında yerini alacak” ifadesini kullanmıştı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7721635366411438812-5443343115453503322?l=matematigisevdirenadam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/feeds/5443343115453503322/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2010/12/turkiye-yine-sfr-cekti.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/5443343115453503322'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/5443343115453503322'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2010/12/turkiye-yine-sfr-cekti.html' title='Türkiye Yine Sıfır Çekti'/><author><name>Necip Güven</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09220555800111134912</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_cndAF7VBLCA/TP9Vd0R--qI/AAAAAAAAAJA/Lm42yJ5VLPM/s72-c/oss.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7721635366411438812.post-8359916218598396330</id><published>2010-09-22T04:17:00.001-07:00</published><updated>2010-09-29T03:06:13.716-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Matematik Eğitimi'/><title type='text'>Matematik Sevgimizin Veya Nefretimizin Temel Nedenleri</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_cndAF7VBLCA/TJnl8XiI4dI/AAAAAAAAAI4/tuRmZWh72DU/s1600/Matematik%C3%A7i.jpeg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5519695643591369170" src="http://1.bp.blogspot.com/_cndAF7VBLCA/TJnl8XiI4dI/AAAAAAAAAI4/tuRmZWh72DU/s320/Matematik%C3%A7i.jpeg" style="cursor: pointer; display: block; height: 194px; margin: 0px auto 10px; text-align: center; width: 259px;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşçılık mesleğine göre matematik  aşçının yemeğinde kullandığı yemek malzemesidir. Yemeğin kalitesi yemeği yapan aşçının mahareti ile doğru orantılıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ressamlık mesleğine göre matematik ressamın kalemidir.Resimi güzelleştiren veya çirkinleştiren ressamın kaleminden çıkan çizgilerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir bestekara göre matematik bestelerde kullandığı 7 notadır.Bestenin güzelliği bestekarın hünerine bağlıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Heykeltraşlık mesleğine göre matematik heykeltraşın elinde şekillenmeyi bekleyen bir taştır.Onun sanat eseri olması heykeltraşın hünerine bağlıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir tiyatrocuya göre matematik oynananacak bir senaryodur.Oyunu güzelleştiren oynayan sanatçının oyuna kattıklarıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir çalgıcıya göre matematik çalınacak bir müzik aletidir.Çalgı aynı olduğu halde esas maharet çalan kişidedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Usta ressamın elinde kalem muhteşem bir resme dönüşürken aceminin eline bir karalama , usta aşçının elinde malzemeler nefis bir yemeğe dönüşürken acemi aşçının elinde çöpe giden kötü bir yemeğe, usta bir bestekarın elinde notalar huşu içinde dinlenen mükemmel bir besteye dönüşürken acemini elinde gürültüye, usta heykeltraşların elinde taşlar bir sanata dönüşürken aceminin elinde anlamsız bir taş parçasına , usta oyuncuların elinde oyun güzel bir gösteriye dönüşürken acemilerin elinde sıkıcı hale gelir.Çalgıları ustaların elinde zevkle dinlerken acemilerin elinde gürültü yapmaktan  başka   bir işe yaramaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Matematiği seven öğrencilerin elinde matematik öğrenciyi hedeflerine ulaştıran bir dosta dönüşürken, matematiği sevmeyen öğrencilerin elinde de birer ölüm fermanına dönüşür.Ustaların elinde matematik öğrencilerin yeteneklerinin ortaya çıkmasına neden olurken kimilerinin elinde öğrenciye zarar veren bir not silahına dönüşür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Matematikle barışık ülkelerde matematik hayatın parçası ve sıradan bir derse dönüşürken matematiğin kabus gibi göründüğü ülkelerde eğitimin dibe vuruşunun ilanına dönüşür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Matematik biliminde bizleri sonuçlara götüren değişik binlerce bilinen veya bilinmeyen yol vardır.Bu yollların basitliği veya karmaşıklığı , o yollara düşenleri azmi veya sebatsızlığı , o yollardan götüren klavuzların anlayışlı veya duyarsız olmuşları, yeteneklerimizin farkında oluşumuz veya olmayışımız , çevremizi oluşturan toplumun olaylara bakış açısı bizim matematik konusundaki yargılarımızın bütününü oluşturur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Necip Güven&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7721635366411438812-8359916218598396330?l=matematigisevdirenadam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/feeds/8359916218598396330/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2010/09/matematik-sevgimizin-veya-nefretimizin.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/8359916218598396330'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/8359916218598396330'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2010/09/matematik-sevgimizin-veya-nefretimizin.html' title='Matematik Sevgimizin Veya Nefretimizin Temel Nedenleri'/><author><name>Necip Güven</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09220555800111134912</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_cndAF7VBLCA/TJnl8XiI4dI/AAAAAAAAAI4/tuRmZWh72DU/s72-c/Matematik%C3%A7i.jpeg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7721635366411438812.post-5916243905714168457</id><published>2010-08-06T00:40:00.000-07:00</published><updated>2010-09-29T03:09:27.197-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Diger Konular'/><title type='text'>Ey  Allahım,  Beni Yıkıcı Eleştirlerden Koru !</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_cndAF7VBLCA/TFu9E4oDaTI/AAAAAAAAAIY/0qQsfMRieX8/s1600/ELE%C5%9ET%C4%B0R%C4%B0.jpeg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5502199261380700466" src="http://4.bp.blogspot.com/_cndAF7VBLCA/TFu9E4oDaTI/AAAAAAAAAIY/0qQsfMRieX8/s320/ELE%C5%9ET%C4%B0R%C4%B0.jpeg" style="cursor: pointer; display: block; height: 186px; margin: 0px auto 10px; text-align: center; width: 271px;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ELEŞTİRMEK KOLAYDIR , ZOR OLAN ÖNERİDE BULUNMAKTIR. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yazıda hayatın içinden bir konudan bahsedeceğiz. ``Eleştiri``Eleştiri hayatın bir gerçeğidir bazen de bir şeyin daha iyisini yapmak için elzem de olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatta yapıcı eleştirileri bir tarafa koyarsak genellikle insanları ``Eleştirenler ve Yapanlar ``diye ikiye ayırabiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapıcı eleştiriyi bir kenar koyarsak (Çünkü yapıcı eleştiri bir birikim gerektirir.)Eleştiri yapmak çok kolaydır ve çoğunlukla sorumluluğu da yoktur. Ama bir şey yapmaya soyunmak sorumluluk ve risk almayı gerektirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;``Ama Hocam, bir taraftan bir şeyler yaparken öbür taraftan bazen siz de eleştirilerde bulunmuyor musunuz? `` dediğinizi duyar gibiyim.Yalnız bir şeyi daha iyi yapmak için yapılan eleştiri ile hem o konuda sorumluluktan kaçıp hem de eleştirmeyi bir tutamayız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesela, cerrah ile katilin ellerinde kesici aletler bulunur.Cerrah kesme işlemiyle hastaya hayat verirken katil insan hayatına son verir.Cerrah iyi , katil kötü bir iş yapmış olur.Biz de eleştirileri yaparken bu ayrıma dikkat edersek eleştirirken daha az hata yapmış oluruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben, eğitim konusunda eleştiri yaparken olayı kişiselleştirmemeye dikkat etmeye çalışırım.Çünkü hepimiz aynı gemideyiz.Bazen bir konuda daha doğruyu bulmak için yapıcı eleştiri zorunlu da olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eleştiri yaparken şunu da unutmamalıyız.Aslında hiç birimiz hatasız ve sütten çıkmış ak kaşık değiliz.Ama hiç olmazsa iyi niyetli olmak için elimizden gelen çabayı göstermeliyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ELEŞTİRİ YAPMAK ÇOK KOLAYDIR. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir şeyi eleştirmek çok kolaydır. Önemli ve zor olan daha iyiyi yapabilmektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir zamanlar bir ülkede çok büyük bir ressam yaşıyormuş. Bu usta sanatının inceliklerini öğretmek için kurs açmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kursta bulunan öğrencilerden azimli ve istekli öğrencilerden biri ustasından aldığı derslerden sonra bir gün ustasından   Ustacığım, sizden aldığım derslerden sonra sanatınız inceliklerini öğrendim ; ustalık belgemi alıp sanatımı icra etmek istiyorum.   demiş.Usta   Delikanlı, şimdi senden acele etmeden en güzel resmini yapıp getir.   demiş.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Delikanlı, gece gündüz çalışarak itina ile yaptığı resmi ustasına getirmiş. Ustası,   Şimdi bu resmi al ve şehrin en işlek meydanına as    demiş. Resmin altına da   Bu resmi incelemeleri için astığını, hatalı görülen yerlere X (çarpı) işareti koymalarını rica ettiğini yaz.   diye eklemiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genç ressam ustasının dediğini yapmış. Ustası, birkaç gün sora çırağından resmi astığı yerden getirmesini istemiş. Genç ressam resmin yanına vardığında tam bir hayal kırıklığına uğramış. Çünkü resmin her tarafı X (çarpı) işaretleriyle doluymuş. Üzüntüyle resmi alarak ustasına götürmüş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ustası, genç ressamı teselli ederek tekrar bir resim yapmasını istemiş. Genç ressam tekrar gece gündüz ve itina ile çalışarak bir resim daha yapmış. Ustası resmi yine aynı yere asmasını istemiş. Yalnız bu sefer resmin yanına boya ve fırça koymasını, altına da   Bu resmi incelemenizi, hatalı bölümler varsa alttaki fırça ve boya ile düzeltilmesini rica ediyorum.   yazısını eklemesini söylemiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genç ressam ustasını dediklerini yaparak resmi aynı yere asmış.Ustası, genç ressamdan birkaç gün sonra gidip resmi getirmesini istemiş. Resmin yanına varan genç ressam gördükleri karşısında şaşkınlığa uğramış. Çünkü resmin üzerinde hiç X (çarpı) işareti yokmuş, koyduğu boya ve fırçaya da hiç dokunulmamış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu manzara genç ressamı sevindirmiş ve kendine güveni tekrar gelmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ustasının yanına vardığında   Evladım, bu gün öğrenmiş olduğun dersten sonra artık eğitimin tamamlandı.   demiş. Genç ressam ustasından bu iki durumu açıklamasını istemiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ustası   Evladım, yalnız işinde ustalaşman yeterli değildir. İnsanlara fırsat verildiğinde o konuda bilgisi olup olmadığına bakmadan eleştirmekten geri durmayacaklarını da öğrenmen gerekiyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk resimde onlar bu fırsatı verdiğimiz için o konuda bilgileri olmadığı halde gözleri kapalı resmin her yerini X (çarpı) işaretleriyle doldurdular. Çünkü yaptıkları eleştiriler onlara hiçbir sorumluluk yüklemiyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama aynı insanlardan buldukları hataları düzeltmeleri istenince bunu yapamadılar. Çünkü bir şeyi eleştirmek çok kolaydır. Önemli ve zor olan daha iyiyi yapabilmektir.'' dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Bir konuda eleştiri de bulunanlar ağaçları budayan bahçıvanlara benzerler.Usta bahçıvanların budadığı ağaçlar kısa zamanda serpilip bol meyve verirken acemi bahçınaların budadığı ağaçların gelişimleri sekteye uğrar, meyveleri azalır.Hatta daha kötüsü, bazı bilinçsiz bahçıvanların budadığı ağaçlar yanlış budama yüzünden kuruyabilir.Kısaca usta bahçıvanlar genç ağaçlara hayat verirken acemi bahçıvanlar da bilinçsiz budama yüzünden bir çok genç ağacı kurutur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Necip GÜVEN&amp;nbsp;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7721635366411438812-5916243905714168457?l=matematigisevdirenadam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/feeds/5916243905714168457/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2010/08/ey-allahm-beni-ykc-elestirlerden-koru.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/5916243905714168457'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/5916243905714168457'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2010/08/ey-allahm-beni-ykc-elestirlerden-koru.html' title='Ey  Allahım,  Beni Yıkıcı Eleştirlerden Koru !'/><author><name>Necip Güven</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09220555800111134912</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_cndAF7VBLCA/TFu9E4oDaTI/AAAAAAAAAIY/0qQsfMRieX8/s72-c/ELE%C5%9ET%C4%B0R%C4%B0.jpeg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7721635366411438812.post-8788051949716634956</id><published>2010-07-21T22:38:00.000-07:00</published><updated>2010-07-21T22:41:39.969-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Matematik Eğitimi'/><title type='text'>Biyolojiyi Sevdiren Güler Yüzlü Adam !</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_cndAF7VBLCA/TEfZ2vTMPEI/AAAAAAAAAHM/9QWEzrD8arY/s1600/Kurba%C4%9Fa.gif"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 159px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cndAF7VBLCA/TEfZ2vTMPEI/AAAAAAAAAHM/9QWEzrD8arY/s320/Kurba%C4%9Fa.gif" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5496601404662103106" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biyolojiyi Sevdiren Güler Yüzlü Adam ( Kubilay İpek )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanılmıyorsam 2002 ekim-kasım aylarıydı. Okulumuzdaki bir çok öğretmen arkadaş gibi bana da sağlık çalışanları alımı sınavında görev verilmişti. Sınavın yapılacağı okula gittik. Sınav vakti yaklaşınca görevliler bize ikişer ikişer (salon başkanı, gözetmen ) kimlerle görev yapacağımızı bildirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sınav salonuna varınca karşıma o her zamanki haliyle mütebbessim yüzlü genç bir meslektaşla karşılaştım. Bir birimize kendimizi tanıtma sonucunda bu sımsıcak gülüşlü genç eğitimcinin Biyoloji Öğretmeni Kubilay İPEK olduğunu öğrendim.Sınav öncesi yaptığımız kısa sohbette aynı yolun yolcusu olduğumuzu öğrendik.Bir birimizin telefonlarını aldık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O sınav sonucu aldığımız ücret daha önceki sınavlara göre çok iyiydi ; bu yüzden tüm arkadaşların yüzü gülüyordu. O görevli öğretmenlerin içinde belki de en çok sevinen bendim.Aldığımız sınav ücreti için mi? Yok canım, o para çok ta olsa bitmişti fakat o sınav benim Kubilay İPEK gibi genç bir eğitimci ile tanışmama neden olmuştu.Tanışma o tanışma bir daha bir birimizle irtibatı hiç kesmedik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kubilay Hocam ‘’Matematikle Barışıyorum ‘’ kitabımın taslağını inceler misin dediğimde nazlanmadan kabul etti, kısa sürede okuyarak yorumunu yazdı.Kitabımın basımı için yayın evleriyle iletişim kurdum.Bir yayın evi altı ay sonra ‘’Kitabını basmaya karar verdik.’’ dedi.Ben de doğal olarak sevinmiştim.Kitabın eylül ayına yetişip yetişmeyeceğini sordum , yetişmeyeceğini söyledi.Ne zaman basılabileceğini sorduğumda onun da belli olmadığını söyledi.Kitabı öne almak için aracı koyduğumda da yayın evinin editörü olan bayan ‘’Hocam, sizin herhalde aceleniz var.’’ dedi.’’Evet.’’ dedim. ‘’O zaman kitabınızı alıp istediğiniz yayın evine bastırın.’’ dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitabı bastırmak için yayın evi ve sponsor arama çabaları sonuçsuz kalınca eğitimci yazar Canten KAYA Bey ‘’Senin kitabı Manisa’da benim kitaplarımda bir çoğunu basan ‘’Renk Yayınlarına’’ bastıralım.’’ dedi.Yayın evi ile görüşmemizde ‘’Arkadaşlar, kitabın basım hazırlıklarına başlayın ; ben son defa sponsor arayayım.’’ dedim.Para konusunu siz hiç kafanıza takmayın, ben en kötü ihtimali düşünerek bir bankayla kredi konusunu konuştum.’’ dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son sponsorluk arama sonuçları da boş çıkınca bankaya kredi için baş vurdum. Banka bir kefil istiyordu.’’Kubilay Hocam, bana kefil olur musun?’’ diye sorunca bir an düşünmeden ‘’Haydi, hemen bankaya gidelim.’’ dedi.İki yılda ödemek üzere aldığım krediyi yayın evine göndererek kitabı bastırdım.Fakat sıkıntılar içinde geçen o iki yılda Kubilay Hoca’mı da sıkıntıya sokmamak için çok dua ettim.İki yıl sonuda kredi ödemeleri bitince ‘’Yarabbi sana çok şükürler olsun !’’ diyerek derin bir ‘’Oh!’’ çektim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kubilay Hoca’m bu konu dışında da ne zaman sıkışsam ‘’Hızır’’ gibi imdadıma yetişmiştir.Ortanca oğlum Yasin’in sayısal derslerle arası önceleri hiç iyi değildi.İşin kötü yanı da gözü de ‘’Mimarlık’’ mesleğinden başkasını görmüyordu.( Şimdi de öyle ya…)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sayısal derslerden olan biyolojideki sıkıntısını Kubilay Hocam’a açtığımda yine insanın içini ısıtan o sımsıcak gülüşüyle ‘’Hiç sorun değil, seni onu bana bir gönder.’’ dedi.Kubilay Hoca’nın Yasin’e olumlu etkisi daha ilk derste kendini belli etmişti.Elinde sihirli bir deynek mi vardı acaba? Çok kısa bir sürede Yasin’in biyoloji fobisi kayboldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben de ‘’Kubilay Hoca’m sen de biyolojiyi sevdirme konusunda kitap hazırlamaya başla , elime ilerde imkan geçtiğinde bu kitabın basımını ben üstleniyorum.’’ dedim.Sözümü hiçbir zaman unutmadım, bu konuda da çok kararlıyım.İtiraf edeyim ki bir çok konuda ‘’Kubilay Hoca’m’’ benden daha yetenekli.Aşağıdaki yazıları okuduğunuzda Kubilay İPEK Hocam’ın ne kadar yetenekli olduğunu siz de göreceksiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘’Ama siz kitap yazmışsınız o daha kitap yazmamış, bunun nedeni nedir? Kubilay Hoca’m benden zeki ama şimdilik benim kadar ‘’deli’’ değil.İşe bakın; Kubilay Hoca’m gibiler bana işin inceliklerini anlatıyor.Ben ise önce bu olayı bilgisayarda yazdırıyorum, sonra da ‘’Bu yazıyı acele olarak benim elektronik postama gönder!’’ diyorum.Bu yazıları bir araya toplayarak kitap yazıyorum.Bana ‘’yazar’’, Kubilay Bey’e ise Hoca’m diyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnşaallah, çok yakında bir gün kitapçıların raflarında ‘’Biyolojiyi Çok Seviyorum’’ veya buna benzer bir kitap görürseniz yazarına hiç bakmayın sakın! Çünkü orada ‘’Kubilay İPEK’’ yazacak.Haydi Kubilay Hoca’m sana buradan sesleniyorum. ‘’Kitabını bitirmediysen hemen tamamla, Türkiye senin o harika kitabını bekliyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kubilay Hocam, seni tanıdığım için çok şanslıyım.İyi ki varsın! Unutma ülken senden çok şey bekliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘’NELERİN YANLIŞ YAPILDIĞINI ÖĞRENİYOR OLMAK, DOĞRULARI YAPMAYA DOĞRU ATILAN BİR İLK ADIMDIR. Necip GÜVEN’’&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KUBİLAY HOCAM'DAN ALDIĞIM EN BÜYÜK DERS !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani bu ülkede dinazorlar vardır ya, hani onlar 25-30 yıllık öğretmenliklerine güvenerek daha az kıdemli öğretmenlere tepeden bakarak adeta ''Karşı dağları ben yarattım.'' pozlarında burunlarından hiç kıl aldırmazlar ya.İtiraf ediyorum ki malesef 25 yıllık fiili meslek hayatımda bir türlü dinazor olamadım.25 yıllık fiili eğitimcilik hayatımda benden kıdemce büyük olanlardan çok dersler almakla birlikte mesleğinin ilk yıllarında olmasına rağmen pırıl pırıl genç rehber öğretmenlerimizden ve gibi pozitiflikte benden çok önde olan   Kubilay Hocam'dan çok güzel dersler aldım.Bu derslerden en çarpıcı olanını anlattığında çok hoşuma gitti ve bunu yazmasını istedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kubilay Hocam'ın bu reçetesini hangi öğrenci grubuna uyguladım ise çok iyi sonuçlar aldım.Hatta o zaman bu olayı Prof.Dr.Orhan Lisesinde Edebiyat Öğretmeni olarak çalışan Atike BIÇAKÇI Hanıma da anlatmış ve yazıyı vermiştim.Atike Hanım da bana ''Necip Hocam, Kubilay Hoca'mın yazısını dersine girdiğim öğrencilerle paylaştım.Benim öğrencilerim de ''Çok Doğru'' diyerek etkilendiler.O zamandan bu günlere Kubilay Hocamın bu metodunu ben de matematikten nefret eden öğrencilere uyguluyorum.Bu zamana kadar uyguladığım öğrencilerden Kubilay Hocamın dediklerine itiraz eden tek bir öğrenci bile görmedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lafı daha uzatmadan Kubilay Hocamın bu olayını ve ''Biyoloji Dersini Sevme '' ile ilgili yazılarını birlikte okuyalım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÇOCUKLAR NE OLUR BANA ROL YAPMAYIN !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eskişehir Atatürk Anadolu Meslek ve Endüstri meslek lisesi Biyoloji öğretmeniyim.2003-2004 eğitim öğretim yılında sınıf öğretmenliği dersinde başarısızlığı fazla olan öğrencilerime yaptığım konuşmadır. Bu konuşmam sonunda öğrencilerim bana hak verdi ve bazılarında olumlu yönde değişmeler gözlemledim.&lt;br /&gt;..............................................................................................&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derslerinizde çok başarısızsınız! Karnelerinizi alıp evlerinize gittiğinizde sizi azarlayacaklar ve hakaret edecekler. Hatta size aptal, geri zekâlı diyecekler. Okuldaki öğretmenleriniz size tembel, hiçbir işe yaramaz, bir şeyi anlayamayan öğrenciler gözü ile bakacaklar. Ama siz ne aptal, ne geri zekalı, ne anlayışsız kişilersiniz. Bunu bana yutturamazsınız. Siz etrafınıza böyle görünmek için bilerek rol yapıyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir insan aptal veya geri zekâlı ise şunları yapamaz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1.Evinden okula gelip tekrar evine gidemez. Siz gidiyorsunuz!&lt;br /&gt;2.Cep telefonlarının bütün özelliklerini öğrenip kullanamaz. Siz maşallah!&lt;br /&gt;3.Internet salonlarında bilgisayar kullanamaz. Siz onda da bizi yaya bırakıyorsunuz!&lt;br /&gt;4.Alışveriş yaparken para verip üstünü alamaz. Siz alasını yapıyorsunuz!&lt;br /&gt;O zaman sadece çevrenizdekilerin sizi böyle görmesi için rol yapıyorsunuz. Çünkü bu sayede pek çok sorumluluğu ve yapmanız gereken işleri yapma zahmetinden kurtuluyorsunuz. Ama beni kandıramazsınız. Zaten rolünüzü de hiç iyi oynayamıyorsunuz. İstediğiniz zaman çok zor olan şeyleri bile başarabileceğinizi biliyorum.Hadi rol yapmayı bırakın ve kendiniz olun !!!…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kubilay İPEK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BİYOLOJİYİ SEVEBİLİRSİNİZ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;          Okul hayatında öğrencilerin en fazla şikayet ettiği konuların başında dersi sevmemeleri gelir.Bu önyargılardan, başkalarının anlattıklarından, ders saatinden veya öğretmenin davranışlarından kaynaklanabilir.Ancak her ne olursa olsun bunda dersin, konuların veya içeriğinin hiçbir suçu yoktur.En iyi savunmalardan biride “ileride bunlar ne işimize yarayacak” cümlesidir.Öğrencilere sorduğumuzda sevmedikleri derslerin başında Matematik, Fizik, Biyoloji gelir.Ama ne olacaksınız derseniz Doktor, Mühendis, Pilot vs. cevabını alırsınız.Sevmediği bir dersin uzmanlığını nasıl yapacaklar? Yapmayacaklar.En iyi yol hedef değiştirmek.Farklı bir alan seçmek; mesela futbolcu, kamu işçisi, memur vs.&lt;br /&gt;         &lt;br /&gt;Bunları yazmamın sebebi şuydu :İsmi ne olursa olsun dersi sevmek bizim elimizde(Önce bunu anlamak lazım!)&lt;br /&gt;Peki nasıl seveceğim? Cevap : Anlaşılır,kolay akılda kalır ve eğlenceli hale getirerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ders kitaplarında çok sıkıcı cümleler vardır ve öğretmenler genelde kitabı okutur.Okuyan dahil herkes içi geçerek dinler veya dinlermiş gibi yapar.&lt;br /&gt;Anlatan da dinleyen de şu ders bitse de dışarıya çıksak diye düşünür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama ben de Necip Hocam gibi dersi ilginç hale getirmek için neler yapabilirim diye düşünürüm.Daha sonra düşündüğüm şeyi sınıftaki öğrencilerimle paylaşırım.Sınıfta adeta küçük çaplı bir beyin fırtınası ortamı olur.Bazı öğrenciler normal katkılar yaparken bazı öğrencilerin önerileri sınıfta gülüşmeler hatta bazen kahkahalara dönüşür.Dışarıdan bizi izleyen birisinin bizim biyoloji dersi işlediğimize inanması mümkün değildir.Öyle ya canım , güya biyoloji çok sıkıcı ve gıcık bir derstir. &lt;br /&gt;Yoksa hiç bir ders aslında sıkıcı değil de onu biz mi sıkıcı veya sevimli hale getiriyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi Biyoloji derslerimden örnek verecek olursam bu zaman kadar benim biyoloji dersime giripte ''Biyoloji dersi çok sıkıcı geçiyor.'' diyen bir öğrenciye rastlamadım.Ben öğrencilerime biyoloji öğretmeye çalışmıyorum.Benim amacım onlara dersi sevdirmektir.Biliyorum ki her öğrencim kendine has farklı yeteneklere sahip değişik renklerde açan çok değerli nadide çiçeklerdir.Nasıl topraktaki çiçek tohumları ancak sıcak ortamlarda toprağın altından baş gösterip çiçek açarsa benim nadide çiçeklerim   sevgi ortamında kabuğunu kırarak gerçek potansiyelini ortaya çıkarabilir.Eğer kendinin ve kişiliğinin tehdit  altında olduğunu düşünürse kaplumbağanın kabuğuna çekildiği gibi kabuğuna çekilir ve yeteneklerini gizler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, tekrar ediyorum.Benim görevim onlara dersi öğretmek değil sevdirmektir.Eğer dersi sevdirebilirsem bir çok kaplumbağanın  kabuğundan başını çıkarak ilerleyeceğini öğretmenlik hayatımda yaşadığım bir çok ilginç olay gösterdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biyoloji dersini sevdirmek ve öğretmek için öğrencilerin de katkıları ile geliştirdiğimiz bir çok ilginç uygulamamız vardır.Bu yazıda bu konu ile ilgili sadece küçük örnekler vermek istiyorum.&lt;br /&gt;        &lt;br /&gt;11. Sınıf biyoloji konusu Endokrin sistem Hipofiz bezi hormonları : &lt;br /&gt;        &lt;br /&gt;1.Adrenokortikotropik Hormon(ACTH):Böbrek üstü bezlerini uyararak hormon salgılamalarını sağlar.&lt;br /&gt;      &lt;br /&gt;2.Lüteotropik Hormon(LTH veya Prolaktin) : Süt bezlerini uyararak süt yapımını sağlar ve annelik duygusunu güçlendirir.  &lt;br /&gt;        &lt;br /&gt;3.Folikül uyarıcı Hormon(FSH): Yumurtalıklarda folüküllerin gelişmesini ve yumurta hücresi oluşmasını sağlar.&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;Bunun gibi daha birçok hormonun adı görevini bilmek zorundayız.Ben bunu daha değişik sunacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1.AcıTanHormon;Çocuk bisikletinden düşmüş BÖBREĞİNİ AcıTmış.&lt;br /&gt;         &lt;br /&gt;2.LaTifeHormonu;Latife hanım yeni doğum yapmış ve şefkatle çocuğunu emziriyor&lt;br /&gt;         &lt;br /&gt;3.Folyokyumurta yok Hormonu:Fol tavukların yumurtladıkları yer folükül vücutta yumurtanın yapıldığı yer.Bu yoksa yumurtada yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgiler ve Başarılar.......&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kubilay İPEK Biyoloji Öğretmeni   08  Temmuz.2010  Eskişehir&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7721635366411438812-8788051949716634956?l=matematigisevdirenadam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/feeds/8788051949716634956/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2010/07/biyolojiyi-sevdiren-guler-yuzlu-adam.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/8788051949716634956'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/8788051949716634956'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2010/07/biyolojiyi-sevdiren-guler-yuzlu-adam.html' title='Biyolojiyi Sevdiren Güler Yüzlü Adam !'/><author><name>Necip Güven</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09220555800111134912</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_cndAF7VBLCA/TEfZ2vTMPEI/AAAAAAAAAHM/9QWEzrD8arY/s72-c/Kurba%C4%9Fa.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7721635366411438812.post-2702094414741638904</id><published>2010-07-05T14:24:00.000-07:00</published><updated>2010-07-11T12:47:15.824-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Matematik Eğitimi'/><title type='text'>Öğrenciler ( X)'ten  Neden Korkarlar ?</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.itusozluk.com/img.php/dbf6639ab5437d979b6288c601f20f0811396/x"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 427px; height: 383px;" src="http://www.itusozluk.com/img.php/dbf6639ab5437d979b6288c601f20f0811396/x" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Önceki yıllarda emekli sınıf öğretmeni Süleyman ÇAYIRLI Hocama ``Hocam, öğrenciler ( X ) İks ten neden korkuyor.`` diye sormuştum. Cevabı bana da çok mantıklı gelmişti. ``Necipçiğim, biliyorsun ki alfabemizde 29 harf vardır, bunların içinde de (X) İks diye bir harf yoktur.Öğrencilerin karşısına orta okulda birden çıkınca öğrenciler de bocalıyor.`` demişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra bu açıklama üzerinde yıllarca düşündüm, düşündükçe Süleyman ÇAYIRLI Hocama daha da hak verdim.Bu olay daha ısınmadan sahaya çıkan bir sporcu en ufak zorlama karşısında lif çekmesi türünden sporcu sakatlıkları ile karşılaşıyor.Öğrenciler de daha (X) İksin mantığını öğrenmeden matematik sahasına dalınca birden bocalayıp kalıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 Ağustos 2008 akşamı sitemize yorum bırakan Cüneyt KARA kardeşimiz de ``Yaşım 20 , matematik öğrenmek için herşeyi yapıyorum ama inanın anlamıyorum. Örneğin bana ‘X’ hep çok saçma gelmiştir.`` diyerek bu tezimizi doğruluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben de (X) İKS’in mantığından bahsedilmeden, yani ısınma hareketleri yapmadan başlanan bu öğretimin baştan iflas ettiğini düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana ( X ) `` İKS’in bir mantığı var mıdır? `` diye sorsanız , size ``Evet ( X ) İKS’in de bir mantığı vardır.`` derim.Ben denklemleri hep gözümde pazarcı terazisine benzetmişimdir.&lt;br /&gt;Bir taraf Kğ (Ağırlık ) , öbür taraf terazinin karşı kefesidir. = ( Eşttir) çizgisi ise iki tarafın dengesini ayarlar.Nasıl bir terazinin kefesine konan meyveler arttıkça karşı kefedeki ağırlıklar artar.Meyveleri azalttıkça da karşı kefedeki ağırlıklar azalır.&lt;br /&gt;O zaman ısınma turlarında ( X ) İKS’in mantığını nasıl anlatmalıydık?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örnek olarak ( X = y + 40) ifadesini ele alalım.Ben olsaydım önce bu işlemi sınıfta canlandırırdım.Örnek olarak sitemize yorum yazan Volkan ve Cüneyt` i ele alalım.&lt;br /&gt;( X ) İks yerine Volkan , y yerine de Cüneyt derdim.Denklemi tekrar tahtaya yazardım.Volkan = Cüneyt + 40, Bu denklem bana neler anlatıyor bakalım.Olayı şöyle geliştirirdim.``Arkadaşlar , bu verilen denklem Volkan ile Cüneyt`in cebindeki paraların denklemidir.`` derdim.Buradan şu sonuçlara varırdım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1-Volkan`ın parası Cüneyt`ten fazladır.&lt;br /&gt;2-Cüneyt`in cebine 40 L . daha koyarsam ikisinin paraları da eşit olurdu.&lt;br /&gt;3-Denklemlerde Volkan olmadığı zamanlarda gel Cüneyt kardeş Volkan`ın yerini doldur derdim.O da doğal olarak ``Hocam, ama benim cebimde Volkan`ın yerini dolduracak kadar para yoktur.`` derdi.Ben de ``Al 40 L. yi koş hemen Volkan`ın denklemdeki yerini doldur.`` derdim.O da doğal olarak ``Tamam Hocam, hemen Volkan`ın denklemdeki yerini doldurmaya gidiyorum.`` derdi.&lt;br /&gt;4-Bu denklemi çözmek için Cüneyt veya Volkan`dan birinin parasını öğrendiğimde diğerinin cebindeki parayı bulabilirim.&lt;br /&gt;5- Eğer denklemi bozmadan ikisine de para vermem gerekseydi.İkisine de aynı miktarda para vermem gerekirdi.&lt;br /&gt;6- Eğer denklemi bozmadan ikisinden de para almam gerekseydi.İkisinden de aynı miktarda para almam gerekirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Denklemlerin mantığını öğrettikten sonra da bilinmeyene ister Ayşe, ister Fatma, İster Maykıl, ister Caykıl, ister X, ister Y, ister Q, ister W, ister @ derdik ...&lt;br /&gt;Ayvaz kasap, aynı hesap olurdu.......&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Necip GÜVEN Eskişehir 04 Ağustos 2008&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu üçgende X'i bulunuz sorusuna bir öğrencinin zekice cevabı.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.itusozluk.com/img.php/782c8a54c1daebf1a4238ff7125216b6767/x"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 360px; height: 244px;" src="http://www.itusozluk.com/img.php/782c8a54c1daebf1a4238ff7125216b6767/x" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;(X) (İKS) DEYİNCE KALEM ELDEN DÜŞÜYOR !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÖSS’le bağlamışım gönlümü&lt;br /&gt;Testler zordur ,çözülmüyor Mihriban&lt;br /&gt;Test çözmekten zor belleme ölümü&lt;br /&gt;Çözmeyince bilinmiyor Mihriban&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;X,deyince kalem elden düşüyor&lt;br /&gt;Kafam karışıyor, aklım şaşıyor&lt;br /&gt;İnananlar engelleri aşıyor,&lt;br /&gt;Matematik çekilmiyor Mihriban&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabiplerde ilaç yoktur yarama&lt;br /&gt;Faturalar çok geliyor arama&lt;br /&gt;Netlerimde düşüşler de var ama&lt;br /&gt;Sensiz hayat çekilmiyor Mihriban&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;X,deyince kalem elden düşüyor&lt;br /&gt;Kafam karışıyor, aklım şaşıyor&lt;br /&gt;Kartallar da tavuk gibi yaşıyor,&lt;br /&gt;Böyle hayat çekilmiyor Mihriban&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte düştük ÖSS’nin eline&lt;br /&gt;Bunun sonu stres böyle biline&lt;br /&gt;Şaştım kaldım bu işlerin sonu ne&lt;br /&gt;Stres ağır çekilmiyor Mihriban&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;X,deyince kalem elden düşüyor&lt;br /&gt;Kafam karışıyor, aklım şaşıyor&lt;br /&gt;Gençlerimiz sıkıntılar yaşıyor,&lt;br /&gt;Dershaneler çekilmiyor Mihriban&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Necip GÜVEN Eskişehir 07 Haziran 2008&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Sevgili Dostlar, bildiğiniz gibi ”Mihriban” şiiri Üstat Şair Abdurrahim Karakoç hocamızın.10 yıldır yaptığım çalışmalar bana sıradışı,ilginç, komik şeylerin beyin tarafından daha kolay algılandığı gösterdi.Cem YILMAZ’ı tanıdıktan sonra kendime hep şu soruyu sordum ”Neden çocuklar ve gençler matematiği Cem YILMAZ kadar sevmiyorlar ? Cevap açıktı çünkü matematik çok sıkıcıydı.Oysa ben matematiği çok seviyor ve çocuklara sevdirmek istiyordum.”X Deyince Kalem Elden Düşüyor” uyarlaması böyle bir arayış içinde 7 Haziran 2008′de ortaya çıktı.Fakat ortada bir sorun vardı.”Mihriban” şiirinin asıl sahibi Üstat Abdurrahim Karakoç’tu ve ben bu şiiri kullanmak ve internette yayınlamak için izin almamıştım.Ortada bir kul hakkı vardı, bu durum da beni çok rahatsız etmeye başladı.Sonunda kararımı verdim.Ya bu şiiri eğitim amaçlı kullanmak için üstattan izin alacak ve yoluma devam edecektim.İzin alamazsam da bu şiiri Web sitemden silecektim.Aralık 2008′de bu düşüncelerle Abdurrahim Karakoç’a ulaşmak için araştırma yaptım ve sonunda ona ulaşacak telefon numarasını aldım.Acaba ne diyecek tedirginliği ile durumu izah ederek bu şiirin uyarlamasını eğitim amaçlı kullanmak için izin istedim.Endişelerimin aksine hiç bir olumsuz tepki vermeden ” İzin verdim gitti !”Derin bir ”Ohhhhh çektim ve üstada teşekkür ettim.Üstattan Allah razı olsun.İnşaallah matematik ve eğitim alanında yapacağım çalışmalarla üstadın yüzünü kara çıkarmayacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Necip GÜVEN 27 Aralık 2008&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MATEMATİKTE YAŞADIĞIMIZ HATALAR ZİNCİRİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;``Çocukluğumuzda Yüce yaratıcı tarafından bizlere bahşedilmiş olan eşsiz beyin bilgisayarımıza daha sonraki yıllarda bulaşmış olan düşünce virüslerinden kurtulabilirsek matematik dahil başarısız olduğumuz bir çok alanda başarıyı tadabiliriz. Hem de doyasıya." ( Necip GÜVEN )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MATEMATİKTE ÖNYARGILAR BEYNİMİZİ KİLİTLİYOR !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1970 Yıllarda matematiğe benzer korkuları futbolda yaşıyorduk.Bir Avrupa takımıyla karşılaştığımızda bacaklarımız titriyor, kendi ceza sahamızdan çıkamıyorduk.Ondan sonra da ``Yenildik ama ezilmedik !`` narları atıyorduk. Evet, doğruydu, bizi karşı takımdan önce önyargılarımız yeniyordu.Ne zaman ki hücumu düşünerek rakip sahaya geçmeye başladık, önce önyargılarımızı sonra da Avrupalı rakiplerimizi yenmeye başladık.Haydi gençler , sıra matematiğe geldi.Parola belli :Önce önyargılarımızı sonra da matematiği yeneceğiz. ( Necip GÜVEN ) 27.05.2008&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MATEMATİK DERSİNDE YAŞADIKLARIMIZI PAYLAŞALIM !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgili ``Matematiği Sevdiren Adam`` sitesi dostları, bizim toplum olarak en büyük eksiğimiz bir konuda yaşadığımız olumlu veya olumsuz anıları yeri geldiği zamanlarda paylaşmamak, paylaşamamak galiba...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atalarımız boşuna `` Sevinçler paylaşıldıkça artar, üzüntüler de paylaşıldıkça azalır. Bu yüzden daha önce matematik alanında yaşadığınız olumlu ve olumsuz anıları paylaşırsanız bu alanda yapılan çalışmalara zannettiğinizden daha fazla katkıda bulunmuş olacaksınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gayemiz asla kimseyi rencide etmek ve üzmek değildir. Biz yaptığımız çalışmalarda ``Üzüm yemek derdindeyiz, bağcıyı dövmekle falan işimiz yoktur..``&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Samimi inancıma göre biz geçmişinde ``Mimar Sinan, Mevlana, Yunus Emre, Nasrettin Hoca `` gibi her biri dünyaya ışık tutan değerlere sahibiz. Eğer kendimize gelir ve güvenirsek tüm zorlukları el birliği ile aşabiliriz.Bunu başaracak birikime millet olarak sahibiz.Bunu bizden başka bütün batı biliyor. Geçtiğimiz yıllarda TIME dergisinin birinin kapağında yazan yazı bunu çok güzel belirtiyor.Bu kapak yazısında Türkiye için yapılan kapak sayfası her şeyi anlatmaya yetiyor.İfade aynen şöyle ``UYUYAN DEV; TÜRKİYE ``&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazımı paylaşmanın ve affetmenin önemini anlatan bir hikâye ile bitiriyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir öğretmen ders sırasında öğrencilerine dönüp der ki; "Yarın hepiniz birer tane plastik torba ve beşer kilo patatesle geleceksiniz okula." Öğrenciler, buna şaşırırlar ama bir şey de diyemezler. Ertesi gün hepsinin sıralarının üzerinde patatesler ve torbalar hazırdır. Kendisine meraklı gözlerle bakan öğrencilerine şöyle der öğretmen:&lt;br /&gt;"Şimdi, bugüne dek affetmeyi reddettiğiniz her kişi için bir patates alın, o kişinin adını o patatesin üzerine yazıp torbanın içine koyun."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Torbalar Elimizde !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı öğrenciler torbalarına üçer beşer tane patates koyarken, bazılarının torbası neredeyse ağzına kadar dolmuştur. Öğretmen, kendisine "Peki şimdi ne olacak?" der gibi bakan öğrencilerine ikinci açıklamasını yapar: "Bir hafta boyunca nereye giderseniz gidin, bu torbaları yanınızda taşıyacaksınız. Yattığınız yatakta, bindiğiniz otobüste, okuldayken sıranızın üstünde, hep yanınızda olacaklar."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıkıldık ve Yorulduk !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aradan bir hafta geçmiştir. Hocaları sınıfa girer girmez, denileni yapmış olan öğrenciler şikâyete başlarlar: "Hocam, bu kadar ağır torbayı her yere taşımak çok zor..." Ya da "Hocam, patatesler kokmaya başladı. Vallahi, insanlar tuhaf bakıyorlar artık. Hem sıkıldık, hem yorulduk?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğretmen Gülümseyerek Öğrencilerine Şu Dersi Verir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Görüyorsunuz ki, affetmeyerek asıl kendimizi cezalandırıyoruz. Kendimizi ruhumuzda ağır yükler taşımaya mahkûm ediyoruz. Affetmeyi karşımızdaki kişiye bir ihsan olarak düşünüyoruz, halbuki affetmek en başta kendimize yaptığımız bir iyiliktir."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Necip GÜVEN Eskişehir 05 Ağustos 2008&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7721635366411438812-2702094414741638904?l=matematigisevdirenadam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/feeds/2702094414741638904/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2010/07/ogrenciler-xten-neden-korkarlar.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/2702094414741638904'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/2702094414741638904'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2010/07/ogrenciler-xten-neden-korkarlar.html' title='Öğrenciler ( X)&apos;ten  Neden Korkarlar ?'/><author><name>Necip Güven</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09220555800111134912</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7721635366411438812.post-3672671521862571678</id><published>2010-07-04T00:13:00.000-07:00</published><updated>2010-07-05T14:57:56.623-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çocuk Egitimi'/><title type='text'>Anneler İçin Yürek Isıtan Şiirler</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.klaskur.com/resimhaber/anneler%20g%C3%BCn%C3%BC.gif"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 500px; height: 353px;" src="http://www.klaskur.com/resimhaber/anneler%20g%C3%BCn%C3%BC.gif" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.metinsef.com/wg/images/stories/dondurmalar/anne.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 325px; height: 302px;" src="http://www.metinsef.com/wg/images/stories/dondurmalar/anne.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Genç Kartalı Nasıl Tavuk Yaptılar ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Koca kartal yumurtasın kaptılar,&lt;br /&gt;Bir tavuğun altına kuluçkaya attılar.&lt;br /&gt;Onu alıp çok ucuza sattılar.&lt;br /&gt;Yıllar yılı tavuk gibi yaşadı,&lt;br /&gt;Kanat açıp bir kerecik uçmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tavuk gibi yem dersleri almıştı,&lt;br /&gt;Yem arayıp hayallere dalmıştı.&lt;br /&gt;Ara sıra aklı başına gelmişti,&lt;br /&gt;Bir rivayet ``Atam Kartal`` demişti.&lt;br /&gt;Bu rivayet çevresini güldürdü,&lt;br /&gt;Genç kartalı hiç doğmadan öldürdü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uçmak güzel dedi, ona sakın dediler,&lt;br /&gt;Bir denesem dedi, kahkahayla güldüler.&lt;br /&gt;Gel çocuğum diye bir kümese verdiler.&lt;br /&gt;Ah kartalım senin başın yediler.&lt;br /&gt;Bu hikâye kartallara ders olsun,&lt;br /&gt;Uçma dersi alalım da bu katliam son bulsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Necip Güven Eskişehir 12 Haziran 2008&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu şiir kartalların marşlarını ( Mehter Marşı ) dinleyip tavuk gibi yaşamakta ısrar edenlere ithaf olunur.&lt;br /&gt;( Necip GÜVEN )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oturun Matematikçiler Rahat Oturun !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oturun matematikçiler, oturun,&lt;br /&gt;Fildişi kulelerde rahat oturun.&lt;br /&gt;Öğrenciler matematikte batıyor,&lt;br /&gt;Sizin de şanınız durmadan artıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Övünecek şeyler ararsan,&lt;br /&gt;Bulursun , merak etme çok.&lt;br /&gt;Dünya çocukları yarışırken meydanda,&lt;br /&gt;Bizim çocuklar neden ortalarda yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mazeret samur kür,&lt;br /&gt;Üstüne alma, hemen at.&lt;br /&gt;Tatil köyleri seni bekler,&lt;br /&gt;Denize gir, sırt üstü yat.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu konuda eksiklerin saydın mı ?&lt;br /&gt;Matematiğe bir tuğla da sen koydun mu ?&lt;br /&gt;Aynı hamam , aynı tasla yıkanırken biz ,&lt;br /&gt;Matematikte dünya nerde duydun mu ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vazgeçmez , bu kafayla gidersek eğer,&lt;br /&gt;Sırtımıza vururlar daha çok semer.&lt;br /&gt;Ataların kan vermiş , senden istenen biraz ter,&lt;br /&gt;Bu güzel gençler her şeye değer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çözüm istersen sevgiyle başla&lt;br /&gt;Zorluklar aşılır inançla, aşkla.&lt;br /&gt;Sen istersen tüm zorluklar yok olur,&lt;br /&gt;Korku biter , bu çocuklar kurtulur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Necip GÜVEN Eskişehir 02 Ağustos 2008&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MATEMATİK YOLLARI DAR, BU KONUDA ŞİKAYETLER VAR !!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Matematik yolları dar,dar.&lt;br /&gt;Bu konuda şikayetler var…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Matematik dersini&lt;br /&gt;Başa bela yaptınız.&lt;br /&gt;Yeni yöntem bulmayıp&lt;br /&gt;Suçu bize yıktınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Matematik yolları dar,dar.&lt;br /&gt;Bu konuda şikayetler var…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya hızla giderken&lt;br /&gt;Siz frene bastınız.&lt;br /&gt;Notu bir silah yapıp&lt;br /&gt;Öğrenciyi astınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Matematik yolları dar,dar.&lt;br /&gt;Bu konuda şikayetler var…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilimlerin şahını&lt;br /&gt;Kara bela yaptınız.&lt;br /&gt;Çözmek varken sorunu&lt;br /&gt;Çıkmaz yola saptınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Matematik yolları dar,dar.&lt;br /&gt;Bu konuda şikayetler var…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cem Yılmaz’ın ağzına&lt;br /&gt;Bizi sakız ettiniz.&lt;br /&gt;Boş nutuklar çekerek&lt;br /&gt;İşinize gittiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Matematik yolları dar,dar.&lt;br /&gt;Bu konuda şikayetler var…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O kocaman kartalın&lt;br /&gt;Kanadını yoldunuz.&lt;br /&gt;Şimdi oldun bir tavuk&lt;br /&gt;Diye ona güldünüz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Matematik yolları dar,dar.&lt;br /&gt;Bu konuda projeler var…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Matematik yolları dar,dar.&lt;br /&gt;Bu konuda projemiz var…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söz : Necip GÜVEN 10 Mayıs 2008 Eskişehir&lt;br /&gt;Beste : Evreşe Yolları Dar ( Anonim )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne Bana Masal Anlat !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne bana masal anlat,&lt;br /&gt;Olur evlat, olur evlat.&lt;br /&gt;Bir ülke varmış&lt;br /&gt;Orda kartallar yaşarmış.&lt;br /&gt;Çevrenin tek hâkimi&lt;br /&gt;Hastaların hekimiymiş.&lt;br /&gt;Gün olmuş zaman gelmiş,&lt;br /&gt;Kartallar çok yorulmuş&lt;br /&gt;Hasta hasta uçmuş ama&lt;br /&gt;En sonunda vurulmuş.&lt;br /&gt;Çaylaklar saldırmış yurduna&lt;br /&gt;Kartallar düşmüş can derdine&lt;br /&gt;Kanatları kırılmış&lt;br /&gt;Kelepçeler vurulmuş.&lt;br /&gt;Hapsedilmiş yurduna&lt;br /&gt;Düşülmüş can derdine&lt;br /&gt;Bu duruma çıldırmış&lt;br /&gt;Can havliyle saldırmış,&lt;br /&gt;Yurdundaki işgalleri&lt;br /&gt;Son bir gayret kaldırmış.&lt;br /&gt;Yorgunluktan bitap düşmüş&lt;br /&gt;Kanatları hayli şişmiş.&lt;br /&gt;Hayli zaman uçamamış&lt;br /&gt;Mutlu mutlu yaşamamış.&lt;br /&gt;Çevresinden telkin gelmiş&lt;br /&gt;Artık tavuk oldun denmiş&lt;br /&gt;Atasıyla övünmek serbest&lt;br /&gt;Tavuk dersi alsın herkes&lt;br /&gt;Kümeslere hız verilsin&lt;br /&gt;Yaşasın, herkes sevinsin.&lt;br /&gt;Tavuk olmak ne rahat&lt;br /&gt;Çekelim birer gazel&lt;br /&gt;Türkümüz ne de güzel.&lt;br /&gt;‘’Aslı, nesli kartal olan,&lt;br /&gt;Şanlı, büyük tavuklarız biz.&lt;br /&gt;Süslü püslü kümeslerde&lt;br /&gt;Yemlenmeyi çok severiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu kümes var ya şu kümes&lt;br /&gt;Ne de güzel değil mi?&lt;br /&gt;Haydi kızım çalış&lt;br /&gt;Kendini bu kümese at,&lt;br /&gt;Oh ne rahat , ne rahat.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ellerde yalancı aynalar&lt;br /&gt;Oğlum bak kendine&lt;br /&gt;Çok çalışmalısın&lt;br /&gt;İyi bir tavuk olmalısın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne yeter nasıl masal ?&lt;br /&gt;Mantık bunu neresinde ?&lt;br /&gt;Adı masal olsa bile&lt;br /&gt;Kartal tavuk olur mu hiç ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğru oğlum değil masal,&lt;br /&gt;İsterim ki sen ders al.&lt;br /&gt;Sürse de böyle oyun&lt;br /&gt;Milletimiz olmaz koyun.&lt;br /&gt;Tarihe bak, böyle yazar,&lt;br /&gt;Kartallar hep oyun bozar.&lt;br /&gt;Bu duruma denir fetret&lt;br /&gt;Sonu gelir biraz sabret.&lt;br /&gt;Beklerim gözüm yolda&lt;br /&gt;Çılgın kartallar nerde ?&lt;br /&gt;Zaman geldi, vakit yakın,&lt;br /&gt;Analar artık duaya çıkın,&lt;br /&gt;Analar artık duaya çıkın.&lt;br /&gt;İnanın zafer çok yakın !&lt;br /&gt;İnanın zafer çok yakın!.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Necip Güven Eskişehir 28 Ekim 2009&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uyuyan Dev Uyanacak !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sallayın ha , sallayın,&lt;br /&gt;Uyuyan dev uyanacak!&lt;br /&gt;Ver eline topu, popu&lt;br /&gt;İki güzel oyuncak.&lt;br /&gt;Sallayın ha , sallayın&lt;br /&gt;Uyuyan dev uyanacak!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kötülüğü vitrin yapın&lt;br /&gt;Öz değerler silinsin.&lt;br /&gt;Kavgalara benzin dökün&lt;br /&gt;İnsanları sürünsün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sallayın ha , sallayın,&lt;br /&gt;Uyuyan dev uyanacak!&lt;br /&gt;Ver eline topu, popu&lt;br /&gt;İki güzel oyuncak.&lt;br /&gt;Sallayın ha , sallayın&lt;br /&gt;Uyuyan dev uyanacak!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fikirlere zehir katın&lt;br /&gt;Herkes zokayı yutsun&lt;br /&gt;Toplamasın kendini&lt;br /&gt;Vücudu sıtma tutsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sallayın ha , sallayın,&lt;br /&gt;Uyuyan dev uyanacak!&lt;br /&gt;Ver eline topu, popu&lt;br /&gt;İki güzel oyuncak.&lt;br /&gt;Sallayın ha , sallayın&lt;br /&gt;Uyuyan dev uyanacak!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçlerine fitne ekin&lt;br /&gt;Hiç el ele vermesin&lt;br /&gt;Senaryoyu yazdığımız&lt;br /&gt;Sakın ha bilinmesin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sallayın ha , sallayın,&lt;br /&gt;Uyuyan dev uyanacak!&lt;br /&gt;Ver eline topu, popu&lt;br /&gt;İki güzel oyuncak.&lt;br /&gt;Sallayın ha , sallayın&lt;br /&gt;Uyuyan dev uyanacak!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Necip GÜVEN Eskişehir 14 Kasım 2009&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanardağlar Üstüne Küçük Filizler Diktim !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanardağlar üstüne&lt;br /&gt;Küçük filizler diktim.&lt;br /&gt;Bak deliye dediler&lt;br /&gt;Kahkahayla güldüler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm sevgimi sera yaptım&lt;br /&gt;Ona canım gibi baktım.&lt;br /&gt;Hani nerde suyum dedi.&lt;br /&gt;Gözyaşlarım pınar yaptım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bahar geldi yanardağa&lt;br /&gt;Tutmaz denen filiz tuttu,&lt;br /&gt;Ezberciler şaştı işe&lt;br /&gt;Yurdumuza geldi neşe&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anadolum , güzel yurdum,&lt;br /&gt;Toprağına âşık oldum.&lt;br /&gt;Çözülmeyen sorunların&lt;br /&gt;Cevabını sende buldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yunus dedi sevgi suyum&lt;br /&gt;İçseniz de bitmez suyum.&lt;br /&gt;Öğrenmenin ilacı da&lt;br /&gt;Biraz sevgi biraz oyun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mevlana da dile geldi,&lt;br /&gt;Haydi gelin bana dedi.&lt;br /&gt;Güzel bakın, güzel görün&lt;br /&gt;Bak o zaman kalmaz sorun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sinan dedi ilme bakın&lt;br /&gt;Olsun size ırak yakın.&lt;br /&gt;Yapın özgün projeler&lt;br /&gt;Zirveler olun yakın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hoca dedi sözüm yalın&lt;br /&gt;Fıkralarım ele alın.&lt;br /&gt;Önyargılar neymiş size&lt;br /&gt;Onu alın, yer çalın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kartalsınız bunu bilin&lt;br /&gt;Tembelliği yere çalın.&lt;br /&gt;Batı size ilaç olmaz.&lt;br /&gt;Çözüm için bizi alın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Necip GÜVEN Eskişehir 27 Ekim 2009&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir Şair İstiyorum !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir şair istiyorum,&lt;br /&gt;Gerçekleri yazacak.&lt;br /&gt;Bir şair istiyorum,&lt;br /&gt;Ezberleri bozacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir şair istiyorum,&lt;br /&gt;Acıları dindirecek.&lt;br /&gt;Bir şair istiyorum,&lt;br /&gt;Volkanları söndürecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir şair istiyorum,&lt;br /&gt;Derde derman olacak.&lt;br /&gt;Bir şair istiyorum,&lt;br /&gt;Yaraları saracak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir şair istiyorum,&lt;br /&gt;Zorluğu aştıracak.&lt;br /&gt;Bir şair istiyorum,&lt;br /&gt;Gençleri coşturacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir şair istiyorum,&lt;br /&gt;Korkuları yakacak.&lt;br /&gt;Bir şair istiyorum,&lt;br /&gt;Kümesleri yıkacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir şair istiyorum,&lt;br /&gt;Kartalları uçuracak.&lt;br /&gt;Bir şair istiyorum,&lt;br /&gt;Çaylakları kaçıracak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir şair istiyorum,&lt;br /&gt;Zamanı durduracak.&lt;br /&gt;Bir şair istiyorum,&lt;br /&gt;Milleti kaldıracak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir şair istiyorum,&lt;br /&gt;Şiiri ok olacak.&lt;br /&gt;Bir şair istiyorum,&lt;br /&gt;Korkular yok olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir şair istiyorum,&lt;br /&gt;Yeisi öldürecek.&lt;br /&gt;Bir şair istiyorum,&lt;br /&gt;Milleti güldürecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Necip GÜVEN Eskişehir 23 Ekim 2009&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben Sevdamı Satmadım!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim büyük sevdam&lt;br /&gt;Seni hiç aldatmadım.&lt;br /&gt;Sana biçilen fiyatlara&lt;br /&gt;Yan dönüp te bakmadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Defalarca düştüm yere&lt;br /&gt;Seni hiç bırakmadım.&lt;br /&gt;Senden başka sevdaya&lt;br /&gt;Yan dönüp te bakmadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Senden gelen cefayı&lt;br /&gt;Kimseye anlatmadım.&lt;br /&gt;Kur yapan güzellere&lt;br /&gt;Yan dönüp te bakmadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüreğimle sardım seni&lt;br /&gt;Bir defa ıslatmadım.&lt;br /&gt;Sensiz olan rüyalara&lt;br /&gt;Yan dönüp te bakmadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Senden gelen cefalara&lt;br /&gt;Kapımı kapatmadım.&lt;br /&gt;Sensiz gelen sefalara&lt;br /&gt;Yan dönüp te bakmadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üzüldüm, ağladım, kendime küstüm.&lt;br /&gt;Yarama yazdığım şiiri bastım.&lt;br /&gt;Seni zirvelerin üstüne astım,&lt;br /&gt;Paraları yetmedi seni satmadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüreğime sığmıyorsun&lt;br /&gt;İcabına bakacağım.&lt;br /&gt;Anneleri sevgisine&lt;br /&gt;Şeker diye katacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Necip GÜVEN Eskişehir 21 Ekim 2009&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annelere Sesleniş !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘’Bu şiiri , önce en zor günlerimde bana kol kanat geren , çalışmalarımı yüreklendirici konuşmaları ile daima destekleyen Dürdane ELHAN ve Müyesser Saka Öğretmenlerime ….. Daha sonra da yüreği sevgi dolu tüm annelere armağan ediyorum….Necip GÜVEN&lt;br /&gt;19 Ekim 2009 Pazartesi ‘’&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ANNELERE SESLENİŞ !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne olur anneler, çaresizce bakmayın,&lt;br /&gt;Gözyaşlarınızı tutun, o bayrama saklayın.&lt;br /&gt;Kâbus bitti, bak kartallar gelecek,&lt;br /&gt;Anadolu bayram yapıp gülecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarınları ne olacak hiç korkma,&lt;br /&gt;O masum yavrunu öp, sarıl ve kucakla.&lt;br /&gt;Kartallara zindan olan kümesler yıkılacak,&lt;br /&gt;Hedeflenen zirvelere birer birer çıkılacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu dava bizim için namustu,&lt;br /&gt;O gördüğün gerçek değil kâbustu.&lt;br /&gt;Yeter, son ver bitsin artık bu ağıt.&lt;br /&gt;Mutfağında helvanı yap ve dağıt.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bak tarihe, bu millet ne badireler gördü.&lt;br /&gt;Anadolu’yu hakir gören hem sağırdı hem kördü.&lt;br /&gt;Savaştasın üç silahın var unutma !&lt;br /&gt;Güzel kitap, yazan kalem ve kağıt.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir zamanlar bu davaya Dürdaneler, Müyesserler baktılar.&lt;br /&gt;Önümüzde sönmez ışık yaktılar.&lt;br /&gt;Zaman geldi, koşan atlar yoruldu,&lt;br /&gt;Bayraklar genç kartala verildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genç kartallar ufuklara bakındı,&lt;br /&gt;Haydi gayret , zaten zirve yakındı.&lt;br /&gt;Bir silkindi, çılgın gibi koşturdu,&lt;br /&gt;Anadolu insanını coşturdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir milleti ilerleten ufuktur,&lt;br /&gt;Madenimiz altın değil çocuktur.&lt;br /&gt;Eğitimdir kaliteyi getiren&lt;br /&gt;Çözüm olup problemi bitiren.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dürdane Elhan ve Müyesser SAKA Hocalarımın şiirime verdikleri cevap mesajları....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sayın NECİP Bey, yazdığınız şiire teşekkür ederim.Çok zarif bir jest yapmışsınız. Başarılarınızın devamını dilerim.Yaşam kısa sizde koşuyorsunuz bu koşuşturmalarda inşallah daha çok basarılar yakalayacaksınız.Selamlar…Dürdane ELHAN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teşekkür ederim. Beni de çalışmalarınızda andığınız için. Kolay gelsin. Başarılar.&lt;br /&gt;Müyesser SAKA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Merhaba Dürdane ve Müyesser Hocam, ben sizleri her zaman anıyorum.Sizlere (Dürdane ELHAN; Müyesser SAKA,G.Veli KİŞİOĞLU ve Basri KÖSELER ) beni ve projelerimi destekleyen arkamdaki ``Muhteşem Dörtlü`` diye takdim ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BKNZ. http://www.hikayeler.net/yazilar/129151/arkamdaki-muhtesem-dortlu-1-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.hikayeler.net/yazilar/129152/arkamdaki-muhtesem-dortlu-2-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizleri hiç bir zaman unutmadım, unutmayacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer sizin zamanında yaptığınız çalışmalar olmasaydı ve benim çalışmalarıma destek olmasaydınız ortada ne Necip GÜVEN diye bir ne de eserleri olurdu.Bu bir bayrak yarışı .Bir süre daha çalışıp bu projeleri gençlere emanet edecek duruma geldiğim zaman da ben de sizin bana yaptığınız gibi ``Haydi gençler ben nöbetimi tamamladım artık bu emaneti size gönül rahatlığı içinde emanet edebilirim.Size inanıyorum ve güveniyorum.Beni ve projelerimi aşan çalışmalar yapacağınıza da inanıyorum.Haydi bayrağı teslim alın diyeceğim.``&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben bu projeleri sıfırdan başlayıp buralara getirmedim ki sizin koyduğunuz tuğlaların üstüne ben de sizin verdiğiniz destekten cesaret alarak yeni tuğlalar koydum.Hepsi bu kadar.Ellerinizden öperim. Size ve ailenize sağlıklı ve mutlu yaşamlar dilerim.Öğrenciniz Necip GÜVEN &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Necip GÜVEN Eskişehir 19 Ekim 2009&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annelerle Kuracağız !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gönüldeki kirleri&lt;br /&gt;Mevlana’mız silecek.&lt;br /&gt;Kavgalar sona erip&lt;br /&gt;Kardeşlik yeşerecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni sistem içine&lt;br /&gt;Yunus’u alacağız.&lt;br /&gt;Onun sevgi ilacıyla&lt;br /&gt;Tedavi olacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hocamız eşeğiyle&lt;br /&gt;Aramıza dönecek.&lt;br /&gt;Araçlar korna çalıp&lt;br /&gt;Hoş geldiniz diyecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gençlerin hedefleri&lt;br /&gt;Sinan gibi olacak.&lt;br /&gt;Kuraklık sona erip&lt;br /&gt;Projeler yağacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kirli akan sularımız&lt;br /&gt;Yavaş yavaş durulacak.&lt;br /&gt;Bu ezberci zihniyet&lt;br /&gt;Canevinden vurulacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu köhnemiş sisteme&lt;br /&gt;Çareler bulacağız.&lt;br /&gt;Muhteşem geleceği&lt;br /&gt;Annelerle kuracağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Necip Güven Eskişehir 28 Ekim 2009&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz Bu İşi Başarırız Arkadaş !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz bu yola inanarak çıkarsak,&lt;br /&gt;Bir yanımıza Sinan’ımız alırsak,&lt;br /&gt;İçimizdeki hazineyi bulursak,&lt;br /&gt;Biz bu işi başarırız arkadaş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesnevi’den doğru dersler alırsak,&lt;br /&gt;Karanlıktan çıkıp aydınlığı bulursak,&lt;br /&gt;Filleri de aydınlıkta görürsek,&lt;br /&gt;Biz bu işi başarırız arkadaş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yunus’u anlayıp sevgimizi katarsak,&lt;br /&gt;Sevgideki mucizeyle yanarsak,&lt;br /&gt;Aşkımızla Kerem gibi olursak,&lt;br /&gt;Biz bu işi başarırız arkadaş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fıkralardaki inceliği anlayıp,&lt;br /&gt;Sorunlara Hoca gibi bakarsak,&lt;br /&gt;Tarık gibi gemileri yakarsak,&lt;br /&gt;Biz bu işi başarırız arkadaş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mazeretleri bir bir çöpe atarsak,&lt;br /&gt;Yapamamı Kaf Dağı’na satarsak,&lt;br /&gt;Bu iş için şairlikte yaparsak,&lt;br /&gt;Biz bu işi başarırız arkadaş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözümüzle zirveleri görürsek,&lt;br /&gt;Biz bu işe gönlümüzü verirsek,&lt;br /&gt;Tüm çılgınlar bir araya gelirsek,&lt;br /&gt;Biz bu işi başarırız arkadaş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Necip GÜVEN Eskişehir 08 Temmuz 2008&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğren Ama `` Okuma Yazma Öğretimi ``&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okullarda almıştık ne güzel de eğitimi&lt;br /&gt;Öğren amma ‘’Okuma Yazma Öğretimi’’&lt;br /&gt;Sayısalı iyi doldur, çabuk zengin ol oğlum,&lt;br /&gt;Öğren amma sakın okuma, yazma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cahillikle savaş açıp, dağa, taşa okul yaptırdık,&lt;br /&gt;Alfabeyi öğrenip ne de güzel döktürdük,&lt;br /&gt;Doksan yaşında nineme de okumayı söktürdük.&lt;br /&gt;Öğren amma sakın okuma, yazma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cahilliği yendik diye bayram yaptık öğündük,&lt;br /&gt;Halk eğitimle kurslar açtık sevindik,&lt;br /&gt;Kütüphane bomboş diye dövündük.&lt;br /&gt;Öğren amma sakın okuma, yazma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Al eline kumandayı, dizilerde hep gezin,&lt;br /&gt;Gazeteyi aç önünde , bak önünde magazin,&lt;br /&gt;Kartal millet tavuk oldu, ne hazin.&lt;br /&gt;Öğren amma sakın okuma, yazma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başkasında kusur bulma, hepsi bizim suçumuz,&lt;br /&gt;Söyleyelim kitap okur kaçımız,&lt;br /&gt;Bu kafayla biter mi hiç Aç’ımız.&lt;br /&gt;Öğren amma sakın okuma, yazma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupa zamanında kitapları yakardı,&lt;br /&gt;Benim atam kitaplara gözü gibi bakardı,&lt;br /&gt;Dediğini hiç duydun mu hey oğul.&lt;br /&gt;Öğren amma sakın okuma, yazma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuktur bu söyleneni anlamaz ,&lt;br /&gt;Kitap oku dersin tınlamaz,&lt;br /&gt;Görmek ister, sen almazsan hiç almaz.&lt;br /&gt;Öğren amma sakın okuma, yazma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okumazsak, sorunlar hep köz olur.&lt;br /&gt;Okur isek dere tepe düz olur.&lt;br /&gt;Böyle saçma mantığa inananlar az olur .&lt;br /&gt;Öğren amma sakın okuma, yazma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Necip GÜVEN Eskişehir 18 Ekim 2009&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vatanını Seviyorsan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bıktık artık,&lt;br /&gt;Hep şikayet, şikayet.&lt;br /&gt;Vatanını seviyorsan,&lt;br /&gt;Durma hiç, proje üret.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen daha çok bekle,&lt;br /&gt;Kurtarıcı gelecek.&lt;br /&gt;Boş verip çalışmazsan,&lt;br /&gt;Millet nasıl gülecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ana kaynak insandır,&lt;br /&gt;Bunu sakın unutma.&lt;br /&gt;Dünya hızla küçüldü,&lt;br /&gt;Üretirsen yaşarsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DÜNYA HIZLA KÜÇÜLDÜ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya hızla küçüldü,&lt;br /&gt;Oldu derler global.&lt;br /&gt;Biz de yanlış anladık,&lt;br /&gt;Araba al, dolap al.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HUZUR YOK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Huzur yok, mutlu değil evimiz.&lt;br /&gt;Sakız gibi çiğneriz,&lt;br /&gt;Özde değil,&lt;br /&gt;Sözde kalır sevgimiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Necip GÜVEN Eskişehir 15 TEMMUZ 2007&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barajlar Patladı !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Merhaba Dostlar.Bende bir koşuşturmacadır gidiyor.Yapılacak çok iş, hayata geçirilecek çok proje olduğu için gün boyu adeta kendimi kovalıyorum ama kendime bir türlü yetişemiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu anda önümde yapmam gereken çok önemli projeler var.İşe ‘’Ali yat, uyu’’ cular gibi sarılsam 2-3 saatte bitecek ama huyum kurusun uyduruk proje yapmaya bir türlü alışamadım.Bizim gençlerin takip ettiği iki proje vardı.Geçen gün saat 22.00’de telefon edip ‘’Hocam, bu projeyi yarın sabaha istiyoruz.’’ dediler.Saat 23.00 bilgisayarın başına oturup saat 05.00 kadar çalıştım.Bitireyim derken uykudan başım düşmeye başladı. Mecburen telefonu saat 06.00’ya kurup 1 saat uyudum.Sonra da kalkıp projeyi tamamladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah gençlere bozuntuya vermeden ‘’Gençler, iki yarım proje mi yoksa bir tane harika proje mi istersiniz?’’ dedim. ‘’Ağabey, bir tane olsun ama adam gibi olsun.’’ dediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben de ‘’O zaman projenin biri bitti ve çok harika oldu, gönderiyorum.’’ dedim.&lt;br /&gt;İkincisi o günden beri hala bekliyor. Anlaşılan ilham perisi gelecek ve onu da bir oturuşta bitireceğiz galiba.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘’Hocam, bunu bize neden anlatıyorsunuz ?’’ derseniz. Başladığım ve yarım kalmış yazı dizilerinin ikinci veya üçüncü bölümlerinin ne zaman yayınlanacağını şu anda ben de bilmiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesela şimdi kafam yorulmuştu ben de iş değiştirip şiir yazmaya geçtim. Sıcağı sıcağına,&lt;br /&gt;dumanı tüterken ikram edeyim dedim. Dikkat edin lütfen, eliniz yanmasın !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ARTIK KARTALLAR UÇAR !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mevsime bak , kış geliyor,&lt;br /&gt;Benim gönlümse bahar.&lt;br /&gt;Merak etme 10. köy,&lt;br /&gt;Artık kartallar uçar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BARAJLAR PATLADI!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barajlar patladı,&lt;br /&gt;Akıyor, durmaz sular.&lt;br /&gt;Rüyalar kâbus oldu,&lt;br /&gt;Tutmaz oldu uykular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yunus yüklü bulutlar,&lt;br /&gt;Yağmur olup yağacak.&lt;br /&gt;Ezberci zihniyeti&lt;br /&gt;Yuvasında boğacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mevlana’nın gözüyle&lt;br /&gt;Bakan gözler gülecek.&lt;br /&gt;Kış mevsimi bitecek ,&lt;br /&gt;Yine bahar gelecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sinan gibi projeyi&lt;br /&gt;Çılgın gençler yapacak.&lt;br /&gt;Zirvelere yuva yapıp&lt;br /&gt;Semalarda uçacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman tünelinden,&lt;br /&gt;Hoca tekrar gelecek.&lt;br /&gt;Gerçek dolu nüktelerle&lt;br /&gt;Önyargıyı silecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kartalların rüzgârıyla&lt;br /&gt;Kaleleri uçacak.&lt;br /&gt;Sahte kurtarıcılar&lt;br /&gt;Deliklere kaçacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk Milleti büyüktür,&lt;br /&gt;Yine büyük kalacak.&lt;br /&gt;Öldük, bittik diyenler&lt;br /&gt;Yine hava alacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Necip GÜVEN Eskişehir 14 Ekim 2009&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7721635366411438812-3672671521862571678?l=matematigisevdirenadam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/feeds/3672671521862571678/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2010/07/anneler-icin-yurek-istan-siirler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/3672671521862571678'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/3672671521862571678'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2010/07/anneler-icin-yurek-istan-siirler.html' title='Anneler İçin Yürek Isıtan Şiirler'/><author><name>Necip Güven</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09220555800111134912</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7721635366411438812.post-5674201831731613207</id><published>2010-07-03T22:16:00.000-07:00</published><updated>2010-07-05T14:19:42.695-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mevlana'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mimar sinan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yunus emre'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dünya'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='anneler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müjde'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müşteri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='zaman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kitap'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='para'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='enerji'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='imza'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nasrettin hoca'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='matematik cevap bankası'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='slogan'/><title type='text'>Anneler Müjde ! Matematik Cevap Bankası Kuruluyor</title><content type='html'>Sitemizin Sloganı : Anneler Müjde ! Matematik Cevap Bankası Kuruluyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Blogumuzun Adı :http://cocugumamatematigioyunlaogretiyorum.blogspot.com&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Blogumuz herkese açık olmakla birlikte  temel müşteri kaynağı olarak anneleri seçmiştir.Bu konuda Abraham Lincoln'ün '' Dünyada okuduğum en güzel kitap nedir diye sordular. "Annem" adlı kitaptır dedim.'' sözünü çok beğeniyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10 yıldır yaz, kış,cumartesi,pazar demeden çalışmama , çok önemli projelere imza atmama rağmen şimdilik istediğim sonuca ulaşamamın ik ana nedeni olduğunu gördüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birincisi projelerimi anneler odaklı yapmam gerekirken resmi kurumlara kabul ettirmeye çalışarak boşuna zaman,para ve enerji kaybettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkincisi de kişisel gelişimde batılı yazarların kitaplarına abartılı şekilde kapılarak ''Mimar Sinan,Mevlana, Yunus ve Nasrettin Hoca''nın   hayat felsefelerine uzak kalmamdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşadığım acı tecrübeler bunu tüm çıplaklığı ile ortaya koydu.Aslında çözüm ne kadar yakınımda imiş te kör olan benmişim.Evet, evet, çözüm anneler ve ana ayaklarını&lt;br /&gt;''''Mimar Sinan,Mevlana, Yunus ve Nasrettin Hoca''nın hayat felsefesinin oluşturduğu kendi kültür zenginliğimizmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sohbet ettiğimiz bazı dostlarıma yeri geldiğinde şu itirafta bulunuyorum.''Arkadaşlar , ben Nasrettin Hoca'mızı keşfettim ama malesef 50 yaşında.Şu anda yaşım 55.&lt;br /&gt;Yani bundan 5 yıl önce.Şimdi artık eğer anneler yeterli desteği verirse işimin artık eskisine göre çok kolay olduğunu biliyorum.Ben çok güzel ve şifalı suyu olan bir pınarım.&lt;br /&gt;Benim pınarımın suyunun ana  kaynağı benden yardım sisteyen annelerin ve çocukların her türlü paylaşımlarıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan sonra yeni çalışmalar yapmam , bu çalışmaları sürdürmem tamamen annelere bağlı.Lütfen bu sözlerimi yanlış anlamayın, nazlanıyor falan değilim.Çünkü annelerin desteği olmadıktan sonra istesem de sürdürmem mümkün olmaz.Ben de mecburen daha önceki ''Matematikle Barışıyorum'' ve '' Etkili ve Pratik Yöntemlerle Çarpma Öğretimi ve Dört İşlem''  kitaplarına takılı kalır, yeni proje ve kitaplar üretemem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anneler ''Matematiği Sevdiren Adam'' adlı  güzel ve şifalı suyu olan bir pınarın kurumaması için bu pınarı besleyin.Yani ''Matematik Soru Bankamıza'' yarım yapınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gün 4 Temmuz pazar saat sabah 07.00.'ve ben çok sevinçliyim.Çünkü Antalya'dan Eczacı anne Hilal Özyurt ''Sevgili Necip GÜVEN  ben Antalya'dan Hilal Özyurt.Oğlum Tarık bu sene 4.sınıfa geçti.Öğretmeni bu tür soruları ezbere anlattığı için anlayamadı.Tarık ya bunları oyunla ya da eğlenceli şekilde sizin yardımınızla bilginizle onun anlayabileceği şekilde anlatmak istiyorum. Ben nasıl yardımcı olabirim .Sizin desteğinizi bekliyorum.şimdiden teşekkür ediyorum&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;(Not:Soruların cevaplarını benim ve oğlumun anlayabileceği şekilde cevaplar mısınız? Çok sağolun.) notu ve altında da 9 soruluk bir liste gönderdi.Anlayacağınız müjdesini &lt;br /&gt;'' Sitemizin Sloganı : Anneler Müjde ! Matematik Cevap Bankası Kuruluyor.Blogumuzun Adı :http://cocugumamatematigioyunlaogretiyorum.blogspot.com''  başlığı ile verdiğimiz ''Matematik Cevap Bankasına '' ilk yatırımı ''Antalya'dan Tarık oğlumuzun annesi Eczacı Hilal ÖZYURT Hanım yapmış bulunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hilal Hanım , ilerleyen günlerde ve yıllarda ''Matematik Cevap Bankamıza'' yatırım yapmakla ne kadar isabetli bir yatırım yaptığını yaşayarak görecektir.Yani bu ticaretten hem hiala Hanım hem de ben çok karlı çıkacağım.Kısaca bu ticaretten ikimiz de çok karlı çıkacağız.İlerleyen günlerde çalışmalarımdan boş kaldıkça Hilal Hanım'ın gönderdiği 9 sorunun oyunlaştırılarak nasıl anlatılacağını gösteren senaryolu problem çözümlerini hem Hilal Hanım'a göndereceğim hem de  ilerleyen günlerde açacak olduğum ''http://cocugumamatematigioyunlaogretiyorum.blogspot.com'' adlı Bloğumda diğer annelerle paylaşacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğitimci-Yazar Güven'den "Matematiğin Temelleri Ana Sınıfında Atılmalı" Tezi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğitimci-yazar Necip Güven, matematik öğretiminin temellerinin ana sınıfında atılmaya başlanması gerektiğini savundu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güven yaptığı açıklamada, öğrenmenin doğumla başlayıp, ölene kadar devam eden bir süreç olduğunu belirterek, "Yapılan araştırmalar, insanların hayatını yönlendiren bir çok alışkanlığın temelinin 0-5 yaş arasında atıldığını ortaya koydu. Üretici firmalar için müşteri denince hiç bir yaş sınırı yoktur. Reklamlarını yaparken, ürünlerinin hedef kitlesini tanımladıktan sonra reklamlarını bu profile göre dizayn etmektedirler. Örgün eğitim sistemlerinde ise, eğitim ve öğretimde plan ve programlar genellikle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ilköğretim birinci sınıfa göre şekillendirilmektedir. Bu ise, öğretimde ileriki yıllarda telafisi zor sıkıntılara yol açmaktadır. Özellikle matematik öğretiminde kreş ve ana sınıfında çocuklara uygun programlar geliştirilmediği için öğretilecek bilgiler biriktirilmekte ve okula başlar başlamaz çocuklara bu bilgiler birden alışılageldik yöntemlerle yoğun şekilde öğretilmeye çalışılmaktadır. Bu, hem çocukları dersten uzaklaştırmakta, hem de anne ve babaları psikolojik olarak sıkıntıya sokmaktadır"dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Matematik öğretiminin temelleri, en geç ana sınıfında atılmaya başlanmalıdır" diyen Necip Güven, şunları söyledi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bu temellerin, klasik öğretim sistemlerine göre atılmasının mümkün olmayacağı eleştirisi getirilebilir. Böyle bir eleştiri, mevcut sisteme göre doğru bir eleştiridir. Ancak, çocukların bulundukları yaşlar dikkate alınarak müzik ve Oyun temelli öğretim yöntemleri uygulandığında, bu yaştaki çocukların öğrenemeyeceği düşünülen bir çok bilgiyi tecrübelerime dayanarak daha verimli şekilde verilebileceğine inanıyorum. Bana bu fırsat verildiğinde, bu tezimin doğruluğunu her platformda ispat etmeye hazırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tezimi bu kadar kendime güvenle savunmamın ana sebebi kişisel değil, bir sistem savunmasıdır. Günlük hayatta yaptığımız işleri kolaylaştırıp zorlaştıran da aslında yalnız becerilerimizin eksikliği değil, çoğunlukla kullandığımız sistemlerin güçlü ya da zayıf oluşudur. Çocukların korkularının pekişmediği bu ilk yıllarda yapacağımız çocuk psikolojisine uygun öğretim sistemleri ile korkuların oluşması önlenip, matematiği sevdirmek mümkün olabilir. Bu teze karşı bunun bu zamana kadar yapılamadığı ileri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sürülebilir. Fakat bu, bundan sonra da yapılamayacağını göstermez. Günümüzden 40-50 yıl önceki mevcut sistemlerle yapılması imkansız ya da çok zor olan işler, yeni teknolojilerle daha kısa zamanda, daha az maddi imkanlarla ve daha kolay yapılmaktadır."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; 01.Kasım 2007 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÇOCUĞUMA MATEMATİĞİ OYUNLA ÖĞRETİYORUM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk toplumunda yıllardır matematik öğrenme ve öğretme bir sorun olagelmiştir. Bu eğitim sistemi içinde 45 yılını öğrenci ve öğretmen olarak geçirmiş bir sınıf öğretmeniyim. 45 yıl içinde yaşadıklarım bana matematik alanında yaşadığımız sorunların ana nedeninin zeka yetersizliği olmadığını göstermiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2000 i yılların başında öğrencilik ve öğretmenlik tecrübelerim ve uzun araştırmalarım sonucunda bir eğitimci olarak çözüm için bir şeyler yapmam gerektiğini düşünerek matematik başarısızlığının anne-baba, öğrenci, öğretmen ve sistem yönünden yaşanan sorunları ortaya koyan "Matematikle Barışıyorum" kitabını yazarak kendi imkânlarımla bastırdım. 2004 yılından bu yana internette bana ulaşan anne-baba, öğrenci ve öğretmenlerin matematik öğretimine başlarken en çok çarpma öğretiminde ve buna bağlı olarak dört işlemde zorlandıklarına şahit oldum.Bu konuda yaptığım çalışmaları da 2009 yılı başında "Pratik Yöntemlerle Çarpma İşlemi Ve Dört İşlem" adında bir kitapçık haline getirerek paylaşıma sundum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu konuda tüm matematik yaşantımızın temelinin ilkokul matematiği olduğu gerçeğinden yola çıkarak ilkokul matematik konularının ve problem çözümlerinin ezberden uzak , günlük hayatımızla bağlantı kurularak, konuların anlatımı ve problemlerin anlaşılması ve çözümünde yatan mantığın açıklandığı , anne- babaların ve çocukların ailede yaşadığı "Matematik İşkencesini" "Matematik Eğlencesine" dönüştürecek bir kılavuz kitap yazmayı düşünüyorum. Adını "Çocuğuma Matematiği Oyunla Öğretiyorum" olarak düşündüğüm bu kitapta istiyorum ki anne-babalar aradıklarını bulabilsinler, evlerde yaşadıkları matematik öğretimi ve öğrenimi sorunlarını aşabilsinler.Konu anlatımı ve problem çözümlerinde anlaşılmayan sorunları aşabilelim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu çalışmanın anne-babaların sorunlarına çözüm olabilmesi için anne-babaların ilkokul matematik öğretiminde en çok hangi konu anlatımı ve problem çözümlerinde sıkıntı yaşadıklarını öğrenmek istiyorum.Daha sonra da bu konularda ürettiğim çözümlerin anne-babalar tarafından incelenerek ne kadar faydalı olduğunu test etmek istiyorum. Kısaca oluşturacağım kitapların anne-babaların dertlerine ilaç olması için desteğinize ihtiyaç duyuyorum.Ülkemizde yaşanan matematik sorunlarının toplumsal bir sorun olduğu için çözümünün de toplumun her katmanının katkılarıyla oluşacağını düşünüyorum.Sizlerin görüşleri ve destekleri olmadan yazılacak bir kitabın bir çok eksiği olacağını düşünüyorum. Bu sorun hepimizin sorunudur ancak elele verirsek çözebiliriz.Bilhassa halen ilkokullarda çocukları olan anne-babaların ve halen görevde olup bu sorunları yaşayan öğretmenlerin katkılarını bekliyor ve önemsiyorum. Eğitimci-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazar Necip GÜVEN / Eskişehir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-KOLAY MATEMATİĞİN FORMÜLÜ: GÜVEN: “KRİZDEN EĞİTİMLE ÇIKILIR”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Matematik öğretimi ve kolay çarpım tablosunu öğrenme üzerine çalışmaları olan ve “Matematiği Sevdiren Adam” olarak tanınan eğitimci-yazar Necip Güven memleketi Bozüyük’e gelerek açıklamalarda bulundu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Öncelikle yazdığı kitaplar hakkında bilgi veren Güven “ilk kitabıma “matematikte yaşanan sorun yalnız bir öğrenci sorunu değil toplumsal sorundur ve çözümü de vardır. O halde çözümü de toplumsal olmalıdır” diyerek başladım. 2004 yılından bu yana “Matematikle Barışıyorum” adlı kitabıma yapılan değerlendirmeler bu tespitimin ne kadar yerinde olduğunu ortaya koydu. Toplumumuzun her kesiminden aldığım geri bildirimler Türk insanının aslında çok zeki olduğu ve matematikle barışmasının mümkün olduğunu ortaya koydu” dedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu değerli ve toplumun çeşitli kesimlerinden övgü ile bahsedilen çalışmanın ardından 2. aşamaya gelen Güven ilk kitapta yaptığı matematik konusundaki teşhisini geliştirerek tedavi ve operasyon aşamasına geldiğini, 2. kitabında matematikten soğutan ezber yöntemini çöpe attığını çarpım tablosunu ve bölmeyi yeni ve basit yöntemlerle öğrenmenin yollarını sunduğu “Etkili Ve Pratik Yöntemlerle Çarpma Öğretimi Ve Dört İşlem” adlı kitabını anlattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; “İstediğimiz kadar çabalayalım, istediğimiz kadar kaynak harcayalım, Annelerin desteğini almayan hiçbir projenin en ufak bir başarı şansı yoktur” diyen Necip Güven tamamen anneleri merkez alan ve ilkokul mezunu annelerin dahi kolaylıkla faydalanabileceği , ana sınıfından 5.sınıfa kadar annelerin en zorlandığı konularda onlara kılavuz olacak “Çocuğuma Matematiği Oyunla Öğretiyorum” adlı 3. kitabımın startını vermiş bulunuyorum. Bu  çalışmalarda annelerin tam desteğini sağladığımızda tüm dünyaya Türk çocuklarını ve gençlerinin neler başarmaya muktedir olduğunu göstereceğiz” dedi.  3. kitabıyla anne ve çocuk arasındaki matematik işkencesini matematik eğlencesine dönüştüreceğini iddia eden Güven “3. kitabımda matematiğin nasıl öğretilebileceğini anlatacağım ve ana sınıfından 5. sınıfa kadar olan matematik öğreniminde matematiği şarkı oyun ve eğlenceli uygulamalarla birlikte öğreteceğim” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            “Biz çocukluğumuzda ve gençliğimizde Alman ve Japon mucizesini çok dinledik. Biz Türkler olarak onlardan daha iyisini, Türk mucizesini başaracak kapasitedeyiz. Çünki biz Mimar Sinan’ların, Yunus Emre, Mevlana ve Nasreddin Hoca’ların nesliyiz. Kartallar uçar, tavuklar kaçar” dedi. Ayrıca ülkemizde yaşanan krizlerin anahtarını eğitimde gören Güven “ krizden çıkmak için Türk Milletine mucize lazım. Bu mucizeyi de ancak eğitimciler başarabilir. Nasıl Fatih’lerin arkasında Akşemseddin’ler varsa yazılan her başarı destanının arkasında da mutlaka bir eğitimci vardır” diyen Güven içindeki matematiği sevdirme ve öğretme aşkının verdiği ilhamla yazdığı şiirlerinden de örnekler sundu.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;22 Ağustos 2009 Cumartesi &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Matematik Öğretiminde ''Anadolu Açılımı''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kütahya'ya gelen Eğitimci_yazar,  emekli sınıf öğretmeni Necip GÜVEN, ünlü Türk büyükleri Mimar Sinan, Yunus Emre, Mevlana ve Nasrettin Hoca'yı model alarak oluşturduğu ''Anadolu Açılımı'' projesiyle çocukların ve gençlerin matematiği kolay öğrenmesini hedefliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emekli sınıf öğretmeni Necip Güven (54), 1999 yılında yapılan uluslararası matematik seviye belirleme sınavlarına Türkiye de dahil olmak üzere 38 ülkeden öğrencilerin katıldığını anımsattı. Bu sınavda matematikteki genel başarı sıralamasında 31'inci olan Türkiye'nin; Singapur, Güney Kore, Tayvan, Hong Kong ve Japonya gibi Uzak Doğu ülkelerinin çok gerisinde kaldığını belirten Güven, OECD'nin 2000'den bu yana 3 yılda bir OECD ülkeleri ve diğer katılımcı ülkelerde Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(PISA) uygulamaları yürüttüğünü anlattı. Güven, 2006'da Türkiye'nin katılımcı 57 ülke arasında fende 44'üncü, matematikte 37'inci, okumada 43'üncü olarak OECD ülkeleri arasında sondan ikinci sırada yer aldığını söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'nin matematik başarısının OECD ülkeleri ortalamasının altında olduğuna dikkati çeken Güven, ''Ülkemizde eğitimdeki başarı düzeyini belirleyen en kapsamlı sınavlardan biri ÖSS'dir. 2007'deki ÖSS verilerine bakıldığında matematik alanında sıfır puan alanların sayısının önceki yıla göre 27 binlerden 47 binlere çıktığı görülmektedir'' dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güven, Türkiye'deki matematik başarısızlığının mazeretlerle açıklanamayacağını ifade ederek, ''Mazeretlere sığınıp mevcut durumu kabul ederek sineye çekmek yerine tüm mazeretleri ortadan kaldırmak için çözümlere odaklanmak gerektiğini'' bildirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Necip Güven, daha önceki yıllarda öğrencilere matematiği sevdirmek için şiir ve deneme kitapları yazıp şarkı bestelediğini hatırlattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Kolay matematik öğretimi'' konusunda son 10 yıldır yürüttüğü çalışmaları ''Anadolu Açılımı'' adıyla insanlara sunma aşamasına geldiğini anlatan Güven, bu projesinde anneleri önemli bir faktör olarak belirlediğini söyledi. Güven, eğitimcilerle öğrenciler arasında annelerin köprü görevi yapacağına işaret ederek, ''Anneler ilk öğretmenlerimizdir ve sorunlarda en çok acı çeken kitledir. Matematik dahil tüm eğitim ve öğretim sorunlarının çözümünde annelerin içinde yer almadığı çözümlerin başarıya ulaşma şansı yoktur. Bu sorunların bürokratik sistem içinde de çözülme şansı yoktur. Matematik sorunu ancak çözüme odaklanmış, toplumun her kesiminden gönüllü bireylerin yer aldığı takım çalışmaları sonucu çözülebilir. Tüm tarafların çözüm içinde etkin rol almadığı çalışmalarsa çocuklarımız, anneler ve eğitimciler arasında gidip gelen bir pinpon topuna döner" diye konuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güven, ''Anadolu Açılımı'' projesinde Mimar Sinan, Mevlana, Yunus Emre ve Nasrettin Hoca'nın yaşam felsefelerini baz alarak, onların başarıya ulaşmadaki inanç, kararlılık ve azimlerine dikkati çekmeye çalıştığını bildirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mimar Sinan'ın sürekli kendisini geliştirerek ustalık dönemi eserlerini 70 yaşından sonra ortaya koyduğunu belirten Güven, Türkiye'de insanların 50-60 yaşlarında emekli edilerek en verimli dönemlerinde sistem dışında kaldığını savundu. Edirne'deki Selimiye Camii'nin, Mimar Sinan'ın yaşamındaki zirvesi olduğunu dile getiren Güven, başarılı olmak isteyen her insanın kendisine böyle hedefler koyması gerektiğini bildirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yunus Emre'nin, ''Gelin tanış olalım, işi kolay kılalım, sevelim sevilelim, dünya kimseye kalmaz'' sözünü hatırlatan Güven, matematik eğitimcilerinin öğrencilerin işini kolay kılması halinde başarı merdivenlerinin tırmanılacağını anlattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasrettin Hoca'nın nüktedanlığı ve hazır cevaplılığıyla Türk insanının zekasını yansıttığını söyleyen Güven, ''Nasrettin Hoca, herkese, 'Haklısın' diyor. İnsanların inançları neyse yanlış da olsa ona inanmaya devam ederler. Matematiğe zor diyen bir öğrenciye bu iş zor gelir, motivasyonunu olumsuz etkiler. Biz matematiği kolay diye algılatırsak iş çözülür. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mevlana'nın öğütleri, matematiğe güzel yanlarından bakmamızı sağlayabilir. Nasıl bakarsan öyle algılarsın. Matematiğe bakış açımızı Mevlana'nın&lt;br /&gt;öğütlerine göre kurarsak başarı şansımız artar. İşte dört ünlü Türk büyüğümüzün yaşamından yola çıkarak oluşturduğumuz proje, çocuklara matematiği sevdirecek'' şeklinde konuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Eylül 2009 Kütahya İHA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Matematiği Sevdiren Adam, Necip Güven Kimdir?  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Necip GÜVEN,1955 yılında Bilecik ili Bozüyük ilçesi Yeşil çukurca köyünde doğdu. Babasının işi nedeniyle Kütahya’ya taşındılar. İlkokulda sık sık öğretmen değişikliği ve güvensizlik nedeniyle bir çok yeteneğinin farkına varamadı. Dördüncü sınıfın ikinci dönemi ve beşinci sınıfta ufak bir kıpırdanma görüldü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok fırtınalı bir orta ve lise öğretimi sonunda liseden mezun olan yazarımız 1979 yılında üniversite sınavlarında eğitim enstitüsü sınıf öğretmenliği bölümünü kazandı.1981 yılında Burdur Eğitim Enstitüsü’nde sınıf öğretmeni olarak mezun oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sırasıyla Mardin, Gaziantep,Sivas,Bursa-İnegöl’de öğretmenlik yaptıktan sonra Eskişehir’e atandı.2007 Temmuz ayında resmi görevinden emekli oldu,ancak eğitimcilik son bulmayan bir meslek olduğu için halen aktif olarak eğitim hayatına devam ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1999 yılı Mart ayında bir radyo programında yazar Oğuz SAYGIN’ı tanıması hayatında bir dönüm noktası oldu. Yaşadığı tüm olumsuzluklara rağmen eski defterleri dürerek hayatında beyaz bir sayfa açtı.’’Negatif Limanlardan,Pozitif Sulara’’yol almaya başladı.Daha sonra yazar Alişan Kapaklıkaya ile tanışarak ‘’Pozitif Düşünce’’ kervanına katıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2004 yılında “Matematikle Barışıyorum” adlı ilk kitabını çıkardı.Hem kitabı hazırlama sürecinde hem de kitabın yayınlanışının ardından matematik korkusu ve ve matematik eğitimi konusunda düşünceleri, deneyimleri ve endişeleri içeren bir çok okuyucu mektubu aldı.Matematik korkusunun ne kadar yaygın ve büyük bir problem olduğunu gözler önüne seren bu mektupların bir bölümüne “Matematikle Barışıyorum” kitabında yer veren Necip Güven,şimdi bu mektupları kişisel internet sitesinde derliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2009 yılında "Pratik ve Etkili Yöntemlerle Çarpma Öğretimi ve Dört İşlem" isimli ikinci kitabını yayınladı. Halen Eskişehir'de çalışmalarını devam ettiren Necip Güven, şu sıralarda www.matematigisevdirenadam.com sitesinde yeni yazılarını yayınlamaya devam ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Necip Güven'le yapılan uzun bir ropörtaj..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Direk konuya girelim. Hocam matematik sizce zor bir ders mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana göre ''Matematik Dersi Zordur.'' ifadesi gibi ''Matematik Dersi Kolaydır. '' demekte yanlıştır.Bu ifadeler resmin bütününü algılamamıza engel oluyor.Bu ifadeler şuna benziyor. 10 katlı bir apartmanın önüne gelip ''Bu apartmanın10 katına çıkmak kolaydır veya zordur.'' demek gibidir. Ama şöyle dersek iş değişir.''Bu apartmanın 10. katına merdivenle çıkmak zordur ama aynı yere asansörle çıkmak çok kolaydır.'' Yani kurduğumuz cümlelerde resmin bütününü ortaya koyup ona göre cümle kurmalıyız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cümleyi ''Matematik dersini yıllardır dedem zamanından kalma bayatlamış, modası geçmiş ezberci yollarla öğretmek ve öğrenmek çok zordur.'' şeklinde kurarsanız bu cümlenin altına ''Çok doğru'' diyerek 100 tane imza atabilirim.''Matematik dersi kolay bir derstir.'' ifadesini de ''Matematik dersi işini çok iyi bilen ve seven öğretmenler tarafından ezberciliğin dışına çıkarak ilginç yöntem ve yollarla öğretilirse kolay bir ders haline gelir.'' derseniz bu cümlenin de altına ''Çok doğru '' diye 100 tane imza atabilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesela ben bir sınıf öğretmeniyim bu yüzden daha çok ilk okul matematiği üzerinden örnek vermem doğru olur.Bana '' Hocam, matematik dersi bana çok zor geliyor.'' diyen anne-babalara ''Haklısınız, sizin yöntemlerinize göre hakikaten zor ama benim kullandığım yöntemlere göre ise hem zevkli hem de kolay diyorum.Ders aynı ders fark nerede sorusuna ''Karşınızdaki matematik dağına siz bir dağcı gibi tırmanmaya çalışırken ben aynı dağa uzun yıllara dayanan tecrübe ve deneyimlerimle yaptığım ''Matematik teleferikleriyle'' hiç zorlanmadan '' ulaşıyorum diyorum.&lt;br /&gt;Sizlere soruyorum,''Uludağ’a kayak yapmak için giderken tırmanmayı mı yoksa teleferikle ulaşma seçeneğini mi tercih edersiniz ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani doğru çalışma tekniklerini kullananlar için kolay bir ders..     &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi ''Matematik Dersi '' ile ilgili şu gerçekleri de ifade edelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dersi ve öğretmenini seven için ''Matematik Dersi'' kolay iken sevmeyen için zordur.&lt;br /&gt;Temeli sağlam bir öğrenciye matematik dersi kolayken temeli iyi olmayan öğrenci için zor bir derstir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Formüllerin mantığını kavramış bir öğrenci için kolay bir ders olan matematik formüllerin mantığını bilmeyen ''Formül Ezbercileri '' için çok zor bir derstir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sistemli çalışan bir öğrenci için kolay olan matematik dersi, sınavdan sınava ders çalışan bir öğrenci için hakikaten zor bir derstir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olumsuz ön yargıları olan bir öğrenci için zor olan matematik olumlu düşünen kimseler için o kadar zor değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hocam,peki www.matematigisevdirenadam.com sitesi neden açıldı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sitemizin en önemli amacı insanlara yalnız matematik öğretmek değil, insanları matematiği öğrenmeye hazır hale getirmektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu söylediklerimiz bizim matematik konusundaki projelerimizin olmadığı şeklinde yorumlanmamalı: çünkü öğrenmeye hazır olmayan bir insan kapağı kapalı bir şişeye benzer; onu doldurmak için dökeceğimiz sular hep yerlere dökülecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca diğer amacımız yalnız öğreten bir organizasyon değil, hem öğreten öğrenirken de öğrenen bir organizasyon olmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz yalnız alan değil; aldıklarını inceleyen, işleyen,yorumlayan, geliştiren, üreten, ürettiklerini paylaşan, paylaştıkları ile karşısındakileri de üretmeye teşvik eden bireyler haline gelmek istiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz her şeyi bildiğimiz iddia etmiyoruz. Ancak bilgilerimizi paylaşırsak birlikte gelişeceğimizi düşünüyoruz. İki elmamızdan birini size verirsek bizim bir, sizin de bir elmanız olur. Sizin ve bizim birer bilgimiz olur ve paylaşırsak sizinde bizimde ikişer bilgimiz olur. Maddi şeyler paylaşıldıkça azalırken, bilgi aksine paylaşıldıkça artar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim sitemizin müdavimleri öyle üretken olmalı ki bir süre sonra bizim ürettiklerimizden daha güzel, daha ileri çalışmalara imza atsınlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizin bir de hem sözlerini yazdığınız hem bestesini yaptığınız "Matematik Şarkılarınız" var. Matematik ve müzik ne alaka?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açıklayayım.Arkadaşlar yapılan bilimsel araştırmalarda müziğin öğretimde mucizevi sonuçları ortaya çıktı.Şu benim ''Matematik ve motivasyon'' şarkıları çalışmama destek verin dememe rağmen kulak asılmadı.Bakalım müzik hayata hangialanlarda çok kullanılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1-Sporda : Kocaman, kocaman adamlar takımlarının marşlarıyla coşuyor, şovlar yapıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2-Dini duyguları telkinde ( özgün müzik, ilahi ) müzik sıkça kullanılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3-Eğlencede : Çocuklara eğitim ve öğretim amaçlı müzik yapmamız için yardım etmeyen kocaman ve kodaman adamlarımız ''Manda yuva yapmış söğüt dalına'' türküsünü duyunca yerinde duramayıp piste fırlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4-Tıpta : Ruhsal sorunlarda ve otistik çocukların tedavisinde. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5-Reklamlarda ürünleri tüketiciye pazarlamak için.Amaçlarına fazlasıyla ulaşıyorlar da...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6-Seçimlerde partiler seçmeni tavlamak ve avlamak için müziği araç olarak sonuna kadar kullanıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kadar alanda kullanılan müzik matematikle dargın mı acaba? Siz hiç matematikten bahseden bir şarkı duydunuz mu? Bir dakika özür dilerim.Var, tamam var! ''Kendimden kendimi çıkardım.Sıfır kalmaz.Matematik yalan söylüyor hocam.'' Tuh ! Bir tane var , o da matematiği kötülüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben ve benim gibi deli olan asistanımla birlikte bir çok matematik ve motivasyon şarkısından (sınrlı imkanlarımız yüzünden) ancak üç tanesini müzikal (Silkiniş Türküsü, Süper Çocuklar ve Sayı Treni şarkıları) hale getirebildik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hocam, bu kadar uğraş neden? Nereye koşuyorsunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatın her bölümünde farkında olalım veya olmayalım bazı dersler çıkarırız.Çıkardığımız bu derslerden en önemlileri farkında olarak çıkardığımız derslerdir.Bu açıdan ele alırsak hayatımda en önemli kararları almaya ve gereken adımları atmaya başlamam 1999 Yılında Hocam Oğuz SAYGIN'la tanışmamdan sonradır.Eğer o gün o adımları atmamış olsaydım bu gün ne ''Matematikle Barışıyorum'' kitabı, ne Web sitesi ne de matematik projelerim olurdu.&lt;br /&gt;Hiç bir zaman kısa zamanda para kazanıp zengin olma gibi bir düşünceye kapılmadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O şekilde düşünenleri de kendimce ''KABAKÇI '' düşünce olarak gördüm.Kabağı ekersiniz 3ay sonra toplar ve satarsınız.Ertesi yıl tekrar eker tekrar satarssınız.Bu böylece sürüp gider.Fakat ceviz fidanı dikerseniz bu fidan 5-6 hizmetten sonra ancak yavaş yavaş meyve vermeye başlar.Kısaca meyvelerini toplamak için biraz sabır ve bakım gerektirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kitapta okuduğum sözü adeta beynime kazmıştım. O sözde ana fikir olarak şöyle diyordu.''Çalıştığınız bir işte kazandığınızdan fazla üretmeye devam ederseniz bir gün ürettiğiniz kadar kazanmaya başlarsınız.'' diyordu.Bu yüzden, hiçbir zaman halk diliyle ''Bu kadar ekmeğe ancak bu kadar köfte olur.'' demedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hedefiniz mevcut eğitim pastasından pay kapmak mıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır .Çünkü şu anda mevcut milli geliri çok yetersiz buluyorum.Hedefim, mevcut pastadan pay kapmak değil pastayı Türk milletine yaraşır şekilde büyütmeye katkıda bulunmaktır.Hiç bir zaman para, para, para demedim.Parolam, her zaman para+dua olmuştur. Eğer benden hizmet satın alan kişinin bana verdiği parada gözü varsa ben o parayı hak etmemişim olurum diye düşünüyorum.Bu yüzden benden kitap alıpta verdiğim paranın karşılığını alamadım diyenler kitabı iade edip paralarını geri istemelidirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hedefleriniz nelerdir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu soruya cevabım, Türk çocukları ve gençleriyle birlikte dünya çapında projeler imza atmaktır.Dünya çapında olamayan hedef ve projeleri hiç dikkate almıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hedeflere ulaşacağınıza inanıyor musunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, tüm benliğimle inanıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hedeflere ulaşmak çok zor hatta imkansız değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır.. Çünkü ben şöyle düşünüyorum. '' Tepeleri hedefleyenler için dağlar aşılması imkansız olabilir fakat ufukları hedefleyenler için tepeler ve dağlar aşılması gereken sıradan birer engeldir. Unutmayalım ki, inanılmaz işleri ancak inananlar başarır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğitimci-yazar Necip GÜVEN Eskişehir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tel: 0 ( 505 ) 346 80 02 ( Avea Öğretmen Hattı )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Email 1: necipguven2003@mynet.com&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Email 2:matematigisevdirenadam@gmail.com&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Web: http://www.matematigisevdirenadam.com &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İNTERNETTE Necip Güven ve Çalışmaları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ana Web Sitemiz: www.matematigisevdirenadam.com&lt;br /&gt;Eski Sitemiz: matematigisevdirenadam.wordpress.com&lt;br /&gt;Facebokk: Matematiği Sevdiren Adam&lt;br /&gt;Şu Anda Açık Olan Bloglarımız ( Daha sonra açılanlardan haberdar edeceğim.Necip GÜVEN)&lt;br /&gt;1.necipguven.blogspot.com (Necip Güven'den Makaleler ve Paylaşımlar)&lt;br /&gt;2.tekerlemelicarpimtablosu.blogspot.com&lt;br /&gt;3.carpimtablosuoyunlari.blogspot.com&lt;br /&gt;4.carpimtablosuezberinehayir.blogspot.com&lt;br /&gt;5.kolaycarpimtablosu.blogspot.com&lt;br /&gt;6.zevklicarpimtablosuogrenme.blogspot.com&lt;br /&gt;7.carpimtablosuezberleme.blogspot.com&lt;br /&gt;8.matematiklebaristim.blogspot.com&lt;br /&gt;9.carpimtablosunasilezberlenir.blogspot.com&lt;br /&gt;10.matematiktemelimyok.blogspot.com&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazılarımızın Yayınlandığı Bazı Siteler&lt;br /&gt;1-www.nevvalsevindi.com/oku ( Kültür Bölümü ) Matematik Eğitim Ana sınıfında Başlamlıdır )&lt;br /&gt;2-www.hikayeler.net (Makale Ve Şiirler )&lt;br /&gt;3-www.turkpdr.com ( Üyelerimizin Yazıları Bölümünde )&lt;br /&gt;4-http://www.sehirgazetesi.com.tr (Matematiği sevdiren adam ve Hacivat-Karagöz 8 Mayıs 2010 )&lt;br /&gt;5-http://www.bilinclianne.com (Editörden Köşesi Müzik Matematik Ve Oyun 03,06,2009&lt;br /&gt;6-www.yorumcuyuz.net ( Eğitim-Öğretim Matematik bölümündeki ‘’matematiği sevdiren adam’’ adı altında yazdığım yazılar ))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annelere Sesleniş ! ( Şiir ) &lt;br /&gt;‘’Bu şiiri , önce en zor günlerimde bana kol kanat geren , çalışmalarımı yüreklendirici konuşmaları ile daima destekleyen Dürdane ELHAN ve Müyesser Saka Öğretmenlerime ….. Daha sonra da yüreği sevgi dolu tüm annelere armağan ediyorum….Necip GÜVEN&lt;br /&gt;19 Ekim 2009 Pazartesi ‘’&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ANNELERE SESLENİŞ !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne olur anneler, çaresizce bakmayın,&lt;br /&gt;Gözyaşlarınızı tutun, o bayrama saklayın.&lt;br /&gt;Kâbus bitti, bak kartallar gelecek,&lt;br /&gt;Anadolu bayram yapıp gülecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarınları ne olacak hiç korkma,&lt;br /&gt;O masum yavrunu öp, sarıl ve kucakla.&lt;br /&gt;Kartallara zindan olan kümesler yıkılacak,&lt;br /&gt;Hedeflenen zirvelere birer birer çıkılacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu dava bizim için namustu,&lt;br /&gt;O gördüğün gerçek değil kâbustu.&lt;br /&gt;Yeter, son ver bitsin artık bu ağıt.&lt;br /&gt;Mutfağında helvanı yap ve dağıt.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bak tarihe, bu millet ne badireler gördü.&lt;br /&gt;Anadolu’yu hakir gören hem sağırdı hem kördü.&lt;br /&gt;Savaştasın üç silahın var unutma !&lt;br /&gt;Güzel kitap, yazan kalem ve kağıt.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir zamanlar bu davaya Dürdaneler, Müyesserler baktılar.&lt;br /&gt;Önümüzde sönmez ışık yaktılar.&lt;br /&gt;Zaman geldi, koşan atlar yoruldu,&lt;br /&gt;Bayraklar genç kartala verildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genç kartallar ufuklara bakındı,&lt;br /&gt;Haydi gayret , zaten zirve yakındı.&lt;br /&gt;Bir silkindi, çılgın gibi koşturdu,&lt;br /&gt;Anadolu insanını coşturdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir milleti ilerleten ufuktur,&lt;br /&gt;Madenimiz altın değil çocuktur.&lt;br /&gt;Eğitimdir kaliteyi getiren&lt;br /&gt;Çözüm olup problemi bitiren.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Necip Güven 19 Ekim 2009&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dürdane Elhan ve Müyesser SAKA Hocalarımın şiirime verdikleri cevap mesajları....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sayın NECİP Bey, yazdığınız şiire teşekkür ederim.Çok zarif bir jest yapmışsınız. Başarılarınızın devamını dilerim.Yaşam kısa sizde koşuyorsunuz bu koşuşturmalarda inşallah daha çok basarılar yakalayacaksınız.Selamlar…Dürdane ELHAN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teşekkür ederim. Beni de çalışmalarınızda andığınız için. Kolay gelsin. Başarılar.&lt;br /&gt;Müyesser SAKA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Merhaba Dürdane ve Müyesser Hocam, ben sizleri her zaman anıyorum.Sizlere (Dürdane ELHAN; Müyesser SAKA,G.Veli KİŞİOĞLU ve Basri KÖSELER ) beni ve projelerimi destekleyen arkamdaki ``Muhteşem Dörtlü`` diye takdim ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BKNZ. http://www.hikayeler.net/yazilar/129151/arkamdaki-muhtesem-dortlu-1-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.hikayeler.net/yazilar/129152/arkamdaki-muhtesem-dortlu-2-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yetti Artık Canımıza '' Çarpım Tablosu Şiiri '' &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çarpım tablosu,&lt;br /&gt;Çarpım tablosu dediniz,&lt;br /&gt;Başımızın etini yediniz.&lt;br /&gt;Bela oldu başımıza,&lt;br /&gt;Yetti artık canımıza.&lt;br /&gt;Başımızda nöbet bekler büyükler,&lt;br /&gt;Sırtımızda sanki tonlarca yükler.&lt;br /&gt;Oyun hakkımızı elimizden aldınız,&lt;br /&gt;Oyuna doyamadık.&lt;br /&gt;Kırdığınız yumurta bini geçti,&lt;br /&gt;Çoğunu sayamadık.&lt;br /&gt;Çarpılan çarpım tablosu mu&lt;br /&gt;Yoksa biz mi anlamadık.&lt;br /&gt;Boşa gitti tüm emekler,&lt;br /&gt;Arabalar, bebekler hep bizi bekler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;******************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çarpım tablosu,&lt;br /&gt;Çarpım tablosu dediniz,&lt;br /&gt;Başımızın etini yediniz.&lt;br /&gt;Bela oldu başımıza,&lt;br /&gt;Yetti artık canımıza.&lt;br /&gt;Ya bu işin kolayını bulun,&lt;br /&gt;Ya da başımızdan yok olun.&lt;br /&gt;Boş yere günlerce bize kızdınız,&lt;br /&gt;Ufacık çocuklara mezar kazdınız.&lt;br /&gt;Hatanızın suçunu bize yıktınız,&lt;br /&gt;Streslere sokup, canımızı yaktınız.&lt;br /&gt;Başımızda nöbet bekler büyükler,&lt;br /&gt;Sırtımızda sanki tonlarca yükler.&lt;br /&gt;Oyun hakkımızı elimizden aldınız,&lt;br /&gt;Oyuna doyamadık.&lt;br /&gt;Kırdığınız yumurta bini geçti,&lt;br /&gt;Çoğunu sayamadık.&lt;br /&gt;Çarpılan çarpım tablosu mu&lt;br /&gt;Yoksa biz mi anlamadık.&lt;br /&gt;Boşa gitti tüm emekler,&lt;br /&gt;Arabalar, bebekler hep bizi bekler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Necip GÜVEN Eskişehir 21 Temmuz 2008&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tel: 0 ( 505 ) 346 80 02 ( Avea Öğretmen Hattı )&lt;br /&gt;Email 1: necipguven2003@mynet.com&lt;br /&gt;Email 2:matematigisevdirenadam@gmail.com&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Web: http://www.matematigisevdirenadam.com &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Matematik Yolları Dar &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Matematik yolları dar,dar.&lt;br /&gt;Bu konuda şikayetler var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Matematik dersini&lt;br /&gt;Başa bela yaptınız.&lt;br /&gt;Yeni yöntem bulmayıp&lt;br /&gt;Suçu bize yıktınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Matematik yolları dar,dar.&lt;br /&gt;Bu konuda şikayetler var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya hızla giderken&lt;br /&gt;Siz frene bastınız.&lt;br /&gt;Notu bir silah yapıp&lt;br /&gt;Öğrenciyi astınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Matematik yolları dar,dar.&lt;br /&gt;Bu konuda şikayetler var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilimlerin şahını&lt;br /&gt;Kara bela yaptınız.&lt;br /&gt;Çözmek varken sorunu&lt;br /&gt;Çıkmaz yola saptınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Matematik yolları dar,dar.&lt;br /&gt;Bu konuda şikayetler var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cem Yılmaz'ın ağzına&lt;br /&gt;Bizi sakız ettiniz.&lt;br /&gt;Boş nutuklar çekerek&lt;br /&gt;İşinize gittiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Matematik yolları dar,dar.&lt;br /&gt;Bu konuda şikayetler var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kocaman kartalın&lt;br /&gt;Kanadını yoldunuz.&lt;br /&gt;Şimdi oldun bir tavuk&lt;br /&gt;Diye ona güldünüz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Matematik yolları dar,dar.&lt;br /&gt;Bu konuda projeler var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Matematik yolları dar,dar.&lt;br /&gt;Bu konuda projemiz var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söz : Necip GÜVEN 10 Mayıs 2008 Eskişehir&lt;br /&gt;Beste : Evreşe Yolları Dar ( Anonim ) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Matematiği Sevdiren Adam &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevdiren Hoca’nın gönlü zengindir,&lt;br /&gt;Başarı sağlayan ancak dengindir.&lt;br /&gt;Hoca kitapları tarayıp durdu ,&lt;br /&gt;Size anlaşılır çözümler kurdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ezberci çözümlerle iyi sonuç alınmaz,&lt;br /&gt;Düzen bozuk ise o saz çalınmaz.&lt;br /&gt;Dersin anahtarı kitaplarda var,&lt;br /&gt;Sunduğu kolaylıklar size olur yar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gizemli kitapta her şey bellidir,&lt;br /&gt;Problemin hali bir kaç yolludur.&lt;br /&gt;Oyunla anlatır bu dersi Hoca,&lt;br /&gt;Çılgınca uğraşır hedefi yüce.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Matematik bize candan dost olur,&lt;br /&gt;Sevip kucak açan zordan kurtulur.&lt;br /&gt;Başarı kişinin beyninde gizli,&lt;br /&gt;Bu gizi çözenin çabası hızlı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Korkunun ecele faydası yoktur,&lt;br /&gt;Çözümü anlayıp ders alan çoktur.&lt;br /&gt;Hoş bir seda ile seslenip durur,&lt;br /&gt;Oyunla, müzikle hedefi bulur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelin ey Veli’ler, sevgi serelim,&lt;br /&gt;Gelişmiş fidandan güller derelim.&lt;br /&gt;Bayrağı yükseklere dikecek gücün var&lt;br /&gt;Sana destek oğlum, kızım, bacın var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabri DİL (Mestani) Eskişehir 11 Ağustos 2009 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AŞKIMIZ MATEMATİK!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sendeki güzelliği görmeyenler utansın,&lt;br /&gt;Anlat ki hünerini cümle alem uyansın.&lt;br /&gt;Seni kötü makyajla öyle çirkin yaptılar&lt;br /&gt;Kıymetini bilmeyip bir kenara attılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güya sana küsüp, kızıp ta darılırlar&lt;br /&gt;Zengin olma hülyasıyla sayısala sarılırlar.&lt;br /&gt;Bilmezler ki zaman sensin, itiraf etmiyorlar.&lt;br /&gt;Hem sana küsüyorlar, bırakıp gitmiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şiirin temelisin, müzik senle yoğrulur,&lt;br /&gt;Sistemlere bakılmaz, hesap senden sorulur.&lt;br /&gt;Nefret edenlere nasıl anlatsam seni,&lt;br /&gt;Makyajını silip te göstersem güzelliğini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ezberin kuyusuna Yusuf gibi attılar,&lt;br /&gt;Suçları yokmuş gibi rahat rahat yattılar.&lt;br /&gt;Dişini sık güzelim, kurtarmaya az kaldı,&lt;br /&gt;Söyle güzel yüzüne karaları kim çaldı ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kraliçelik tahtın hazır seni bekliyor,&lt;br /&gt;Bilimlerin şahını çok özledik gel diyor.&lt;br /&gt;Kıymetini öğrendik, baş köşeye koyacağız,&lt;br /&gt;Sana olan sevdamızı ülkemize yayacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Necip GÜVEN Eskişehir 24 Şubat 2009&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MATEMATİKLE BARIŞIYORUM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlkokulda seni karşımda buldum,&lt;br /&gt;Korkudan yıkıldım, sararıp soldum.&lt;br /&gt;Korkumun ilacıyla tanışıyorum,&lt;br /&gt;Matematik seninle barışıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Modern matematik dedin uyuttun beni,&lt;br /&gt;Rüyamda bile korkuttun beni.&lt;br /&gt;Yeni yöntemlerle tanışıyorum,&lt;br /&gt;Matematik seninle barışıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vereme bile çare bulundu,&lt;br /&gt;Matematik ise bir kenara konuldu.&lt;br /&gt;Gerçek matematikle tanışıyorum,&lt;br /&gt;Matematik seninle barışıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olmaz denen Bolu Dağı delindi,&lt;br /&gt;Korkularım birer birer silindi.&lt;br /&gt;Pırıl pırıl zekâmla tanışıyorum,&lt;br /&gt;Matematik seninle barışıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neye inanırsam kaderim oymuş,&lt;br /&gt;Korkular virüsü beynime koymuş.&lt;br /&gt;Anti-virüs programlarıyla tanışıyorum,&lt;br /&gt;Matematik seninle barışıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sana giden yollar bir tek değil çok imiş,&lt;br /&gt;Bu konuda benim fikrim yok imiş.&lt;br /&gt;Patikadan çıktım, otobanla tanışıyorum,&lt;br /&gt;Matematik seninle barışıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ezberdir diyerek sana çamur attılar,&lt;br /&gt;Suçu sana yıkıp rahat rahat yattılar.&lt;br /&gt;Ezbersiz yöntemlerle tanışıyorum,&lt;br /&gt;Matematik seninle barışıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Film bitti artık ezber bozuldu,&lt;br /&gt;Bunun için ne destanlar yazıldı.&lt;br /&gt;İçimdeki gerçek güçle tanışıyorum,&lt;br /&gt;Matematik seninle barışıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atalarımın izinden gitmeliyim,&lt;br /&gt;Zirveye bayrağı dikmeliyim.&lt;br /&gt;Kararlıyım dünya ile yarışıyorum,&lt;br /&gt;Matematik seninle barışıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Necip GÜVEN Eskişehir 14 Ağustos 2009&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7721635366411438812-5674201831731613207?l=matematigisevdirenadam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/feeds/5674201831731613207/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2010/07/anneler-mujde-matematik-cevap-bankas.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/5674201831731613207'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/5674201831731613207'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2010/07/anneler-mujde-matematik-cevap-bankas.html' title='Anneler Müjde ! Matematik Cevap Bankası Kuruluyor'/><author><name>Necip Güven</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09220555800111134912</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7721635366411438812.post-1139085170640832829</id><published>2010-06-14T01:18:00.000-07:00</published><updated>2010-06-14T01:18:32.113-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Matematik Haberleri'/><title type='text'>ÖSS'de 600 bin Kişinin Çözemediği İlköğretim Sorusu</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_-7JaZOydLRI/TBXlmXE8eCI/AAAAAAAAA2Y/E74bUV_UQfM/s1600/genclik.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/_-7JaZOydLRI/TBXlmXE8eCI/AAAAAAAAA2Y/E74bUV_UQfM/s1600/genclik.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #3d3d3d; font-family: Verdana; font-size: 12px; line-height: 20px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #3d3d3d; font-family: Verdana; font-size: 12px; line-height: 20px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #3d3d3d; font-family: Verdana; font-size: 12px; line-height: 20px;"&gt;BU soruyu ilköğretim 3. sınıf öğrencileri matematik dersinde çözüyor. Ancak üniversiteli olmaya hazırlanan lise son sınıf öğrencisi ya da mezunu 1.5 milyon gençten 600 bini üniversiteye giriş sınavında bu soruyu yanıtlayamıyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #3d3d3d; font-family: Verdana; font-size: 12px; line-height: 20px;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #3d3d3d; font-family: Verdana; font-size: 12px; line-height: 20px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #3d3d3d; font-family: Verdana; font-size: 12px; line-height: 20px;"&gt;Geçtiğimiz gün ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan’la bu hafta başlayacak Lisans Yerleştirme Sınavları öncesinde röportaj yaptık. 36 yıldır üniversite sınavlarını gerçekleştiren kurumun başındaki kişi olarak kendisini en çok hangi tür soruların yapılamıyor olmasının şaşırttığını sordum. Artık şaşırmadığını ama yüzde 99’unun çok rahat çözebileceği soruları yarım milyonu aşkın gencin çözememesine üzüldüğünü söyledi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #3d3d3d; font-family: Verdana; font-size: 12px; line-height: 20px;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #3d3d3d; font-family: Verdana; font-size: 12px; line-height: 20px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #3d3d3d; font-family: Verdana; font-size: 12px; line-height: 20px;"&gt;Sonra da bunu örnekle açıkladı:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #3d3d3d; font-family: Verdana; font-size: 12px; line-height: 20px;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #3d3d3d; font-family: Verdana; font-size: 12px; line-height: 20px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #3d3d3d; font-family: Verdana; font-size: 12px; line-height: 20px;"&gt;“Bir iki yıl önce üniversiteye giriş sınavında 80 - (12 + 3 + 8) = ? diye bir soru sorduk. Şimdi bu soruya baktığınızda ne düşünürsünüz? ‘Çocuklar bunu yapar’ dersiniz. Oysa bu soruya 600 bin öğrenci cevap verememiş. Neden cevaplamamışlar, neden yapamıyorlar? İlkokul çocuğu bu soruyu yapıyor. Bunlar lise çocukları ya da mezunları. İşte bu soru gibi yüzde 99’unun kesinlikle çözmesi gereken çok basit sorular var. Ama çözemiyorlar. Biz çok basit, yüzde 100 hepsi cevap verir diye ‘Cumhuriyet kaç yılında ilan edildi?’ gibi soruları sınavlarda sormuyoruz. Ama artık kuşkuluyum. Şimdi bu soruyu sorsak, ‘Yüzde yüz doğru cevap alırız’ diyemiyorum. Herhalde yanlış cevap verenler çıkacaktır diye endişe ediyorum.”&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #3d3d3d; font-family: Verdana; font-size: 12px; line-height: 20px;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #3d3d3d; font-family: Verdana; font-size: 12px; line-height: 20px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #3d3d3d; font-family: Verdana; font-size: 12px; line-height: 20px;"&gt;Yarımağan’ı gerçekten de endişeye düşüren bu durum, son yıllarda eğitimde tehlike çanları çalmaya başladığının bir göstergesi olarak algılanmalı. Üniversite sınavında, SBS’de her yıl başarısızlığın artması üstelik de soruların kolay olmasına rağmen, yapılma yüzdesindeki düşüş ve özellikle de bazı devlet okulları arasındaki uçurumlar artık “eğitimde kalitenin” ne durumda olduğunu gösteriyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #3d3d3d; font-family: Verdana; font-size: 12px; line-height: 20px;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #3d3d3d; font-family: Verdana; font-size: 12px; line-height: 20px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #3d3d3d; font-family: Verdana; font-size: 12px; line-height: 20px;"&gt;Bugün İstanbul’un göbeğinde köklü devlet liselerinin öğrencileri arasında heceleyerek okuyan öğrenciler karşımıza çıkıyor. Üniversite kapısına bu şekilde getirdiğimiz çocuklarımız bırakın dört işlemi, iki hatta tek işlemli soruları da çözemez durumdalar. Bu durumda biz bu çocukları mı yargılayacağız yoksa onları liseye kadar taşıyan ve ellerine diploma veren eğitim sisteminin ne kadar mükemmel (!) olduğunu mu tartışacağız? Çünkü çocukları yargılamak işin en kolay yanı...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #3d3d3d; font-family: Verdana; font-size: 12px; line-height: 20px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #3d3d3d; font-family: Verdana; font-size: 12px; line-height: 20px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #636a5a; font-family: Verdana, Arial, sans-serif; font-size: 16px;"&gt;&lt;a href="http://www.haberturk.com/yasam/haber/523386-80-1238-"&gt;Pervin Kaplan&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7721635366411438812-1139085170640832829?l=matematigisevdirenadam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/feeds/1139085170640832829/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2010/06/ossde-600-bin-kisinin-cozemedigi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/1139085170640832829'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/1139085170640832829'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2010/06/ossde-600-bin-kisinin-cozemedigi.html' title='ÖSS&apos;de 600 bin Kişinin Çözemediği İlköğretim Sorusu'/><author><name>Ahmet Tarık</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_-7JaZOydLRI/SzivZ_g98aI/AAAAAAAAARc/7XwncugJ2-g/s1600-R/Darien-74.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_-7JaZOydLRI/TBXlmXE8eCI/AAAAAAAAA2Y/E74bUV_UQfM/s72-c/genclik.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7721635366411438812.post-317508407366357841</id><published>2010-05-10T03:01:00.000-07:00</published><updated>2010-05-10T03:01:25.803-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Matematik Eğitimi'/><title type='text'>Kopya Çekmek Beceri İster</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="border-collapse: collapse; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://www.lazland.com/komikresim/pictures/3/20070411_8628928.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="251" src="http://www.lazland.com/komikresim/pictures/3/20070411_8628928.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Times New Roman';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman'; font-size: small;"&gt;Ben matematigisevdirenadam’a hitaben yazmak istedim.. Benim yöntemim benim yöntemim deyip duruyorsun da, yöntemden hiç bahsetmiyorsun. eğer bir şeyler vermek istiyorsan internet denen deryada bunu vermek çok kolay, seni ne belediyelerin nede sivil toplum örgütlerinin davetine gerek yok, çek bir video, kayıt et ve insanlarla burada paylaş ve insanlara da sadece videoyu izleyebilecekleri adresi ver yeterli. Madem insanlığa hizmet etmek istiyorsun.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman'; font-size: small;"&gt;Mesela&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://harunbaris.blogspot.com/2008/11/arpm-tablosu-parmaklarnn-ucunda.html" style="color: #147dba;" target="_blank"&gt;&lt;span style="color: purple; font-family: 'Times New Roman'; font-size: small;"&gt;http://harunbaris.blogspot.&lt;wbr&gt;&lt;/wbr&gt;com/2008/11/arpm-tablosu-&lt;wbr&gt;&lt;/wbr&gt;parmaklarnn-ucunda.html&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman'; font-size: small;"&gt;adresini ziyaret et..çok güzel bir sunumla bildiklerini paylaşmış.. bize de çok teşekkür etmek kalmış.. Herkese selam… ( Erkan )&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman'; font-size: small;"&gt;&amp;nbsp;--------------------------------------------------------------------------------&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman'; font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman'; font-size: small;"&gt;İnternette &lt;b&gt;‘’Çarpım Tablosu’&lt;/b&gt;’ ezberi ile ilgili yazılarımı okuyanlar zaman zaman yukarıdaki benzer şekilde serzenişlerde bulunuyorlar.İlk bakışta haklı görünenlerin gözden kaçırdıkları bazı noktalara dikkat çekmek istiyorum.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman'; font-size: small;"&gt;1-Bu tür özgün çalışmalar bir emek ürünüdür tüm boyutlarıyla internette yayınlandığı zaman kötü amaçlı hazırcılar tarafından hiçte ahlaki olmayan şekilde kaynak gösterilmeden paylaşılmaktadır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman'; font-size: small;"&gt;2-Çarpım Tablosu ve matematikte EZBER konusu eski Kültür Bakanlarından Tınaz Titiz Bey’in ‘’Kanser’’ şeklinde nitelendirdiği yüzeysel olmayan çok derin bir konudur.Bu konuyu tüm boyutlarıyla ortaya koymadan yapılan tüm uygulamalar sorunu çözümleyemez.Öyle olsaydı internette paylaşılan oyun şeklindeki çözümler yeterli olur, benim de bu konuda onlarca yazı yazmama gerek kalmazdı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman'; font-size: small;"&gt;Bunun en yakın örneği ilk defa 2000’li yıllarda yapıp medyada paylaştığım &lt;b&gt;‘’Tekerlemeli Çarpım Tablosu’’ &lt;/b&gt;örneğidir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman'; font-size: small;"&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt; Yaptığım çalışma internette yayınlandıktan sonra genç öğretmenler arasında &lt;b&gt;‘’Tekerlemeli Çarpım Tablosu’’&lt;/b&gt; furyası hız kazandı. İnternette yaptığım incelemelerimde ve öğretmenlerin yorumlarını gördüğümde çalışmanın ‘’Püf Noktası’’nın anlaşılmadığı için yanlış şekilde kullanıldığına şahit oldum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman'; font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;PÜF NOKTASI&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vaktiyle testi ve çanak çömlek imal edilen kasabalardan birinde, uzun yıllar bu meslekte çalışan çırak, kalfa olup artık kendine bir dükkan açmayı arzu eder olmuş. Ne yazık ki her defasında ustası ona:&lt;br /&gt;- Sen, demiş, daha bu işin püf noktasını bilmiyorsun, biraz daha emek vermen gerekiyor.&lt;br /&gt;Ustanın bu sonu gelmez nasihatlerinden sıkılan kalfa, artık dayanamaz ve gidip bir dükkan açar. Açar açmasına da yeni dükkanında güzel güzel yaptığı testiler, küpler, vazolar, sürahiler onca titizliğe ve emeğe rağmen orasından burasından yarılmaya, yer yer çatlamaya başlar. Kalfa bir türlü bu çatlamaların önüne geçemez. Nihayet ustasına gider ve durumu anlatır. Usta,&lt;br /&gt;-Sana demedim mi evladım; sen bu işin püf noktasını öğrenmedin. Bu sanatın bir püf noktası vardır.&lt;br /&gt;Usta bunun üzerine tezgaha bir miktar çamur koyar ve,&lt;br /&gt;-Haydi,der, geç bakalım tezgahın başına da bir testi çıkar. Bende sana püf noktasını göstereyim.&lt;br /&gt;Eski çırak ayağıyla merdaneyi döndürüp çamura şekil vermeye başladığında usta önünde dönen çanağa arada sırada “püf!” üfleyerek zamanla testiyi çatlatacak olan bazı küçük hava kabarcıklarını patlatıp giderir. Böylece çırakta bu sanatın püf denilen noktasını öğrenmiş olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her sanatın inceliklerine gereken nazik kısmına da o günden sonra püf noktası denilmeye başlanır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman'; font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;Her sanatın bir Püf Noktası olduğu gibi &lt;b&gt;''Çarpma Öğretimi'&lt;/b&gt;'nin de Püf Noktaları vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çarpma Öğretiminin de ilk Püf Noktası &lt;b&gt;''Ezbere Hayı&lt;/b&gt;r'' demektir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman'; font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;Kopya Çekmek Beceri İster&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman'; font-size: small;"&gt;Karşılaştığımız bir yazıdan tam anlamıyla faydalanabilmek için o konuda mutlaka az da olsa bir alt yapımız olması gerekir.Eğer o alt yapı yok ise o bilgiden ya faydalanamayız ya da ‘’Tekerlemeli Çarpım Tablosu’’ örneğindeki gibi yanlış faydalanırız.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman'; font-size: small;"&gt;Lise yıllarında bir hocamız ‘’Çocuklar kopya çekmek için de bir alt yapı olmalı yoksa onu bile beceremezsiniz diye şu hikayeyi anlattı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman'; font-size: small;"&gt;Matematiği çok zayıf olan bir öğrenci durumu çok iyi olan arkadaşından sınavda yardım ister.Arkadaşı da sınav da zayıf arkadaşına yardım etmek için sınav kağıdını arkadaşına gösterir.Matematiği zayıf olan öğrenci arkadaşının yazdıklarını aynen kendi kağıdına geçirir.Sınav sonucunda zayıf öğrenci durumdan çok memnundur ama arkadaşına&amp;nbsp;&lt;span&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;şöyle der.’’Çok teşekkür ederim, yazdıklarını aynen kağıda geçirdim ama sekizleri hep yatık yazmışsın, ben onların hepsini düz sekiz yaptım.’’ der.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman'; font-size: small;"&gt;Zayıf öğrencinin sekiz zannettiği şeyler aslında artı veya eksi sonsuz işaretleridir.Matematik temeli o kadar&lt;span&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;zayıftır ki bu yüzden kopya çekmeyi bile başaramamıştır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman'; font-size: small;"&gt;Eğitim Enstitüsünde okurken benzer durum benim de&lt;span&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;başıma gelmişti. Kolombo Yaşar lakaplı bir arkadaşım müzik sınavında benden yardım istemişti.Sınavdaki soruların 50 puanı anlatım, 50 puanı da&lt;span&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;porte üzerinde (notalar,inici-çıkıcı gam) gösterilmesi idi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman';"&gt;Sınav sonunda ben 100 puan alırken Kolombo Yaşar lakaplı arkadaşımız 50 puan almıştı.Müzik Hocasına ‘’Hocam ben notuma itiraz ediyorum.Ben hepsini Necip’ten yazmıştım.O 100 aldı, ben 50 aldım.’’ dedi.Müzik hocası neden 50 aldığını kağıt üzerinde gösterince bir şey diyemedi.Çünkü bizim Yaşar&lt;span&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;benim porte üzerinde gösterdiğim notaları, inici ve çıkıcı gamları kafasına göre merdiven gibi dizmişti.&amp;nbsp;&lt;span&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Times New Roman';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman';"&gt;&lt;span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7721635366411438812-317508407366357841?l=matematigisevdirenadam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/feeds/317508407366357841/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2010/05/kopya-cekmek-beceri-ister.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/317508407366357841'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/317508407366357841'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2010/05/kopya-cekmek-beceri-ister.html' title='Kopya Çekmek Beceri İster'/><author><name>Ahmet Tarık</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_-7JaZOydLRI/SzivZ_g98aI/AAAAAAAAARc/7XwncugJ2-g/s1600-R/Darien-74.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7721635366411438812.post-2225565812765749066</id><published>2010-05-10T02:56:00.000-07:00</published><updated>2010-05-10T03:02:09.011-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Matematik Haberleri'/><title type='text'>Matematiği Sevdiren Adam ve Hacivat-Karagöz</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="border-collapse: collapse; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_-7JaZOydLRI/S8cp8yQJ_nI/AAAAAAAAAuI/HAQWtvo5M6k/S1600-R/matemamatiklogo.png" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="88" src="http://2.bp.blogspot.com/_-7JaZOydLRI/S8cp8yQJ_nI/AAAAAAAAAuI/HAQWtvo5M6k/S1600-R/matemamatiklogo.png" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman'; font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman'; font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman'; font-size: small;"&gt;Kategori : Köşe Yazıları&amp;nbsp;&amp;nbsp;Tarih : 08 Mayıs 2010&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman';"&gt;Yazar : Eskişehir Mahalli Şehir Gazetesi&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman'; font-size: small;"&gt;Eskişehir’de medya mensuplarının veya eğitimle yakından ilgilenenlerin de ismini duyduğunda Haaa o muydu dedikleri bir emekli öğretmen var. Adı Necip Güven… İlköğretim sınıf öğretmeni olan ve “Matematikle Barışıyorum” isimli bir kitap yayınlayan bu çalışmalarını duyurabilmek için kapı kapı gezen, gittiği her kapıda bir “Matematik savaşçısı” gibi davranan Necip Güven’in bu çabalarının artık meyve vermeye başladığı anlaşılıyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman';"&gt;Belki bazı bilim adamları buna itiraz edebilirler. Ama gerçek o ki Necip Güven mütevazı imkanları ile , delicesine koşarak, kapı kapı gezerek, bazılarının ‘artık başımızdan bir gitse’ diye bakıştıkları çabalarının sonuçlarını görür mü, görmez mi bilinmez ama, Matematik’i sevdirmek için bilimsel çalışmalarda yapılmaya başlandı. Dün bu konuda ESOGÜ’den bir bülten düştü önümüze. İsterseniz okuyalım.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman';"&gt;**&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman';"&gt;&amp;nbsp;Matematiği Sevmenin Yeni Yolu: Karagöz Akademisi&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman';"&gt;Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Matematik ve Bilgisayar Kulübü tarafından düzenlenen Sektörde Matematik 2010 etkinliği kapsamında yer alan Karagöz Akademisi çizgi film gösterimi Prof.Dr. Necla Özdemir salonunda yapıldı. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman';"&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;Gösterim öncesi Karagöz Akademisini hazırlayan Anadolu Üniversitesi Matematik Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr. Şahin Koçak&amp;nbsp;&amp;nbsp;“Matematik nesneler arası ilişkileri anlamanın ve düzenlemenin yoludur tabiatın ve bilimlerin dilidir. Ancak ne yazık ki bu dil, yanlış yaklaşımlar nedeniyle, iletişimden çok kopukluğa yol açmakta, sevgi ve hayranlık yerine, korku ve hatta nefret uyandırmaktadır. Bu proje ile matematiğin nasıl ortaya çıktığı, ne işlere yaradığı, dünyayı ve evreni anlamamıza nasıl hizmet ettiği, halk adamı Karagöz’le, bilgiç Hacivat’ın sevimli tartışmaları eşliğinde hayal perdesine taşınmaktadır. Karagöz Akademisi, toplam süresi 4 saat civarında olan 13 bölümlük bir çizgi film dizisi şeklinde hazırlanmıştır. Karagöz Akademisi’nin halkımızın matematiğe yaklaşımını olumlu yönde değiştireceği düşünülmektedir” dedi.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman';"&gt;**&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman';"&gt;&amp;nbsp;Kesinlikle doğru ve desteklenmesi ve geliştirilmesi gereken yukarıda anlatılan çabalar. Ama hani biz sadece Necip Güven’i de bir hatırlatalım istedik… Bu anlamda hem değerli öğretim üyesini, hem de ESOGÜ yönetimini kutlamak gerek.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman';"&gt;*****&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman'; font-size: small;"&gt;Kaynak:&amp;nbsp;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;&lt;a href="http://www.sehirgazetesi.com.tr/yazar.asp?yaziID=9980"&gt;http://www.sehirgazetesi.com.tr/yazar.asp?yaziID=9980&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7721635366411438812-2225565812765749066?l=matematigisevdirenadam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/feeds/2225565812765749066/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2010/05/matematigi-sevdiren-adam-ve-hacivat.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/2225565812765749066'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/2225565812765749066'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2010/05/matematigi-sevdiren-adam-ve-hacivat.html' title='Matematiği Sevdiren Adam ve Hacivat-Karagöz'/><author><name>Ahmet Tarık</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_-7JaZOydLRI/SzivZ_g98aI/AAAAAAAAARc/7XwncugJ2-g/s1600-R/Darien-74.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_-7JaZOydLRI/S8cp8yQJ_nI/AAAAAAAAAuI/HAQWtvo5M6k/s72-Rc/matemamatiklogo.png' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7721635366411438812.post-192607858800027950</id><published>2010-05-04T16:38:00.000-07:00</published><updated>2010-05-04T16:38:11.224-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Matematik Haberleri'/><title type='text'>Televizyon matematik düşmanı!</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://images.suite101.com/503343_com_is_child_tv_071106_mn.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://images.suite101.com/503343_com_is_child_tv_071106_mn.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Kanada'dan bir üniversitenin ilk olma özelliği taşıyan araştırmasında, küçük yaşta aşırı televizyon izleyen çocukların gördüğü zararlar ortaya kondu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Küçük yaşta aşırı televizyon izleyen çocukların daha sonraki yaşlarda matematikten kötü notlar aldığı ve diğer çocuklar tarafından dışlandığı bildirildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanada'nın Montreal Üniversitesi'nden bilim adamlarının "Archives of Pediatrics &amp;amp; Adolescent Medicine" dergisinde yayımlanan araştırması, katılımcılarının çok küçük yaştaki çocukların olması ve televizyonun verdiği kesin zararları göstermesi açısından ilk olma özelliği taşıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;29-53 aylık bin 314 çocuğun katıldığı araştırmada, 8 yıl boyunca ebeveynler çocukların ne kadar süre televizyon izlediğini belirlerken, öğretmenler de çocukların okuldaki başarısını, sağlık ve psikososyal durumunu değerlendirdi. Araştırmanın başındaki Linda S. Pagani, haftada ortalama 8 saat üzerinde televizyon izlemenin çocuğun okulla bağlantısını yüzde 7 azalttığını belirtti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğum ile 5 yaş arasındaki dönemde, tüm zihinsel süreçler için çok önemli olan beyindeki sinir sisteminin olgunlaşmaya başladığını, ekrana bakmanın ise pasif zihinsel bir eylem olduğunu söyleyen Pagani, televizyonu diğer mobilyalarla bir tutan ebeveynlerin bu durumu göz ardı ettiklerini vurguladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırmaya göre, 2-4 yaşındaki çocuklarda aşırı televizyon izlemek matematik dersindeki başarının yüzde 6, hafta sonu fiziksel aktivitenin yüzde 13, genel fiziksel aktivitenin yüzde 9 azalmasına neden olurken, sınıftaki diğer çocuklar tarafından dışlanma riskinin yüzde 10, şekerli gazlı içecekler tüketiminin yüzde 9, atıştırmanın yüzde 10, 10 yılda vücut kitle indeksinin ise yüzde 5 artmasına yol açıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ntvmsnbc&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7721635366411438812-192607858800027950?l=matematigisevdirenadam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/feeds/192607858800027950/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2010/05/televizyon-matematik-dusman.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/192607858800027950'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/192607858800027950'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2010/05/televizyon-matematik-dusman.html' title='Televizyon matematik düşmanı!'/><author><name>Ahmet Tarık</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_-7JaZOydLRI/SzivZ_g98aI/AAAAAAAAARc/7XwncugJ2-g/s1600-R/Darien-74.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7721635366411438812.post-6340505225622023880</id><published>2010-05-03T14:18:00.000-07:00</published><updated>2010-05-03T14:18:00.255-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Diger Konular'/><title type='text'>Kendini Tanımak</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://img.blogcu.com/uploads/fatossenoglu_truth.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://img.blogcu.com/uploads/fatossenoglu_truth.jpg" width="245" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha mutlu ve daha başarılı bir yaşam için altın kural: Kendini Tanımak! Hayattan keyif almak, dünyada geçirdiğimiz sayılı günleri tüketirken kendi değerlerimizin, yetenek ve potansiyelimizin farkına vararak, bunlardan faydalanarak yaratıcının istediği bir hayatı dünya üzerinde resmetmek için kendimizi tanımalıyız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayattan keyif almak, dünyada geçirdiğimiz sayılı günleri tüketirken kendi değerlerimizin, yetenek ve potansiyelimizin farkına vararak, bunlardan faydalanarak yaratıcının istediği bir hayatı dünya üzerinde resmetmek için kendimizi tanımalıyız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarih kitaplarının sayfaları bu insanların bir ömre sığdırdıkları icatlarla, keşiflerle ve diğer başarılarla doludur. Kendilerini tanıdıkları ölçüde ortaya koydukları değerlerle hem tarihin tozlu sayfalarında hem de gönüllerde değişmez yerler edindiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm insanlar verimli birer tarla gibidir. Önemli olan bu tarlaya uygun tohumu ekip, uygun su miktarını ve gübreyi doğru tespit edebilmektir. Pamuk ekilebilecek bir tarlaya arpa ekerseniz verim alamazsınız. Güneş de size yardım edemeyecektir. Ekim yapmadan önce tarlanın toprak cinsini, iklim şartlarını ve çiftçiliği iyi öğrenmelisiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan kendisini verimli ve etkili bir hale getirmek için de kendini iyi tanımalı, gelişim hızını, ilerleme isteğini, hayattan ve kendisinden neler beklediğini, bu istek ve beklentilere ulaşmak için neler yapabileceğini, dünyada var oluş amacını ve bu amaca uygun olarak yapması gerekenleri iyi düşünmeli, öğrenmeli ve yapmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendini tanıyan insan için şu an yaşadığı hayattan daha iyi bir hayat tarzı her zaman mümkündür ve onlar bu hayat tarzına doğru ilerlemektedirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan kendini tanımaya başladığı zaman kendinden daha çok faydalanır ve provası olmayan bu hayattan diğer insanlara göre daha fazla huzur, keyif, verim alır ve yüksek bir mutluluk düzeyi ile beraber özgüveni de artar.&lt;br /&gt;Kendini tanıyan insan provası olmayan bu dünya sahnesinden en büyük alkışı alarak ayrılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendini tanımayan insan tarlasındaki toprağın cinsini bilmeden ekim yapan çiftçi gibidir. Bu çiftçi killi toprakta buğday yetiştirmeye kalkar. Kendini tanımayan insan kendine nasıl yatırım yapacağını, yeteneklerini, potansiyelini, hayatının anlamını, amacını bilemez ve sık sık karamsarlık içinde can sıkıntısı içinde yaşar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evde, iş yerinde, okulda ya da her hangi bir yerde karamsar ve sıkıntılı olduğunuz bir anınızı hatırlayın. Kurtulmak için neler yaptınız? Hangi sonuçları elde ettiniz? Bu sonuçlar istediğiniz sonuçlar mıydı? Düşüncelerinizde sadece dünya mı vardı yoksa inançlı bir insan olarak ahiret hayatı da düşüncelerinizde rol oynadı mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İNSAN HAYATINI KENDINI TANIDIĞI ÖLÇÜDE GÜZELLEŞTIRIR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günümüzde kendini tanımayan milyonlarca insan istemediği yerlerde yaşıyor ve kendini tatmin etmeyen, potansiyel ve yeteneklerini kullanamadığı, kendini gerçekleştiremeyeceği işlerde çalışıyor. Hayatın anlam ve amacını bilmeden yaşayan birçok insan, yaratıcının insana yüklediği görev ve sorumluluklardan uzak bir hayat sürdürüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İNSAN KENDINI TANIMAK İÇIN &amp;nbsp;NELER YAPABILIR?:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ünlü Alman düşünürü Goethe'ye göre; bir insanın ulaşabileceği en yüksek düzey, kendi inanç ve düşüncelerinin farkına varmak, kendini tanımaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendini tanıyan insan bulunduğu her ortamı iyileştirmeye çalışır. İnsanlara kızmak yerine onlara yardım eder. Kendini tanıyarak ışığa ulaşan insan diğer insanların da bu aydınlığa ulaşması için onlara yardım eder. Kendini tanıyan insan "Doğrularımla ve yanlışlarımla ben buyum." &amp;nbsp;der ve yanlışlarını düzeltmeye çalışır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllar önce dört adam Kawir Çölleri’nde bir kervanla yolculuk ediyorlarmış. Akşam olduğunda ateşin etrafında oturuyor, deneyimleri hakkında konuşuyorlarmış. Dördünü’nde develere hayranlığı varmış.Develerin huzurlu hallerine şaşırıyor, güçlerini takdir ediyor ve sabırlarını ibret verici buluyorlarmış. İçlerinden biri: "Biz kalem ustalarıyız, bu hayvanları övmek ve &amp;nbsp;tanıtmak için yazalım veya çizelim." demiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sözleri söyler söylemez bir parşömen kağıdı alarak yağ lambasıyla aydınlanan çadıra girmiş. Birkaç dakika sonra dışarı çıkmış ve çalışmasını arkadaşlarına göstermiş. Kağıtta dinlenme pozisyonundan kalkmaya hazırlanan bir deve çiziliymiş, hem de o kadar güzel çiziliymiş ki insan canlı olduğunu düşünebilirmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha sonra ikinci adam çadıra girmiş ve bir süre sonra develerin kervana sağladıkları yararların yazılı olduğu edebi bir yazımla dışarı çıkmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üçüncü olarak çadıra giren alim ise, büyüleyici bir şiir yazmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En son dördüncü alim çadıra girerken diğerlerini kendisini rahatsız etmemeleri konusunda uyarmış. Birkaç saat sonra ateş sönmüş ve çadırın dışındakiler uykuya dalmışlar. Fakat loş çadırdan hala kalem sesleri ve monoton bir şarkı melodisi geliyormuş. Arkadaşları dördüncü günde onu, iki ve üçüncü günde olduğu gibi boşuna beklemişler. Sonunda beşinci gün çadırın girişi açılmış ve çalışkanların çalışkanı yorgun bir halde morarmış gözlerle ve çökmüş yanaklarla dışarı çıkmış. Çenesi kısa ve sert sakallarla kaplıymış. Yorgun adımlarla diğerlerine yaklaşmış ve bir tomar parşömen kağıdını önlerine koymuş. Birinci rulonun üzerinde büyük harflerle şöyle yazıyormuş:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"MÜKEMMEL BİR DEVE YA DA BİR DEVE NASIL OLMALI?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz şimdiye kadar kendinize “Mükemmel bir insan ya da bir insan nasıl olmalı?” diye sordunuz mu?&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Kendini tanımak isteyen insan da kendine sorular sormalı ve cevabını aramalıdır.&lt;br /&gt;Kendini tanıma zorlu bir süreçtir. Kendini tanımak isteyen insan büyük bir azim ve kararlılıkla kendi üzerinde çalışmalıdır.İnsanlığa "Kendini bil!" diye seslenen Eflatun'un bu sözünde birçok anlam gizlidir. Bu söz bize; ne istediğini bil, kendi sınırlarını ve zayıflıklarını bil, diğer insanların gözünde ne olduğunu bil, kendi isteklerinin ve niyetlerinin farkında ol, etrafında olup bitenlerin farkında ol, her alanda farkında oluşunun derecesini artır demektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan kendini tanımayı gaye edindiği zaman bu iştahı giderek artar. Kendisi hakkında bilgisi olan kişi hem özgürlüğüne kavuşur hem de kendini iyi yönetir. İnsan kendini bildiği zaman Rabbini de bilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İŞTE INSANIN KENDISINI TANIMAK IÇIN KENDINE SORABILECEĞI BIRKAÇ SORU:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Hayatımın anlamı ve amacı nedir?&lt;br /&gt;* Var oluşumun bir sebebi var mı?&lt;br /&gt;* Niçin yaşıyorum?&lt;br /&gt;* Hayatımda hangi kararları almış olsaydım şimdi arzu ettiğim yerde olurdum?&lt;br /&gt;* Şu an bulunduğum konum istediğim bir konum mu?&lt;br /&gt;* Hayatımı ben mi yönetiyorum?&lt;br /&gt;* Ruhsal yapımı kontrol edebiliyor muyum?&lt;br /&gt;* Diğer insanlara göre daha iyi yaptığım şeyler var mı?&lt;br /&gt;* Davranışlarım mantıklı mı yoksa duygulu mu?&lt;br /&gt;* Yardımsever ve cömert miyim yoksa çıkarcı mıyım?&lt;br /&gt;* Olgunluk derecem tepkilerimi kontrol edecek ve yönlendirecek kadar yüksek mi?&lt;br /&gt;* Düşünce sistemim soyut mu yoksa pratik mi?&lt;br /&gt;* Huzur kavramından ne anlıyorum?&lt;br /&gt;* Huzurun kaynağı ne?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sorulara gerçekçi cevaplar verildiğinde insanı harekete geçirecek sonuçlara ulaşılacağı görülecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendini tanıyan kişi gerçekçidir. Her zaman doğru bildiği düşünceleri hayatına geçirir. Pişman olacağı işlere girişmez. İhtiyaçlarını bilir, onları temel ilke ve prensipleri ışığında karşılamaya çalışır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendini Tanımak = Davranışların ve &amp;nbsp;oluşturduğu etkileri farkında olmak, bunları kontrol etmek, sonuçlarını bilmek ve kabullenmektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;Niyazi Fırat Eres&lt;br /&gt;&amp;nbsp;E-mail : niyazieres@sibermekan.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7721635366411438812-6340505225622023880?l=matematigisevdirenadam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/feeds/6340505225622023880/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2010/05/kendini-tanmak.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/6340505225622023880'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/6340505225622023880'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2010/05/kendini-tanmak.html' title='Kendini Tanımak'/><author><name>Ahmet Tarık</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_-7JaZOydLRI/SzivZ_g98aI/AAAAAAAAARc/7XwncugJ2-g/s1600-R/Darien-74.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7721635366411438812.post-6417549582698551785</id><published>2010-05-03T14:12:00.000-07:00</published><updated>2010-05-03T14:12:22.965-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çocuk Egitimi'/><title type='text'>Ailede Çocuklara Motivatörlük Yapmak</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://www.kapc.or.ke/downloads/family_issues.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://www.kapc.or.ke/downloads/family_issues.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her anne-baba çocuklarının mutlu, huzurlu ve başarılı olmasını ister. Aileler bilinçli veya bilinçsiz olarak çocuklarına destek verirler. Gerçek anlamda huzur, mutlu ve başarılı çocuklar için ise motivasyon gereklidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Bir çocuğun en büyük ihtiyacı, aile içinde sevildiğini, önemsendiğini, değerli ve yeterli bulunduğunu hissetmektir. Çocuk bunlarda eksikler olduğunu fark ettiğinde huzursuz ve mutsuz olur. İç dünyasındaki çalkantılar farkında olmadan dışarı yansır. Çocuğun olumsuz yansıtmaları aile içinde çatışmalara ve eleştirilere neden olur. Psikolojik olarak çocukların dünyası verimsizleşir. Buna bağlı olarak da okullarındaki başarıları olumsuz yönde etkilenir.Ailelerin çocuklarına motivatörlük yapmaları gerekli ve önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Her anne-baba çocuklarının mutlu, huzurlu ve başarılı olmasını ister. Aileler bilinçli veya bilinçsiz olarak çocuklarına destek verirler. Gerçek anlamda huzur, mutlu ve başarılı çocuklar için ise motivasyon gereklidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir çocuğun en büyük ihtiyacı, aile içinde sevildiğini, önemsendiğini, değerli ve yeterli bulunduğunu hissetmektir. Çocuk bunlarda eksikler olduğunu fark ettiğinde huzursuz ve mutsuz olur. İç dünyasındaki çalkantılar farkında olmadan dışarı yansır. Çocuğun olumsuz yansıtmaları aile içinde çatışmalara ve eleştirilere neden olur. Psikolojik olarak çocukların dünyası verimsizleşir. Buna bağlı olarak da okullarındaki başarıları olumsuz yönde etkilenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ailelerin çocuklarına motivatörlük yapmaları gerekli ve önemlidir. Başarılı ya da başarısız olsun, çocuk sözlü ve eyleme yönelik davranışlarında başarıya iten güce ihtiyaç duyar. "Ben senin başarabileceğine inanıyorum. Gayret edersen iyi sonuçlar alacağını biliyorum. Bu konuda sana nasıl destek vermemi istersin? Her zaman yanındayım çünkü sen benim için çok değerlisin. Benim evladımsın. Sen olmasaydın anne/baba olamazdım. Bana bu kimliği verdiğin için sana çok teşekkür ediyorum. Benim için özelsin ve kıymetlisin." Bunun gibi ifadelerle "ben" dilini kullanarak yaklaşırsak, çocuklar kendilerini önemli hisseder ve özgüven geliştirirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aile içinde net ifadelerle ve çocukların anlayacağı dilden konuşarak iletişim kurarsak çocuğumuzu olumlu yönde desteklemiş oluruz. Çocuklarla iletişimlerimizde dikkat etmemiz gereken en önemli nokta, onların yaşına ve algısına göre konuşabilmemizdir. Bize göre doğruyu sıralar ve çocuğun doğrusunu sormadan dikte edersek, sonuç alamayız. Çocuğun sosyal yaşamında, okul ve aile yaşamında olumsuzluklar yaşamasına neden oluruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'BIZDEN' DÜNYAYA GELDILER AMA 'BIZ' DEĞILLER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle anne ve babanın bilmesi gereken önemli bir şey var: "Çocuklarımız 'bizden' dünyaya geldiler ama 'biz' değiller." Anne ve babaların çocuklarının özelliklerini çok iyi bilmeleri gerekiyor. Bazı çocuklar güzel ve yumuşak sözlerden anlarlar, bazı çocuklar da olumsuzlukları gösterince motive olurlar. Örneğin, "Öğretmenin vermiş olduğu sorumlulukları yapmadığında, sınıfta kalacaksın. Koca bir yılın heba olacak ve zorluklar yaşayacaksın. Böyle olmak ister misin?" gibi gerçekleşebilecek olumsuz sonuçlar örnekler verilerek açıklanırsa, daha etkili olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca, evin içinde zamanı çalan neler var? TV, bilgisayar ve elektronik oyuncaklar... Bu konuda aile tutarlı bir şekilde plan ve program geliştirmelidir. Bu programın hazırlanmasında çocuğun fikirlerinin de alınması gerekir. Plan, çocuğun yaşı doğrultusunda, odaklanma ve öğrenme zamanına göre yapılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlkokul çocuğu için ders çalışma süresi 10 ile 20 dakika arasıdır. Ortaokul çocuğu için ders çalışma süresi 20 ile 35 dakika arasıdır. Lise çocuğu için ders çalışma süresi 35 ile 45 dakika arasıdır. Her bir ders için çalışma süresinin sonrasında 10 dakika dinlenme süresi konması gereklidir ki çocuğun algısı ve odaklanması bozulmasın. Aile bu konuda çocuğuna yapmış olduğu planı desteklemeli ve çocuğu gözlemlemelidir. Bu, anne-babanın çocukla oturup ödevi baştan sona yapması anlamına gelmez. Çocuğun kendisine güvenebilmesi için kendi sorunlarına çözüm üretmesi şarttır. İhtiyaç duyarsa, bilmediği konuda destek vererek yardımcı olunmalıdır. Aksi halde çocuk, ödevlerini annesinin ya da babasının yapmasına alışır ve bunu anne-babasının bir görevi gibi algılamaya başlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir danışanım ilkokul ve ortaokul süreçlerinde sürekli çocuğu ile ödev yaptığını söylemişti. Çocuk, lise dönemine geldiğinde ödevlerini birlikte yapmak istiyor, anne de bilmediği derslerde zorlanıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklarımıza iyilik yaparken, farkında olmadan kötülük yapmış olabiliyoruz. Çocukların en önemli ihtiyacı; ruhsal, zihinsel ve bedensel sağlıklarıdır. Bu konuda dikkat ederek, yanlış davranışları düzeltip sorumluluk almalarına destek verebilirsek onları topluma kazandırmış oluruz. Bir aile için de en büyük mutluluk bu olsa gerek!&lt;br /&gt;Bilinçli, akılcı, üretken ve destekleyici yaklaşım insan kazanmamıza yardımcı olacaktır. Çocuklu ailelere en önemli 3 önerim şunlar:&lt;br /&gt;1- Sabırlı olmak&lt;br /&gt;2- Sabırlı olmak&lt;br /&gt;3- Sabırlı olmak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;( * ) Aile Danışmanı Fatma Taş E-mail : nlp_fatma@yahoo.com&lt;br /&gt;&amp;nbsp;kaynak : http://www.ilgidanismanlik.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7721635366411438812-6417549582698551785?l=matematigisevdirenadam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/feeds/6417549582698551785/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2010/05/ailede-cocuklara-motivatorluk-yapmak.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/6417549582698551785'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/6417549582698551785'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2010/05/ailede-cocuklara-motivatorluk-yapmak.html' title='Ailede Çocuklara Motivatörlük Yapmak'/><author><name>Ahmet Tarık</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_-7JaZOydLRI/SzivZ_g98aI/AAAAAAAAARc/7XwncugJ2-g/s1600-R/Darien-74.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7721635366411438812.post-8215619006978844391</id><published>2010-04-27T15:27:00.000-07:00</published><updated>2010-04-27T15:27:22.427-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Matematik Haberleri'/><title type='text'>Zihinsel hesaplama rekorunu kırdı</title><content type='html'>&lt;object height="360" width="480"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/video/x3f3kz"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed type="application/x-shockwave-flash" src="http://www.dailymotion.com/swf/video/x3f3kz" width="480" height="360" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fransız matematik dehası Alexis Lemaire, eşine az rastlanır zihinsel çevikliğini yeni bir dünya rekoru kırarak kanıtladı. Lemaire, bilgisayarın rastgele seçtiği 2.397.207.667.966.701 (2 katrilyon 397 trilyon 207 milyar 667 milyon 966 bin 701) sayısının 13. kökünü 72,4 saniyede kâğıt kalem kullanmadan doğru olarak hesapladı. 13. kök, bir sayının kendisiyle 13 kere çarpılmasıyla elde ediliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'&lt;b&gt;Yapay zekâ beynimde'&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Paris yakınlarındaki Reims'te yapay zekâ üzerine doktora yapan 27 yaşındaki Lemaire'in bulduğu 200 basamaklı sayı bilgisayar ekranında tam 17 satır yer kapladı. Doğru sonucu bir dakikadan biraz uzun bir sürede söyleyiveren zihin jimnastiği uzmanı Lemaire becerisini, "Bir yapay zekâ sistemi kullanıyorum ama bilgisayarda değil kendi beynimde. Aslında bunu insanların çoğunun yapabileceğini düşünüyorum ama benim buna ek olarak hızlı bir zihnim var. Beynim bazen gerçekten çok çok hızlı çalışıyor" diye açıklıyor. Kırışmış yüzü, kalın ve mat kaşlarının üzerindeki gözlükleri ve sakalıyla genç matematik dâhisi, düşünürken hayli yaşlanmış görünüyor. 13. kök problemiyle yıllardır uğraşan Lemaire, her yıl çözüm süresini biraz daha kısaltarak kendi rekorunu kırmayı sürdürüyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7721635366411438812-8215619006978844391?l=matematigisevdirenadam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/feeds/8215619006978844391/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2010/04/zihinsel-hesaplama-rekorunu-krd.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/8215619006978844391'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/8215619006978844391'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2010/04/zihinsel-hesaplama-rekorunu-krd.html' title='Zihinsel hesaplama rekorunu kırdı'/><author><name>Ahmet Tarık</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_-7JaZOydLRI/SzivZ_g98aI/AAAAAAAAARc/7XwncugJ2-g/s1600-R/Darien-74.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7721635366411438812.post-763643630121484424</id><published>2010-04-27T15:25:00.000-07:00</published><updated>2010-04-27T15:25:37.881-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Matematik Eğitimi'/><title type='text'>Düzgün Beşgen Çizmek</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_-7JaZOydLRI/S9dkMrf9nMI/AAAAAAAAAyE/AwzCdp8sNFk/s1600/1261000813_duzgun-besgen-cizimi.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://1.bp.blogspot.com/_-7JaZOydLRI/S9dkMrf9nMI/AAAAAAAAAyE/AwzCdp8sNFk/s1600/1261000813_duzgun-besgen-cizimi.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- O merkezine göre çember çizilir.&lt;br /&gt;2- OA yarıçap uzunluğunun orta noktası B bulunur. B merkez olmak üzere pergel&lt;br /&gt;R1=BC kadar açılarak çizilen yay ile çember ekseni D noktasında kesiştirilir.&lt;br /&gt;3- CD ölçüsü beşgenin kenar uzunluğudur. Bu ölçü, R2 yayıyla çember üzerine&lt;br /&gt;sırayla işaretlenip çember beşe bölünür.&lt;br /&gt;4- Bulunan noktalar birleştirilerek beşgen tamamlanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;object height="322" width="512"&gt;&lt;param name="movie" value="http://d.yimg.com/static.video.yahoo.com/yep/YV_YEP.swf?ver=2.2.46" /&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true" /&gt;&lt;param name="AllowScriptAccess" VALUE="always" /&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#000000" /&gt;&lt;param name="flashVars" value="id=18696526&amp;amp;vid=7177611&amp;amp;lang=en-us&amp;amp;intl=us&amp;amp;thumbUrl=http%3A//l.yimg.com/a/p/i/bcst/videosearch/13889/104250195.jpeg&amp;amp;embed=1" /&gt;&lt;embed src="http://d.yimg.com/static.video.yahoo.com/yep/YV_YEP.swf?ver=2.2.46" type="application/x-shockwave-flash" width="512" height="322" allowFullScreen="true" AllowScriptAccess="always" bgcolor="#000000" flashVars="id=18696526&amp;amp;vid=7177611&amp;amp;lang=en-us&amp;amp;intl=us&amp;amp;thumbUrl=http%3A//l.yimg.com/a/p/i/bcst/videosearch/13889/104250195.jpeg&amp;amp;embed=1" &gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7721635366411438812-763643630121484424?l=matematigisevdirenadam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/feeds/763643630121484424/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2010/04/duzgun-besgen-cizmek.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/763643630121484424'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/763643630121484424'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2010/04/duzgun-besgen-cizmek.html' title='Düzgün Beşgen Çizmek'/><author><name>Ahmet Tarık</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_-7JaZOydLRI/SzivZ_g98aI/AAAAAAAAARc/7XwncugJ2-g/s1600-R/Darien-74.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_-7JaZOydLRI/S9dkMrf9nMI/AAAAAAAAAyE/AwzCdp8sNFk/s72-c/1261000813_duzgun-besgen-cizimi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7721635366411438812.post-3441430304302020123</id><published>2010-04-27T15:23:00.000-07:00</published><updated>2010-04-27T15:23:30.276-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Matematik Haberleri'/><title type='text'>Bir Kelime Bir İşlem</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;object height="322" width="512"&gt;&lt;param name="movie" value="http://d.yimg.com/static.video.yahoo.com/yep/YV_YEP.swf?ver=2.2.46" /&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true" /&gt;&lt;param name="AllowScriptAccess" VALUE="always" /&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#000000" /&gt;&lt;param name="flashVars" value="id=18694753&amp;amp;vid=7177046&amp;amp;lang=en-us&amp;amp;intl=us&amp;amp;thumbUrl=http%3A//l.yimg.com/a/p/i/bcst/videosearch/13831/104244644.jpeg&amp;amp;embed=1" /&gt;&lt;embed src="http://d.yimg.com/static.video.yahoo.com/yep/YV_YEP.swf?ver=2.2.46" type="application/x-shockwave-flash" width="512" height="322" allowFullScreen="true" AllowScriptAccess="always" bgcolor="#000000" flashVars="id=18694753&amp;amp;vid=7177046&amp;amp;lang=en-us&amp;amp;intl=us&amp;amp;thumbUrl=http%3A//l.yimg.com/a/p/i/bcst/videosearch/13831/104244644.jpeg&amp;amp;embed=1" &gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7721635366411438812-3441430304302020123?l=matematigisevdirenadam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/feeds/3441430304302020123/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2010/04/bir-kelime-bir-islem.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/3441430304302020123'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/3441430304302020123'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2010/04/bir-kelime-bir-islem.html' title='Bir Kelime Bir İşlem'/><author><name>Ahmet Tarık</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_-7JaZOydLRI/SzivZ_g98aI/AAAAAAAAARc/7XwncugJ2-g/s1600-R/Darien-74.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7721635366411438812.post-3032642928045163100</id><published>2010-04-27T15:22:00.000-07:00</published><updated>2010-04-27T15:22:07.753-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çarpım Tablosu'/><title type='text'>Çarpım Tablosu: Pratik 9'ları Öğrenme</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;object height="322" width="512"&gt;&lt;param name="movie" value="http://d.yimg.com/static.video.yahoo.com/yep/YV_YEP.swf?ver=2.2.46" /&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true" /&gt;&lt;param name="AllowScriptAccess" VALUE="always" /&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#000000" /&gt;&lt;param name="flashVars" value="id=18694071&amp;amp;vid=7176854&amp;amp;lang=en-us&amp;amp;intl=us&amp;amp;thumbUrl=http%3A//l.yimg.com/a/p/i/bcst/videosearch/13827/104242590.jpeg&amp;amp;embed=1" /&gt;&lt;embed src="http://d.yimg.com/static.video.yahoo.com/yep/YV_YEP.swf?ver=2.2.46" type="application/x-shockwave-flash" width="512" height="322" allowFullScreen="true" AllowScriptAccess="always" bgcolor="#000000" flashVars="id=18694071&amp;amp;vid=7176854&amp;amp;lang=en-us&amp;amp;intl=us&amp;amp;thumbUrl=http%3A//l.yimg.com/a/p/i/bcst/videosearch/13827/104242590.jpeg&amp;amp;embed=1" &gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7721635366411438812-3032642928045163100?l=matematigisevdirenadam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/feeds/3032642928045163100/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2010/04/carpm-tablosu-pratik-9lar-ogrenme.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/3032642928045163100'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/3032642928045163100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2010/04/carpm-tablosu-pratik-9lar-ogrenme.html' title='Çarpım Tablosu: Pratik 9&apos;ları Öğrenme'/><author><name>Ahmet Tarık</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_-7JaZOydLRI/SzivZ_g98aI/AAAAAAAAARc/7XwncugJ2-g/s1600-R/Darien-74.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7721635366411438812.post-1937617989034710285</id><published>2010-04-27T15:20:00.000-07:00</published><updated>2010-04-27T15:20:42.632-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Diger Konular'/><title type='text'>Kadir Çöpdemir'den Mantık Dersleri</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;object height="322" width="512"&gt;&lt;param name="movie" value="http://d.yimg.com/static.video.yahoo.com/yep/YV_YEP.swf?ver=2.2.46" /&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true" /&gt;&lt;param name="AllowScriptAccess" VALUE="always" /&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#000000" /&gt;&lt;param name="flashVars" value="id=18694040&amp;amp;vid=7176848&amp;amp;lang=en-us&amp;amp;intl=us&amp;amp;thumbUrl=http%3A//l.yimg.com/a/p/i/bcst/videosearch/13827/104242513.jpeg&amp;amp;embed=1" /&gt;&lt;embed src="http://d.yimg.com/static.video.yahoo.com/yep/YV_YEP.swf?ver=2.2.46" type="application/x-shockwave-flash" width="512" height="322" allowFullScreen="true" AllowScriptAccess="always" bgcolor="#000000" flashVars="id=18694040&amp;amp;vid=7176848&amp;amp;lang=en-us&amp;amp;intl=us&amp;amp;thumbUrl=http%3A//l.yimg.com/a/p/i/bcst/videosearch/13827/104242513.jpeg&amp;amp;embed=1" &gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7721635366411438812-1937617989034710285?l=matematigisevdirenadam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/feeds/1937617989034710285/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2010/04/kadir-copdemirden-mantk-dersleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/1937617989034710285'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/1937617989034710285'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2010/04/kadir-copdemirden-mantk-dersleri.html' title='Kadir Çöpdemir&apos;den Mantık Dersleri'/><author><name>Ahmet Tarık</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_-7JaZOydLRI/SzivZ_g98aI/AAAAAAAAARc/7XwncugJ2-g/s1600-R/Darien-74.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7721635366411438812.post-8389161246501635735</id><published>2010-04-27T15:19:00.001-07:00</published><updated>2010-04-27T15:19:37.144-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Matematik Haberleri'/><title type='text'>Cem Yılmaz'dan Kesirli Sayılar</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;object height="322" width="512"&gt;&lt;param name="movie" value="http://d.yimg.com/static.video.yahoo.com/yep/YV_YEP.swf?ver=2.2.46" /&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true" /&gt;&lt;param name="AllowScriptAccess" VALUE="always" /&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#000000" /&gt;&lt;param name="flashVars" value="id=18694034&amp;amp;vid=7176839&amp;amp;lang=en-us&amp;amp;intl=us&amp;amp;thumbUrl=http%3A//l.yimg.com/a/p/i/bcst/videosearch/13826/104242443.jpeg&amp;amp;embed=1" /&gt;&lt;embed src="http://d.yimg.com/static.video.yahoo.com/yep/YV_YEP.swf?ver=2.2.46" type="application/x-shockwave-flash" width="512" height="322" allowFullScreen="true" AllowScriptAccess="always" bgcolor="#000000" flashVars="id=18694034&amp;amp;vid=7176839&amp;amp;lang=en-us&amp;amp;intl=us&amp;amp;thumbUrl=http%3A//l.yimg.com/a/p/i/bcst/videosearch/13826/104242443.jpeg&amp;amp;embed=1" &gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7721635366411438812-8389161246501635735?l=matematigisevdirenadam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/feeds/8389161246501635735/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2010/04/cem-ylmazdan-kesirli-saylar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/8389161246501635735'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/8389161246501635735'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2010/04/cem-ylmazdan-kesirli-saylar.html' title='Cem Yılmaz&apos;dan Kesirli Sayılar'/><author><name>Ahmet Tarık</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_-7JaZOydLRI/SzivZ_g98aI/AAAAAAAAARc/7XwncugJ2-g/s1600-R/Darien-74.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7721635366411438812.post-7849248541053533546</id><published>2010-04-27T15:18:00.000-07:00</published><updated>2010-04-27T15:18:39.380-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Matematik Haberleri'/><title type='text'>Pisagor Dede</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;object height="322" width="512"&gt;&lt;param name="movie" value="http://d.yimg.com/static.video.yahoo.com/yep/YV_YEP.swf?ver=2.2.46" /&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true" /&gt;&lt;param name="AllowScriptAccess" VALUE="always" /&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#000000" /&gt;&lt;param name="flashVars" value="id=18693494&amp;amp;vid=7176670&amp;amp;lang=en-us&amp;amp;intl=us&amp;amp;thumbUrl=http%3A//l.yimg.com/a/p/i/bcst/videosearch/13764/104240711.jpeg&amp;amp;embed=1" /&gt;&lt;embed src="http://d.yimg.com/static.video.yahoo.com/yep/YV_YEP.swf?ver=2.2.46" type="application/x-shockwave-flash" width="512" height="322" allowFullScreen="true" AllowScriptAccess="always" bgcolor="#000000" flashVars="id=18693494&amp;amp;vid=7176670&amp;amp;lang=en-us&amp;amp;intl=us&amp;amp;thumbUrl=http%3A//l.yimg.com/a/p/i/bcst/videosearch/13764/104240711.jpeg&amp;amp;embed=1" &gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7721635366411438812-7849248541053533546?l=matematigisevdirenadam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/feeds/7849248541053533546/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2010/04/pisagor-dede.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/7849248541053533546'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/7849248541053533546'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2010/04/pisagor-dede.html' title='Pisagor Dede'/><author><name>Ahmet Tarık</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_-7JaZOydLRI/SzivZ_g98aI/AAAAAAAAARc/7XwncugJ2-g/s1600-R/Darien-74.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7721635366411438812.post-4849881947551112681</id><published>2010-04-27T15:17:00.000-07:00</published><updated>2010-04-27T15:17:06.306-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Matematik Eğitimi'/><title type='text'>LYS Matematik Konuları</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://noria2ne1.files.wordpress.com/2009/12/exam-stress-funny-answers-01.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="297" src="http://noria2ne1.files.wordpress.com/2009/12/exam-stress-funny-answers-01.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşlem-Modüler Aritmetik&lt;br /&gt;Bağıntı-Fonksiyon&lt;br /&gt;Polinom&lt;br /&gt;Özdeşlikler ve Çarpanlara Ayırma&lt;br /&gt;2. Derece Denklemler&lt;br /&gt;Parabol&lt;br /&gt;2. Derece Eşitsizlikler&lt;br /&gt;Olasılık&lt;br /&gt;Trigonometri&lt;br /&gt;Karmaşık Sayılar&lt;br /&gt;Logaritma&lt;br /&gt;Toplam-Çarpım Sembolleri&lt;br /&gt;Diziler-Seriler&lt;br /&gt;Matris-Determinant&lt;br /&gt;Özel Tanımlı Fonksiyonlar&lt;br /&gt;Limit ve Süreklilik&lt;br /&gt;Türev&lt;br /&gt;İntegral&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7721635366411438812-4849881947551112681?l=matematigisevdirenadam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/feeds/4849881947551112681/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2010/04/lys-matematik-konular.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/4849881947551112681'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/4849881947551112681'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2010/04/lys-matematik-konular.html' title='LYS Matematik Konuları'/><author><name>Ahmet Tarık</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_-7JaZOydLRI/SzivZ_g98aI/AAAAAAAAARc/7XwncugJ2-g/s1600-R/Darien-74.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7721635366411438812.post-7219836841197563320</id><published>2010-04-27T15:16:00.000-07:00</published><updated>2010-04-27T15:16:14.354-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Matematik Eğitimi'/><title type='text'>KPSS MATEMATİK SORU KONULARI</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://blogs.guardian.co.uk/books/ExamRruivieiraPA460.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="194" src="http://blogs.guardian.co.uk/books/ExamRruivieiraPA460.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Matematik bölümünde her yıl 30 soru sorulmaktadır. Bu soruların konulara göre dağılımı aşağıdaki gibidir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Sayılarla işlem yapma 7 soru&lt;br /&gt;• Matematiksel ilişkilerden yararlanma 8 soru&lt;br /&gt;• Problem çözme 9 soru&lt;br /&gt;• Temel geometri bilgilerinden yararlanma 3 soru&lt;br /&gt;• Tablo, grafik okuma ve yorumlama 3 soru&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu dağılım daha da açıldığında ise ortaya çıkan sonuç ÖSYM’nin KPSS Matematik bölümünde yapmış olduğu bazı değişiklikleri gözler önüne sermektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dağılım;&lt;br /&gt;• Temel Kavramlar (1 soru)&lt;br /&gt;• Asal Çarpanlar, Ebob – Ekok (2 soru)&lt;br /&gt;• Özdeşlikler ve Denklemler (5 soru)&lt;br /&gt;• Eşitsizlikler (1 soru)&lt;br /&gt;• Mutlak Değer (1 soru)&lt;br /&gt;• Üslü Sayılar (1 soru)&lt;br /&gt;• Köklü Sayılar (1 soru)&lt;br /&gt;• Oran ve Orantı (2 soru)&lt;br /&gt;• Problemler (8 soru)&lt;br /&gt;• İşlem (1 soru)&lt;br /&gt;• Olasılık (1 soru)&lt;br /&gt;• Üçgenler (1 soru)&lt;br /&gt;• Dörtgenler (1 soru)&lt;br /&gt;• Doğrunun Analitiği (1 soru)&lt;br /&gt;• Tablo, grafik okuma ve yorumlama (3 soru)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu dağılımda Çözümleme, Bölme ve Bölünebilme, Rasyonel Sayılar gibi her yıl adayların karşısına çıkan ve rahatlıkla cevaplanabilecek soruların olmayışı, bu soru tiplerinin yerine özdeşlikler, denklemler ve eşitsizlikler ile ilgili soru tiplerinin ön plana çıkışı adayları şaşırtmış özellikle Matematik düzeyi itibariyle bazı aday grupları zamanı uygun kullanmakta sıkıntı yaşamış ve özellikle de özdeşlikler ile ilgili soru tiplerinin köklü sayılar ile iç içe verilmesi, eşitsizliklerin çözüm bölgesinin belirlenmesi, ikinci dereceden denklem çözümü ile ilgili sorularda ve işlem sorusunda çok zaman kaybetmişlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kpss güçlük düzeyi yüksek bir sınavdır. Zamanı iyi kullanan ve 5 – 6 soru dışındaki sorulara uygun zamanı ayırabilen adaylar gerekli cevapları zorlanmadan verebilmiş, belirleyici ve diğer yıllara oranla farklı tarzda gelen 5 – 6 soruda oyalanan, moral ve konsantrasyonunu bozarak adaylar ise matematik sorularında sıkıntı yaşamıştır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7721635366411438812-7219836841197563320?l=matematigisevdirenadam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/feeds/7219836841197563320/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2010/04/kpss-matematik-soru-konulari.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/7219836841197563320'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/7219836841197563320'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2010/04/kpss-matematik-soru-konulari.html' title='KPSS MATEMATİK SORU KONULARI'/><author><name>Ahmet Tarık</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_-7JaZOydLRI/SzivZ_g98aI/AAAAAAAAARc/7XwncugJ2-g/s1600-R/Darien-74.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7721635366411438812.post-8586589221206437427</id><published>2010-04-27T15:15:00.000-07:00</published><updated>2010-04-27T15:15:07.654-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Matematik Eğitimi'/><title type='text'>KPSS GEOMETRİ KONULARI</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://garrigus4369.files.wordpress.com/2009/04/final-exam.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="http://garrigus4369.files.wordpress.com/2009/04/final-exam.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Katı Cisimler&lt;br /&gt;Doğrunun Analitik İncelenmesi&lt;br /&gt;Noktanın Analitik İncelenmesi&lt;br /&gt;Dairede Uzunluk ve Alanlar&lt;br /&gt;Çemberde Uzunluk&lt;br /&gt;Çemberde Açılar&lt;br /&gt;Yamuk&lt;br /&gt;Dikdörtgen, Kare ve Deltoid&lt;br /&gt;Paralelkenar ve Eşkenar Dörtgen&lt;br /&gt;Genel Dörtgenler&lt;br /&gt;Çokgenler&lt;br /&gt;Üçgende Açı ve Kenar Bağıntıları&lt;br /&gt;Üçgende Kenarortay Bağıntıları&lt;br /&gt;Üçgende Açıortay Bağıntıları&lt;br /&gt;Üçgende Alanlar&lt;br /&gt;İkizkenar ve Eşkenar Üçgen&lt;br /&gt;Dik Üçgenler&lt;br /&gt;Üçgende Açılar&lt;br /&gt;Açı ve Açısal kavramlar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7721635366411438812-8586589221206437427?l=matematigisevdirenadam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/feeds/8586589221206437427/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2010/04/kpss-geometri-konulari.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/8586589221206437427'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/8586589221206437427'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2010/04/kpss-geometri-konulari.html' title='KPSS GEOMETRİ KONULARI'/><author><name>Ahmet Tarık</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_-7JaZOydLRI/SzivZ_g98aI/AAAAAAAAARc/7XwncugJ2-g/s1600-R/Darien-74.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7721635366411438812.post-968046937320130404</id><published>2010-04-27T15:14:00.000-07:00</published><updated>2010-04-27T15:14:05.670-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Matematik Haberleri'/><title type='text'>YGS’de bir matematik sorusu iptal edildi</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://studenthacks.org/wp-content/uploads/2008/01/essay_exam.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://studenthacks.org/wp-content/uploads/2008/01/essay_exam.jpg" width="290" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Yükseköğretime Geçiş Sınavı’nda sorulan matematik testindeki 20 numaralı soru uzun süredir tartışılıyordu. Sınavın ardından basında, dersanelere dayandırılarak ‘‘temel matematik testinin 20. sorusunun çift cevaplı olduğu” yönündeki haberler üzerine uzmanların inceleme yapmaya başlamıştı. Çift cevaplı olduğu söylenen söz konusu sorunun iptal edildiği açıklandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÖSYM yetkilileri, sınavın diğer sorular üzerinden değerlendirileceğini söyledi.&lt;br /&gt;İşte o yanlış soru :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki basamaklı bir AB sayısı asal olduğundan BA sayısı da asalsa AB’ye simetrik asal denir. Bir AB asal sayısı için A.B çarpımı aşağıdakilerden hangisi olamaz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A)7 &amp;nbsp;B)9 &amp;nbsp;C)15 &amp;nbsp;D)21 &amp;nbsp;E)63&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CEVAP: &amp;nbsp;B seçeneğinde cevap 9 olup 9’un çarpanları 1 ve 9’dur veya 3 ve 3’tür. 3 ve 3 olamaz çünkü 33 asal sayı değildir. 1 ve 9 alındığında 19 asal sayıdır. Halbuki 91 asal sayı değildir. Çünkü 91 sayısı 7 ve 13 sayılarının çarpımıdır. Bu nedenle 19 simetrik bir sayı değildir. C seçeneğinde de cevabın 15 olduğu belirtiliyor. 15’in çarpanları 3 ve 5’tir. 53 sayısı asal ama 35 sayısı asal değildir. Dolayısıyla 53 sayısı da simetrik bir asal sayı değildir. Soru cümlesine göre 15 de olamaz. Soruda ’hangisi olamaz’ denildiğine göre B ve C denilebilir. Dolayısıyla soru cümlesini karşılayan 2 doğru cevap vardır. Yani bu soru iki doğru cevaplı bir sorudur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7721635366411438812-968046937320130404?l=matematigisevdirenadam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/feeds/968046937320130404/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2010/04/ygsde-bir-matematik-sorusu-iptal-edildi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/968046937320130404'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/968046937320130404'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2010/04/ygsde-bir-matematik-sorusu-iptal-edildi.html' title='YGS’de bir matematik sorusu iptal edildi'/><author><name>Ahmet Tarık</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_-7JaZOydLRI/SzivZ_g98aI/AAAAAAAAARc/7XwncugJ2-g/s1600-R/Darien-74.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7721635366411438812.post-5583364640652520718</id><published>2010-04-24T18:46:00.000-07:00</published><updated>2010-04-24T18:46:59.731-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Matematik Eğitimi'/><title type='text'>Matematik kaygısını yenmek mümkün mü?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://mwisd.esc11.net/9752094142325840/lib/9752094142325840/math_teacher.gif" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://mwisd.esc11.net/9752094142325840/lib/9752094142325840/math_teacher.gif" width="238" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Matematiğin zihinsel ve düşünsel gelişime olumlu katkıları, çocukların ve gençlerin matematikten korkmamasının ve sevmesinin akademik başarıyı olumlu yönde etkilediği bu konudaki tüm araştırmaların ortak sonucudur&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sürekli gelişen ve yenilenen dünya düzeninde eğitim sadece ihtiyaç veya kazanılan bir hak değil, değişimin ve gelişimin yönetilmesindeki bir araçtır. Çağımız; matematiği anlamayı, matematiği günlük ve iş yaşamında kullanabilmeyi gerektirmektedir. Bu nedenle günümüzde ilköğretim öğrencilerinde matematiksel bilgi ve kavramaların öğretimi ve yapılandırılması giderek daha önem kazanmaktadır. Öğrencinin günlük hayatının her safhasında kullanacağı sınıflama, sayma, sıralama, ölçüm yapma, problem çözme ve analiz etme gibi kavramları, bunlarla ilişkili becerileri ve matematiksel düşünme becerilerini kazanması çevreyle, toplumla ve kendisiyle kuracağı ilişkilerdeki uyum açısından gereklidir. Değişen dünyamızda, matematiği anlayan ve matematiği yapanlar, geleceğini şekillendirmede daha fazla seçeneğe sahip olmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Matematiğin zihinsel ve düşünsel gelişime olumlu katkıları, çocukların ve gençlerin matematikten korkmamasının ve sevmesinin akademik başarıyı olumlu yönde etkilediği bu konudaki tüm araştırmaların ortak sonucudur. Öğrencilerin birçoğu hata yapma korkusuyla matematik etkinliklerinden uzak durmaktadır. Matematiği öğrenmenin zorluğu matematiğin kendi yapısından olduğu kadar, ona karşı geliştirilen önyargı ve korkulardan da kaynaklanmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapılan araştırmalar ülkemizde matematik korkusunun, matematik başarısını düşürmekte olduğunu, aynı zamanda düşen başarının da matematikten daha uzaklaşmaya yol açtığını göstermektedir. Bu korkuyu yenmek için matematiği sevdirecek, daha kolay anlaşılmasını sağlayacak yöntemlerin kullanılmasına ihtiyaç doğmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biliyoruz ki ülkemizde bireyin geleceği sınavlarla belirlenir. Matematik sorularının yukarıda saydığım tüm nedenlerden ötürü öğrenciler tarafından daha az çözülmesi, &amp;nbsp;sınavlarda matematik sorularının dolayısıyla da matematik dersinin belirleyici olmasına yol açmaktadır. Bu durum matematiği zayıf olan bir öğrencide derse karşı kaygı oluşmasına neden olur. Aile ve sosyal çevre de gelecek kaygısını, dolayısı ile matematik dersine duyulan kaygıyı körükler. Hep tanık olmuşuzdur, öğrenciye derslerinin durumu ile ilgili sorulan sorularda ilk sırayı matematik alır. Matematikte başarılı ise öğrencinin başı okşanır, değilse pek onaylanmaz ve daha çok çalışması vurgulanır. Bu durum; dersin gereğinden fazla önemsenmesine neden olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okullarda ise özellikle ilköğretimde somut işlemler dönemindeki öğrencinin soyut kavramlarla karşılaşması onun konuları kavramasını zorlaştırır. Bu yüzden soyut kavramların yeterince somutlaştırılamaması, öğrencinin konu öğrendiği konuların bilgi düzeyinde kalmasına, kavrama ve uygulama düzeyine geçememesine neden olacaktır. Bu durum öğrencinin, zihin yapısı içinde problem çözme becerisini geliştirememesine neden olacak ve öğrenci zorlu matematik konularına korku ile yaklaşacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki, çocuklarımızı matematik korkusundan kurtarmanın bir yolu yok mudur? Bu korkunun önüne geçmek için öncelikle korkunun sebeplerini ortadan kaldırmak gerekir. Öğrencinin gerçekleştireceği başarılar, matematiğe karşı olumsuz deneyimlerinin izlerini ortadan kaldıracaktır. Öğretmenlerin dersi sevdirebilecek etkinlikler düzenlemesi, soyut kavramları somutlaştırarak anlatması, dersin verimli çalışma metotlarını öğretmesi ve öğrencinin olumsuz tutum sergilemesine yol açabilecek davranışlardan sakınması öğrencilerin derse karşı olumsuz tutumlarını olumluya çevirecektir. Aileler de öğrencinin kaygısını körükleyecek söylemleri bırakmalı ve ona destek olacak söylemleri kullanmalıdır. Ebeveynler çocuklarına matematik dersinden başarılı olabileceğini belirterek onları yüreklendirmelidir. Son yıllarda yapılan araştırmalar, ailece yapılan eğitimlerin çok daha verimli olduğunu göstermektedir. Velilerin bilinçli yardımı ve desteği, baskıdan uzak ancak sıkı takibi, öğretmeni ile ilgili işbirliği sayesinde öğrencinin matematikteki başarısı daha kolay ve kalıcı olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir bilgenin yanına genç bir çocuk gelir ve “Ben adam olabilir miyim?” diye sorar. Bilge de ona adam olması için üç diploması olması gerektiğini söyler. Bu cevabı alan genç oradan ayrılır. Yıllar sonra üç diplomayla bilgenin yanına gelir. Aldığı üç diplomayı göstererek “Şimdi adam olabilir miyim?” diye sorar. Genç adamın elindeki diplomaları inceleyen bilge “Hayır.” cevabını verir. Gencin “Neden?’ sorusuna bilge adam “İstediğim üç diploma, dedenin, babanın ve senin aldığın üç diploma olacaktı” der. Bilgenin dediği gibi çocuklarımızın ve torunlarımızın daha iyi gelişmesi bizim gelişmemizle çok yakından bağlantılıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında matematik korkusunun kaynağı büyüklerimizdir. Onlar da matematik ilgili bu yanlış düşünceleri büyüklerinden almışlardır. Eğer eğitimciler olarak bu yanlışları düzeltmezsek aynı zararlı ve yanlış düşünceler çocuklarımız ve torunlarımıza bir miras olarak geçecektir. Bu durum giydiğimiz bir ceket, pantolon veya düğmeli bir elbisenin düğmesini yanlış iliklemeye benziyor. Eğer ilk düğmeyi yanlış iliklersek diğer düğmeleri de otomatikman yanlış iliklemiş oluruz. Bu durumu düzeltmek için bütün düğmeleri söküp tekrar ilk düğmeyi iliklemek gerekir. Ancak bu yapıldığı zaman matematiğin aydınlık yüzü ile karşılaşacağız. Bunun sonucunda matematiğe yeniden merhaba diyeceğiz. Bu yüzleşme ile çocuklarımızın ve torunlarımızın matematikle barış ilan etmelerini sağlayacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emel UYSAL&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7721635366411438812-5583364640652520718?l=matematigisevdirenadam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/feeds/5583364640652520718/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2010/04/matematik-kaygsn-yenmek-mumkun-mu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/5583364640652520718'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/5583364640652520718'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2010/04/matematik-kaygsn-yenmek-mumkun-mu.html' title='Matematik kaygısını yenmek mümkün mü?'/><author><name>Ahmet Tarık</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_-7JaZOydLRI/SzivZ_g98aI/AAAAAAAAARc/7XwncugJ2-g/s1600-R/Darien-74.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7721635366411438812.post-5409617136938454047</id><published>2010-04-24T18:45:00.000-07:00</published><updated>2010-04-24T18:47:21.858-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çocuk Egitimi'/><title type='text'>Alan Seçimi Yaparken Nelere Dikkat Edilmeli?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://www.sde.ct.gov/sde/lib/sde/images/deps/ae_graduate1.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://www.sde.ct.gov/sde/lib/sde/images/deps/ae_graduate1.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alan Seçerken Öğrencilerin Kendine Uygun Olanı Tercih Etmesinin ve Meslek Seçimini de Bu Dönemde Yapmasının Başarısına Katkısı Büyük.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üniversitede sayısal bir bölüme mi yoksa sözel bir bölüme mi gideceğinize lisenin 9. sınıfında karar vermek durumundasınız. Hangi kulvarda koşacağınız noktasında kendinize uygun olanı tercih etmek sizi daha başarılı yapacaktır. Üniversite için alan seçimi yaparken mesleğinizi de belirlediğinizi unutmayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alan seçimi, üniversite hazırlık sürecinin en önemli kilometre taşlarından biridir. Sınıf geçme yönetmeliği gereğince her öğrenci 9. sınıfın sonunda istediği bir alanı seçmekte ve bir anlamda üniversite maratonunda, "hangi kulvarda koşacağına" karar vermektedir. Öğrencinin seçmiş olduğu bu kulvarın "kendisine uygun olması" üniversite sınavında daha başarılı olmasını sağlarken, yanlış kulvar seçmesi de üniversiteyi kazanmasını zorlaştırmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alan seçimi yaparken nelere dikkat edilmeli?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle tercih edeceğiniz alanın, gelecekte seçmeyi düşündüğünüz mesleğe uygun olması gerekir. Sözgelimi tıp fakültesini tercih etmek istiyorsanız "fen alanını", hukuk okumak istiyorsanız "Türkçe-Matematik" alanını seçmelisiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seçtiğiniz alan, bir bakıma gelecekteki mesleğinizi de belirlediğinden dolayı ilgi ve kabiliyetlerinizin yanı sıra kişilik yapınıza da uygun olmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alan seçimi yaparken "kendi yeterliliğinizi" göz önünde bulundurmalı ve gerçekçi davranmalısınız. Örneğin sayısal dersleriniz çok iyi olmadıktan sonra tıp fakültesi kazanma ümidiyle fen alanını seçmeniz pek mantıklı bir tercih olmayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğrencinin yanlış alan seçmesinin sebepleri nelerdir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alan seçimi hakkında yeterli bilgiye sahip olmamak: Yanlış alan seçiminin en önemli sebebi "bilgisizliktir". Öğrencilerin "alan seçiminin mantığını" yeterince kavramadan kulaktan dolma bilgilerle hareket etmesi, çoğu kez kendilerine pahalıya mal olmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğrencinin "kendi yeterliliğini" gerçekçi bir şekilde değerlendirmemesi: Bu sorun daha çok "fen alanını" tercih edenlerde gözlenmektedir. Bu öğrenciler sayısal derslerde yeteri kadar başarılı olmadıkları halde, sayısal puanla öğrenci alan bir fakültede okuma ümidiyle ısrarla fen alanını tercih ederler. Oysa bu durumda öğrencinin mantıklı davranıp başarılı olabileceği başka bir alana yönelmesi gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne ve babanın beklentilerinin öğrenciyi yanlış alana yönlendirmesi: Bazı ebeveynler, çocuklarının istedikleri alana gitmesine müsaade etmeyip kendi istedikleri alana yöneltirler. Aslında bu durum, ebeveynin zamanında gerçekleştiremediği hedeflerini kendi çocuğunda görmeyi istemesinden kaynaklanmaktadır. Halbuki bu süreçte ebeveynin kendi beklentilerine ters düşse bile çocuğunun seçimini onaylaması ve ona destek vermesi gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkadaş grubunun etkisi: Bazı öğrenciler "kendilerine uygun" olan alanı seçeceği yerde, arkadaş grubunun seçtiği veya kendisine önerdiği alanı seçerler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanlış düşünce kalıplarının olumsuz etkisi: Toplumumuzda başarılı öğrencilerin "fen alanını", başarısız öğrencilerin de "Türkçe-matematik" veya "sosyal bilimler" alanlarını tercih ettiği kanaati vardır. Sayısal alanların yüceltilip diğer alanların horlandığı bu düşünce tarzının etkisiyle, öğrenci sayısal alanda başarılı olamayacağı halde fen alanını seçebilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EgitimGazetesi.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7721635366411438812-5409617136938454047?l=matematigisevdirenadam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/feeds/5409617136938454047/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2010/04/alan-secimi-yaparken-nelere-dikkat.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/5409617136938454047'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/5409617136938454047'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2010/04/alan-secimi-yaparken-nelere-dikkat.html' title='Alan Seçimi Yaparken Nelere Dikkat Edilmeli?'/><author><name>Ahmet Tarık</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_-7JaZOydLRI/SzivZ_g98aI/AAAAAAAAARc/7XwncugJ2-g/s1600-R/Darien-74.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7721635366411438812.post-5376317908118621148</id><published>2010-04-24T18:43:00.000-07:00</published><updated>2010-04-24T18:43:22.006-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Matematik Haberleri'/><title type='text'>Alman Matematik Öğretmenleri Yetersiz</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://www.personal.psu.edu/anb5027/blogs/di_block/math_teacher2%5B1%5D.gif" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="304" src="http://www.personal.psu.edu/anb5027/blogs/di_block/math_teacher2%5B1%5D.gif" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Almanya'da farklı okullarda matematik dersi veren öğretmenlerin bu konuda farklı düzeylere sahip oldukları belirlendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Humboldt Üniversitesi tarafından yapılan "Matematik dalında öğretmen eğitimi ve gelişimi çalışmaları" adlı bir araştırmanın sonuçları Deutche Welle?de yayınlandı. Araştırmaya 17 ülkeden akademik eğitiminin son aşamasına gelmiş 20 binden fazla öğretmen adayı katıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırma sonuçları, Almanya'daki matematik alanında özel eğitim almış olan ilkokul ve lise öğretmeni adaylarının alan bilgisi ve pedagojik açıdan daha başarılı çıktı. Ancak, matematik alanında özel eğitim almamış olan ve bunun yerine genel öğretmenlik eğitimi almış adayların matematik alandaki bilgilerinde büyük eksiklikler saptandı. Genel öğretmenlik eğitimi alan bu kişilerin, eğitmenlik yaşamlarında çoğu kez matematik dersi de vermek durumunda kaldığı belirlendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Humboldt Üniversitesi'nde eğitim araştırmacısı olarak görev yapan Sigrid Blömeke bu öğretmenlerin çoğu kez öğrencilerine verdikleri matematik problemlerini kendileri çözmeye çalıştıklarında zorluk yaşadıklarını bildirdi. Blömeke bu şekilde başarılı bir matematik eğitiminin verilmesinin de mümkün olmadığını vurguladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırmaya katılan 17 ülke arasında en yüksek başarı oranı Singapur, Rusya ve Norveç'te çıktı. Alman ve Amerikalı matematik öğretmenleri ise sıralamada ortalarda yer aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alman öğretmenlerin dünya ortalamasının çok üzerinde bir yaşta göreve başladığı ortaya çıktı. Dünyada öğretmenliğe başlama yaşı ortalama 24 iken, Almanya'da öğretmenliğe başlama yaşı 30'a yükseldiğine dikkat çekildi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7721635366411438812-5376317908118621148?l=matematigisevdirenadam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/feeds/5376317908118621148/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2010/04/alman-matematik-ogretmenleri-yetersiz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/5376317908118621148'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/5376317908118621148'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2010/04/alman-matematik-ogretmenleri-yetersiz.html' title='Alman Matematik Öğretmenleri Yetersiz'/><author><name>Ahmet Tarık</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_-7JaZOydLRI/SzivZ_g98aI/AAAAAAAAARc/7XwncugJ2-g/s1600-R/Darien-74.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7721635366411438812.post-3663369705351267412</id><published>2010-02-24T15:46:00.000-08:00</published><updated>2010-02-24T15:46:00.431-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çocuk Egitimi'/><title type='text'>Bir Söz Nelere Bedel</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://fysop.files.wordpress.com/2009/06/studying-child.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://fysop.files.wordpress.com/2009/06/studying-child.jpg" width="246" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Hocam Cemil Güzey'in anlattığı öykü söz ve sözün geçerliliği üzerindeki inancımı pekiştirdi ve beni bu konu üzerinde bir yazı yazmaya teşvik etti. Öykü kısaca şöyle: "Bürosunda evraklarını karıştıran avukatın kapısı çalar. Avukat yerinden doğrulur ve kapıyı açar. İçeri giren genç bir adamdır, elindeki çiçekleri avukata verir ve "ben avukat... hani cezaevinde bizi ziyaret etmiştiniz de, bana "sen eğitimine devam edersen, büyük bir adam olabilirsin, bunu başarabilirsin..." demiştiniz. O güne kadar kimse bana güzel bir şey söylememişti, bu söz beni çok onura etti, sevindim, mutlu oldum ve üzerinde uzun uzun düşündüm. O günden sonra, sizin bana inandığınız gibi ben de kendime inandım ve yarıda bıraktığım eğitimime devam etmeye karar verdim. Okula başladım ve derslerime çok çalıştım. O söz beni her zaman motive etti ve büyük bir gayretle okulumu bitirdim, sizin gibi hukuk fakültesine girdim. Böyle bir bölüme girmeyi başarmış olmam beni güçlendirdi ve kendime olan güvenimi geliştirdi. Çok çalıştım, okulu bitirinceye kadar bir çok zorluklar geçirdim ama nihayet mezun oldum.&amp;nbsp; Artık bir avukatım, başarımı ve mesleğime olan güvenimi sağlamada sizin o sözünüz bana kılavuzluk etti. Çok teşekkür ederim"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yaşam öyküsünü dinlediğimde, sözün hayatımızda ne kadar da önemli olduğunu ve bizi yönlendiren, harekete geçiren, ideallerimizi biçimlendiren sözlerin kalıcı gücünü düşündüm. Hayat boyu , olabilirsin, yapabilirsin, sende şu yetenekler var, iyi insan, iyi Müslüman, çalışkan insan, düzenli cömert kişi, ya da kötümser, başarısız, merhametsiz, kendini bilmez, tembel, asabi, miskin,... sözcüklerini ne kadar çok işitmiş ve iç dünyamızda yer vermişiz..&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Uzmanlar, gerek çocuk eğitiminde gerek bireysel ilişkilerde olumlu geribildirimlerin iyi netice verebileceğini vurguluyorlar. Geribildirimlerin pozitif ve yapıcı olması bazı sorunların giderilmesinde ve başarı çıtasının yükselmesinde önemli bir anahtar. Aile için de ya da arkadaş çevresinde farkında olmadan birçok insanın hayatını olumlu ya da olumsuz kanallara bilmeden yönlendiriyoruz. Grup içinde, sürekli başarabilirsin, yapabilirsin, sözleriyle desteklenen bir genç, kendine güvenme ve inanma noktasındaki inancını pekiştirerek motivasyon kazanıyor, güç elde ediyor. Bu da başarma yolunda elde edilecek en büyük adımlardan biridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklarımızı başarısızlığa sürükleyen etkenlerden biri de, başaramazsın yapamazsın senin kafan basmaz, zaten hep tembelsin... gibi negatif geri dönüşümlerle onun cesaretini kırıp, tahrip etmemizdir. Bütün bunlar çocuğun kendine olan inancını, sarsıyor ve çalışma, başarma gayreti, azmini kırıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;On yedi yaşındaki bir danışanım bana kendi öyküsünü anlatırken şöyle demişti. "matematiği hiç sevmiyordum ama lise birinci sınıfta bir öğretmen geldi. Ondan dersiyle ilgili olumsuz bir kelime dahi işitmedik. Hepimizi "çocuklar yapabilirsiniz, biraz gayret gösterin, bunu başarabileceğinize inanıyorum..."diyerek teşvik ediyordu. İlk zamanlar bana da bir şeyler sorduğunda "hocam ben oldu olası matematiği pek sevmem" diyordum yüzüme tebessümle bakarak bana "sen bunu yapabilirsin, senin böyle bir kabiliyetinin olduğunu görebiliyorum, bu problemleri çözen kimseler senden farklı değiller..." diyerek kendime inanmamı sağlıyordu. Her ne olduysa ben farkında olmadan, matematiği yapabileceğime inanmaya başladım. Meğer inanmak önemliymiş... Çünkü daha önce "asla bu derste başarılı olamam" diye düşünüyordum. Bu konuda kendime inandım ve çalışmaya başladım. Problemleri çözdükçe de, kendime olan inancım yerleşti..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her iki örnekte de bir kaç kelimeden oluşan sözün insanların hayatlarını nasıl değiştirdiğini görüyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklarımızla, aile yakınlarımızla, arkadaşlarımızla, yakın çevremizle... ilişkilerimizde pozitif geri bildirimler vererek onların başarı hanesine küçük bir katkı yapabiliriz. Bu hiç te zor bir şey değil... İyi şeyler söylediğinizde kendinizden bir şeyler kaybetmediğiniz gibi, kazanacaksınız, karşınızdaki kimseye inandığınız gibi kendinize de inanmaya başlayacaksınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzel söz, en etkin kurşunlardan, en gelişmiş savaş aygıtlarından, en sert taşlardan delici aletlerden, demirden...çok daha etkili... Bütün bu araçlar, deliyor tahrip ediyor yıkıyor oysa güzel söz yapıyor tamir ediyor, onarıyor. Sözün gücü merminin gücüne hiç benzemez... Aksine söz, güzel olduğunda, insanı inşa ediyor ve kurtarıyor, geliştiriyor... Ama sözün de kötüsü mermi kadar tehlikeli mermi kadar yıkıcı mermi kadar tahripkâr oluyor. Üstelik kötü sözün tahripkârlığı benliğin can damarını yıkıyor... Benim sözünü ettiğim üzerinde durduğum söz ise kaynağını hakikatten alan güzel sözdür...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;( Fatma TUNCER&amp;nbsp;&amp;nbsp; 15 ŞUBAT 2009 )&lt;br /&gt;&amp;nbsp;KAYNAK: http://www.milligazete.com.tr/makale/bir-soz-nelere-bedel&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7721635366411438812-3663369705351267412?l=matematigisevdirenadam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/feeds/3663369705351267412/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2010/02/bir-soz-nelere-bedel.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/3663369705351267412'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/3663369705351267412'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2010/02/bir-soz-nelere-bedel.html' title='Bir Söz Nelere Bedel'/><author><name>Ahmet Tarık</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_-7JaZOydLRI/SzivZ_g98aI/AAAAAAAAARc/7XwncugJ2-g/s1600-R/Darien-74.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7721635366411438812.post-1923071242774583691</id><published>2010-02-23T15:39:00.000-08:00</published><updated>2010-02-23T15:39:49.847-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Okuyucu Mektupları'/><title type='text'>Korkulu Rüya Matematik</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://www.adres22.com/images/news/ogretmen.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://www.adres22.com/images/news/ogretmen.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Ortaokul yıllarında matematik öğrentmenimizin sürekli dayak atması nedeniyle bu dersten çok ama çok soğumuştum.Matematik dersine karşı bir ön yargım oluşmuştu. Ben bu dersi hayatta geçemem ve başaramam diye. Taki bu durum yazdığım&amp;nbsp; olaya kadar öyleydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıl 1981 Kasım ayı muhasebe bölümü 5B sınıfında okuyuyoruz.&amp;nbsp; Dersimiz matematik ve hocamız Mustafapaşa'lı Hulusi Tümtürk. (yaşıyorsa Allahtan uzun ömürler, ölmüşsse rahmet diliyorum) Konumuzu tam hatırlıyamıyorum ancak şu formülü hala hatırlıyorum. "b2+4ac". Hocamız tahtaya bir soru yazdı ve bu soruyu kim çözecek bakalım dedi. Tabi sınıfta bir yada iki ve hep aynı kişiler parmak kaldırılmıştı. Sanıyorum diğer öğrencilerinde derse katılımını sağlamak için "bugün ayın kaçı çocuklar dedi, bizlerde ikisi hocam dedik. Öyleyse sınıf listesinin ikinci kişisi tahtaya çıksın bakalım" dedi. ''Eyvah!'' dedim bu kişi benim. İçime cız diye bir korku salındıki sormayın elim ayağımın dermanı kesilmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İstemeye istemeye tahtaya çıktım ve tebeşiri elime aldım ancak soruyu hiç bilmiyordum. Hocamız benim bu tavrımı gördü ve işte ne olduysa burada oldu "Evet Alparslan bu soruya önce şu formülü yaz(yukarıdaki formül) dedi. Bende yazdım ve birlikte bu soruyu çözdük. "Aferin Alparslan işte böyle" dedi. İşte bu sihirli kelime "Aferin" beni kendime getirerek öz güvenim artmasına vesile olmuştu. Tüm sınıf tahtada bana bakıyordu ve bende de o soruyu yapmış olmanın mutluluğuyla yerime oturmuştum. Yapılan ilk yazılıdan onluk sisteme göre 9 almıştım. Daha sonraki yazılılardanda benzer notlar almış ve daha önceki yıllarda matematikten nefret eden birisi olarak şimdi bu dersi sevmeye başlamış ve sevdikçede anlamaya başlamıştım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi düşünüyorum da orta okul yıllarında bu sihirli kelimeyi söylemek öğretmenimiz için çok mu zordu acaba? hayır hiçte zor değildi diye düşünüyorum. Şimdi bizim çocuklarımız lise çağlarındalar ve bu anılarımı onlarla paylaşıyorum. Onlara özgüvenlerini kazanmaları için sürekli öğretmenleri ile temas kuruyorum. Buradan diğer velilerede sesleniyorum lütfen çocuklarımızla ilgilenelim onlar bizim herşeyimiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;ALPARSLAN AYGÜL- 1982-1983 MEZUNU (Ticaret Lisesi Anıları)&lt;br /&gt;Kaynak:http://alparslanaygul.googlepages.com&lt;/i&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7721635366411438812-1923071242774583691?l=matematigisevdirenadam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/feeds/1923071242774583691/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2010/02/korkulu-ruya-matematik.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/1923071242774583691'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/1923071242774583691'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2010/02/korkulu-ruya-matematik.html' title='Korkulu Rüya Matematik'/><author><name>Ahmet Tarık</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_-7JaZOydLRI/SzivZ_g98aI/AAAAAAAAARc/7XwncugJ2-g/s1600-R/Darien-74.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7721635366411438812.post-7169756933449026908</id><published>2010-02-22T13:34:00.000-08:00</published><updated>2010-02-22T13:36:45.120-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Okuyucu Mektupları'/><title type='text'>Bir Öğretmenin Başarabilecekleri</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://okulweb.meb.gov.tr/01/09/965082/images/professor_1.gif" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://okulweb.meb.gov.tr/01/09/965082/images/professor_1.gif" width="232" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;"Öğretmenim bana sayıların diliyle hayatı anlayabileceğimi ve hatta yorumlayabileceğimi öğretti. Matematik tutkumu ona borçluyum."&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoğun geçen hastane gününün üzerine eklenen gece nöbetini olaysız atlatmayı ummuştum. Küçük aksiliklerle başlayan ve ana bilgisayardaki arıza ile büyüyen sorun hastane genelinde sıkıntı yaratmıştı. Ana bilgisayarın durması her türlü hasta işlemi ve hasta kabulünün durması anlamına geliyordu. Nöbetçi teknisyenin gayreti ile eskidiği için yedeğe alınan diğer bir bilgisayar devreye alınarak sistemin ağır da olsa çalıştırılması sağlanmıştı. Ancak özellikle acil servis önünde uzun ve sabırsız hasta kuyruklarının oluşmasına engel olamamıştık. Eski usul elle kayıt girilmesine de onay vermeyen hastanemizin “gelişmiş” otomasyon sistemi yüzünden sorun büyüyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Telefon ile sorunun giderilemeyeceği anlaşılınca bilgisayar firmasının genel müdür yardımcısı teknik ekipten birini de yanına alarak çıktı geldi. Acil servisin önünden dışarı taşan hasta kuyruğunu görünce oyalanmadan işe koyuldu. Teknik eleman donanımı kontrol edip sorunun yazılım ile ilgili olduğunu söyleyerek geri çekildi. Kullanılan yazılımının hazırlanmasında büyük emeği olduğunu öğrendiğim genel müdür yardımcısı "tahmin etmiştim" diyerek işe koyuldu. Kısa sürede sorunun veritabanından kaynaklandığını yazılımı güncellerken bu konunun öncelikle ele alınması gerektiğini söyleyip yaptığı düzenlemeler ile ana bilgisayarın devreye girmesini sağladı. "Hastalığı şimdilik tedavi ettik ama yazılımı değiştirmezsek bu olay tekrar yaşanacaktır" diyerek cep bilgisayarına notlar aldı. Otomasyon sistemi kısa sürede eski hızına kavuşmuştu. Yarım saat içinde acil servis önündeki kuyruk erimiş, yatan hastalar ile yaşanan sorunlar giderilmişti. Firma yetkilisine kahve teklif ettim. Ana bilgisayar odasından ayrılmak istemediğini, sistemin sorunsuz çalıştığından emin olmak istediğini belirtip kahvenin bulunduğumuz odaya getirilmesini rica etti.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kahve gelene kadar gözü sürekli monitörlerdeydi. Ara sıra cep bilgisayarına notlar almasa adamın odadaki bilgisayarlardan farkını anlamayacaktık. İşinin ehli olduğu belliydi, ancak pek sosyal biri değildi. Sadece sorulan sorulara yanıt veriyor, kimseyle konuşmuyor, konuşurken de karşısındakinin yüzüne bakmıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sistemin sorunsuz çalıştığından emin olduktan sonra arkasına yaslanıp keyifle kahvesini yudumladı. Bilgisayar mühendisi olduğunu düşünmüştüm ancak o matematik bölümü mezunu olduğunu matematikte mastır ve doktora yapmasına karşın alanında bilim yapma şansı bulamaması ve maddi sıkıntı yüzünden bilgisayar yazılım alanına yöneldiğinden söz etti. "Neden matematik bölümünü seçmiştiniz, rastlantı mıydı?" diye sorunca yine kafasını kaldırmadan gülümseyerek üniversite sınavında ilk 100 öğrenci arasında yer alarak matematik bölümüne birincilikle yerleştiğini, başarıyla mezun olup yüksek lisans yaptığını ancak üniversitenin bilimsel ortamdan iyice uzaklaştığı ve maddi sıkıntılarını aşamadığını görerek sektör değiştirdiğini söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Benim bildiğim matematik öğrencinin kabusudur. Üstelik çoğumuza hayatın hayli dışında anlamsız gelirdi, matematik dersi. Siz nasıl bu kadar sevebildiniz? Hayret doğrusu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-En büyük desteği lisedeki matematik öğretmeninden gördüm. Bizlere dersi sevdirirken hayatın her yerinde matematiğin olduğunu göstermişti. Öğretmenim bana sayıların diliyle hayatı anlayabileceğimi ve hatta yorumlayabileceğimi öğretti. Matematik tutkumu ona borçluyum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Sayıların dili mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Evet sayıların dili. O zamanlar da içine kapanık insanlardan uzak duran biriydim. İnsanları anlamak tanımak istiyor ama içlerine giremiyordum. Utangaçlığımı çekingenliğimi sayılarla yendim. Sayılarla tanıdım insanları. Herkes bir tamsayıya karşılık geliyordu, benim matematik dünyamda. Kimi tek sayıydı benim gibi yalnız yaşamaya eğilimli kimi ise çok daha sosyal çift sayılardandı. Bazıları negatif tam sayıydı hayata hep olumsuz gözle bakan, kimi ise çevresine neşe veren pozitif tamsayılardandı. Bir de asal sayı olan tipler vardı ki onlar toplumun iyice dışında yaşıyorlardı. Üniversitedeki hocam tipik asal sayıydı. Hiçbir işleme girmez öyle tek başına asil takılırdı. Biraz da bu yüzden uzaklaştım üniversiteden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Sektör değiştirmekle belki daha sosyal olma fırsatı yakalamışsınızdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Bir yaştan sonra huyu değişmiyor insanın. Ama her tür sayının karşılığı olan insan bulabileceğimi sektör değiştirdiğimde daha çok anladım. Sözgelimi siz pek çok hekim gibi küsuratı da olan pozitif tam sayılardansınız. Küsuratlı yanınız tam sayı olan güçlü yönlerinizi gölgeleyebilse de pozitifsiniz.&lt;br /&gt;Sanırım iltifat almıştım. Konuğumuza kahve acı gelmişti. Şeker önerdim ancak o kahveyi sulandırmayı tercih etti. Yine kafasını kaldırmadan sanki kendiyle konuşur gibi dökülüverdi sözcükler;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Doktor bey, huzuru olmayan sorunlu bir ailede büyüdüm. Annem ve babam hep kavga ederler, hır gür evden eksik olmazdı. Ezikliğim, çekingenliğim biraz da bundan kaynaklanıyor sanırım. Bugün anlıyorum ki biri birine denk iki tam sayı gibiydi annem ve babam ama biri negatif diğeri pozitifti. Bir araya geldiklerinde toplama işlemi gibi sonuç hep sıfır oluyor evimizde kocaman bir boşluk hissediliyordu. Garip bir yalnızlık hissiydi yaşadığım. Kavgaları ise çarpma işlemine karşılık geliyor, her zaman negatif sonuçlanıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizimki ara sıra bilgisayara yöneliyor, programı gözden geçirip cep bilgisayarına yeni notlar alıyordu. “Peki ya tam olmayan, kesirli sayılar. Onların karşılığı kimler oluyor?” diye sordum. Doğrusu konu ilgimi çekmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Pek çoğumuz o kesirli sayılardanız. Çevrene bakarsan bir tarafı tam bir tarafı yarım sürüyle insan görürsün. Kimi eksikliğin farkına varıp kendini tama tamamlamak sayılabilir hale gelmek için uğraşıyor ama çoğumuz durumunun farkında bile olmadan öylesine yaşıyor, bana kalırsa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Peki ya siz kendinizi hangi sayı olarak görüyorsunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cevaplamadan bir süre durdu. Saatine baktı. Kahveden son yudumunu alıp teşekkür ederek fincanı masaya bıraktı. Cep bilgisayarını kapatıp cebine yerleştirdi. Ayağa kalktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Önceleri karmaşık sayılar kümesinden filan zannediyordum kendimi. Yani var gibi görünen ancak aslında var olmayan sayılar gibi hissediyordum. Evlenip çocuk sahibi olunca gerçek olduğumu anladım. Şimdilerde kendimi pi sayısı gibi irrasyonel hiçbir zaman tam olarak sonuçlanmayan, sadece bir işlevi anlatmaya yarayan sayılar gibi hissediyorum. Dahası böyle düşünmek hoşuma da gidiyor. Tam sayısın hatta küsuratın bile var ama bitmeyen bir işlemden öte de değilsin. Ne bileyim benim ruh halime iyi geliyor böyle bir sayı olmak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahve için tekrar teşekkür edip odadan çıkarken geri dönüp eliyle bilgisayarları işaret ederek “Baksana bu akşam bile bitmemiş bir işin parçası olarak görev yaptım, sorunu çözdüm ama sonuçlandıramadım. Yine irrasyonel sayı gibi davrandım. Her neyse size iyi nöbetler doktor bey. Hasta diye yatırdığınız o sayılara iyi bakın, küsuratlarını giderip tekrar sayılabilir hale getirin onları” dedi. Geldiği gibi hızlı adımlarla gözden kayboldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dr. Mehmet Uhri /mehmetuhri@e-kolay.net 17.10.2007&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yazı; İzmir Maarif Koleji (BAL) Matematik öğretmenlerinden merhum İhsan Uhri anısına ithaf olunmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KAYNAK: http://www.ekolay.net/saglik/haber.asp&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7721635366411438812-7169756933449026908?l=matematigisevdirenadam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/feeds/7169756933449026908/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2010/02/bir-ogretmenin-basarabilecekleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/7169756933449026908'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/7169756933449026908'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2010/02/bir-ogretmenin-basarabilecekleri.html' title='Bir Öğretmenin Başarabilecekleri'/><author><name>Ahmet Tarık</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_-7JaZOydLRI/SzivZ_g98aI/AAAAAAAAARc/7XwncugJ2-g/s1600-R/Darien-74.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7721635366411438812.post-6970950167898991258</id><published>2010-02-14T17:07:00.000-08:00</published><updated>2010-02-14T17:07:42.085-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Matematik Eğitimi'/><title type='text'>Türkiye'de Matematik</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://abbasguclu.com.tr/a/b/f/b4dad001-299f-45e7-a980-b208da055dec_matematik_big_big.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="http://abbasguclu.com.tr/a/b/f/b4dad001-299f-45e7-a980-b208da055dec_matematik_big_big.JPG" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’de matematik konusunda bilmediğim sularda yüzmek istemeğimden ilk ve orta öğretimle ilgili bir kaç noktayı anımsatmak istiyorum( Amacım, çok uzakta olmayan orta öğrenimim sırasında hissettiğim bazı sorunları dile getirmek. )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklar, ilkokuldayken, özellikle de zekice olanları matematiği severler. Çünkü ilkokul sıralarında insanin zekâ pırıltısını en çok belli edebildiği ders matematiktir. Bunun dışındaki hiçbir ders kişisel becerilere ( fen, Türkçe, hayat bilgisi vs. ) bu kadar açık değildir.Herhalde tüm zorunlu dersler içerisinde hiçbiri matematik dersi kadar soyut düşünceyi geliştirici de değildir, ki bu 7-12 yaşları arasındaki bir çocuk için harika bir duygu sanırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlkokulun yarısından itibaren 4 sınıfın başından, hatta 3. sınıfın sonundan itibaren çocuklar Anadolu Liseleri sınavına hazırlanmaya başlamaktadırlar. Bunun bir çocuğu matematikten soğutması ya da matematik olarak bir takim tekdüze isleri benimsetmesinin, yanı sıra çocuğun psikolojik gelişimi üzerinde de olumsuz etkileri olduğunu sanıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;( Kendim Anadolu Lisesinde okuduğum için Anadolu Lisesi olmayan okullar hakkında yazmayacağım. Bu, yazıda tecrübe etmediğim bir şeyi öyleymiş gibi aktarmak istemediğimdendir. )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anadolu Lisesi'nde ilk yıl hazırlıktır. 12 yasındaki çocuklar İngilizce öğrenmek için canla basla çalışırlar. Bu onların ilkokulda alışık olmadıkları kadar ağır bir durumdur. ( Şimdilerde Anadolu Liseleri'ne hazırlıkların daha erken yaslara kayması nedeniyle bu sözlerim artık geçerliliğini yitirmiş olabilir. ) Sekiz ay böyle geçer. İlkokul’da öğrendikleri şeyler, bu sekiz ayin sonunda muhtemelen unutulur. ( Zaten ilkokul bilgileri kanımca yaşamdan uzak olduklarından bu böyle de olmak zorundadır. )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanırım ulusal eğitim inanışımız da ayni doğrultudadır ki, ortaokul ilkokulun genişletilmiş bir tekrarıdır. Birinci sınıfta terimlerin İngilizce karşılıklarını öğrenir. İkinci sınıfta yeni bir takim denklemlerle tanışırsınız. İkinci ve üçüncü sınıfta kişi, ilkokulda aldığı benzeri bir haz alır. Maalesef bu yıllarda Oklid Geometrisi ile tanışanların sayısı sınırlıdır. Ne var ki, tüm bu yıllar içerisinde matematik dersi tüm çekiciliğini yitirmiş, işlenişi giderek diğer derslere benzemiştir. Ortaokul, son sınıfta çocuklar bu seferde Fen Liseleri sınavına hazırlanırlar. Bir takimi gider, bir takimi kalır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anadolu Liseleri aslında sanıldığı kadar İngilizce değildir. Hazırlık sınıfındayken 30+ saat olan İngilizce dersi sayısı sonraki altı yıl boyunca yedi saattir.Ortaokulda matematik ve fen dersi İngilizce islenir. Lisede ise öğrenciler derslerin Türkçe olmasını isterler. Bunun nedeni tümüyle üç sene sonraki üniversite sınavıdır. Bu arada öğrencilerin çoğunluğu çocuklarının gözbebeği matematikten iyice soğumuşlardır. Artik hedef üniversitedir. İnsanlar çalışırlarsa bunun için çalışırlar. İnsanların bu durumda bağlandıkları elli iki soruluk bir matematik testidir. Amaçsa bunları tam deyimiyle otomatize olarak çözmek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm bunlardan sonra üniversite gelir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öykümüz burada bitiyor. Ayrıca değinmek istediğim bir takim noktalar var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlardan birincisi, aynı konuları daha uzun dönemlerde yinelemektir.&lt;br /&gt;İlkokulda, ortaokulda, lisede . Ayni konuları hemen hemen hep ayni uzaklıktan&lt;br /&gt;bakarak yinelemek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkincisi, öğrendiklerinin yasamdan kopuk olması. Matematiğin birebir yaşamda kullanılmasını sağlamak gerektiğini savlamıyorum, ama aslında matematiğin farkında olmaksızın, yaşamımızda var olduğunu göstermenin iyi olacağını düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uçuncusu, neyi niçin öğrendiğini bilememek. Lise birinci sınıfta, cebirsel yapılardan bahsediliyor. Ama bunları, öğretmenlerde içinde olmak üzere, kimse anlamaz. Ne ise yaradıklarını ( matematik içerisinde ) bilmez. Dolayısıyla, bu ve benzeri durumlar bana hep, görmeyen bir kişinin elinde bir yakut tutmasını andırıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dördüncüsü, okunabilir kitapların hemen hemen yokluğu. Örneğin, Türk Matematik Derneği, 1960-1970 yılları arasında çevrilmiş bir takim kitap satıyor. Kitaplar, içerik olarak çok güzel ama dilini anlamak için bazen eski dile yakin olmak gerekebiliyor. Dolayısıyla bu kitaplar, çoğu kimseler için o kadar çekici değil. Matematik Dünyası ve bu tur yayınların sayısını ve erişilebilirliğini arttırmak kanımca güzel olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Simdi aklıma gelen, matematiği güldürmek. Bizim kitaplarımız, ekseriyetle güzel esimlerden yoksun ve anlatımları soğuktur. Ancak seven kişinin, katlanmak isteyecek kişinin direnebileceği niteliktedirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Unutmadan eklemek istediğim bir şey de şu: Kendi adıma matematiğin zekâ göstergesi olarak kullanılmasından hoşnut değilim. Aileler, eğer çocukları matematik dersinden çakarsa, çocuğun matematik dersi ile, ya da daha başka sorunları olduğu sonucunu değil, çocuğun kafasız olduğunu hemen tüm tanıdıklara söylemektedirler. Bu duruma düşürülmüş bir kişinin herhalde matematiği, seviyorduysa bile, bir daha sevmesine pek imkân yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklar ve Bilim konusunda umut verici gelişmeler artıyor. Örneğin, Ankara'da birden çok yaz bilim okulu var. ( Odtu'de gördüğüm bu okullardan çocuklara bazen imreniyorum doğrusu.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genel içinde şunu söyleyebilirim: Eğitimini uzunca bir süredir ezbere dayandırmış bir toplumuz. Köy Enstitüleri ve "Yaparak Öğrenme" yöntemi ile bu durumu kırmak istemişiz. Ama maalesef, bu kurumların önce isimleri değiştirilmiş, sonra da yozlaştırılmışlar. Ondan beridir de eski düzen, hatim sistemine devam ediyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dileğim, bu ülkenin tüm böyle yaz bilim okullarında ve daha sonra düşünen insanlar olarak görmektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabırla mektubumu okuduğunuz teşekkürler,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;( * )  Kürşat Aker&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KAYNAK : http://www.listweb.bilkent.edu.tr&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7721635366411438812-6970950167898991258?l=matematigisevdirenadam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/feeds/6970950167898991258/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2010/02/turkiyede-matematik.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/6970950167898991258'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/6970950167898991258'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2010/02/turkiyede-matematik.html' title='Türkiye&apos;de Matematik'/><author><name>Ahmet Tarık</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_-7JaZOydLRI/SzivZ_g98aI/AAAAAAAAARc/7XwncugJ2-g/s1600-R/Darien-74.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7721635366411438812.post-8385519337512495270</id><published>2010-02-12T18:19:00.000-08:00</published><updated>2010-02-12T18:22:01.911-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Eğitim Haberleri'/><title type='text'>Bir Okul Müdür Bir Mahallenin Kaderini Değiştirebilir mi?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://www.yeniresimler.net/data/media/108/okul1.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="http://www.yeniresimler.net/data/media/108/okul1.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Bir öğretmen dostumun, okulunun idarecisi yüzünden mesleğinden ilk defa soğumaya başladığını dinleyince üzülmüştüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Ben bu mesleğe çok severek başladım Sait” diye dert yanmaya başlayan arkadaşımın, yüzünden sıkıntısını okumak mümkündü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Okul müdürünü gördüğüm gün derslerim daha verimsiz geçiyor. Yarmazlık yapan öğrencilerimle baş etmekte zorlanmıyorum. Öğrencileri anlamakta zorlanmıyorum. Ancak okul müdürümüzün, emekliliği geçmiş biri olmasına rağmen, davranışlarının sebeplerini bir türlü anlayamadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Koltuk sevdası’ ya da ‘koltuk egosu’ denilen kavramları daha iyi anlamaya başladım.&lt;br /&gt;Müdürümüz bir bahane bulup ne zaman öğretmenler odasına gelmişse mutlaka birsini laf sokarak tüm öğretmenlerimizin moralini bozuyor. “İtici” olmak için özel bir çaba sarf ettiğini düşünmeye başladım bir ara.&lt;br /&gt;Baktım müdür yüzünden hem kendime hem öğrencilerime zarar vermeye başladım, artık takmamaya başladım. İnan bu tavrı takınmasaydım mesleği bırakmayı bile düşünüyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben, takmamayı başararak, kendimi kurtardım. Bu adam yıllardır bu memlekette idarecilik yapıyor. Onun yanında senlerce çalışmış meslektaşlarıma gerçekten üzüldüm. Böyle bir idareciyle çalışınca, bir okul müdürünün kurumuna ne kadar büyük zararı veya faydası olabileceğini daha iyi anladım” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkadaşımın derdini dinledikten sonra kendisinin mutlaka idareci olması gerektiğini söyledim. İşini severek yapan insanların, idareci olunca çok başarılı olacaklarına olan inancımı anlattım arkadaşıma.&amp;nbsp; &lt;br /&gt;İkna etmek için Orhan hocanın başarısından bahsettim. Bu yazıyı yazmama sebep olan Orhan hocanın başarısı, kelimenin tam anlamıyla, bir efsane olacak nitelikte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul Fatih’te, Hekimoğlu Ali paşa ilköğretim okulu müdürü, Orhan Tümsavaş’ın başarısını paylaştım arkadaşımla. Aynı başarıyı sizlerle de paylaşmak istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* * * * * * * *&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 yıl önce okul velilerine “Çocuk Eğitiminde Anne baba sorumluluğu” konulu bir konferansa gittiğimde tanışma imkanım oldu Orhan Bey’le. Konferans sonrası bize okulunu gezdirdi. Tüm sınıflara yaptırdığı akıllı tahtaları, okulun fiziki güzelliği için yaptığı yatırımları, okul bahçesindeki ana okulunu gezdirip anlatırken gözlerindeki heyecanı görmenizi isterdim. O gün tanıştığımız Orhan Bey’le 2 yıl görüşemedik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birkaç ay önce tekrar aynı okulun velilerine konferans vermek için bir arkadaşımla gittik. Daha okulun bahçesine girer girmez arkadaşım “Burası kolej mi?” diye sordu. Bu soruya şaşırmamıştım. Sadece gülerek, “Hayır! Burası devlet okulu? Okulu kolej gibi yapan idarenin gayreti” dedim.&lt;br /&gt;Konferansı bitirirken okulun velilerine müdürlerinin başarısından bahsettim. İşim gereği İstanbul’da birçok okul gezdiğimi, fakat gezdiklerim içerisinde en başarılı okullardan birisinin Hekimoğlu Ali paşa ilköğretim okulu olduğunu söyledim. Başarılı bir okul müdürünün öğrenciler ve veliler için büyük bir nimet olduğundan bahsettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşini seven bir okul müdürü bir okulun kaderini değiştirir. &lt;br /&gt;İşini seven bir okul müdürü öğrencilerin kaderini değiştirir. &lt;br /&gt;İşini seven bir okul müdürü ülkemizin geleceğini şekillendirir.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Bu gerçekleri veliler ile paylaşıp kürsüden indikten sonra Orhan Bey bana çok ilginç bir olay anlattı. &lt;br /&gt;“Hocam ben bu okula geldiğimde okulun halini görseydiniz şaşırırdınız. Siz iyi zamanlarını gördünüz. Okulun etrafında tinerciler dolaşırdı. Veliler okula gelip giderken korku içinde gelip giderdiler. İlk zamanlar çok zorlandım ama asla vazgeçmedim.&lt;br /&gt;Konuşmanızın sonunda ‘bir müdür bir mahallenin kaderini değiştirir’ dediniz. Ben size geçen hafta yaşadığım bir olayı anlatayım. Bu mahallenin esnaflarından birisi geçen gün ziyaretime geldiğinde anlattı. Meğer mahallenin esnafının işleri bile 4 yıl öncesine göre çok daha iyi olmuş. Hatta bu sokaklardaki kıra fiyatları bile artmaya başlamış.”&lt;br /&gt;&amp;nbsp;İşini iyi yapan bir öğretmenin sınıfın kaderini değiştirebileceğini biliyordum. İşini iyi yapan bir idarecinin okulun kaderini değiştirebileceğini de biliyordum. Ancak bir okul müdürünün mahallenin kaderini değiştirebileceğini başkalarından duysam tereddütle bakardım. Kiraların artmasına vesile olacağını tahmin bile edemezdim.&lt;br /&gt;Okulun başarısı sadece fiziki görünümünde ki değişiklikler değil elbet. Sosyal faaliyetlerde aldıkları başarı ödüllerini buraya uzun uzun yazacak değilim. Merak edenler okulun web sitesine girip bakabilirler.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;* * * * * * *&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Odasında, akşama kadar sadece kağıt imzalayıp, geleni gideni fırçalamaktan başka bir şey bilmeyen, sorunları çözümünü hep devletten bekleyen idarecilerden kurtulmak zorundayız.&lt;br /&gt;&amp;nbsp; &lt;br /&gt;Makam yada ego sevdası olan insanlar, sadece makamlarını kirletmiyorlar. Yanlarından çalışan öğretmenlerin hevesini kirletiyorlar. Okullarındaki öğrencilerin eğitime bakışını ve bu ülkenin geleceğini karartıyorlar maalesef.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Yüreğinde bu ülkenin sevdasını taşıyan idarecilere ihtiyacımız var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okulunda ki öğrencilerin, hem yaratıcının hem anne babasının hem de bu ülkenin geleceğinin birer emaneti olduğunu unutmayan idarecilere ihtiyacımız var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Attığı her adımı emanet şuuruyla atan idarecilere ihtiyacımız var.&amp;nbsp; &lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;br /&gt;Allah Orhan TÜMSAVAŞ gibi idarecilerin sayısını artırsın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Sait ÇAMLICA / haber 7&lt;br /&gt;www.saitcamlica.com&lt;br /&gt;saitcamlica@gmail.com&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7721635366411438812-8385519337512495270?l=matematigisevdirenadam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/feeds/8385519337512495270/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2010/02/bir-okul-mudur-bir-mahallenin-kaderini.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/8385519337512495270'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/8385519337512495270'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2010/02/bir-okul-mudur-bir-mahallenin-kaderini.html' title='Bir Okul Müdür Bir Mahallenin Kaderini Değiştirebilir mi?'/><author><name>Ahmet Tarık</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_-7JaZOydLRI/SzivZ_g98aI/AAAAAAAAARc/7XwncugJ2-g/s1600-R/Darien-74.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7721635366411438812.post-9221586894306907802</id><published>2010-02-11T18:15:00.000-08:00</published><updated>2010-02-11T18:15:07.612-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Matematik Eğitimi'/><title type='text'>Sorularla Türk Toplumunda Matematik Korkusu</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://www.fetihkoleji.k12.tr/images/category/matematik1_20090325135831.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="http://www.fetihkoleji.k12.tr/images/category/matematik1_20090325135831.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1-Bir aşçısınız yıllar boyunca yemeye mecbur olduğunuz yemek&amp;nbsp; yiyenler tarafından beğenilmeden yenmeye çalışılıyorsa yemeği hala atalarınızdan gördüğünüz şekilde yapmaya devam mı edersiniz yoksa yemeğin daha lezzetli olması için yeni yollar mı ararsınız ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2-Atalarınızdan dinlediğiniz bir masal çocukların her gece kabus görmesine neden oluyorsa siz de her gece aynı masalı anlatmaya devam mı edersiniz yoksa çocukları rahatlatacak yeni masallar mı bulmaya çalışırdınız ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3-Atalarınız tarafından yapılan şarkı ve türkü besteleri çocukların çoğunun psikolojisini bozmaya devam ediyorsa aynı besteleri çalmaya devam mı ederdiniz yoksa onların beğenerek dinleyeceği yeni besteler mi yapmaya çalışırdınız ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4- Yaptığınız bir işte genel performans&amp;nbsp; diğer ülkelere göre çok düşükse çevrenizdekileri suçlamaya devam ederek aynı çizgide çalışmaya devam mı ederdiniz yoksa nerede hata yapıyoruz diye şapkanızı önünüze koyup düşünür müydünüz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5- Yıllardır modası geçmiş ve sizi her zaman yolda bırakan, sıkıntıya sokan aracınızı hala tamir edip yola devam etmeye mi çalışırdınız yoksa günümüz şartlarına uygun yeni modeller mi bulmaya çalışırdınız ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Necip GÜVEN&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7721635366411438812-9221586894306907802?l=matematigisevdirenadam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/feeds/9221586894306907802/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2010/02/sorularla-turk-toplumunda-matematik.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/9221586894306907802'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/9221586894306907802'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2010/02/sorularla-turk-toplumunda-matematik.html' title='Sorularla Türk Toplumunda Matematik Korkusu'/><author><name>Ahmet Tarık</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_-7JaZOydLRI/SzivZ_g98aI/AAAAAAAAARc/7XwncugJ2-g/s1600-R/Darien-74.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7721635366411438812.post-2609114609050214105</id><published>2010-02-03T10:45:00.000-08:00</published><updated>2010-02-03T10:45:15.097-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Matematik Eğitimi'/><title type='text'>Büyük Korku: Matematik</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://mevcut.neteyaz.com/wp-content/fotograflar/Matematik%20korkusu%20.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="http://mevcut.neteyaz.com/wp-content/fotograflar/Matematik%20korkusu%20.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Öğrenciler geçmişten bugüne matematik dersini zor bilmişlerdir. Acaba bu ders gerçekten zor mudur? Yoksa onu zorlaştıran başka unsurlar mı vardır?  Gelin hep birlikte bu soruların cevaplarını araştıralım.&lt;br /&gt;Bu soruların cevaplarına geçmeden önce Matematik bilimini diğer bilimlerden ayıran çok önemli bazı özellikleri incelemek gerekir. Pozitif Bilimler diye bilinen Fizik, Kimya ve Biyoloji bilimleri dünya kurulduğundan beri var olan ve insanoğlu keşfettikçe bilimleşen bilgiler topluluğudur. Yani insanoğlu bin yıl önce gök gürültüsünün aslında (-) ve (+) kutupların çarpışması olduğunu bilmezden önce de gök gürlüyordu. Bitkilerin kökleri vasıtasıyla ozmotik basınçla topraktan aldığı suyu yapraklarına kadar ilettiği bilinmezden önce de bitkiler yetişiyordu ya da, yeraltında ki bazı madenlerin yaydıkları enerjinin büyüklüğü bilinmezken, radyoaktif elementler radyasyon yaymaya devam ediyordu. Oysa Matematik için durum böyle değil. Matematik, insanoğlunun beyninin bir ürünüdür. Matematik için var olan gerçekler insanoğlunun bildiği kadardır. Bu durumda matematik için bilim yerine ilim demek daha doğru olur. Bu pencereden bakılacak olursa, aslında büyük çoğunlukla hayatın içinde olmasıyla birlikte, Matematiğin biraz soyut kaldığını kabul etmek gerekir. İşte problem de burada başlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okul dönemi çocukların soyut düşünce kavramı tam olarak gelişmediğinden, dersin soyut kavramlarla işlenmesi anlamayı zorlaştırabilir. Burada öğretmene büyük görevler düşüyor: Öğretmen konuyu işlerken Matematiğin hayatla bağlantısını kurmalı ve örneklemeler yapmalı. Matematiğin kullanıldığı alanlara dikkat çekmeli ve öğrenciden örnekler istemeli. Hepsinden de önce Matematiğin ne işe yaradığı açıkça anlatılmalı.&lt;br /&gt;Matematik bilimleri formülleştirip gelecek nesillere aktarılmasını, bilginin korunmasını sağlar. Kaba tabirle, eğer Matematik olmasaydı, her bir televizyon üretilirken, televizyonun yeniden keşfedilmesi gerekirdi. Bu bağlamda düşünürsek matematik ne kadar büyük bir amaca hizmet etmektedir değil mi? Bu durumda Matematiğin bir araç olduğunu da düşünebiliriz; diğer bilimlerin aracı. Şu halde, hangi alana bakarsak bakalım, karşımıza Matematik çıkmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatın her aşamasında Matematik bu kadar öneme sahipken, ne yazık ki birçok insan Matematik denince çekinir ve ne kadar zor olduğundan bahseder. Aslında Matematik korkusu bir FOBİ dir. Fobi: Özel durumlar ve olaylar karşısında tepki olarak oluşan sebepsiz bir korkudur. Birçok fobi gibi Matematik fobisi de çocuklukta yani öğrencilik yıllarında kazanılır. Fobiler, ya dişçiden korkmak gibi sebebi belli olan korkulardır, ya da büyük bir insanın korktuğu bir hayvan ya da böcekten küçüklerin de korkmak gerektiğini sanıp korkması şeklinde kazanılır. Matematik fobisi ise bunların her ikisini de kapsayan bir kazanımdır.&lt;br /&gt;Matematiğin korkulması gereken bir şey olduğu okulun ilk yıllarından itibaren çocuğa ya öğretmenler tarafından ya da bu korkuyu edinmiş diğer öğrenci ve büyükler tarafından kazandırılır. Çünkü toplumda şöyle bir önyargı hâkimdir. Matematiği sadece çok zekiler başarabilir. Başarısızlık duygusu da beraberinde korkuyu ve dersi sevmemeyi getirir. Bu kısır döngü böylece uzar gider. Oysa Matematik eğitiminin amaçlarından biri ve asıl olanı, zekâyı geliştirmek ve çok çeşitli düşünme teknikleri öğreterek yeni zihinsel kazanımlar edindirmektir. Bu açıdan bakılırsa, Matematiği anlamaya çalışarak bir öğrenci başarıyı yakalayabilir. Başarı ise korkuyu yener. İşte yukarıda bahsettiğim kısır döngüyü öğrencinin lehine çevirmesi de bu sayede mümkündür.&lt;br /&gt;Matematiğin amacına ulaşması için öncelikle ezberci öğrenmeden vazgeçmek gerekir. Mantığı kavranmadan ve düşünmeden ezberlenen bilgi kısa zamanda unutulmaya mahkûmdur. Bol tekrar ve bol miktarda örnekler çözmekle birlikte öğretmenin anlattığı teoriyi de iyi kavrayan bir öğrencinin, Matematik dersini başarmaması için bir neden yoktur. Bu durumda başarıyla birlikte Matematik korkusu da yenilmiş olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DİLEK İSKENDER ( Mat. Öğr.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KAYNAK: http://www.dengegazetesi.com.tr&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7721635366411438812-2609114609050214105?l=matematigisevdirenadam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/feeds/2609114609050214105/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2010/02/buyuk-korku-matematik.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/2609114609050214105'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/2609114609050214105'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2010/02/buyuk-korku-matematik.html' title='Büyük Korku: Matematik'/><author><name>Ahmet Tarık</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_-7JaZOydLRI/SzivZ_g98aI/AAAAAAAAARc/7XwncugJ2-g/s1600-R/Darien-74.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7721635366411438812.post-8684976030270711731</id><published>2010-02-03T10:42:00.000-08:00</published><updated>2010-02-03T10:42:52.347-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Matematik Eğitimi'/><title type='text'>MATEMATIK DERSI NEDEN SEVILMEZ?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://www.polyvore.com/cgi/img-set?.out=jpg&amp;amp;id=ECsKEBkC3hG6BIVTsbYSBA&amp;amp;size=l" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://www.polyvore.com/cgi/img-set?.out=jpg&amp;amp;id=ECsKEBkC3hG6BIVTsbYSBA&amp;amp;size=l" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplumumuzda genel kanaat, matematik dersi iyi ve anlıyorsa bu çocuk zekidir, anlamıyor ve severek çalışmıyorsa geri zekalıdır gibi bir düşünce hakimdir. Eğitim sistemimizdeki dengesizlikler ve yanlış uygulamalar da bu kanıyı destekler nitelikte işler. Üniversitelere girişte bile birçok bölüm sayısal ağırlıklı puanlar ister. Sınıf ve anasınıfı öğretmenlikleri, hukuk, fen-edebiyat fakülteleri mesala eşit ağırlık puanları ile öğrenci alır. İşi sadece yasaları kanunları ezberleyip uygulmak olan hukuk fakültelerinin eşit oranda sayısal istemeleri yani illa matematik bilmesini istemesi çapraşık bir olay.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okullarda çocuk okuma yazmaya geçtikten sonra öğretmenide kendisi de matematikle cebelleşir durur. Okula yeni başlayan 6-7 yaşındaki çocuk soyut ve somut kavramlar kargaşası yaşarken birden bire bu kargaşanın ortasına matematik gibi hem somutlaştırılabilen hemde soyut kavramlarla yüklü bir ders çıkar karşılarına. Çocuk sayıları, matematik ifadelerini (8 elmam vardı, 7 tane de babam verdi toplam kaç elmam olur? ) Ortada elma falan yokturdur. Hayal dünyası geniş olan çocuk: -Benim ne zaman 8 elmam vardı? Hem niye 8 elma? Evdeki elmaların hepisini annem niye bana vermiş? Bizim 8 tane elmamız yoktu ki? Babam o, 7 tane elmayı nerden bulmuş? Niye bana veriyor? Annem kızmaz mı? Hem 7 ne kadardı, 8 ne kadardı? 7 mi çoktu 8 mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İster inanın, ister inanmayın ama çocuk denen bu harika varlıklar gerçekten böyle düşünüyor. Elmalar çocuğun önünde olsa sayacak ama ortada elma falan yok.Tabi istediği cevabı alamayan öğretmen de olduğu yerde zıplıyordur.Tam da bu sıralarda gelişir çocuğun matematik dersinden korkuları. Zekanın çeşitlerinden habersiz, anne baba, evde habire matematik sorularıyla çocuğunun zekasını ölçmeye çalışır. Çocuk ya zeki, kafası çalışıyor damgası yer ya da çocuğa gerizekalı teşhisi konulur. Gerizakalı teşhisi konan çocuk bir daha matematiği sevmeyecektir ve o derste asla başarılı olamayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkemizin adını duyuran, önemli eserler veren, zeka ve yetenekleri tescillenen ünlü isimleri düşündüğümüzde, içlerinden matematikle başarı kazanmış olanların sayısının azlığı farkedilecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplumumuzda genel kanaat, matematik dersi iyi ve anlıyorsa bu çocuk zekidir, anlamıyor ve severek çalışmıyorsa geri zekalıdır gibi bir düşünce hakimdir. Eğitim sistemimizdeki dengesizlikler ve yanlış uygulamalar da bu kanıyı destekler nitelikte işler. Üniversitelere girişte bile birçok bölüm sayısal ağırlıklı puanlar ister.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KAYNAK : http://www.saglikveegitim.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7721635366411438812-8684976030270711731?l=matematigisevdirenadam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/feeds/8684976030270711731/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2010/02/matematik-dersi-neden-sevilmez.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/8684976030270711731'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/8684976030270711731'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2010/02/matematik-dersi-neden-sevilmez.html' title='MATEMATIK DERSI NEDEN SEVILMEZ?'/><author><name>Ahmet Tarık</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_-7JaZOydLRI/SzivZ_g98aI/AAAAAAAAARc/7XwncugJ2-g/s1600-R/Darien-74.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7721635366411438812.post-2427192710483692796</id><published>2009-10-18T14:23:00.000-07:00</published><updated>2009-10-18T14:23:56.587-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Matematik Eğitimi'/><title type='text'>Matematik Karşısında Neden Çuvallıyoruz ? - 1</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://blog.fatihokmen.com/wp-content/uploads/2008/09/matamatik-geni.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="264" src="http://blog.fatihokmen.com/wp-content/uploads/2008/09/matamatik-geni.jpg" vr="true" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Merhaba Dostlar, yıllardır Türk Toplumu olarak matematikten neden başarısız olduğumuz üzerine çok şeyler söylendi ve yazıldı.Şu ülkeden kopya çekildi olmadı.Bu ülkeden kopya çekildi olmadı.Bu konular zor dendi müfredattan çıkarıldı onun yerine yeni konular kondu olmadı.Olmadı,olmadı,olmadı….Gah Türk Toplumunun yüzde kaçı aptal dendi, gah bütün suç modern matematikte dendi, gah öğretmenlerde iş yok dendi.En sonunda ihale  ‘’Öğrenciler çalışmıyor!’’ denerek ihale Nasrettin Hoca fıkrasında olduğu gibi öğrencilerin üzerine bırakıldı..&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Nasreddin Hoca'nın bir gün caddenin ortasında bir şeyler aradığını gören ahali dayanamayıp sorar;&lt;br /&gt;-Hocam hayırdır, ne arıyorsunuz?&lt;br /&gt;Nasreddin Hoca ise;&lt;br /&gt;-Yüzüğümü kaybettim onu arıyorum, der.&lt;br /&gt;Ahali meraklanarak;&lt;br /&gt;-Caddede mi kaybettiniz? diye sorar.&lt;br /&gt;Nasreddin Hoca ciddiyetini bozmadan cevap verir;&lt;br /&gt;-Yok, kömürlükte kaybettim! &lt;br /&gt;Ahali bunun üzerine yarı kızgın bir ifade ile;&lt;br /&gt;-Hocam oldu mu şimdi? Kömürlükte kaybettiğin yüzüğün burada ne işi var? diye sorar.&lt;br /&gt;Hoca yine ciddi bir ifadeyle her zamanki nükteli cevabını verir;&lt;br /&gt;-Kömürlük çok karanlık, burası ise aydınlık! &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;İhale niçin öğrencilerin üzerinde kaldı dersiniz ? Çünkü zincirin en zayıf halkası öğrenciler de ondan. Öğrenci değil mi efendim, çalışsın,başarsın dendi.1960-1970’lerin dışa kapalı Türkiye’sinde yapılan yanlışlar bir suretle gizlendi.Çünkü okul sınavlarında değerlendirme standart puan üzerinde değil en çok puan alandan en az puan alana doğru sıralandığı için okul kontenjanları sırlamaya göre öğrenci aldı sorun görülmedi veya görülmek istenmedi.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Ülkemizde yaşanan sorunu ortaya koymak için iki tesbiti bilgilerinize sunuyorum.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;1-Gaziantep Üniversitesi (GAZÜ) Fen-Edebiyat Fakültesi Matematik Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Asker Ali Abiyev, Türkiye'de orta dereceli okullarda verilen matematik eğitiminin yeni baştan ele alınması ve çağın gerekleriyle uyumlu hale getirilmesi gerektiğini, matematik dersinin zeka gelişimine önemli etkide bulunduğuna ve insan yaşamında önemli yer tuttuğuna dikkati çeken Prof. Dr. Abiyev, AA Muhabirine, ''Ama maalesef matematik diye öğretilenlerle gençlerimizin zamanı çalınıyor, zihinsel gelişimleri sekteye uğratılıyor''  diyor..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Türkiye'de gençlerin matematiği pek sevmediklerine tanık olduğunu'' ifade eden Prof. Dr. Abiyev, şöyle devam etti: ''Gençlerimiz matematiği sevmiyor ve sevmemekte de haklılar. Oysa zeka ve muhakeme yeteneğine dayanan matematik, öğrencilerin en fazla sevdiği ders olmalı. Gençlerimizin matematiği sevmemesinin çeşitli nedenleri var. Öncelikle öğretmenlerimiz yetersiz. Matematik öğretmenleri yeterli bilgiye ve ders anlatma yeteneğine sahip olmalı. Aksi takdirde ders ders olmaktan çıkar, eziyete dönüşür. Gençlerimizin yaşadığı da bu.''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çürük temel üzerine inşa edilen çok katlı bina yıkılır, sağlam temel üzerine inşa edilmemiş matematikle bir yere varılamaz. Ders verdiğimiz üniversite öğrencilerinin çok zayıf olduklarına tanık oluyoruz. Hani onlara yeniden matematik öğretiyoruz desek fazla abartmış olmayız. Bir bakıma bu gençlerin matematik konusunda hiçbir şey bilmediklerini kabul ederek, derslere başlıyoruz.''&lt;br /&gt; ( Yazının tamamı Web: http://www.matematigisevdirenadam.com’dan Matematik Haberleri Bölümü&lt;br /&gt;‘’Üniversitelilerin Matematiği Zayıf  ‘’ Başlıklı Yazı )&lt;br /&gt;2-Prf:Dr.Yahya Kemal KAYA’nın Prof.Sabri ÖZBAYDAR’dan aktardığına göre bir Türk dostu İngiliz Prof. ‘’Bakıyorum Türk çocukları başka ülkelerde gördüğüm akranlarından daha zeki şeyler, .Ama merak ediyorum sonra hangi metotları kullanıyorsunuz da bu zeki küçüklerden  şu farklı büyükleri elde ediyorsunuz ?’’ diye hayretle soruyor.&lt;br /&gt;Sonra bu büyükler sınıf öğretmeni, matematik  öğretmeni olarak eğitim sistemine geri dönüyor, iyi niyetle, fedakarca ,yerine göre  deli gibi çalıştıkları halde farkına varmadan öğrencilerin deyim yerindeyse canına okuyorlar…&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Ondan sonra da suçu yıkacak birini arıyoruz.Bazıları ‘’Necip Hocam sizin derdiniz birilerini suçlamak mı ?’’ diye sorabilir.Hayır benim derdim kimseleri suçlamak değil çünkü suçlamalar problemi çözseydi bu zamana kadar bu sorunu çözmüş olurduk.Benim derdim çözümlere giden adımları atmak için problemin kaynağının ve çözümün hiç aklınıza gelmeyen yerde olduğuna dikkat çekmek.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Son yıllarda teknoloji alanında yaşanan hızlı değişim matematik alanında yaşadığımız  problemin boyutunu tüm çıplaklığıyla ortaya koydu.Yani deyim yerindeyse ‘’Peruk düştü, kel göründü.’’ Misali…&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;1-Avrupa ülkeleri ve ABD dâhil gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin üye olduğu OECD`nin her yıl yayımladığı `Education at a Glance` raporunun 2006 versiyonu açıklandı. Raporda, OECD`ye üye ülkelerde 15 yaşındaki öğrenciler arasında yapılan matematik bilgi performansında Finlandiya, Kore ve Hollanda diğer ülkelerindeki ortalamadan daha yüksek başarı sağlarken Türkiye basari sıralamasında sonlarda yer aldı.&lt;br /&gt;2- Türkiye 2006 yılında, 57 ülke arasında,  matematikte 43. sırada yer aldı.&lt;br /&gt;Bu iki sonucu ortaya koyup durum tespiti yaptıktan sonra matematik üzerine araştırma ve çalışmalar yapan , yeni projeler geliştirmeye çalışan bir eğitimci olarak klasik yola sapmış olsam ben de iki şey yapabilirdim.&lt;br /&gt;1-Bu sonuçlardan yola çıkarak daha önceleri yapıldığı gibi mazeretler üretip birlerini suçlama.&lt;br /&gt;2-Başarısızlığın nedeni olarak onlarca madde sayma.&lt;br /&gt;Birinci yola sapmayacağım çünkü suçlamalar bize zaman kaybından başka bir şey kazandırmayacak.Aynı zamanda eğitimin birer parçaları olan bizler bir takımız.Başarısızlıklarımız takıma ait bundan sonra kazanacağımız başarılarda takıma ait olacak.&lt;br /&gt;İkinci yol da sapmayacağım çünkü bu maddeleri saymakta sonunda beni taraflardan bazılarını suçlamaya götürecek.Bize lazım olan da suçlama değil çözüm.Çok iyi öğrendiğim bir şey mazeretlerin sayıldığı bir yer çözümlerden uzaklaştığımız yer olacaktır.&lt;br /&gt;Böyle bir durumda tekrar karanlıkta kaybettiği yüzüğünü aydınlıkta arayan Nasrettin Hocamızın durumuna düşeceğiz.Ben diyorum ki tüm taraflar olarak çok değerliyiz ve iyi niyetliyiz.Fakat yaptığım araştırmalar sonucu sürdüğüm izler beni Anadolu’ya ve bu topraklardaki büyük atılımların baş mimarları olan Mevlana ,Yunus,Mimar Sinan ve Nasrettin Hoca’ya ulaştırdı.&lt;br /&gt;Onlara bu durumu anlatıp görüşlerini sordum.Onlar da bana söz birliği etmişcesine ‘’Bizlerden uzaklaştınız o yüzden bu sıkıntıları yaşıyorsunuz.Batı bizlere siz batıya hayransınız.Bize tekrar sarılırsanız ve iyi niyetle yola çıkarsanız bu işi çözersiniz.Ayrıca bir takım olduğunuz halde birbirinizi suçluyorsunuz.Yüzlerce mazeret üretiyorsunuz.’’ dediler.&lt;br /&gt;‘’Çözüm ne ? dedim. Cevaben’’Sorunun ana kaynağını bire indirmek.’’ dediler. &lt;br /&gt;‘’Sorunun ana nedenini siz biliyor musunuz?  dedim. ‘’Biliyoruz ama daha iyi anlaşılması halk arasında anlatılan birbirinin benzeri olayı paylaşmak istiyoruz.’’&lt;br /&gt;Anlatın bakalım:&lt;br /&gt;1. Mahmut Selimiye kışlasını denetlemeye gider.Kışladan içeri girer.Her zaman olması gereken ve padişahı selamlamak için atılan 9 pare top atışı olmamıştır.Tabi padişah buna çok kızar ve kışlanın bütün paşalarını toplayarak hesap sorar.Paşalar da sorumlu olarak topçu çavuşunu çağırırlar.Padişah topçu çavuşuna sorar:&lt;br /&gt;'Neden top atışı yapılmadı?'&lt;br /&gt;Çavuş cevap verir:&lt;br /&gt;'Efendim tam 18 tane sebebi var.'&lt;br /&gt;Padişah:&lt;br /&gt;'Say bakalım.'&lt;br /&gt;Çavuş:&lt;br /&gt;'1-Barut yok..'&lt;br /&gt;Padişah hemen araya girer:&lt;br /&gt;'Tamam gerisini sayma.' &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;2-Napolyon, savaşın kaybından sonra, General'ine sormuş; "Neden yenildik?.."&lt;br /&gt;General cevap vermiş; "98 tane sebep var!.."&lt;br /&gt;"Say" demiş, Napolyon ve General saymaya başlamış; "Bir; barut bitti, iki "&lt;br /&gt;Napolyon, General'in sözünü kesmiş; "Gerisini sayma, barutu biten ordu savaş kazanamaz!.."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Necip Güven&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7721635366411438812-2427192710483692796?l=matematigisevdirenadam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/feeds/2427192710483692796/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2009/10/matematik-karssnda-neden-cuvallyoruz-1.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/2427192710483692796'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/2427192710483692796'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2009/10/matematik-karssnda-neden-cuvallyoruz-1.html' title='Matematik Karşısında Neden Çuvallıyoruz ? - 1'/><author><name>Ahmet Tarık</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_-7JaZOydLRI/SzivZ_g98aI/AAAAAAAAARc/7XwncugJ2-g/s1600-R/Darien-74.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7721635366411438812.post-2493735438275010558</id><published>2009-09-28T10:49:00.000-07:00</published><updated>2009-09-28T10:49:53.550-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çocuk Egitimi'/><title type='text'>Dahi Nasıl Yetiştirilir?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://img2.blogcu.com/images/p/o/l/polocu/ccg.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="420" src="http://img2.blogcu.com/images/p/o/l/polocu/ccg.jpg" width="327" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Deha ya da bu yeteneğe sahip olma anlamına gelen dâhilik, her zaman ilgi çekici bir konu olmuştur. Son yıllarda kişisel gelişim düşünce ve pratiklerinin artışıyla söz konusu ilgi, çok daha yüksek boyutlara ulaştı. Kişisel gelişim ve özelde NLP’nin başarılı insanların hayatlarını model alma veya modelleme teorisini benimsemesi, ister istemez, dâhilerin de modellenmesini gündeme getirdi. Buna göre, eğer dâhilerin davranış ve düşünce kalıplarını deşifre edilebilir ve bunları taklit edilebilirseniz, siz de bir dahi olabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bakış açısının faydalı ya da faydasız olduğu ayrı bir konu ama, kendi içinde çelişik durduğu rahatlıkla söylenebilir. Zira dahilik ya da deha, ‘normal’ algısından hareketle, daha doğrusu ‘normal’e göre tanımlanmış bir kavramdır; ve ama dahilik normal üstü bir düzeye işaret eder. Yani, çok az sayıda insanda bulunuyor olması gerekir. O zaman dahiler nasıl taklit edilebilir? Belki buradaki çelişkiyi uzlaştıracak bir yaklaşım, her insanda kendine has da olsa bir dâhilik çekirdeğinin bulunduğunu kabul etmekten geçiyor. Böyle bakıldığında bir model olarak dâhilerin incelenmesi ve çözümlenmeye çalışılması, makul hatta son derece faydalı bir çaba olarak gözükmektedir.&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bununla birlikte, dâhiliğin ne olduğu tarihin hiçbir döneminde tam olarak vuzuha kavuşmamıştır. Dahası, her dönemin hâkim anlayışı dehanın tanımlanışı üzerinde daima etkide bulunmuştur. Meselâ, 1970’lere kadar dahilik salt zihinsel bir üstünlük olarak kabul edildiği için, beyin ve beynin yapısı üzerinde çokça durulmuş; ama kararlılık, ısrarcılık, motivasyon gibi duyguları, irade gücünü ve genel olarak kişilik özelliklerini ilgilendiren boyutlar büyük oranda göz ardı edilmiştir. Bu eksikliktir ki, bir dahi olduğu kabul edilen Albert Einstein’ın beyninin incelenmesi sırasında araştırmacılara büyük bir heyecanla belli bir olağanüstülükle karşılaşmayı ümit ettirmiştir. Ama bilindiği üzere, Einstein’ın beyni ne normalden büyük, ne de sıra dışı bir nitelikte çıkmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günümüzde duygusal zekâ ve çoklu zekâ kuramlarının ortaya çıkışından sonra, dahiliğin daha geniş ve doğru gözüken bir perspektif içinde değerlendirildiğini söyleyebiliriz. Bugün dâhilik hakkındaki yaygın kabul, dâhiliğin üretken vasfının salt bir beyin ameliyesi olmadığı, ama aynı zamanda insanın kişilik özellikleriyle de yakından alâkalı olarak gün yüzü gördüğü şeklindedir. Bu bakış açısı, toplum içinde bir çok insanın dahi olabileceğini öngörmese bile, her insanın dahilerin kişilik özelliklerini kendilerine örnek alabileceğini bir imkân olarak ortaya koymuştur ki, tek başına değerli görülmesi gereken sonuç da, işte budur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dâhiliğin ne olduğu üzerine tam bir fikir birliği olmadığını söylemiştik. Genel kabule göre, dâhilik insanın kendisini hemen hemen her duruma adapte edebilme yeteneği ve elindeki çok kısıtlı imkânlardan büyüleyici sonuçlar elde edebilmesidir. Bu tanım bize dâhiliğin ortaya çıkması için insanın önüne aşılması neredeyse imkânsız gibi gözüken ‘duvar’ların çıkması gerektiğini hatırlatır. Sorunsuz ve sorusuz akıp giden bir yaşam ya da hiçbir engele takılmadan, hiçbir ağırlık taşımadan akıp giden düşünceler içinden dâhilik çıkmaz. Deha, deyiş yerindeyse, aşılması çok zor bir duvarın varlığıyla ortaya çıkan ve o duvarın hiç akla gelmeyecek yöntemlerle, ama büyük bir çaba sonucunda aşılmasına verilen addır. Bu noktada akla gelen klasik örnek, ampulün mucidi Edison’dur. Edison ampulün icadı üzerinde çalışırken başarısız olduğu her deneme sonrasında duvara toslamış gibidir. Ama o duvarlar karşısında yılgınlık göstermemiş, bir amaca doğru yürümüş, odaklanmış, ısrar etmiş, ama hepsinden önemlisi çok çalışmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu halde dâhiliğin önündeki en büyük engel, “Ben zaten bu işi yapamam” düşüncesidir. Bu güvensizlik ve yılgınlık, bir dâhinin lügatinde yer almaz. Dahi, karşısında duran koca duvarı aşmakla büyük ve yüce bir amacı gerçekleştirmiş olacağını düşünür. Bu yüzden, ince zekâsını kendisine yönelik yıkıcı bir eleştiri aleti olarak istihdam etmez. Nitekim, Goleman dahiliğin üretkenlik boyutundan bahsederken, bir “akış” hâlinden söz eder. Akış hâli duygusal zihnin eleştirel zihni bastırdığı durumlardır. Bu durum duygusal zekânın en üst noktasıdır, duyguların tümüyle performans ve öğrenmenin hizmetine verilmesidir. Duygular hem denetim altındadır ve yönlendirilmektedir, aynı zamanda da olumlu enerji yüklüdür ve yapılmakta olan işle uyumludur. Dikkat yalnızca eldeki işe odaklanır. Yüksek bir konsantrasyon söz konusudur. Akış hâlinde beyin, dingin bir durumdadır. Sessizleşir ve kendi işini yapar. Deha açısından önemli olan, işte bu hali sürdürebilmektir.&lt;br /&gt;Goleman’ın bu söylediklerinin de ima ettiği üzere, dâhiliğin üç temel bileşeni söz konusudur. Birincisi, dahiler zengin bir hayal gücüne sahiptirler. Bu, onlara gerçekte mevcut olan şeylerin zihinlerinde rahatlıkla yerlerinin değiştirmeleri ve yeni kombinasyonlar kurulabilmesi imkânını verir. Kalp, duygular ve akıl üçgeninde hayal gücünü çalıştırmak, dâhinin çözüm üzerinde ‘uykuya dalması’na benzer. Bu, aslında her insanın yaşayabileceği bir süreçtir. Fakat dâhileri diğerlerinden ayıran faktör, onların hayallerinde kurdukları yeni biçimleri ya da hayallerinde kurdukları yeni düşünceleri, ‘hayal dünyası’nda bırakmamalarıdır. Bu da, onların ikinci önemli özelliklerini ortaya koyar: üretkenlik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dâhilerin diğer insanlara göre yeni fikirlere dikkat etme, onları muhafaza etme ve onları deneyerek gerçekleştirmeye çalışma gibi bir özellikleri vardır. Meselâ, ünlü sürrealist ressam Salvador Dali, yapacağı resimlerin imgelerini zapt etmek için yarı uyku halinden faydalanırdı. Aslında hepimizin tam uykuya geçmeden önceki anlarda garip algı tecrübeleri vardır. Ama Dali, o tecrübeleri zapt etme yöntemini geliştirmekle bizden farklılaşmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dâhilerin üçüncü önemli özelliği, meydan okuma cesaretleridir. Dahiler karşılaştıkları yeni durumlarda başarısızlık ya da hayal kırıklığı yaşama ihtimallerine yenik düşmezler. Bunun da iki önemli sebebi vardır. Birincisi, ulaşacakları şeyin kendilerinin yaşama ihtimalinin olduğu başarısızlıktan çok daha önemli olduğunu düşünürler. İkincisi, bu amaca ulaşmak için çaba göstermek, onlar için bir zorunluluk ya da angarya değil, hayatta kendilerine en büyük tatmin sağlayan bir zevktir. Yani dahi, kendisini yenilikçi bir süreç içinde tanımlar ve o süreç içinde ‘kendisi olabildiği’ için bundan büyük bir zevk duyar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dahiler hakkında yaygın kanaatlerden biri de, onların deliliğe çok yakın durduklarıdır. Fakat dâhilerin kişilik özellikleri üzerine yapılan son çalışmalar, onların aslında kişilik noktasında çok ince ölçülü bir denge halinde olduklarını ortaya koymaktadır. Mihaly Csikszentmihalyi From Creativity: The Work and Lives of 91 Eminent People adlı eserinde dehaya sahip insanların kişilik özelliklerini şöyle sıralamaktadır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Dâhi insanlar, yüksek bir fiziksel enerjiye sahiptirler; ama aynı zamanda sessiz ve sakindirler. Büyük bir konsantrasyonla canlı ve tutkulu bir şekilde uzun saatler çalışırlar. Bu enerji, zannedildiği gibi, doğuştan gelen bir özellik değil, sonradan içsel olarak üretilen bir özelliktir; ve beynin ve kalbin bir konuya odaklanmasıyla ilgilidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada önemli olan, dâhilerin enerjilerini kontrol etmeleridir. Onlar takvim, saat ya da dışsal bir yönlendiriciye başvurarak kendilerini idare etmezler. İhtiyaç duyduklarında hemen kendilerini bir konu üzerine konsantre edebilirler. Bu yüksek konsantrasyonu, genlerinden dolayı değil, deneme yanılma yoluyla amaçlara ulaşmada başarılı stratejiler geliştirmeleri sayesinde elde ederler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Dâhiler zeki gözükürler ama aynı zamanda doğaldırlar. Hatta fiiliyatta ne kadar zeki oldukları tartışılır durumdadır. Başka bir ifadeyle, hem derin bir iç görüye sahiplerdir, hem de çocukça bir ruha. Burada, akla gelen ilk örneklerden birisi Mozart’tır. Mozart bu iki boyutu kendi bünyesinde birleştirmiş bir sanatçıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Dâhi  insanlar oyun ile disiplini bir potada eritirler. Yaptıkları işi eğlenceli bir oyun kıvamında ele alırlar. Ama bunda aşırıya kaçmazlar. Her şeyi oyuna dönüştürüp işin ciddiyetini incitmezler. Heykeltraş Nina Holton’a göre insanlara heykeltraş olduğunuzu söylerseniz, bunun ne kadar heyecan verici bir şey olduğunu söylerler size. Ama onun bu tür sorulara cevabı, “Evet çok heyecan verici ve yaparken zevk duyuyorum. Ama bu iş, aynı zamanda bir marangozun ya da boyacının yaptığı işten farksız.” şeklinde. Ona göre insanlar işin bir tarafını öne çıkarırken, diğer tarafını ihmal ediyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Dâhi  insanlar hem bir gerçeklik duygusuna hem de fantezi kabiliyetine sahiptirler. Büyük sanat ya da bilim mevcut dünyadan farklı bir dünya tasavvur edebilme yeteneğiyle ilgilidir. Toplumun geri kalanı, bu tasavvur ve görüşleri, gerçeklikle ilgisi olmayan fanteziler olarak görürler. Haklıdırlar da. Ama sanat ya da bilim dediğimiz şey mevcut gerçeklik diye düşündüğümüz şeyin ötesine geçebilmekle ilgilidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Dâhi insanlar hem dışa dönük hem içe dönüktürler. Biz ise genelde bunlardan birine eğilimliyizdir. Ya kalabalık içinde oluruz, ya da camdan dışarıda yağan yağmuru seyrederiz. Fakat son psikolojik araştırmalar, dışa dönüklük ve içe dönüklüğün her insanda en yerleşik kişilik özellikleri olduğunu ortaya koymaktadır. Dahi insanların farkı, bu ikisi arasında çok güzel bir denge kuruyor olmalarıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Dâhi insanlar hem alçakgönüllü hem de onurludurlar. Bu aslında anlaşılır bir şey. Çünkü bu insanlar kendilerinden önce yapılmış veya icat edilmiş eserlerin farkındadırlar. Ve bu farkındalık, onları alçakgönüllü kılar. Ama aynı zamanda kendileri de belli katkılar yapmışlardır. Bu yüzden, alçakgönüllülüğü bir zillete dönüştürmeyip onurlarını korumayı bilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7. Dâhi insanlar hem asi hem muhafazakardır. İlk önce bir kültürü benimsemeden ve içselleştirmeden yaratıcı olmanın imkânı yoktur. Sadece geleneksel olmak değişmesi mümkün olmayan bir alan bırakır. Geçmişte değer verilmiş olan şeyleri göz ardı ederek sürekli değişiklik ve değişik attraksiyonlar denemek de, çok nadiren ilerleme olarak kabul edilebilecek bir yenilik üretir. Geleneksel yaşam kalıpları içinde kendi evinde yaşayan sanatçı Eva Zeisel’in yaptığı üretimler bugün Museum of Modern Art’ın nadide köşelerinde sergileniyor. Ona göre dahi olma fikrinin kendisi bir amaç olamaz. Çünkü farklı olmak negatif bir motivdir ve hiçbir büyük üretim negatif bir eğilim sonucunda doğmaz. Dâhice üretim süreci ancak olumlu bir motivden hareket edilirse başarıya ulaşabilir. Bu işin gelenek kısmıdır. Ama dahi aynı zamanda geleneğin güvenli çerçevesinin dışına çıkmak zorundadır. Sonucun ne olduğunu kestiremeyeceği bir akıntının içine atlama cesareti gösterebilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8. Dâhi insanların çoğu, yaptıkları işe tutkuyla sarılırlar; ama aynı zamanda işleri hakkında son derece objektif bir bakışa da sahiptirler. Tutku zorluklar karşısında yılmamayı sağlarken, objektivite yahut nesnellik de sonuçta sağlam bir ürün çıkmasını mümkün kılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu maddelerin de gösterdiği gibi, dâhiler kişiliklerinin iki ayrı kutuptaki boyutlarını olabildiğince bir araya getirirler. Ve galiba, birbirlerine zıt gözüken bu özellikleri bir araya getirebildikleri oranda deha güçlerini geliştirme şansına sahip olurlar.&lt;br /&gt;Gelgelelim, günümüzde dehanın önünde ciddi engeller bulunmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DAHİLİĞİN ÖNÜNDEKİ EN ÖNEMLİ ENGELLER &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üretkenliği engelleyen önemli faktörlerden biri, eğitim sistemindeki aksaklıklardır. Birinci sınıftan itibaren sadece çalışmaya koşullandırılan çocukların eğlenmek için zamanları yoktur, çünkü daima öğrenmek zorunda oldukları şeyler vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dehanın toplumda az görülmesinin bir başka nedeni de, toplumda ideal insan konusundaki yerleşik kabulün ağırbaşlı, itaatkâr, büyüklerine saygıda kusur etmeyen, kendisine verilen görev her neyse onu yerine getiren bir insan portresi çiziyor olmasıdır. Bu tarz yapılar hata yapma endişesi ve sonrasında suçluluk duygusu, onun da sonrasında isyan duygusuna götürür. Her biri kendi içinde tek kutuplu bir duruş olduğu için farklı hatta zıt kutupları buluşturan bir dahi kişiliğinin oluşmasına uygun bir zemin teşkil etmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğitim sistemindeki zevkten kopuk bilgi depolama mantığından ve toplum içinde kişiliklerin baskılanarak tek bir kutba indirgenmesinden vazgeçilmediği takdirde, dâhilerin yetişmesinde iş daha çok ‘dahi adayları’na ve ailelerine düşer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer şu şartlara riayet edilirse, dahi olunamasa bile, aklı başında, karakterli, ciddi ürünler ortaya koyan, hayattan zevk alan biri olunabilir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1-En çok sevdiğiniz ve zevk aldığınız işi yapın&lt;br /&gt;2- Hayal kırıklığı ve başarısızlıktan korkmayın.&lt;br /&gt;3- Başarısızlık uygun bir şekilde yönetilebilirse, dâhiliğe uygun bir zemin olabilir.&lt;br /&gt;4 “Aptal olduğunuzu düşünecekler”e aldırmayın; onlar arkasındaki kalabalığa bakıp kendilerini akıllı sanıyorlar. Emin olun, siz ürün verdiğinizde, sizin yerinizde olmak için can atacaklardır.&lt;br /&gt;5- Hayallerinizi zapt edin.&lt;br /&gt;6- Gerçeklik duvarına meydan okuyun.&lt;br /&gt;7- Ve en önemlisi, daima üretin,üretin,üretin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÖMER BALDIK&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7721635366411438812-2493735438275010558?l=matematigisevdirenadam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/feeds/2493735438275010558/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2009/09/dahi-nasl-yetistirilir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/2493735438275010558'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/2493735438275010558'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2009/09/dahi-nasl-yetistirilir.html' title='Dahi Nasıl Yetiştirilir?'/><author><name>Ahmet Tarık</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_-7JaZOydLRI/SzivZ_g98aI/AAAAAAAAARc/7XwncugJ2-g/s1600-R/Darien-74.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7721635366411438812.post-2806729574277835171</id><published>2009-09-28T10:43:00.000-07:00</published><updated>2009-09-28T10:45:19.172-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Diger Konular'/><title type='text'>Ezber, yetenek değil bir kanser türüdür!</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://www.xresimleri.com/wp-content/uploads/2008/10/papagan.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="315" src="http://www.xresimleri.com/wp-content/uploads/2008/10/papagan.jpg" width="420" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt; Ezber, kimilerine göre yetenek, kimilerine göre de bir zeka göstergesi. Tınaz Titiz için ise toplumun her tarafına sirayet etmiş bir kanser türü. Titiz, ezberin olmadığı, insanların soru sormayı bildikleri, öğrenebilme kabiliyetlerinin farkında oldukları ve kişiye özel değer sistemlerinin oluşturulduğu bir eğitim hayal ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyaz Nokta Gelişim Vakfı, eğitimle ilgili bir sivil toplum kuruluşu. Vakıf toplumun sorun çözme kabiliyetini geliştirme amacıyla kuruldu. Vakfın Başkanı Tınaz Titiz, uzun süren siyasi hayatında bir dönem kültür ve turizm bakanlığı, 3 dönem de milletvekilliği yaptı. Siyasetten ayrıldıktan sonra kendisini eğitim sisteminde gördüğü büyük yanlışları gidermeye adayan Titiz, insanları “öğrenilmiş çaresizlik”lerinden kurtarmak için çalışıyor. Titiz’e göre eğitim sistemi birbirine benzemeyen 15 milyon insana zorla aynı gereksiz bilgileri öğreterek onları aynılaştırıyor. Üstelik sistemin ezber üzerine kurulması insanların sorun çözme kabiliyetlerini köreltiyor ve onları öğrenilmiş çaresizliğe itiyor. Böylece kendi başlarına hiçbir şey öğrenemeyeceklerini düşünen bireyler, hep başkalarından yardım bekliyor, karşılaştıkları sorunları çözemiyor ve yeni şeyler öğrenemiyor. Titiz şu andaki sistemin hemen değişemeyeceğini ama sistemin içine koyulan 3 temel yeni yaklaşımla çocukların öğrenme yeteneklerini yeniden kazanabileceklerini düşünüyor; ezbersiz eğitim, doğru soru sorma teknikleri ve gereksiz bilgilerle yapılan zihinsel tacizin önüne geçilmesi.&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BEYAZ NOKTA GELIŞIM VAKFI NEDEN KURULDU, NELER YAPIYOR?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyaz Nokta 1994 yılında kuruldu. Genellikle insanlar görme engellilerle ilgili bir vakıf sanıyorlar, ama değil. Vakfın misyonu toplumun sorun çözme kabiliyetini geliştirmek. Bu biraz soyut bir kavram. Ama bunu insanlardaki bağışıklık sistemine benzetebiliriz. Herhangi bir sorunla karşılaşan atalarımızdan bazıları karşılaştıkları sorunlar yüzünden yok olmuş bazıları da bu sorunlara karşı antikorlar geliştirmiş veya korunma mekanizması oluşturmuş. Dolayısıyla biz şimdi dünyaya sıfır yaşında gelmiyoruz aslında, en küçüğümüz 4-5 milyon yaşında geliyor. Milyonlarca bakteri virüs gibi mikroplara karşı ne yapacağımızı bilerek dünyaya geliyoruz. Şimdi insanda bunun karşılığı her neyse insandan oluşan topluluklarda da bunun karşılığı var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BU DA SORUN ÇÖZME KABILIYETI MI?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplumlar afetler, fakirlik, sosyal çalkantılar, savaşlar gibi sorunlarla karşılaşıyor. Bütün bunlara dayanamayanlar yok oluyor, diğerleri ise sorunları çözdüğünde devamında gelen nesiller de bu sorunlara hazırlıklı olarak dünyaya geliyor. Bu kabiliyet nesilden nesile aktarılıyor. Siz bilmeseniz de genlerinizde bunlar var. İşte bunlara sorun çözme kabiliyeti diyoruz. İnsandaki bağışıklık sistemi çöktüğü zaman ne oluyorsa toplumlarda da bağışıklık sistemi zarar gördüğü zaman aynı şeyler oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BU KABILIYET NASIL GELIŞTIRILIYOR?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyaz Nokta Gelişim Vakfı da böyle bir tanıdan ortaya çıktı. Toplumun bağışıklık sisteminde sorunlar vardır her zaman. Örneğin finansal bir kriz var, buna direnemezsek ölürüz. Türk toplumunun bu tür hastalıklara karşı bağışıklığı az. Bu tip bağışıklık sistemini güçlendirmiş toplumlara bakarsanız bireyselliğin çok geliştiği yerler olduğunu görüyorsunuz. Türk toplumunda ise “ben bir tebaanın öğesiyim, padişahın kuluyum, ben hiçim, toplumun ancak parçasıyım” mantığı yerleşmiştir. Bireysel olarak ayakta kalan vatandaşlara sahip toplumlar sorunlarla daha kolay başa çıkar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TÜRKIYE BIR CUMHURIYET OLALI 80 YIL OLMASINA RAĞMEN BU MANTIK SÜRÜYOR MU?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;80 yıl birey için uzun, ama toplum ömrü için hiçbir şey. Tabii bu 80 yılın nasıl geçirildiği de önemli. Bağışıklık sistemi yerinde mi sayıyor yoksa geriye mi gidiyor? Buna da bakmak lazım. Ne yazık ki bir takım sorgulanmayan köklü alışkanlıklarımız, bağışıklığımızın neden düşük olduğunu sorgulamamıza da engel oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ezber bir kanser gibi tüm hayatımızı sarmış&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EZBERCILIK DE SORGULAMADIĞIMIZ ALIŞKANLIKLARIMIZDAN BIRI MI?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ezber, Türkçe bir sözcük değil, Farsça. “Yürekten” anlamına geliyor. Bizde ise “belleme” anlamına geliyor ve bir eğitim terimi olarak kullanılıyor. Ezberi gündelik hayatımızda da yaparız. Yaşamamız için gereklidir. Annemizin adını, telefon numaramızı öğreniriz. Ama tüm eğitim sistemimiz de bunun üzerine kurulu. Oysa ezber sorgulamaya kapalıdır. “Niye öyle?” diye sorarsanız “O öyledir” cevabını alırsınız. Bu yüzden de sorgulamayan, sorgulamadığı için de sorunları çözemeyen insanlar ortaya çıkıyor. Çünkü bir sorunu çözebilmenin yolu “neden” sorusunu sormaktan geçiyor. Nedenlerini sorgulamaktan ziyade “bu benim başıma gelmiş bir derttir” diyerek sorunlarınızı kabul ederseniz, sorunlara çare bulamazsınız. Ezber, okul, aile ve iş yeri kültürlerimize sirayet etmiş, kanser gibi yayılmış. Öyle ki en iyi eğitimleri almış, en modern görünen kişilerin dahi sormak konusunda böyle bir defoları var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AMA DÜŞÜNMEK DE ÖĞRENMEKTEN GEÇMIYOR MU?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emir Kusturica’nın Arizona Rüyası isimli filminde geçen bir söz vardır: “İnsanlar doğar, yaşar ve ölür; bu arada düşünürler. Köpekler, atlar düşünür ama balıklar düşünmez, çünkü onlar her şeyi bilir.” Örneğin insan vücudunda binlerce kimyasal aktivite olur ama biz hiçbirini düşünerek yapmayız. Çünkü vücudumuz ne yapacağını zaten biliyor. Ezber de bunun gibi düşünmeye olan ihtiyacı öldürüyor. İnsanın birçok yeteneği var ama en büyük ve en sağlam yeteneği öğrenebilme yeteneği. Öğrenebildiği ölçüde isteklerine ulaşıyor. İngilizce öğrenen daha çok para kazanıyor. Basketbolda daha çok top çeviren biri takımda daha iyi yerlere geliyor. Öğrenen öğrenemeyene göre hep bir fark yaratıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EZBERIN IÇINDE ÖĞRENMEK DE YOK MU?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ezber dediğimiz şey öğrenmeye katiyen yer vermiyor. Niçin en iyi yaptığımız şey, yani öğrenme unutturulmaya çalışılıyor da onun yerine yapay olarak dışarıdan bize talimat veriliyor. Ne giyeceksiniz, nasıl davranacaksınız, neyi nereden öğreneceksiniz, kim size öğretecek, bütün bunların hepsine size dışarıdan veriliyor. Toplumlarda yönetenler ve yönetilenler vardır. Yönetenler daima kendi söylediğinin dışına çıkmayan insan tipi arıyorlar. Dolayısıyla onlar için insanların kendi başına öğrenmeleri, kendi yollarını çizmeleri çok arzu edilebilir bir şey değil. Nelerin doğru, nelerin yanlış, nelerin güzel, nelerin çirkin olduğunu söyleyen hazır bir değer sistemi var, bunun uygulanmasını istiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önce öğrenilmiş çaresizliği yenmek gerekiyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BU YAKLAŞIM, INSANLARA NE TÜR ZARARLAR VERIYOR?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bu kolay yönetebilme süreci için döndürülen sistem nedeniyle ister istemez biz o kadar az şey öğreniyoruz ki bir süre sonra “öğrenilmiş çaresizlik” denilen şey oluşmaya başlıyor. Her şey dışımızdan geldiği için bir süre sonra beynimiz “madem her şeyi bana birileri söylüyor, demek ki ben kendi başıma yapamam” diye düşünmeye başlıyor. Dolayısıyla “İspanyolca öğren” dendiğinde “ben kendim öğrenemem, birisi gelsin öğretsin” diye düşünüyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BUNU AŞMANIN YOLU NEDIR?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu öğrenilmiş çaresizliği yenmenin yolu ona neden olan şeyi ortadan kaldırmak. Ona neden şey de insanların unuttuğu yüksek öğrenme kabiliyetinin tekrar insanlara tanıtılması. Bu aynı fakir bir insana “sol iç cebinde çok para var” demeye benziyor. Elini attığı anda bir servet görecek. Fakat insanlar burada çok direniyorlar, “Ben her yerimi aradım öyle bir şey yok, sen beni kandırıyorsun” diyorlar. Bu arada kurulu sistem bu öğrenmeye açıkça değil ama saklı olarak karşı çıkıyor. Çünkü kendi varlığıyla öğrenme sistemi çakışıyor. Öğrenmeye başladığı anda bütün o sistemin değişmesi gerekiyor. Yaşam alanlarında çok derin değişikliklerin olması gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BU TEORI DÜNYADA NASIL ORTAYA ÇIKMIŞ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün toplumlar içinde her zaman bunun farkına varan insanlar çıkmış. Ama öbür taraftan çok kalabalık bir kitle içinde bu insanlar sanat veya bilim yapmışlar, diğerleri de bunlar deha diyerek herkesin böyle olamayacağına karar vermişler. Ama 20. yüzyılda ortaya çıkan iletişim devrimi ve internet, insanların kendi kabiliyetlerinin tam olarak ortaya çıkmasını sağlamaya başladı. Örneğin, bakan olduğum dönemlerde sık sık Arnavutluk’a gidiyorduk. Orada televizyonlar ve radyolar yalnızca açma-kapama düğmesine sahipti. Rusya da dışa kapalı bir toplumdu. Ne zaman ki insanlar başka toplumlarla ilgili gerçekleri öğrenmeye başladılar, o zaman bu devletler de yıkıldı. Bu teori aslında, “zorunlu eğitime hayır” gösterileriyle İsviçre’de daha sistemli bir şekilde ortaya çıktı. Herkesin zihin yapısı kendine özgü olduğu için ihtiyaçları da özgün. Bu yüzden zamanla okullar ve üniformalar tarihe karışacak. Elbette okula da sosyalleşmek için ihtiyacımız olacak ama sistemler değişecek. Bu öğrenme devrimi bundan sonra durdurulamaz bir hale geldi, ama elbette hemen olabilecek bir şey değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İNSAN BIR ÖĞRENME MAKINESI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herhangi bir okulda okumayanlar ihtiyaçları olan şeyleri araştırarak öğreniyorlar. Bu insanlar öğrenmeyi öğrenen insanlar mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle bu öğrenilmiş çaresizlik denen eşiği aşmış olmaları gerekiyor. “Ben öğrenemem” yerine kendisinin muhteşem bir öğrenme makinesi olması gerektiğini öğrenmesi gerekiyor. Bugün işinize yarayan hangi tutum, bilgi, beceri ve davranış varsa bunların yüzde 90’ını zaten siz istediğiniz için öğrenmişsinizdir. Yürümeyi, konuşmayı, ıslık çalmayı, birisine iltifat etmeyi, özür dilemeyi veya kavga etmeyi okuldan öğrenmediniz. Şimdi artık okul sizi bir yere getirdi. Bundan sonra nereye kadar gideceğiniz tamamen sizin öğrenebilme kabiliyetinizle ilgili. Bu mekanizmayı ne kadar harekete geçireceğiniz ve kendinizi çaresizlikten ne kadar kurtaracağınıza bağlı. Eğer o çaresizlik çok ilerlemişse ve yakın sosyal çevrenizdeki insanlarda sürekli olarak “Sen beceremezsin yapamazsın” derlerse, siz de öğretilenlerin dışına çıkamazsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BIR DE ZIHINSEL TACIZDEN SÖZ EDIYORSUNUZ, BU NASIL BIR TACIZ TÜRÜ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna zihinsel tecavüz de diyebilirsiniz. Ben yüksek öğrenebilme kabiliyetine sahipsem ve ihtiyaçlarımı tespit edebiliyorsam, dışarıdan birinin gelip zihnime bir şeyler sokuşturmasına zihinsel taciz diyorum. Bir çocuğa ileride ihtiyaç duyacağı faiz hesabını öğretiyorlar. O an ona ihtiyacı yok. Ayrıca bir bütün olarak ihtiyacımız olan bilgiler parçalanarak öğretiliyor. Tarih, fizik, beden eğitimi dersleri veriliyor ve sana “Bunları nasıl birleştirirsen birleştir” deniyor. Ben birkaç yıl önce bir okulda beden eğitimi hocalarına “Çocuklara takla atlatmayı niye öğretiyorsunuz” dedim. Onlar da “Müfredatta var, o yüzden öğretiyoruz” dediler. Fizik hocalarına “Çarpışma olayını niye öğretiyorsunuz” dedim, onlar da aynı cevabı verdiler. İnsan koşarken veya bir aracın içinde düştüğünde enerjisi atması gerekir, eğer takla atarak düşmese kemikleri kırılır. Bu fizikle beden eğitimin ortak noktası. Ama bu bilgileri parça parça verirseniz birleştirmek çok zordur. Bunlar ayrı ayrı yapılınca öğretmenler de neden bu bilgileri öğrettiklerini bilmiyorlar. Dolayısıyla bu bilgiler işe yaramaz hale geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YENI ÖĞRENME SISTEMINDE BÖYLE DERSLER YOK MU?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yeni öğrenme modelinde bunların birbirinden parçalanmadan bir bütün içerisinde, yani senaryolar içinde öğretilmesi gerekiyor. Çocuklara değişik ortamlar sunulacak. Onlar da orada sadece ihtiyaç duydukları bilgileri alacaklar. Bir de soruları olduğu zaman sorabilecek birilerinin olması yetiyor. Yeni öğrenme modelinin temelindeki yaklaşım bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İHTIYAÇLARIMIZI NEREDEN BILECEĞIZ? KIMSE KALKIP 2. DÜNYA SAVAŞI TARIHINI OKUMAZ SANIRIM?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, bunları öğrenmeyiz. Sadece şunlara ihtiyacımız var: Benim bir şeye ihtiyacım var, onu nasıl öğreneceğim? İşte burada çocuklara birkaç tekniğin öğretilmesi ve yol gösterilmesi gerekiyor. Bunlardan bir tanesi soru sormak ve doğru soru sorma taktiği. Doğru sorular bir buldozer gibi öğrenme yolunu açarken kısır sorular onun önünü kapatıyor. Örneğin Çince öğrenmek isteyen biri “Bana Çinceyi kim öğretir?” sorusunu sorarsa sıkışıp kalıyor. Ama “Benim Çinceye niçin ihtiyacım var, benden başka kimin ihtiyacı var, o ihtiyacı olanları tanıyor muyum, bunların yazıldığı bir kaynak var mı?” gibi otomatik olarak yüzlerce soru sorabilirisiniz. Bir de kişinin ikna edilmesi gerekiyor. Öğrenebileceğinin ona gösterilmesi gerekiyor. O yüzden bu sistemde öğrenmek isteyenlere yardımcı olan insanlara ben öğretmen değil moderatör yani kolaylaştırıcı diyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir çocuğu bu öğrenme modeli ile yetiştirmek istesek nereden başlamamız gerekiyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçekçi olmak gerekirse benim söylediğim bu modelle ben kendi çocuğumu yetiştirmem. Çocuğumu normal okul sisteminin içine veririm ama öbür taraftan da öğrenilmiş çaresizliğe düşmesine engel olurum. Okul sistemini kaldıramadığım için kalkıp da yel değirmenlerine savaş açmama lüzum yok. Ama sahip olduğum böylesine büyük bir yeteneğin unutturulmasına rıza göstermiyorum. “Ben öğrenebilirim”e inanacakları ortamların oluşturulması lazım. Nitekim ben kendi çocuklarıma bunu yaptım. Herkese tavsiyem, okul temelli sisteme veya öğretme temelli topluma savaş açmaları değil, onu şimdi bir hayat gerçeği olarak kabullenmeleri ama öbür taraftan tanrının kendilerine ve çocuklarına bahşettiği yüksek öğrenim kabiliyetini kullanmaları. Ayrıca, kim tarafından gelirse gelsin, kendisini zihinsel tacize kapatabilmesi de önemli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BÖYLE BIR SISTEMDE HER ZEKA SEVIYESINE SAHIP INSAN KENDINI KEŞFEDEBILIR MI?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkes, herkes… Zeka seviyesi de tartışmalı bir konu zaten. Bir ara çoklu zeka ortaya çıkmıştı. Şimdi ise soru sorma zekası daha önemli. Öğrenme ve sorun çözme kabiliyeti ancak yüksek öğrenebilirliğin idrak edilmesi ve hayata geçirilmesi ile mümkün olan bir şey. Alvin Toffler “21. yüzyılın cahilleri, okuma yazma bilmeyenler değil, öğrendiklerini silemeyen ve bunun üzerine yeni şeyler öğrenemeyen insanlar olacak” diyor. Ama burada silebilme unutma anlamında değil. Silmek, isteyerek o bilgiyi ve ilgili tüm bağlantıları ortadan kaldırmak ve üzerine yeni bilgileri kurmak anlamına geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu model pek çok ülkeye ilham veriyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ŞU ANDA BU ÖĞRETIM SISTEMIN UYGULAYANLAR VAR MI?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD’de “Homeschooling” diye bir yaklaşım var, aileler çocuklarını kendi isteklerine göre yetiştiriyorlar. Ama tabii bu daha çok dindar ailelerde görülüyor. Ayrıca çocukların koşullandırıldığını söyleyen ve en büyük özgürlüğü zihinsel özgürlük olarak gören aileler de var. Şimdi giderek örgün eğitime de giriyor. Fransa’da İngiltere’de, İrlanda’da, yeni Zelanda’da bu model okullara ilham veriyor. Sadece okullarda değil işyerlerine de girmiş durumda. İş yerleri de artık bilinçli olarak ortam oluşturuyor ve çalışanın kendi rızasıyla öğrenmesini sağlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sistemde çok iyi insanlar yetişebileceği gibi, son derece boş kişilerin yetişebilmesi de mümkün gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olabilir. Tabii ki nasıl ortamlar hazırladığımıza bağlı. Burada anne babaya büyük bir sorumluluk düşüyor diyoruz. Bu modelin pratikte uygulanması tamamen sorunsuz değil. Kabul etmemiz gerekiyor. Onun için ben yel değişmelerine savaş açmak yerine sisteme birkaç tane parça koyup o parçaların özenle korunması gerektiğine inanıyorum. O parçalardan bir tanesi çocuklarımızın soru sormasının kesinlikle engellenmemesi. İkincisi sürekli ezber yapmalarını engelleyelim. Yani ezberin iyi bir şey olmadığını hem onlar hem de hocalar kabul etsin. Bir diğeri de doğru soru sorma yollarını keşfetmeleri elbette.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YENI MÜFREDAT DEĞIŞIKLIĞI YAPILDI, BUNU NASIL KARŞILIYORSUNUZ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son birkaç yıldır bu yönde gelişmeler var. Daha önce hiç konuşulmayan şeyler şimdi Talim Terbiye’de konuşuluyor. Burada Beyaz Nokta’nın da rolünün olduğunu düşünüyorum. Beyaz Nokta’da çalışan arkadaşımız Alp Boydak, Talim Terbiye Kurulu’na üye oldu, 4 yıldır orada çalışıyor. O ve onun gibi düşünenler epey gayret sarf ediyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EĞITIM SISTEMI IYI KI BAŞARISIZ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Eğitim sistemi, tamamen birbirinin aynısı olmasını istediği bireyler yetiştirmeye yönelik. Ama tabii ki hiçbir sistem tam başarılı olmadığı için bunu yapamıyorlar. İyi ki de yapamıyorlar. Aradan sızanlar oluyor. Bugün gerçekten ortaya çıkan sosyal inovasyonlar, yenilikler, değişik fikirler bu sistemin şekillendiremediği insanlar tarafından geliyor. 15 milyon öğrencinin bulunduğu bir sistemde Milli Eğitim Bakanlığı’na sorumluluk yüklemek de çok zor. Asıl sorumluluk anne-babalara düşüyor. Oturup düşünmeleri gerekiyor: “Ben her şeyimi çocuğumun eğitimi için harcıyorum, ama zihinsel tacize uğramadan özgür olabilmesi için bana düşen görevler neler?” Okuldaki insanlar, devletin kendilerine vermiş olduğu müfredatı oradaki çocuklara öğretmekle yükümlü. İçlerinde 3-5 tane meraklı öğretmen varsa da bu anne-babayı ardışık sorumluluktan kurtaramaz. Anne-babalara, toplumun kanaat önderlerine ve onların örgütlediği STK’lara önemli görevler düşüyor.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazar Gülizar BÜYÜKKARA Cumartesi, 22 Kasım 2008&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KAYNAK: http://www.bilgicagi.com&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7721635366411438812-2806729574277835171?l=matematigisevdirenadam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/feeds/2806729574277835171/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2009/09/ezber-yetenek-degil-bir-kanser-turudur.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/2806729574277835171'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/2806729574277835171'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2009/09/ezber-yetenek-degil-bir-kanser-turudur.html' title='Ezber, yetenek değil bir kanser türüdür!'/><author><name>Ahmet Tarık</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_-7JaZOydLRI/SzivZ_g98aI/AAAAAAAAARc/7XwncugJ2-g/s1600-R/Darien-74.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7721635366411438812.post-2581121349571887153</id><published>2009-09-25T05:32:00.000-07:00</published><updated>2009-09-25T05:39:18.041-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çarpım Tablosu'/><title type='text'>Çarpım Tablosu Ezberi ve Kurbanları</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;object type="application/x-shockwave-flash" data="http://www.dailymotion.com/swf/x9fe6b&amp;related=0" width="480" height="398"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/x9fe6b&amp;related=0"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;a href="http://www.dailymotion.com/video/x9fe6b_carpym-tablosunu-katleden-cocuk_fun?embed=1"&gt;&lt;img src="http://www.dailymotion.com/thumbnail/video/x9fe6b" width="480" height="393" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/object&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;İlkokul öğrencisi olduğum altmışlı yıllarda çarpım tablosu (eskilerin deyimiyle kerrat cetveli) deyince akla ezberleme geliyordu..Dün gibi hatırımda, 4.sınıfa geldiğimiz halde hala bir çoğumuz çarpım tablosunu bilmediği için sınıfta çarpım tablosunun ezberi ile ilgili yarışmalar yapılırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha sonra sınıf öğretmeni olup ta bu konuda hem M.E.Bakanlığının 1968 matematik programında yapılan değişiklikler hem de bu konunun daha kolay nasıl öğretileceği üzerine yaptığım araştırmalar sonucunda çarpım tablosunu ezberlemenin matematikte yapılabilecek en büyük yanlış ve en zor iş olduğunu fark ettim.&lt;span class="fullpost"&gt;   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1990’lı yıllarda çarpım tablosunun mantığının doğru kavrandığında ve ezbersiz öğretme sistemlerinin devreye sokulduğunda daha kısa sürede ve daha çabuk öğrenildiğini uygulamalı olarak gördüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ezber yöntemiyle yetişen anne-babalar ve hala aynı yanlışta ısrar eden sınıf öğretmenlerinin önyargılarını kırmak  mümkün olamadığı için günümüzde çözülmüş olması gereken çarpım tablosu ezber yüzünden hala sorun olmaya devam ediyor.İlk kitabım ‘’Matematikle Barışıyorum’’ un ilk baskısını çıkardığım 2004 yılından bu yana çarpım tablosunun ezbersiz de öğrenilebileceği  konusunda medyaya verdiğim bir çok basın açıklaması  yeteri kadar kabul görmedi.Çarpım Tablosu öğretiminde toplumda oluşmuş önyargılar insanların zihinlerine paslı çiviler gibi  çakılmış gibi yerinden hiç oynatılamıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğrenciliğinde çarpım tablosunu ezber yoluyla öğrenmiş anne-babaların bu konuda sıkıntı yaşamasını anlıyordum ama 2000’li yıllara gelmiş sınıf öğretmenlerinin yanlışta ısrar etmesini hala anlayabilmiş değilim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşin en kötü yanı da çarpım tablosu ezberinin yanlış olduğunun farkında olmayan bir sınıf öğretmeninin çarpım tablosunun sınıfında papağan gibi ezberleme yöntemini ezberlettiğini, ezberleyemeyen bir öğrencisini de videoya çekip bu videoyu ‘’Çarpım Tablosu Katliamı’’ başlığı ile internet sitelerinde paylaştığına şahit oldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, ortada bir katliam vardı ama katliamı yapan öğrenci değil yanlış öğretim metodunun  farkında olmayan öğretmen ve katliama maruz kalan zavallı bir öğrenci. Görevi öğrencisine çarpım tablosunu en kolay yoldan öğretmek olan meslektaşımız hem öğrencisini Çarpım Tablosunu ezberletmeye çalışarak zihinsel olarak katlediyor hem de bu yanlış öğretim yöntemi yüzünden oluşan manzarayı videoya çekerek &lt;i&gt;‘’ Ey anneler-babalar, bakın çocuklarınızı nasıl katlediyorum!’&lt;/i&gt;’ der gibi internet sitelerinde paylaşıma sunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazık, yazık çok yazık!&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7721635366411438812-2581121349571887153?l=matematigisevdirenadam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/feeds/2581121349571887153/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2009/09/carpm-tablosu-ezberi-ve-kurbanlar.html#comment-form' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/2581121349571887153'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/2581121349571887153'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2009/09/carpm-tablosu-ezberi-ve-kurbanlar.html' title='Çarpım Tablosu Ezberi ve Kurbanları'/><author><name>Ahmet Tarık</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_-7JaZOydLRI/SzivZ_g98aI/AAAAAAAAARc/7XwncugJ2-g/s1600-R/Darien-74.jpg'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7721635366411438812.post-7177241768792965044</id><published>2009-09-25T05:26:00.000-07:00</published><updated>2009-09-25T05:26:49.847-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Diger Konular'/><title type='text'>Bir Okulda Yaşanan İnanılmaz Değişim</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://www.guzelresimlerr.com/data/media/51/okul-resimleri-3.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="315" src="http://www.guzelresimlerr.com/data/media/51/okul-resimleri-3.jpg" width="420" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;1997 senesinde ilk öğretmenliğe başladığımda hayal kırıklığına uğramıştım. öğretmenler birbirleri ile küs, veliler hergün okul basar, okulda başarı yok, okula sadece torpili olmayanlar ya da sürgünler gelirdi. müdürün aklı fikri içki ve para kazanmaktı. Okul müdürü daha fazla para kazanmak için ( o zamanlar yayınevlerinden açıktan para alınırdı) İstanbul'a tayin istedi ve bir müddet sonra 2500 öğrencili bir okula müdür oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse müdürün tayini çıkınca okulun en genç öğretmeni olmama rağmen müdür vekilliği bana verildi. daha sonrada müdür yardımcısı olarak vekalet ettim. arkadaşlar başlangıçta burun kıvırdılar. Fakat Allah'ında yardımıyla kısa sürede okulda ekip ruhunu canlandırmayı, birlikte hareket etmeyi, iletişim kanallarını sağlıklı kılmayı, küslükleri gidermeyi başarabildim. İlk başlarda bazen çok sert önlemler alarak bazen de arkadaşların yapacağı bir çok işi üzerime alarak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman geçtikçe arkadaşlar da birer birer bana inanmaya ve birlikte hareket etmeye başladılar. ders programlarında, nöbetlerde hep öğretmen arkadaşlarımın isteğine göre istişare ile orta noktayı bularak onların menfaatini gözettim. Okulun gelir ve giderini birbiriyle anlaşamayan iki arkadaşa verdim. Kendim hiç parasal işlerle uğraşmadım.&lt;span class="fullpost"&gt;   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Velileri okulda yönetimin içine kattım. okul aile birliği için yönetim odası tahsis ettim. Okula gelen veliler sorun çıkarmak için gelse bile onları çok sıcak karşıladık, söylediklerinde kesinlikle haksız oldukları düşüncesi ile değil haklı olabileceklerini düşünerek dinledik. Hiç bir zaman veliler karşısında öğretmen arkadaşlarımı küçük düşürecek bir davranış içerisinde olmadım. Bu sebepten dolayı zaman zaman evim taşlanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müfettiş arkadaşlarımıza öğretmenlerin hep iyi yönlerini anlattım. hiç bir zaman tek başıma karar vermedim. okulu öğretmen arkadaşlarımla birlikte idare ettik. (Bir arkadaşım vardı, o da müdür vekilliğine adaydı. en fazla desteği ondan gördüm) arkadaşları sendikalarından dolayı, etnik ve dini kimliklerindendolayı yargılamadık. Halktan gaz vermek isteyenlere yüz vermedik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısaca okul personeli arasında sevgi saygı barış ve güven tesis ettik. zaman içerisinde velilerin okula karşı düşünceleri olumlu yönde değişti ve katkıları arttı. bu okulun donanım olarak da bir yere gelmesini sağladı.Sürgünle gelinen okul torpille gelinen okul oldu. Her yıl 8-10 öğrencimiz anadolu liselerini kazanır oldu. Sporda, tiyatroda il düzeyinde başarılar elde ettik. Şu anda 2 öğrencimiz İnanç Türkeş Vakfı üstün zekalılar okulunda.İlçede aylıkla ödülü bizim bir arkadaşımızın alması sıradan bir olay oldu. Velisinin okutmak istemediği bir çok öğrencimiz şimdi ya üniversitede okuyor ya da iyi bir meslek sahibi oldu.&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;ŞUNU ANLATMAYA ÇALIŞIYORUM.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAŞARI İÇİN ÖN ŞART OKUL İDARECİLERİNDE BİTİYOR. YÖNETİCİLERİN BÜYÜKLENMDEN KİBİRLENMEDEN BİRAZ FAZLA FEDAKARLIK YAPMASI ŞART. İNSAN ODAKLI YÖNETİM BAŞARININ İLACIDIR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;OKULDA BARIŞ, ARKADAŞLIK, GÜVEN TESİS EDİLDİĞİ ZAMAN BAŞARI KENDİLİĞİNDE GELİYOR. BİR OKUL İKİ DERKEN BİR BAKARSINIZ BÜTÜN ÜLKE CENNET OLMUŞ. BİZİM DAVRANIŞLARIMIZ FERDİ OLMAKTAN ÖTE KURUMSAL DAVRANIŞLAR HALİNE GELİR VE MİLLETİMİZ MİLLETLER AİLESİNDE HAK ETTİĞİ YERİ ALIR.&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KAYNAK :http://forum.memurlar.net/ Eğitim /&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başlık :Eğitimde Güzel Uygulamalar&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7721635366411438812-7177241768792965044?l=matematigisevdirenadam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/feeds/7177241768792965044/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2009/09/bir-okulda-yasanan-inanlmaz-degisim.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/7177241768792965044'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/7177241768792965044'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2009/09/bir-okulda-yasanan-inanlmaz-degisim.html' title='Bir Okulda Yaşanan İnanılmaz Değişim'/><author><name>Ahmet Tarık</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_-7JaZOydLRI/SzivZ_g98aI/AAAAAAAAARc/7XwncugJ2-g/s1600-R/Darien-74.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7721635366411438812.post-5416139284830458177</id><published>2009-09-23T04:03:00.000-07:00</published><updated>2009-09-23T04:03:20.766-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Diger Konular'/><title type='text'>Ezberimi Kaybettim Hükümlüdür</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_e18QkLCBYsw/SB3YUTBU_4I/AAAAAAAAAMI/EbDTXRJf-KU/s1600/584465_70582198.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://1.bp.blogspot.com/_e18QkLCBYsw/SB3YUTBU_4I/AAAAAAAAAMI/EbDTXRJf-KU/s400/584465_70582198.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Ezberimi kaybettim: Hükümlüdür! Ezber işgalcidir. Bir virüs gibi girer hayatınıza. Önce sorgusuz sualsiz rolünüzü ezberletir ezber denen mahlukat. Sonra varlığınızı ezberletir..&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt;Her tiyatro sezonu öncesinde heyecanlanırız. Sınavlara giren öğrenciler gibiyizdir. Yeni sezonda hangi yazarların metinlerini çalışacağız, hangi yönetmenler bu metinleri sahneye koyacak, hangi oyuncu arkadaşla çalışacağız?.. Benim gibi ödenekli kurumlarda çalışanlar şanslıdır. Bir pano vardır o kurumlarda, panoya asılır çalışacağınız 'iş'ler. Daha şanslıysanız evinize telefon gelir, rolünüz panoya asılmadan önce 'sizi düşündük bu role' telefonlarıdır bunlar. Ardından en klişe tabirle kan, ter ve gözyaşının hâkim olduğu bir süreç başlar. Sınavınız bitmez ölünceye dek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En az çalıştığınız yönetmenlerin sayısı kadar çok yöntem vardır, bir oyunu, bir rolü kana, cana dönüştürürken. Bazı yönetmenler "aman ezber yapma" der. "Araştıralım, deneyelim, bir bakalım" der. Rahatsınızdır. Kendinizden, tanıdık, cana yakın bir şey yapmanın ilk adımını atmıştır yönetmeniniz. Ezber bir kodlamanın başlangıcı ya da formsal yön olarak sonradan gelir.&lt;span class="fullpost"&gt;    &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı yönetmenler de vardır ki, daha ilk günden ne zaman ezberleyeceğinizi sorarlar. Halbuki en kolayıdır bu. Bir tam gecenizi verdiğinizde artık rolün ağzınızdan çıkacak sözcüklerine ezbersinizdir. Ezberci öğretmenler gibidir, ezberci yönetmenler. Rolünüzü iyi ve ilk ezberleyenlerden olursanız tam not alırsınız. Aynı yönetmende ezber oyununuzun her yerinde devam eder. Nasıl hareket etmeniz gerektiğini ezberletir size, nasıl bakmanız gerektiğini, kalbinize hangi komutları vermeniz gerektiğini...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıkıcıdır bu iş. Oynayan açısından da, izleyen açısından da sıkıcıdır. Ne kendinize, ne oyuna ne de seyirciye yeni bir şey söylersiniz. Bir 40 yıllık terane şeklinde sadece terennüm edersiniz bir tiyatro sezonu boyunca sizden istenen ezberleri. Seyirci zariftir. 40 yıllık ezberi alkışlar. Hatta ayakta alkışlar. Tebrik eder sizi, imza ister.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyun biter. Kös kös evinizin yolunu tutarsınız. Ne kalmıştır koca oyundan geriye, size? Hangi yeni bilgiyle yastığa başınızı korsunuz? Kendinize dair, dünyaya, insana dair hangi bilgiyle? Sıkılırsınız. İnsanın başat duygularından biri olan oyun oynama duygusu fena halde sıkıcı gelir size. Yarınki oyunu hangi güçle oynayacağınızı düşünerek uyuyakalırsınız.Ezber risksizdir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertesi gün gelir. Seyirci salona dolar. Sizi beğenmeye, sizi alkışlamaya teşne, dolar o salona. Oynarsınız. Hem de gayet kolay oynarsınız. Ezberlemişsinizdir bir kere. Ezberinizi sunarak oynarsınız. Tek farkla: Oynarsınız, yaşamazsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ezber kolaydır, risksizdir. Ezber devam eder. Çünkü ezber işgalcidir. Bir virüs gibi girer hayatınıza. Önce sorgusuz sualsiz rolünüzü ezberletir ezber denen mahlukat. Sonra varlığınızı ezberletir. Tiyatrodan aldığınız maaşı ezberletir, hesabınıza yatan teşvik ve ikramiyelerinizi ezberletir. Araba markalarını, devremülk kiralarını ezberletir. Televizyon dizilerini ve reklamları ezberletir. Orada oynayarak 'hap yap parayı kap'ı ezberletir. Sanatsal yaratının coşkusuna kapılmamayı ezberletir. Aday olduğun ödüllerin konuşmasını ezberletir. Ödülü reddeden arkadaşlarını anlamamayı ezberletir. Apolitik kavramını ezberletir. Sana benzemeyeni yok saymayı ezberletir. 'Aman memuriyet'imi, 'aman emekliliğim'i ezberletir. Senin dışında varolan sanat hayatına burun kıvırmanı ezberletir. Döner dolaşır, senin bünyen olur ezber. Ezberlediğin kendini, kendine karşı bir kez daha ezberletir. Devletin seninle gururlanır. İyi ezberlemiş sanatçı olmuşsundur artık. Öylesine gururlanır ki, kendisinin sanatçısı ilan eder seni.İyi, güzel.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ezberim tam. Peki ne kalır geriye benden olan? Beni ben yapan ne kalır? Önce ezberlediğim roller vardır, sonra da ezberlediğim hayat. An gelir çarpıverirsin bir kayaya. Yüzün, beynin, için dağılır. Dağılıyor olman seni heyecanlandırır. Unutuverirsin bütün ezberlediklerini. Başlarsın sormaya. Ekmeğin, suyun ve aşkın sana ezberlettirilenin dışında da bir şey olabildiğine ayarsın. Aydıkça eğlenirsin. Eğlendikçe sorarsın. Bir kez bozulmuştur ezberin. Yönetmenin şaşakalır. Seyirci şaşakalır. Bakkalın şaşakalır. En önemlisi sen şaşakalırsın. Bir yaprağa ilk kez bakarsın hayatında. Gerçekten baktığın için bir yaprağın yeşilinde ilk kez kaybolursun. Çünkü o yaprak senin ezberlediğin yaprak değildir artık. O yaprak senin ezberlediğin yaprak hiç olmamıştır aslında. Senin ezberlediğin yaprak, yıllardır su ve toprak istemeden aynı yeşili muhafaza eden plastik bir taklittir. Taklide ayarsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ezberin bir kez bozuldu mu dönemezsin artık geriye. Tadına varırsın başka 'şey'lerin mümkünlüğünün. Yaprağın yeşiliyle tanışmışsındır artık. Sana benzemeyenin hoşluğuyla tanışmışsındır. Sana benzemeyenlerle dünyayı paylaşmanın hoşluğuyla. Tadına varmışsındır artık ezber bozmanın. Yetmez. Ezberleten ve ezberletilenlerle mücadelen başlar. Ezber korkun vardır artık. Ezberli yerler karanlık, korkutucu, sıkıcı ve de en önemlisi sana uzak gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ezbersizlik seni sen yapmıştır. Sonunda sana kim, neyi ezberletmeye kalkarsa kalksın karşı durursun. Sanat ezberine, hayat ezberine, politika ezberine, yatak odası ezberine, polis ezberine, patron ezberine, muhtar ezberine, ana-baba ezberine, öğretmen ezberine, deri rengi ezberine, kafatası ölçümü ezberine, seni seviyorum ezberine, kerrat cetveli ezberine...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün hiç beklemediğin bir gün, -kendi ezbersizliğinle uğraştığın gün- adamın biri çıkar. Ezber bozmaya gidiyorum der. Ezberi kökten çözmeye gidiyorum der. Tadına sonsuza dek varmışsındır ezberi bozmanın. Ezbersizliğin sana dair, kâinattaki tüm varlıklara dair olduğunun. Adam der ki "Sana karşı senin ezberini de bozmaya gidiyorum, geliyor musun?". Gidersin.&lt;br /&gt;Shakespeare yol arkadaşın olur yolculuğunda: "Öz olmayınca, söz yükselmez göğe!" Ezberi eşelersin, özü görürsün. Sana benzemeyenlerle paylaştığın göğü görürsün. Bir özün peşinden gidersin. Çünkü kim sana neyi ezberletmeye çalışırsa çalışsın bilirsin: Senden bir tane var! Ama ondan da bir tane var!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ERASLAN SAĞLAM 24/06/2007&lt;br /&gt;KAYNAK:http://www.donusumatolyesi.com&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7721635366411438812-5416139284830458177?l=matematigisevdirenadam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/feeds/5416139284830458177/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2009/09/ezberimi-kaybettim-hukumludur.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/5416139284830458177'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/5416139284830458177'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2009/09/ezberimi-kaybettim-hukumludur.html' title='Ezberimi Kaybettim Hükümlüdür'/><author><name>Ahmet Tarık</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_-7JaZOydLRI/SzivZ_g98aI/AAAAAAAAARc/7XwncugJ2-g/s1600-R/Darien-74.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_e18QkLCBYsw/SB3YUTBU_4I/AAAAAAAAAMI/EbDTXRJf-KU/s72-c/584465_70582198.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7721635366411438812.post-4896990494710084185</id><published>2009-09-23T03:56:00.000-07:00</published><updated>2009-09-23T03:56:59.740-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Matematik Eğitimi'/><title type='text'>Cesaretin Bittiği Yerde Esaret Başlar</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://www.porttakal.com/galeriimg/1/365/a130bb75d6.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="296" src="http://www.porttakal.com/galeriimg/1/365/a130bb75d6.jpg" width="420" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Bir Hint masalına göre; Kedi korkusundan devamlı endişe içinde yasayan bir fare vardır. &lt;br /&gt;Büyücünün biri fareye acır ve onu bir kediye dönüştürür. Fare, kedi olmaktan son derece mutlu olacağı yerde bu kez de köpekten korkmaya baslar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyücü bu kez onu bir kaplana dönüştürür. Kaplan olan fare, sevineceği yerde avcıdan korkmaya başlar. Büyücü bakar ki, ne yaparsa yapsın farenin korkusunu yenmeye imkan yok. Onu eski haline döndürür. Ve der ki; "Sen cesaretsiz ve korkak birisin. Sende sadece bir farenin yüreği var. O yüzden ben sana yardim edemem."&lt;span class="fullpost"&gt;    &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ünlü yazar Shakespeare, bu konuda şöyle diyor; “İnsanların çoğu kaybetmekten korktuğu için sevmekten korkuyor. Düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için. Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için. Yaslanmaktan korkuyor, gençliğin kıymetini bilmediği için. Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi bir şey vermediği için. Ve ölmekten korkuyor, aslında yaşamayı bilmediği için. Sözün sonu; “Korkaklar her gün, cesurlar bir gün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*******************************&lt;br /&gt;Mesaj konusu: Matematik Dersi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1962-1963 Öğretim yılındayız.O yıl sıra binalar dediğimiz dersliklerin en sonuncusu,karakola en yakın olanı bizim dersanemiz.Üçüncü sınıftayız ve matematik dersimize Okul müdürümüz Sayın İhsan Soysal geliyor.Okul müdürünün bir yıl önceki dersine girdiği 4.sınıflardan okul müdürünün girdiği derslerden (cebir-geometri) o kadar çok öğrenci sınıfta kaldı ki,ikinci yılda aynı sınıfların dersine girmek isteyince öğrenciler dersleri boykot ettikleri için sanırım 54 kişi başka okullara sürgüne gönderilmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte o okul müdürü o yıl bizim matemetik dersimize geliyordu.Sene sonu yaklaşmıştı.Bir gün derste okul müdürü dedi ki;&lt;br /&gt;-Ben bu sene matematik dersinden sınıfı geçeceğim diyenler yanıma gelsinler.Sınıf 40 kişiden fazlaydı,eğer yanılmıyorsam 7 veya 8 öğrenci vardık.Herkes aldığı notları hesabediyor,geçip geçemeyeceğini biliyor.Benim hesabıma göre notlarım matematik dersini geçmeme yetiyor.&lt;br /&gt;Bizleri şöyle bir süzdü,sonra not defterini çıkarıp baktı ve yerlerinize oturun dedi.Bana bakışından şüphelendim ama bekliyorum.Teneffüs zili çalınca bana dedi ki;&lt;br /&gt;-Sen teneffüste benim yanıma gel.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepimiz çok çekinirdik,sertti ama derste çok iyiydi.İyice anlatır,anlattığının karşılığını alamayınca affetmezdi.Birde sıra binalardan birinde dersi olduğu saat ders zil çalınca öğretmenler lokali ile bizim sınıfın arasındaki o uzun yolda değil bir öğrencinin geç kalması sanırım sinek bile uçamazdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teneffüste yanına vardım.Bana şöyle hışımla bir baktı ve;&lt;br /&gt;-Sen neyine güvenipte sınıf geçeceğim diyorsun dedi.Ben,aldığım notları söyledim ve bu notların yeterli olduğunu söyleyecektim ki;&lt;br /&gt;-Senin birde sıfır (0) notun var,öyle olunca da ikmale kalacaksın dedi.Ben korkarak sıfır almadığımı söyleyince; Söyle bakayım,o 2 eksimiydi yoksa artımıydı,ukalalık edip bana nasıl kafa tutarsın,bilmediğin için sana o gün sıfır verdim dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesele şöyleydi;Bir derste bir arkadaş tahtada bir problem çözmeye kalkmıştı.Problemin neticesini 2 olarak buldu.Bir başka arkadaş o 2 nin -2 olması gerektiğini söyledi.Bir başkası hayır +2 olmalı derken okul müdürü sırayla herkes söylesin,eksi mi,artı mı dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sırayla ayağa kalkıp herkes fikrini söylüyor ama çoğu bildiği için değil,demiş olmak için söyleyip oturuyor.Sıra bana gelince gerçekten eksi mi,artı mı olduğu hakkında karar verememiştim.Onun için de bilmiyorum hocam demiş ve oturmuştum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi ben,3. sınıf öğrencisi Lütfi Özsoy kos koca okul müdürüne kafa tutacağım bu hiç olacak iş mi? Oracıkta savunmamı yaptım.Müdürüm,gerçekten bilmiyordum,bilmediğim için de söylemeyip,bilmediğimi söyledim.Bende diğerleri gibi eksi yada artı der otururdum.Takdir sizindir diyebildim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zil çaldı oradan ayrıldım.Sene sonunda matematik dersinden sınıfı geçmiştim.Şayet okul müdürü sormasa,ben de açıklamayı yapmasam ikmale kalacakmışım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak : http://www.pazarorenmezunlari.org/forum&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7721635366411438812-4896990494710084185?l=matematigisevdirenadam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/feeds/4896990494710084185/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2009/09/cesaretin-bittigi-yerde-esaret-baslar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/4896990494710084185'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/4896990494710084185'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2009/09/cesaretin-bittigi-yerde-esaret-baslar.html' title='Cesaretin Bittiği Yerde Esaret Başlar'/><author><name>Ahmet Tarık</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_-7JaZOydLRI/SzivZ_g98aI/AAAAAAAAARc/7XwncugJ2-g/s1600-R/Darien-74.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7721635366411438812.post-2351626087842469089</id><published>2009-09-23T03:53:00.000-07:00</published><updated>2009-09-23T03:53:50.789-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Matematik Eğitimi'/><title type='text'>İlkokulda Her Ders Matematik İşleyen Hoca</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://ucretliders.com/wp-content/uploads/matematik.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="312" src="http://ucretliders.com/wp-content/uploads/matematik.jpg" width="420" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekşi sözlük'te "ilkokulda her ders matematik işleyen hoca" başlığından alıntılar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Ders programını matematik dersinden ibaret zanneden çekilmez öğretmendir. Böyleleri matematik dersini tenefüsü de derse katarak işler; resim dersi müzik dersi olunca öğretmenler odasında muhabbete dalar.&lt;br /&gt;*Her ders matematik yapma zorunluluğu vardır.&lt;br /&gt;*Efendim ders programına bakarsın:&lt;br /&gt;-Hocam dersimiz resim değil mi?&lt;br /&gt;Kılıfına uydurur tabi:&lt;br /&gt;-Matematik de bir sanattır evladım.&lt;br /&gt;*Ders müziktir hoca yine kıvırır:&lt;br /&gt;-Çocuklar bu ders de müzikli matematik yapalım.Biz bu problemi çözerken bir arkadaşınız da kalksın bize bir şarkı söylesin.&lt;br /&gt;*En kötüsü de bir hafta boyunca beklenen maç yapmaya hazırlanılan beden eğitimi dersini hiç etmesidir:&lt;br /&gt;--Soyunmayın çocuklar, bu hafta matematikten konu eksiğimiz var onu işleyeceğiz. Matematik de bir spordur. zihin sporudur. (tsigalko 22.04.2008 )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;************************************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. *Çocukları Anadolu Lisesi Sınavına hazırlayan öğretmendir.O eskidendi, şimdi bitti onlar.  ( kalihora 22.04.2008 )&lt;span class="fullpost"&gt;    &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;************************************&lt;br /&gt;3. İyi bir şey yaptığını zanneden öğretmenlerdir genelde. ( neldock 22.04.2008 )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;************************************&lt;br /&gt;4. Dersleri kötü olunca çocuğunu psikiyatriste götüren, ama sabaha kadar inekleyen çocuğunun gayet normal olduğunu düşünen velilerle aynı mantıkta yaşayan öğretmendir. ( ecetemelkuran 22.04.2008 )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;************************************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Ortaokul ve lise boyunca matematik notları sürekli 1 ve 2 arasında gidip geliyorken ÖSS’de bu dersten full çekebilen öğrencinin temelini hazırlamış kopuk.Diğer dersler biraz ihmali kaldırabilir ve matemetiğin sürekli bir ilgiye ihtiyacı vardır.Ama sen yine de b..... çıkarma hocam. ( infinitedreams 22.04.2008 )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;************************************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"ilkokulda beden dersi" başlığından:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***************************************&lt;br /&gt;Genelde programda beden dersi yazarken ögretmenler matematik,türkçe gibi derslerin takviyesi için ideal bulurlar beden dersini ve böylece çocuklarin beden dersi yapma hakkı sabote edilir. (yolcu, 07.11.2002 )&lt;br /&gt;***************************************&lt;br /&gt;Çoğu ilkokulda beden salonu diye bir şey olmadığından vuku bulmazdı beden dersleri.Varsa da iğrenç ilkokulumda 5 sene boyunca yerine matematik dersi aldığımız ders. (pomad man, 27.11.2003 )&lt;br /&gt;***************************************&lt;br /&gt;Öğrenci gelişimi için haftada en az iki saat beden eğitimi vardır. Yoğun matematik programını yetiştirmek adına, öğretmenler beden eğitimi yerine matematik yapmayı tercih ederler. Daha faydalı olduğu da aşikardır.  (nausean, 27.11.2003 )&lt;br /&gt;***************************************&lt;br /&gt;Matematik dersinden ve ilkokul öğretmeninden nefret edilmesine yol açan ders. (seyedra, 07.12.2003 )&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7721635366411438812-2351626087842469089?l=matematigisevdirenadam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/feeds/2351626087842469089/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2009/09/ilkokulda-her-ders-matematik-isleyen.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/2351626087842469089'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/2351626087842469089'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2009/09/ilkokulda-her-ders-matematik-isleyen.html' title='İlkokulda Her Ders Matematik İşleyen Hoca'/><author><name>Ahmet Tarık</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_-7JaZOydLRI/SzivZ_g98aI/AAAAAAAAARc/7XwncugJ2-g/s1600-R/Darien-74.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7721635366411438812.post-4362632198953027197</id><published>2009-09-23T03:50:00.000-07:00</published><updated>2009-09-23T03:50:39.490-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Okuyucu Mektupları'/><title type='text'>İçimdeki Karanlık Hülya Hocamla Aydınlandı</title><content type='html'>Orta okulu bitirdikten sonra K.Maraş’tan İzmir’e taşınmıştık. Artık bu koca şehirde yaşamaya çalışacaktık.İlk başlarda İzmir’de yaşamak çok zor gelmişti bana; ama zamanla alıştım. Lise 1, 2, 3 derken nerdeyse İzmir’li olmuştum artık. Lise yıllarım biraz sorunlu geçti. Ailemle sürekli kavga ediyor bir türlü anlaşamıyordum. Özellikle annem ne zaman benimle konuşmaya çalışsa kadıncağızı azarlayıp bir köşeye atıyordum. Bu yüzden ailem çok üzülüyordu. Zavallı anneciğim ne kadar gözyaşı döktü benim yüzümden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lise sondayken iyice çığırdan çıkmıştım.Kimsenin sözünü dinlemiyor, aklıma ne eserse onu yapıyordum. Önümüzde de üniversite sınavı vardı. O yüzden çok stresliydim. Gerçi çok çalıştığım söylenemezdi; ama yine de bir sınav heyecanı vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sınav çok iyi geçmedi ve istediğim yeri kazanamadım.1 yıl daha hazırlanacaktım. Annemin istediği bir dersaneye zorla kayıt yaptırdım. Yine o stresli çalışma temposu başlamıştı benim için.Ben etrafıma demirden parmaklıklar örmüş, kimseyle samimi olmuyordum. Dersanedeki sınıf öğretmenim benimle diyalog kurmaya çalışıyor; ama başaramıyordu. Onu da annemi azarladığım gibi azarlıyordum.Öğretmenim de çok çekti benden. Üzüldüğünü hissediyordum ve bu çok da hoşuma gidiyordu; ama o, benimle ilgilenmekten hiçbir zaman vazgeçmedi. &lt;span class="fullpost"&gt;    &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün nasıl olduysa hocamla konuştum ve o günden sonra hayatımda çok şey değişti. Bundan sonra her dediğini yaptıran hiçbir isteğine hayır diyemediğim tek insan hocam olmuştu.Onu görünce bütün sıkıntılarım gidiyor, çok rahatlıyordum.Karanlık dünyama ışık olmuştu Hülya Hoca. Onun sayesinde ‘hayırlısı’ diye dua etmeyi öğrendim.Derslerin yanı sıra dinimin gereklerini ve Hz. Muhammed’i (sas) gerçek anlamda öğrendim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hülya öğretmen kadar fedakâr bir insan olabilir miydi yeryüzünde bir türlü anlayamıyordum. Bizleri evine ders çalışmak için alırdı. Bazen 3, bazen 5 gün hep onun evinde kalır ders çalışırdık. 2 katlı evinin üst katını bize tahsis ederdi.“Hocam”, diyordum “Nasıl olur da gözünüzü kırpmadan bize kendi evinizi verir, siz alt katta kayınvalidenizle oturursunuz?” O da gülerek “Öğretmen olunca seni de göreceğiz Mesude Hanım.” derdi. “Kusura bakmayın; ama ben kendi hayatımdan ödün verip böyle bir fedakârlık yapamam.” derdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hülya hocanın evi âdeta bizim gibi öğrenciler için döşenmişti.Kitap dolu duvarlar, rahatımız için bir sürü çekyatlar ve daha neler neler. Bir insan, sırf öğrenciler uyusun diye, evine çekyat alır mı? Alırmış. Ben bunu Hülya hocamdan öğrendim. Rahatımız için her şey düşünülmüştü.Biz onun evindeyken hocamın eşi de eve gelmez, o da kendi öğrencileriyle bir yerlerde kalırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabahları dersanede hergün birimizlekahvaltı eder, ne derdimiz, ne sıkıntımız var anlamaya çalışırdı Hülya hoca. Bir de onun yanındayken elinizi hiç cebinize götüremezsiniz.Buna izin vermez çünkü. Onun sayesinde annemle daha sakin konuşmayı, annemi dinlemeyi öğrendim.Daha huzurlu ve mutlu yaşamaya başladım.Ona ne kadar dua etsem azdır. Böyle öğretmenlerin olduğunu Hülya öğretmeni tanıyınca anladım ancak.Ben eskiden somurtkan,yüzü gülmeyen bir insandım. Onu tanıyınca asık suratlı olmak ne mümkün. Aynı dersanede fizik öğretmenim birgün, “Kızım ne zaman görsem gülümsüyorsun.Allah bu gülümsemeni yüzünden eksik etmesin.” demişti. Evet hocam sizden öğrendim gülmeyi, sevmeyi, fedakârlığı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında gittiğim dersanede bütün öğretmenlerin bu kadar iyi, şefkatli, sevecen ve fedakâr olduğunu gördüm; ama Hülya hocam gerçekten çok farklıydı.Şu anda üniversitede okuyorum.İnşallah ben de sizin gibi bir öğretmen olup evimin kapılarını ardına kadar öğrencilerime açacağım. Dualarınızı eksik etmeyin hocam. O mübarek ellerinizden hürmetle öpüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesude Dikeç, Bornova, İzmir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KAYNAK: Zaman -- Ailem Dergisi  9 -- 13  MAYIS 2006 CUMARTESİ&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7721635366411438812-4362632198953027197?l=matematigisevdirenadam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/feeds/4362632198953027197/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2009/09/icimdeki-karanlk-hulya-hocamla-aydnland.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/4362632198953027197'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/4362632198953027197'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2009/09/icimdeki-karanlk-hulya-hocamla-aydnland.html' title='İçimdeki Karanlık Hülya Hocamla Aydınlandı'/><author><name>Ahmet Tarık</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_-7JaZOydLRI/SzivZ_g98aI/AAAAAAAAARc/7XwncugJ2-g/s1600-R/Darien-74.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7721635366411438812.post-2236217709822795569</id><published>2009-09-15T17:35:00.000-07:00</published><updated>2009-09-15T17:35:41.190-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Matematik Eğitimi'/><title type='text'>Matematikte Öğrenci Merkezli Yaklaşım - 1</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://images.habervitrini.com/haber_resim/mate042608.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="420" src="http://images.habervitrini.com/haber_resim/mate042608.jpg" width="420" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bozkır-- Eğitim Müfredatı Tema Destekli Eğitim projesiyle yeni bir döneme girdi.Yapılandırmacı kuram ve öğrenci merkezli yaklaşım ile her branşta artık klasik ders yaklaşımı terk ediliyor.Oyunlu etkinlikli bir yaklaşım benimsendi.Matematik içinde bu geçerli.Özellikle öğretmen arkadaşlar bu konuda bilgilerini paylaştırmak isterse sevinirim.Onlar ne düşünüyor?Saygılar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gizemnur-- İlköğretim okullarında birkaç yıldır öğrenci merkezli eğitim uygulanmaktadır. Öğrenciler bireysel kazanımlarıyla değerlendiriliyor. Formül ve ezberden uzak bir sistem oturtulmaya çalışılıyor. Elbetteki sistem güzel… Ancak yılların öğretmenlerine bu sistemi benimsetmek kolay mı? Orasını düşünmek gerekir. Öğretmenlerin yeterliliği dikkate alınmalı…Gerekirse hizmet içi eğitim kursları düzenlenmeli…Formalite olarak bu kurslar uygulanıyor ama ben yeterli görmüyorum. İşin özüne vakıf olmadığımız kanısındayım. Sertifika alalım yanımızda dursun mantığından kopmak gerekiyor kanısındayım. Lise de çalıştığım için öğrenci merkezli sistem bizlere sistem olarak gelmedi. Elbette ki elimizden geldiğince öğrenci merkezli öğretim yapmaya çalışsak da yeterli değil… Ben eski sistemin tamamen ortadan kalkmasını istiyorum. Nasıl mı? Sınıflar öğrencilere değil öğretmene ait olsun… Yani her öğretmenin bir sınıfı olmalı…Bilhassa laboratuar dersleri için yeterli donanıma sahip olmalı okullar…. Malzeme ofisinden gelen çözeltilerin elimizde patlamasını istemiyoruz. Çoğunun son kullanma tarihi önemsenmiyor. Devir bilgisayar devri ve bu teknolojiden en iyi şekilde yararlanılması ön koşul öğrenci merkezli bir eğitimden söz edeceksek… Her öğrencinin bilgisayarı ve öğretmeni ile bağlantı kurabileceği bir eğitim portalı olmalı… Öğretmen yöneten değil rehber olmalı.. . Bu şartlarda ülkemize bakacak olursak yapabilir miyiz? Hayır… Niçin? Eğitime ayrılan pay ya çok az ya da gerektiği şekilde kullanılmıyor.&lt;span class="fullpost"&gt;  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bozkır-- İlköğretim ikinci kademede yapılan etkinliklere benzer şeyleri liselerde yapmaya kalksalar okul yıkılır vallahi....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dediğiniz gibi en büyük eksiklik nitelikli öğretmen eksikliği.Pilot okullarda sınırlı sayıda öğretmen hizmet içi eğitimden geçti.Birazda genç öğretmenler hevesli yeni program konusunda.Ancak yıllanmış öğretmenlerin bu programı uygulamalarına imkan yok.Bir kere öğretmen öğrenci gibi çalışmak zorunda.Çalışma yaprağı,etkinlik örneği filan hazırlamak zorunda.Ancak dersi zevkli işleyebiliyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğitim fakültelerinden yeni çıkanlar bile bu sistemi oturtmakta zorlanacaktır.Zira kalabalık sınıflarda öğrencileri ön plana çıkaran bu yaklaşım çoğunlukla gürültüye yol açıyor.Materyal filan kullanmak gerekse teknoloji yetersiz.Birde sistem tamamiyle SBS lere endeksli.Değerlendirme hala eğitim sürecini kapsamıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak kervan yolda düzülür hesabı bir yenilik başladı.Ancak ben umutluyum.Zira ilk defa öğrencilerin kalkıp "hocam ben bu grafikle ilgili problem ürettim" dediğini duydum....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölçme ve değerlendirme süreçleri öğretim faaliyetlerinin önemli bir parçasıdır.Biz de normalde ölçme ürün odaklıydı.Yani en son bu öğrenci ne öğrenmiş ne kadar öğrenmiş diye bakardık.bunun için de standart testler,yazılı yoklamalar kullanırdır.&lt;br /&gt;Öğrenci merkezli eğitimde ise portfolyo(ürün seçki dosyası) ve performans değerlendirme yer alıyor.Bu şekilde öğrenciyi öğretim süreci içinde değerlendirebiliyoruz.Çocuktaki gelişimi daha yakından takip edip o anda dönüt verebiliyoruz.Bunun dışında çocuk değerlendirme sürecine aktif katılıyor.Ölçütleri belirlerken kağıt üstünde öğretmen öğrencinin görüşlerini almak zorunda.yani öğrenci nasıl değerlendirileceğini birazda kendi belirliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sayede etkin, kendine güvenen ve sorumluluk alabilen bireyler yetiştirilmesi amaçlanıyor.Peki portfolyonun içinde ne var.Çocuklara eğlenceli gelecek şekilde mesela örüntü ve süsleme yada yansıma ile ilgili resimler konabiliyor.Ses kayıtları sanatsal ürünler,çeşitli performans ödevleri,öğrencinin kendini eleştirebildiği yazılar.bunlar normal değerlendirme etkinliklerinde olmayan,matematikle günlük hayatı ilişkilendirebilen etkinliklerdir.bu açıdan öğretim faaliyetlerinde yeni bir sayfa açıldı diyebiliriz.Ancak öğretmenlere gereken önem verilmediği için bir ayağımız topal başladık...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gizemnur-- Matematik kitaplarını gördüm. Açıkçası bayıldığımı söylemeliyim. Bizim zamanımızda da bu şekilde projeli öğretim olsaydı dedim. Hatta o değerlendirme formları öğrenciler sürekli motive eden yap bul prensipli açıklamalı problemler....&lt;br /&gt;Türkiyenin tüm bölgelerinde uygulanabilir mi? Tartışılır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlköğretimdeki yeni sistem hakkında fazla bilgi sahibi değildim. Ama araştırma yapıp kitapları karıştırdığımda bu sistemin faydalı olduğu kanaatine vardım. İlköğretim birinci sınıftan itibaren öğrenci merkezli sistemin işlemesi hem çocuk hem de aileler için faydalı... Örneğin birinci sınıf öğrencisinin ödevlerini anne ve baba oturup çocukla tartışarak yapmaya çalışıyor. Bazen çocuklar öğretmen edasıyla ailesine anlatıyor. İsyan eden çocuklar değil aileler genelde... Başarısız kalan aileler oluyor. Bir komşum çocuğuyla geldi. Oğlunun ödevlerini yapmakta sorun yaşadığını söylüyordu. Kitabı açtığımda bulmacaları gördüğümde yeniden ilköğretimde okumak isteği duydum. Çocuğun annesi ise isyanlarda... Bu sistem çocuğun yanında aileleri de eğitiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sedat Şencan-- Benim çocukluğumda matematik,daha ders yılı başlamadan her öğrencinin korkulu rüyası idi.Ben kendim okulun ilk açıldığı günlerde matematik dersinden sınıfta kalacağımı peşinen kabullenmiş durumda olurdum.Özellikle lisede iken hocalarım matematiği ezber şeklinde anlamamızı ister gibi yöntemler sunarlardı.Büyük bir ihtimalle kendileri de bu şekilde öğrenmişlerdi.Örneğin asimptot konusuna hiçbir açıklama yapmadan başlarlardı.Ben bu kelimenin ne anlama geldiğini sorduğumda,Türkçe karşılığını alamamıştım.O zamanlar internet olmadığı gibi dilimizde yayınlanan popüler bilim kitapları da pek yoktu.Bir tanıdıktan edindiğim İngilizce kitaplardan çok yararlanmıştım.Gerçi o kitapları okuyacak kadar ingilizcem yoktu.Ama verilen örnekler öyle pratikti ki,çat-pat ingilizcem ile anlayabilmiştim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bozkır-- öğrenme kuramlarının ortak olarak üzerinde durdukları bir nokta var.İnsanlar beraber bir konu üzerine odaklanıp işbirlikli çalıştıklarında çok daha iyi öğreniyorlar.İşte bu yüzden özellikle grup çalışmasını desteklediği için öğrenci merkezli yaklaşım öenmli bir ilerleme.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilişsel Öğretimin kurucusu diyebileceğimiz Piaget'e göre öğrenciler bilgiyi pasif olarak alıp beyinlerine işlemezler.Bilgiyi beyinlerinde kendilere yapılandırır ve işselleştirir.Bu yüzden öğrenciler ne kada aktif kılınıp konunun işlenme sürecine dahil edilirse öğretim o kadar verimli oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SN GİZEMNUR un dediği gibi aileleri öğrencilerin durumlarıyla ilgilenir hale getirmesi ise önemli bir avantaj.Yalnız velilerin öğretmen tarafından bilgilendirilmesi ve hedeflerin velilerle paylaşılması gerek.Ancak bu şekilde anneler isyan etmeyi bırakıp çocuklarının gelişimi için şevkle çalışmaya başlayabilirler. saygılar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gizemnur-- Aslında öğretmenlerin yeterli olduklarını düşünmüyorum. Sadece kendilerine dayatılan sistemin prosedürlerini yerine getirmek için çalışıyorlar. Genç ve idealist öğretmenleri bu kapsam dışında bırakıyorum. Otuz yılını öğretmenliğe vermiş birinin bu sistemi uygulamada zorlandığı ortada...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuantum-- çok değerli bilgiler sunulmuş öncelikle teşekkür ederim..matematik öğretimi konusunda ilköğretimden önce birşeyler yapılması kanaatindeyim..zorunlu eğitimin 5 yaşa çekilmesi durumunda bunun gerekliliği çok daha açık olarak ortaya çıkacak diye düşünüyorum.okulöncesi öğretmenliği derslerinden biri de matematik öğretimi.biz bu derste öğrenci merkezli öğretimi ve süreç temelli öğretimi esas aldık.uygulamalarda da gördüm ki en doğru olan bu.yaş grubu itibari ile de eğlenerek öğreniyorlar..şaşırdığım bir şey de şimdiki çocuklar çok şey biliyor..bizim ilkokulda öğrendiğimiz şeyleri bir çoğu okulöncesi dönemde kavramış.çok ilginç soruları var.bu sebeple öğretmen niteliği konusundaki görüşlerinize katılmamak mümkün değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bozkır-- Bilgiyi yapılandırmak....yapılandırmak....fiyakalı bir sözcük.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir öğrenciye üçgenin iç açıları toplamı 180 derece der tahtaya yazarsınız.Hatta a+b+c=180 dersiniz.Ne yaptınız burda? Siz verici öğrenci alıcı.Aldı aldı almadı koyver gitsin.Burada öğretmen merkezli bir anlatım kullanıldı.Öğrenci edilgen durumda ona ne verilirse onu almaya çalışıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halbuki öğrenci merkezli eğitimde öğrenci bilgi çöplüğü olmaktan öteye gidiyor.Bilgiyi kendi yaşantısıyla yapılandırıyor ve böylece işselleştiriyor.Mesela üçgenin iç açıları toplamı 180 demek yerine öğrenciye üç tan farklı üçgen çizdiriyorsunuz.Sonra ellerine bir gönye yada iletki (hep karıştırım) verip üçgenlerin iç açıları ölçtürür ve toplamalarını istersiniz.Ondan sonra öğrencilere bu çalışmadan ne çıkardığınızı sorarsınız.Öğrenciler gönye yardımıyla üç üçgenin iç açıların toplamının da 180 olduğunu görecek ve bunu kendileri ifade edebilecektir.Yani bilgiyi hazır almamış ona ulaşmışlardır demektir.Bilişsel kuramcılara göre öğrenci böylelikle gerçek manada öğrenmiş olur.Buradan öğretmen bir rehber rolündedir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;işte şimdi okullarda bu sistem uygulanmaya çalışılıyor.Ancak hem öğrenciler hem de öğremenler çaylaklar.Sistemin yerleşmesi zaman alacak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gizemnur-- Bu sistemi yerine oturtmak çok uzun yıllarımızı alacak. Ana neden olarak öğretmenlerin yetersiz olduğunu söyleyeceğim. Hizmet içi eğitim kurslarının uygulamalı olarak öğretmenlere zorunlu hale getirilmesi gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küreseleylem-- Bu sistemin uygulanabilmesi için ilköğretimde ve ortaöğretimde biçimsel olarak değişiklikler yapılması gerekiyor. İlköğretimde 3+5 sisteminin ardından yapılacak en güzel iş şüphesiz ki sınıf mevcutlarını 20 ye indirebilmek. Ne kadar donanık ve deneyimli olursanız olun 35-40 kişilik bir sınıfda veriminiz oldukça düşüyor. Bazen kendinizi sınıfda kaybolmuş gibi hissediyorsunuz. Çaresiz derse katılmaya gönüllü olan -o da ders matematik olduğundan taş çatlasa 5 kişidir- öğrencilerle dersi götürmek durumunu tercih ediyorsunuz.&lt;br /&gt;Aslında sınıf mevcudu azaldığında ters orantılı olarak öğrencilerin derse katılımı artıyor. Öğretmen olarak böyle bir durumda siz kendi yöntemlerinizle öğrenciyi derse dahil edebiliyorsunuz. Bu durum doğal bir sonuç olacak. Öğrenci merkezli yaklaşım uygulamasıyla birlikte bu katılımın niteliğini ve boyutlarını önceden belirliyoruz. Katılımı sistemleştiriliyor, katılıma ders kitapları, milli eğitim müfredatı rehber oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gizemnur-- Haklısınız fiziki donanım bizim eğitim kurumlarımızda yeterli değil...Aslında olaya bütün olarak baktığımızda hem fiziksel hem de eğitici yönünden yeterli değiliz. Öğrenci merkezli bir sistemi oturtmak uzun yıllarımızı alacak. Bir noktaya daha dikkatinizi çekmek isterim. Ülkemizdeki nufus dengesizliği var olduğundan,sanayi bölgelerindeki okullarda sınıflar kalabalık oluyor. Nüfus dağılımı homojen olmuş olsaydı daha kısa sürede istediğimiz noktaya ulaşabilirdik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bozkır—Gizemnur Şöyle Demiş ‘’ Bu sistemi yerine oturtmak çok uzun yıllarımızı alacak. Ana neden olarak öğretmenlerin yetersiz olduğunu söyleyeceğim. Hizmet içi eğitim kurslarının uygulamalı olarak öğretmenlere zorunlu hale getirilmesi gerekiyor.’’&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kesinlikle en büyük eksiklik bu.Elinizde ne kadar iyi bir sistem olursa olsun eğer eldeki öğretmenler vasatsa yeni sistem hiç bir işe yaramaz.Genç hocalar için yeni sisteme geçmek daha kolay oluyor.Onlar hem yeniliklere daha açık oluyorlar hem de öğretmenlik aşkları henüz eskimemiş durumda.Yaşlı hocalara baktığımızda ise yıllardır alıştıkları sistemi bırakıp yeni baştan bir işe girişmelerini beklemek ve bunu çabucak benimseyeceklerine inanmak hiç kuşkusuz hayalcilik.Bir kere milli eğitimin hocalara yol gösterecek kadroları yetersiz.hem nitelik hem de nicelik bakımından.İnternet gibi bir araç var elimizin altında.Ama yeterinde kullanılmıyor.Yeni sistem özellikle etkinlik ağırlıklı.Ancak MEB yeteri kadar etkinlik desteği vermediği için öğretmenler mecburen düz anlatım yapmak zorunda kalıyor.Dediğiniz gibi uzun yıllara ihtiyacımız var....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Kaynak : http://www.yaziyaz.com/forum/&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7721635366411438812-2236217709822795569?l=matematigisevdirenadam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/feeds/2236217709822795569/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2009/09/matematikte-ogrenci-merkezli-yaklasm-1.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/2236217709822795569'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/2236217709822795569'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2009/09/matematikte-ogrenci-merkezli-yaklasm-1.html' title='Matematikte Öğrenci Merkezli Yaklaşım - 1'/><author><name>Ahmet Tarık</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_-7JaZOydLRI/SzivZ_g98aI/AAAAAAAAARc/7XwncugJ2-g/s1600-R/Darien-74.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7721635366411438812.post-5783501189161551004</id><published>2009-09-15T17:32:00.000-07:00</published><updated>2009-09-15T17:32:54.709-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çocuk Egitimi'/><title type='text'>Çocuuklar Ne Olur Bana Rol Yapmayın</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://www.istanbulburda.com/foto/11.10.07_12.01.08.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="319" src="http://www.istanbulburda.com/foto/11.10.07_12.01.08.jpg" width="420" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Eskişehir Atatürk Anadolu Meslek ve Endüstri meslek lisesi Biyoloji öğretmeniyim.2003-2004 eğitim öğretim yılında sınıf öğretmenliği dersinde başarısızlığı fazla olan öğrencilerime yaptığım konuşmadır. Bu konuşmam sonunda öğrencilerim bana hak verdi ve bazılarında olumlu yönde değişmeler gözlemledim.&lt;br /&gt;..............................................................................................&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derslerinizde çok başarısızsınız! Karnelerinizi alıp evlerinize gittiğinizde sizi azarlayacaklar ve hakaret edecekler. Hatta size aptal, geri zekâlı diyecekler. Okuldaki öğretmenleriniz size tembel, hiçbir işe yaramaz, bir şeyi anlayamayan öğrenciler gözü ile bakacaklar. Ama siz ne aptal, ne geri zekalı, ne anlayışsız kişilersiniz. Bunu bana yutturamazsınız. Siz etrafınıza böyle görünmek için bilerek rol yapıyorsunuz.&lt;span class="fullpost"&gt;  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir insan aptal veya geri zekâlı ise şunları yapamaz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1.Evinden okula gelip tekrar evine gidemez. Siz gidiyorsunuz!&lt;br /&gt;2.Cep telefonlarının bütün özelliklerini öğrenip kullanamaz. Siz maşallah!&lt;br /&gt;3.Internet salonlarında bilgisayar kullanamaz. Siz onda da bizi yaya bırakıyorsunuz!&lt;br /&gt;4.Alışveriş yaparken para verip üstünü alamaz. Siz alasını yapıyorsunuz!&lt;br /&gt;O zaman sadece çevrenizdekilerin sizi böyle görmesi için rol yapıyorsunuz. Çünkü bu sayede pek çok sorumluluğu ve yapmanız gereken işleri yapma zahmetinden kurtuluyorsunuz. Ama beni kandıramazsınız. Zaten rolünüzü de hiç iyi oynayamıyorsunuz. İstediğiniz zaman çok zor olan şeyleri bile başarabileceğinizi biliyorum.Hadi rol yapmayı bırakın ve kendiniz olun !!!…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kubilay İPEK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KUBİLAY İPEK KİMDİR ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;24 Kasım 1969'da Kütahya”nın Tavşanlı ilçesinde dünyaya geldim. Annem ve babam devlet memuru olduğu için 1974 yılında Eskişehir'e geldik. İlk ve orta öğretimimi Eskişehir de tamamladım. Edebiyat bölümü okumama rağmen 1985 yılında Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Biyoloji Öğretmenliğini kazandım. 1990 yılı Temmuz ayında mezun oldum ve yeterlilik sınavını kazanarak 1991 yılı Şubat ayında Aksaray İli Ağaçören İlçesinde öğretmen olarak göreve başladım.1994 yılında Yozgat İli Yerköy İlçesi ve 1998 yılında Eskişehir Mahmudiye İlçesine tayinim çıktı.2000 yılından itibaren de halen çalışmakta olduğum Eskişehir Atatürk Anadolu Meslek ve Endüstri Meslek Lisesi”nde görev yapmaktayım. Evli ve bir çocuk babasıyım.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7721635366411438812-5783501189161551004?l=matematigisevdirenadam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/feeds/5783501189161551004/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2009/09/cocuuklar-ne-olur-bana-rol-yapmayn.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/5783501189161551004'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/5783501189161551004'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2009/09/cocuuklar-ne-olur-bana-rol-yapmayn.html' title='Çocuuklar Ne Olur Bana Rol Yapmayın'/><author><name>Ahmet Tarık</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_-7JaZOydLRI/SzivZ_g98aI/AAAAAAAAARc/7XwncugJ2-g/s1600-R/Darien-74.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7721635366411438812.post-7010542184169756388</id><published>2009-09-02T18:11:00.000-07:00</published><updated>2009-09-02T18:11:46.736-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çocuk Egitimi'/><title type='text'>DİSİPLİN OLAYLARI NASIL 5 AYDA %90 AZALDI ?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://www.egitimux.com/UserFiles/Image/okul_kavga.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em; text-decoration: none;"&gt;&lt;img border="0" height="420" src="http://www.egitimux.com/UserFiles/Image/okul_kavga.jpg" width="392" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Sevgili Dostlar,  yeni bir şeyler öğrenebilirmiyim diye ''Memurlar Net''in öğretmenlerle ilgili Forum sitesini ziyaret ettim.Burada öğretmenlerimizin beklediğimden daha güzel çalışmalara imza attığına şahit oldum.Yeri geldiğinde ''Eğitim Sistemine '' en ağır eleştirileri yapan bir eğitimci olarak yapılan güzel uygulamaları okuyunca çok mutlu oldum.İstedim ki bu güzellikleri sitemiz okuyucuları da okusun.Çünkü günahıyla , sevabıyla biz bir aileyiz.Yeri geldiğinde yanlışları çok ağır bir şekilde eleştiririz , yeri geldiğinde de yapılan güzel şeyleri takdir eder , bu güzellikleri bize sunan kardeşlerimize minnet duygularımızı belirtiriz.Çünkü bizim gayemiz bağcıyı dövmek değil üzüm yemektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bize bu güzellikleri sunan, paylaşan, ulaştıran, vasıta olan tüm değerli eğitimci kardeşlerimize sonsuz şükranlarımı sunuyorum. (Necip GÜVEN )&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;-------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bursa'nın Orhangazi İlçesinde Eğitim Öğretime devam eden yaklaşık 1500 kişilik Çok Programlı Lisesinde disiplin olayları 5 ayda % 90 azaldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2005-2006 Eğitim Öğretim Yılı 1.Dönemi içerisinde toplam 199 disiplin olayı olurken olaya karışan öğrencilerden bir kısmı uyarma-kınama ve mahrumiyet cezası alırken bir kısmı da okuldan uzaklaştırma cezası almıştı. 2006-2007 Eğitim Öğretim yılında ise okul müdürlerine uygulanan 5 yıllık rotasyon uygulaması sonucu okula yeni atanan Okul müdürü Yılmaz AYDEYER'in göreve başlaması ile birlikte bu soruna okul idaresi ,öğretmenler, okul aile birliği ve okul meclisi ile birlikte çözüm arandı. Ve alınan bir takım önlemlerle okulda disiplin olayları %90 azalarak toplam 9 disiplin olayı olurken 9 öğrenci disiplin cezası almış oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Disiplin olaylarının azaltılması için ilk önce okul velileri ile görüşmeler yapılarak,özellikle öğrencilerin ergenlik çağı sorunlarının aşılması, zararlı alışkanlıklardan korunma ile ilgili bilgiler verildi.&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci aşamada ise okul meclisi aktif hale getirilerek okul meclisi tarafından öğrencilere anketler uygulandı ve öğrenci istekleri alındı. Bu istekler arasında okul bahçesine çöp bidonları ve oturak konulmasından teneffüslerde müzik yayını yapılmasına kadar her türlü talep değerlendirilerek uygulamaya konuldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üçüncü aşamada ise çok sayıda öğrenci sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlere teşvik edildi ve okul idaresi tarafından desteklendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okulda;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Yaklaşık 25 öğrenci futbol dalında faaliyete katılarak yarışmalarda il grup 2.liği,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- 22 öğrenci Atletizm alanında çalıştırılarak hem kızlarda, hem erkeklerde Bursa 3.lüğü,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- 6 öğrenci karate dalında Türkiye 5.liği ve Bursa 1.liği ve 3.lüğü;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- 8 öğrenci masa tenisi,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- yaklaşık 70 öğrenci şiir, kompozisyon ve resim yarışmalarına katılarak ilçe ve il genelinde çeşitli ödüller almışlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca Okulun fiziki anlamda ki yetersizliğine rağmen okulda bir koridor "satranç koridoru" olarak düzenlenerek yaklaşık 50 öğrenci de satranç faaliyetine yöneltildi. Okul idaresi tarafından, sosyal, sportif ve kültürel faaliyetlerde alınan başarılar, sabah törenlerinde tüm okul öğrencilerine duyurularak faaliyetlere katılan öğrenciler tebrik edildi. Ayrıca okul idaresi tarafından öğretmenlere sosyal ve sportif faaliyetlere katılan öğrencilere sözlü notu verilirken bu başarılarının da göze alınarak not verilmesi istendi ve öğrencileri daha da teşvik etmek amacı ile iyi bir sözlü notu verilmesi sağlandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dördüncü aşamada ise yine okul idaresi tarafından öğretmenler tarafından öğrencilere şiddet uygulanmaması, kötü söz söylenmemesi konusunda uyarılar yapılarak çatışma ortamlarının ortadan kaldırılması sağlandı. Olumsuz davranış gösteren öğrencilerle birebir görüşmeler yapılarak sorunlarına çözümler arandı. Kesinlikle öğrenci haklarına saygı gösterilmeye çalışıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca dönem başında diğer okullarda cep telefonu yasağı olmasına karşın bu okulda cep telefonu derste kapalı olması şartı ile serbest bırakıldı. İşin ilginç tarafı geçen yıl cep telefonunun yasak olmasına rağmen cep telefonu yüzünden ceza alan öğrenci sayısı bir hayli fazla olurken, bu yıl serbest olmasına karşın hiç bir öğrenci bu yüzden ceza almadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okul Müdürü tarafından sabah törenlerinde nasihat edici konuşmalar yerine öğrencilere kendileriyle gurur duyulduğu ve onlara güvenildiği konusunda motive edici konuşmalar yapıldı. Bu konuşmalar sırasında öğrenciler tarafından alkışlandığı ve okul müdürüne çiçek verdikleri görülmüştür. Ayrıca Karne dağıtımı sırasında 76 öğrenciye sosyal ve sportif faaliyetlere katılımlarından dolayı Başarı Belgesi, örnek davranışları nedeniyle 120 öğrenciye onur belgesi ve 200 öğrenciye taktir ve teşekkür belgeleri verildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düzceli Müdür&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KAYNAK :http://forum.memurlar.net/ Eğitim /&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7721635366411438812-7010542184169756388?l=matematigisevdirenadam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/feeds/7010542184169756388/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2009/09/disiplin-olaylari-nasil-5-ayda-90.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/7010542184169756388'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/7010542184169756388'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2009/09/disiplin-olaylari-nasil-5-ayda-90.html' title='DİSİPLİN OLAYLARI NASIL 5 AYDA %90 AZALDI ?'/><author><name>Ahmet Tarık</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_-7JaZOydLRI/SzivZ_g98aI/AAAAAAAAARc/7XwncugJ2-g/s1600-R/Darien-74.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7721635366411438812.post-8249532813912019284</id><published>2009-09-02T18:07:00.000-07:00</published><updated>2009-09-02T18:07:59.447-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çocuk Egitimi'/><title type='text'>Şiddet ve Okul</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://img.blogcu.com/uploads/tulaybilgin_siddet_3.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="388" src="http://img.blogcu.com/uploads/tulaybilgin_siddet_3.jpg" width="420" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;BEŞ MAYMUNUN HİKAYESİ&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimileri buna deney kimileri hikaye der.Ama benim için önemli olan yazı türü değil verdiği mesajdır. Farklı yaklaşım tarzları olsa da,ben Şiddet ve okul başlığını kullandım.Az da olsa dikkatleri bu yöne çekmek için. Hikâye, bize çok karmaşık görünmekle beraber her zaman yaşadığımız olayların bir özetiydi sanki. Bu yüzden sizlerle paylaşmak istedim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kafese beş maymun koyarlar. Ortaya bir merdiven ve tepesine de iple bağlı bir salkım muz asarlar. Her bir maymun merdivene çıkıp muza ulaşmak istediğinde dışarıdan üzerine soğuk su sıkarlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her maymun aynı denemeye giriştiğinde buz gibi soğuk su ile ıslatılır. Bütün maymunlar bu denemeler sonunda ıslanmayı tecrübe etmiş olurlar. Bir süre sonra muzlara hareketlenen maymunlar diğerleri tarafından engellenmeye başlanır.&lt;span class="fullpost"&gt;    &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suyu kapatıp maymunlardan biri dışarı alınıp yerine yeni bir maymun konur. Yeni maymunun ilk yaptığı iş muzlara ulaşmak için merdivene tırmanmak olur. Fakat diğer dört maymun buna izin vermez ve yeni maymunu döverler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha sonra ıslanmış maymunlardan biri daha kafesten alınır ve yerine yeni bir maymun konur. Ve merdivene ilk yaptığı atakta dayak yer. Bu ikinci yeni maymunu en şiddetli ve istekli döven ilk yeni maymundur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Islak maymunlardan üçüncüsü de değiştirilir. Üçüncü yeni gelen maymunda ilk atağında cezalandırılır. İlk gelen iki maymunun yeni geleni niye dövdükleri konusunda bir fikirleri yoktur ama dövmektedirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son olarak da kafesteki ıslanan son maymun olan dördüncü ve beşinci de değiştirilir. Tepelerinde bir salkım muz asılı olduğu halde artık hiçbir maymun merdivene yaklaşıp muzları almak için hamle yapamamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NEDEN mi? Çünkü ; burada işler böyle gelmiş ve böyle gitmektedir.işte bu nokta; organizasyonel negatif öğrenme , şartlanmanın başladığı yerdir ve insanoğlu için de tüm bunlar aynen geçerlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak, eğitim ve öğretimin amacı bireyleri yaşama hazırlamaktır.Bu bireylerin özgür düşünen,kendisi ve çevresi ile barışık, atılımcı, sorgulayıcı, sorunlara çözüm yolları bulan kişiler olmaları istenir. Ancak biz onları yarış atı gibi koşturdukça koşturuyoruz. Koşamayanları zorluyor. Bazen şiddetin her nevini uyguluyoruz. Çünkü kendimizi bu konuda zorunlu hissediyoruz. Başarıları başarımız oluyor.Başarısızlıkları da. Anne-baba, öğretmen, okul müdürü… Hepimiz bu döngünün içindeyiz. Sonra ne oluyor. Evlatlarımız, öğrencilerimiz can parelerimiz bu baskıya şiddete dayanamıyor. Bir anda ne yaptığını da bilemeden kendini sokaklarda okul bahçesinin dışında; anne kucağının olmadığı mekanlarda buluyor. Karşımıza yankesici, balici, kapkaççı hatta sorgulayamadığı için bir illegal yapının elemanı olarak çıkıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çözüm şiddetin olmadığı okul koridorlarında, duvar ve çitlerden arındırılmış okul bahçelerinde. Çözüm sopalara şefkat ve sevgi yazıp öğrencilerime ”Şefkat! ve Sevgi! İle yaklaşıyorum” diyen zihniyetin değişiminde.Yani Çocuk Dostu okul’da.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Müslüm SAYILGAN / Fevzi Geyik İlköğretim Okulu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KAYNAK :http://forum.memurlar.net/ Eğitim /&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7721635366411438812-8249532813912019284?l=matematigisevdirenadam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/feeds/8249532813912019284/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2009/09/siddet-ve-okul.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/8249532813912019284'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/8249532813912019284'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2009/09/siddet-ve-okul.html' title='Şiddet ve Okul'/><author><name>Ahmet Tarık</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_-7JaZOydLRI/SzivZ_g98aI/AAAAAAAAARc/7XwncugJ2-g/s1600-R/Darien-74.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7721635366411438812.post-7387600405429781711</id><published>2009-09-01T11:06:00.000-07:00</published><updated>2009-09-01T11:08:46.675-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='matematik karikaturleri'/><title type='text'>Matematik Karikaturleri</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-size: 13px;"&gt;&lt;span style="color: #666666; font-size: 12px; white-space: pre;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-size: 13px;"&gt;&lt;span style="color: #666666; font-size: 12px; white-space: pre;"&gt;&lt;div id="__ss_1938198" style="text-align: left; width: 425px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;object height="355" style="margin: 0px;" width="425"&gt;&lt;param name="movie" value="http://static.slidesharecdn.com/swf/ssplayer2.swf?doc=matematikkarikatrleri-090901125609-phpapp02&amp;amp;stripped_title=matematik-karikatrleri" /&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"/&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"/&gt;&lt;embed src="http://static.slidesharecdn.com/swf/ssplayer2.swf?doc=matematikkarikatrleri-090901125609-phpapp02&amp;amp;stripped_title=matematik-karikatrleri" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="425" height="355"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-family: tahoma,arial; font-size: 11px; height: 26px; padding-top: 2px;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color: #666666; font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-size: 12px; white-space: pre;"&gt;&lt;b&gt;Matematikle ilgili birbirinden eğlenceli karikatüleri görmek için ileri butonuna basmanız yeterli.&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7721635366411438812-7387600405429781711?l=matematigisevdirenadam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/7387600405429781711'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/7387600405429781711'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2009/09/matematik-karikaturleri.html' title='Matematik Karikaturleri'/><author><name>Ahmet Tarık</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_-7JaZOydLRI/SzivZ_g98aI/AAAAAAAAARc/7XwncugJ2-g/s1600-R/Darien-74.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7721635366411438812.post-8995987766114954865</id><published>2009-08-30T07:23:00.000-07:00</published><updated>2009-08-30T07:23:44.003-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Diger Konular'/><title type='text'>Eğitimimizde Güzel Uygulamalar -4</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://www.gaxxi.com/yagmuroncesi/yagmuroncesi/gorsel/dosya/1202667114ogrenci.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="319" src="http://www.gaxxi.com/yagmuroncesi/yagmuroncesi/gorsel/dosya/1202667114ogrenci.jpg" width="420" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Memurlar.net sitesinde okullarındaki güzel uygulamaları aktaran ögretmenlerin paylaşımları..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*******&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dünya_55 -- Gerçekten harika bir başlık bu ,ilk defa denk geliyorum.Kendimden utanarak söylüyorum bunu. Çok iyi fikirler var, hepinize teşekkürler.Ben de 5.sınıfları okuturken sınıfımızın tavanına gezegenleri güneş sistemine uygun bir şekilde yerleştirdim.Tavandan sarkan gezegenler sınıfa ayrı bir hava kattı.Herşeyi bırakın, benim bile ezbere söyleyemediğim gezegenleri şimdi tüm öğrencilerim biliyorlar bu arada ben de öğrendim hanii....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de pano sıkıntısı yaşıyorduk.Beyaz eşya satan bir yerden köpük aldım.Sınıfımda kümeler vardı ve herbirine birer köpük yani pano verdik.Hergün yenilenen küme panoları çocukların çok hoşuna gidiyordu.Bilmiyorum deneyebilirsiniz.Hepinize kolay gelsin arkadaşlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;cibi--mrblar sevgili öğretmenlerim.ben Safinazı Kurtaralım adlı bir oyun tasarladım. çocuklara Kaba Sakalın Safinazı kaçırıp bir kaleye hapsettiğini,Temel'in onu kurtarabilmesi için soracağım soruları bilmeleri gerektiğini söyledim.&lt;span class="fullpost"&gt;    &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soracağım sorular üniteyle ilgili sorulardı.bir nevi sözlü sınavdı bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Safinaz,Temel Reis ve Kaba Sakal'ın resimlerini bulup altlarına karton yapıştırdım(yırtılmamaları için). ayrıca bir tane kale, köprü, bir tane ağaç, deniz, ateş çukuru, canavar ve bunun gibi bazı resimler buldum.Bunlar Temel'in Safinaz'ı kurtarabilmesi için geçeceği bazı engellerdi.bir tane de anahtar resmi buldum.bu anahtarı agacın üstüne yapıştırdım.bu anahtar kalenin anahtarıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Safinaz'ı sadece kafası görünecek şekilde kalenin üstüne yapıştırdım.sonra kaleyi yazı tahtasının sol üst köşesine yapıştırdım.kalenin önüne de canavarı yapıştırdım.sonra tahtaya virajlı bir yol çizdim.engelleri (ateş çukuru vb.)belli aralıklarla yola yerleştirdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonra soruları sormaya başladım.soruyu bilince ilk engeli(mesela ateş çukuru) aştı.tüm soruları bilince de Safinaz kurtuldu.bu arada Temel resmini soru sorduğum çocğun eline verdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu oyun sayesinde çocuklar sözlü olmak için can atıyorlar ve de soruları bilmek için daha çok çalışıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*********************************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tam`isa`bet Saygıdeğer öğretmenlerim forumu baştan sona okudum.Yaratıcı fikirler güzel uygulamalar. Geleceğe daha bir umutla bakıyorum artık teşekkürler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çorbada tuzumuz olsun..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Ben Türkçe öğretmeniyim her dersin ilk 5 dk'sını günün konusmacısı uygulamasına ayırdım. Sınıfa bir konuşma kürsüsü koydum kürsünün adını öğrenciler koydu "Sözün Doğrusu"...Konuşmacılar liste sırasına göre istedikleri konularda hazırlık yaparak konuşma yapıyorlar. Çok yararlı konulara değiniyorlar, zamanla bazen tartışmalar uzayabiliyor. Düzeyli ve önemli gördüklerime mudahil olmuyorum. İlginç bir trajedi yaşadık bu konuya isabet oldu.. Öğrencilerimden biri konu olarak bisiklet kullanırken dikkat etmemiz gereken noktaları secmişti. konusmasını yaptı. Bir arkadası çok iyi bisiklet kullandığını ve ellerini bırakarak dahi çesitli hareketler yaptığını soyledi. Tüm sınıfı karşısına aldı ve yaptığının yanlış olmadıgını savundu.Bu öğrencimiz o dersten bir hafta sonra okulun önünde bisiklete binerken arabaya çarpıldı, hastaneye kaldırıldı.Çok sukur 15 dikişle atlattı.. Çocuklar bu uygulamanın önemini kavradılar ögretmenim bize karşı gelmişti düşüncesini değiştirememiştik dediler..(paylasmak istedim) ÖĞrencilerin severek katıldıkları güzel bir uygulama..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- Sınıfımda heterojen takımlar (Temel Öğretim Takımı) kurdum yıldız öğrencilerimi takım kaptanı olarak görevlendirdim. Takım kaptanları arkadaşlarının çalışmalarını takip ediyor, zorlandıkları noktalarda yardımcı oluyorlar. Öğrencilerim artık soruları ilk olarak takım kaptanlarına soruyorlar, ödevlerini birlikte yapıyorlar, takımlarının başarısını artırmak için birlikte çalışıyorlar.Hem katılım, hem de paylaşım açısından çok faydasını gördüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3- Öğrencilerim gruplar halinde, bugüne dek görülmemiş , eşi benzeri olmayan bir kahraman resmedip özelliklerini de kendileri belirliyorlar. Daha sonra kahramanı bu yaratık olan bir masal yazarak masalı kahramanlarının resimleriyle resimlendiriyorlar. Ben de bu çalışmaları performans görevi olarak istiyorum. %100 öğrenciye ait çok güzel çalışmalar geliyor..Daha sonra sergiliyoruz bu masalları.. İleride imkan bulabilirsem kendi imkanlarımızla basılı kitap haline getireceğim çok güzel olanları bazı yayın evlerine göndermeyi düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4- Bu sene "2008 Uluslar Arası Dünya Yılı" okul koridorlarına içi boş dünyalar yerleştirmeyi düşünüyoruz :) adları "Çocukların Dünyası" "Hayal Dünyası" "Masal Dünyası" "Öğretmenlerin Dünyası" "Bizim Dünyamız" vb. içi boş olarak yerleştirdiğimiz bu dünyaları çocuklarımızdan öğretmenlerimizeden kısacası herkesten doldurmalarını isteyeceğiz. Çok güzel bir çalışma olacağını düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5- Okulumuzda Türkçemizi Koruma Timi (TKT) adı altında bir takım kurduk.Bu tim üyeleri yakalarında tanıtım kartı ve üstünde TKT yazan siyah kartonlar taşıyor.Üyelerimiz okul ve sınıf panolarını denetleyerek dil hatası yapılan ve Türkçesi yaygınken yabancı karşılığı kullanılan kelimelerin kullanıldığı metinleri karartıyor :) Öğrencilerimin hem panolara hem de dil ve anlatım kurallarına ilgilerinin arttığını gözlemliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz uzun oldu affınıza sığınıyorum daha sonra devam etmek üzere hepinize saygılar sunuyorum..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabır, umut ve geleceğe.. Sevgiyle kalın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*********************************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;avrasya- İnanılmaz güzel uygulamalara burda rastlamaktan dolayı şu anda o kadar mutluyum ki:bende mesleğimin ilk yılında uyguladığım basit ama olumlu sonuçlara ulaştığım etkinlikleri buraya yazmak istedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben taşımalı eğitim veren bir köy okulunda 3.sınıf öğretmeni olarak çalışıyorum.Buraya ilk geldiğimde henüz 2, bilemediniz 3 yıllık öğretmenlerimin öğrenciler hakkındaki "salak,aptal,moron,idiot"gibi düşüncelerini bir türlü kabullenemiyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle sınıfımda bir fikir ağacı oluşturduk.elmalarını ise çocuklarla birlikte görsel dersinde birlikte hazırladık.Bu fikir ağacına çocuklar sınıfla,okulla,evle yada çevreyele ilgili herhangi uygulanabilir yeni fikir yazıp yapıştırıyorlar.sınıfça hep beraber bu fikirleri tartışıp ne kadar uygulanabilir olduğuna karar veriyoruz.Karar verdiklerimizi de uyguluyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sınıf dolabımızın 2.katını sınıfın ortak kullanımına açtık.burada derste kullanılıp tekrar yerine konmak üzere bulunan kırtasiyelikler var.İnanın bana müdürümden öğrendiğime göre iki tane hırsızlık davranışları gösteren çocuğun olduğunu sandığım sınfımda bir kere bile kitaplıkta böyle bir soruna rastlamadım.Bunun bence tek bir nedeni vardı:KAYITSIZ ŞARTSIZ ÇOCUĞA GÜVEN...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni programların özüne uygun olarak sınıfı 5er kişilik 6 grup olarak düzenledim ve her grubu heterojen olarak(bir tane lider kapasiteli çocuğu diğer seviyelerdeki çocuklarla oturttum)Özellikle hayat bilgisi ve türkçe derslerindeki grup çalışmalrınada çocuklar öyle güzel sunumlar hazırlıyor ve bunun sonunda öyle güzel raporlar yazıyorlar ki:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yaşta artık her olgunun neden sonuç ilişkisini,gerekçesini açıklayabilecek,her konuda eleştiri yapabilecek düzeye şimdiden geldiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu sonuçları görmek bir öğretmen için(heleki öğrencinin idiot olduğunu düşünen öğretmenlerin bulunduğu bir okulda görev yapan bir öğretmen)ne mutluluk verici bir olay...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni yararlı etkinlikler için burada fikirlerinden faydalandığım her öğretmen için çok TEŞEKKÜRLER!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*********************************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bedra-herkese slm --1 saattir yazılanları okuyorum. kayda değer en fazla 10(on) uygulama.. aynı şeyler yazılıp duruyor. eğitimciler 24 saat eğitimi nasıl ve ne zaman başarır. öğrencilerin, velilerin iyi insan, iyi vatandaş ve iyi bir meslek sahibi olmalarını nasıl sağlarız? sırayla; önce iyi insan!!! sonra iyi vatandaş!!! laboratuardan çıkmayalım, sınıftan çıkmayalım, okuldan çıkmayalım da ne yapalım.. ne yapalım ki çocuklarımız okula koşarak gelsin.. ve eve gitmek istemesin. öğretmenlerin fedakarlığı ne kadar.. geliniz kulüp çalışmalarını veli katılımıyla gece yapalım.. geliniz derslerimizi sınıf dışında; bağda, bahçede, işletmelerde, parklarda, evlerde .. yapalım. oluşturalım "açık hava sınıfını".. çocuklar ürettikleri veya üretecekleri oyunları oynasınlar.. okullar arasında e-mail, mektup arkadaşlığı kuralım. doğusunda, batısında neler yapılıyor paylaşsınlar.. gelin velilerle,öğrencilerle 24 saat birilkte olalım. geliniz ekders, maaş dedikodusuna harcadığımız enerjiyi çocukarımız için planlamaya ayıralım. saçmalayalım.. saçmalayalım ki farklı ürünler ortaya koyalım. bilgisayar, tv saçmalayan insanların ürünü.. gelin çıkaralım kravatlarımızı, takım elbiselerimizi, giyelim tulumlar, önlükler.. eğitim işçisi olalım. sendikalarımıza gidelim ve diyelim ki; önce eğitim.. sağlıklı planlama.. eğitimde proje.. bıraksınlar ücreti, maaşı. utanıyorum eğitimcinin maaş ve ekders ücreti konuşmasından. gelin rüya görelim. "fikir(buluş), düşünen akla gelir"; düşünelim. eğitimciler, gidelim diğer okullara boş derslerimizde... bakalım başkaları ne yapıyor.. davet edelim sınıflarımıza veliyi, esnafı, işçiyi, öğretmeni.. süreci paylaşalım. ekip olalım ekip.. kitap okuyalım diyor çoğu arkadaşlar.. kitap yazalım kitap. yardımcı kitaplar bizim kitaplarımız olsun, çok mu zor. hazırlayanlar bizden daha mı zeki.. gelin seçmeli dersleri çevre şartlarımıza göre adını koyarak seçelim, yazalım müfredatını, gönderelim TTK na onay isteyelim...okul etkinliklerimiz şölene dönüşsün. 10 okul, 20 okul katılımıyla yapalım etkinlikleri. bayram kutlamalarında çocuklarımız eğlensin. olmasın bilinen hafta sonu tatlimiz. okul bizim için dinlenme yeri olmuyorsa..?? bırakalım veliden, sistemden,çevreden, Tv den, internet cafeden şikayeti. öğrenciye ödülü geliştirelim. mikroskop, teleskop hediye edelim. okul duvarlarına, köy, mahalle, bigboartlara resimlerini aslım öğrencilerin....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yazdıklarım hasbihalimdi.. Selam ve saygıyla efendim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*********************************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;theottomanempire --Yardım meleği gerçekten etkili olabilir thx. Ben yaramaz bir öğrencimle konuştum,ona sevgi gösterdim.Derslerde gereksiz konuşmaz oldu,sonra soru cevapladığı vakit tüm sınıf alkışladık çocuk gerçekten acayip şekilde değişti.Artık yaramazlık yapmıyor,verilen çalışmaları yapmaya çalışıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de öğrencilerin ailelerini abla ve abilerini tanımak etkili oluyor.3 yıldır aynı okuldayım. Aynı aileden bazen 3 kardeşi okuttuğum oldu,mezun oluyorlar,onlardan haber alıyorum. Güzel oluyor,tabi bu bir yöntem değil :D&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*********************************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KAYNAK :http://forum.memurlar.net/ Eğitim /&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başlık :Eğitimde Güzel Uygulamalar&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7721635366411438812-8995987766114954865?l=matematigisevdirenadam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/feeds/8995987766114954865/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2009/08/egitimimizde-guzel-uygulamalar-4.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/8995987766114954865'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/8995987766114954865'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2009/08/egitimimizde-guzel-uygulamalar-4.html' title='Eğitimimizde Güzel Uygulamalar -4'/><author><name>Ahmet Tarık</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_-7JaZOydLRI/SzivZ_g98aI/AAAAAAAAARc/7XwncugJ2-g/s1600-R/Darien-74.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7721635366411438812.post-8332296054138696762</id><published>2009-08-30T07:20:00.000-07:00</published><updated>2009-08-30T07:20:48.192-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Diger Konular'/><title type='text'>Eğitimimizde Güzel Uygulamalar - 3</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://www.2023bilgitoplumu.com/resimler/egitim-ogretim.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="315" src="http://www.2023bilgitoplumu.com/resimler/egitim-ogretim.jpg" width="420" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Memurlar.net forumlarında okullarındaki güzel uygulamaları anlatan öğretmenlerin paylaşımları:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*********************************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Abedgd -- Eğitimde güzel uygulamalar konusunda her öğretmen arkadaşımın özgün yetenekleri olduğunu düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni programlar bu konuda zaten gerekli kararları almaya, inisiyatif kullanmaya,risk almaya 1,2,3.sınıf için düzeye ve konuya uygun oyuncaklar,oyun araçları kullanmamıza izin veriyor.Öğrenci çocukluğundan kopmadan eğitimini alıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayın öğrencisi seçme konusu biz de uygulamıştık.Müfettiş öğretmenlerimiz okulumuzda rehberlik yaptıkları sırada ayın öğrencisi uygulamasını anlattım. Fakat kaş yaparken göz çıkardığımı anlayınca yapılan öneriler sonucunda bu uygulamadan vazgeçtik.Gerekçesinde;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Öğrenciler doğal ortamlarda,zaten kendi aralarında her bakımdan yarış halindedirler. Öğretmen bu kritik konuda bir veya birkaç öğrenciyi parlatırken,sınıfın diğer parlatılamamış öğrencilerin üzerindeki duygusal yıkım etkisini hesap etmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir insanın duygusu ne kadar güzelse,kendisi de o kadar güzeldir.O halde duygu eğitimine daha çok yer vermeye çalışınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayın elemanı,ayın öğrencisi yaklaşımları Ticari şirketlerde,yetişkin personel arasında düzenlenen bir motivasyon ve ödüllendirme aracıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlköğretim öğrencilerine uyarlığı yoktur." Dedi.Bu önerileri öğretmenler kurulunda ve zümrelerde değerlendirdik.Benimsedik.Veli toplantılarında,velilerle duygu eğitimi konusunu gündem konusu yaptık ve işledik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlgilenen arkadaşlara takdim ediyorum.İyi hafta sonları diler,saygılar sunarım.&lt;span class="fullpost"&gt;    &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*********************************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sugibi-- Merhaba,Ben bir Ticaret Lisesinde Matematik öğretmeniyim ve rehber ögretmeni olduğum 9. sınıfım var.Hafta da 5 saat beraberiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğrencilerime görüşme günü ayarladım. Ve Cuma hariç (Bayrak töreni olduğu için eve çok geç kalmasınlar diye) diğer haftanın 4 gunu her gün iki ya da üç öğrencimle okul çıkışında 15 dakika yarım saatimi ayırıp ,tek tek yada gruplar halinde konuşuyorum. Aylık görüşme günü çizelgesi yaptım ve sınıf panosuna astım. Panodan görüşme gününü takip edip,velilerine bir gün önceden haber verip, görüşmek için sabırsızlanıyorlar. Görüşme sonucunda da çizelgeyi isimlerinin altına imzalıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu şekilde öğrencilerimi daha yakından tanımış oldum. Evdeki problemlerini öğrenmiş oldum. Neler var neler. Gerekli gördüklerimi de rehberlik servisine yönlendiriyorum. Ve öğrencilerim bu konuşmalardan sonra bana karşı daha saygılı olup, dersimi daha dikkatli dinlenmeye başladılar.Ve diğer derslerdeki uygunsuz davranışları da düzeldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herbirine, Kursun kalem, Kırmızı kalem, Silgi, Kalemtıraş, Not defteri, Selpak mendil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gibi küçük hediyeler aldım.Hediye paketlerinin içine de bilgisayarda yazdığım notu ilave ettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgili Öğrencim ..............&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bayram ve Yeni Yıl yaklaşıyor. Yeni yıla girerken benden, sınıf öğretmeniniz olarak bir anınız olsun istedim. Güzel bir gelecek ve yeni bir yıl sizleri bekliyor.Okul kurallarına uyan, büyüklerine saygılı, başarmak icin elinden geleni yapan, sorumluluğunu bilen , dürüst birer öğrenci olduğunuzu biliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ailenizle ve sevdiklerinizle beraber güzel bir bayram ve yeni bir yıl geçirmeniz dileğiyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sınıf Öğretmeniniz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İmza&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarih&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu Cuma gunu hediyeleri vereceğim. Eminim çok şaşıracaklar ve mutlu olacaklar. Bu arada bana fazla pahalıya mal olmadı, yaklasık 40 ytl.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi çalışmalar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*********************************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;luden-- Evet uzun süre sonra tekrardan memurlar netteyim ve böyle güzel bir başlıkla karşılaşmam ne iyi. Ben kendi adıma şöyle diyebilirim kesinlikle fiziksel ceza uygulamıyorum.Onların da çok önemli ve değerli olduğunu hissettiriyorum ve gerçekten seviyorum.Uzaktan değil dokunarak...Bunun çok yararını gördüm...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklarım gerçekten çok düzeldi, okulun en haylaz öğrencisi bile okula düzenli gelmeye ve elinden geleni yapmaya başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sınıf olarak köyümüzün kirliliğini protesto ettik pankartlar açtık.Velilerin tek tek evine gittim.Sadece bayanlarla toplantılar yapıyorum çok yararlı oluyor.Çocukların ailelerinin destek verdiğini görmesi onları motive ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutlaka her 23 nisanda ve yıl sonunda etkinlik yaptırıyorum.Drama,pandomim,ront,skeç ne olursa önemli olan katılmaları ve sosyaleşmeleri,pekiştireçleri hiç ihmal etmemek gerek ,çok işe yarıyor.,Aferin deyip saçını okşamak bile yetiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sınıfımızda sınıf temsilcimiz başkanımız ve başkan yardımcımızın yönetimini üstlendiği sınıf kuralları panosu var.Altındada imzaları var ,kuraları ihlal eden uyarılıyor ve tekrarlanırsa sınıfca ceza veriyoruz:Zaten bir zamandan sonra kimse ihlal etmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sınıfı gruplara ayırdım her grup bir köşeyle ilgileniyor.Köşelerin süslenmesi,güncellenmesi gibi...Görev almak çocukta sorumluluk duygusunu geliştiriyor.Derslerinde başarılı olamayan öğrencilerim bile birşeyler başardığı için çok mutlu oluyor.Her gün sınıf nöbetcileri sınıfı temizliyor,her hafta sonu sınıfın enlerini seçiyoruz ve süslü bir panoda adı bir hafta boyunca yazılı kalıyor.Tabii en çalışkanını değil,görevlerini en iyi yapan,sınıf kurallarına en çok uyan,en çok ilerleme gösterenlerini seçiyoruz,gerçekten çok motive oluyor çocuklar...Böylece okuma yazma bilmeyen öğrencim kalmadı.Tabii onlarla beden eğitimi müzik resim gibi başka branş öğretmenlerin derslerinde özel olarak ilgilendim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*********************************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soulkeeper-- Şu an yazılıları okuyorum ve mutlluluktan uçuyorum.Sizinle paylaşmak istedim.Koca sınıfta çok az zayıf not var.Bu notlar cümle kurma gibi zor zorulardan alındı. Çünkü sınav öcesi çocuklar birlikte ekip çalışması yaptılar.4. Sınıflarda İngilizceden çalışma grupları içinde konuyu anlamış olanlar zorlananlara yardımcı oldular.Öğreten ve öğrenen öğrenciler ekip çalışması performnas ödülü almıştı.Hedef dğru cümle kurmaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zayıf oldukları konuda arkadaşları ile çalışan ve performans ödülü olarak pekiyi alan bu öğrenciler sınavda da çok başarılı oldular.Aralarında hayatlarında ilk kez pekiyi alan bile var.Başrıyı tadan bu öğrencilerin bu başarısının diğer derslere sirayet etmesi halinde artık bambaşka birer öğrenci olacaklarını hissediyorum.Birbirlerine öğrettiler ve hep birlikte başardılar.... Bu daha da harika !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok sevinçliyim....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*********************************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;anatolia 20--&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkadaşlar ben 3. sınıf öğretmeniyim.Benim çocuklar küçük oldukları için sürekli şikayet ediyorlardı. Derse girer girmez başlıyordu şikayetler başlıyordu.Ben de bu durumun önüne geçmek için şikayet kutusu oluşturdum. Şikayeçi olan öğrenciler bu kutuya şikayetlerini atıyorlar.Ben de öğle aralarında bunları okuyarak değerlendiriyorum.Dersin verimliliği açısından çok iyi oluyor, tavsiye ederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*********************************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;s.kurtcu -- Ben bir Beden Eğitimi öğretmeniyim , bir kız takımı çalıştırıyorum.Geçen yıl takımdaki öğrencilerimin birbirleriyle çok fazla kavga ettiğini ve tahammülsüz olduklarını farkettim.Bu sorunu çözmek için tüm sınıflara duyuru yaptım isteyen herkesin çalışmalara katılabileceğini söyledim.Tabiki 90-100 kişi kadar katılım oldu.(4-5-6-7-8.sınıflar dan)Tabii ki bu kadar kişiyi ben tek başıma çalıştıramazdım!Bir hocalık-asistanlık-öğrencilik ilişkisi kurduk.Yani ben hoca,kızlarım asisatanlarımdı.Onlara yeni katılan öğrencilerden 6-10 kişi arası gruplar verdim.Herkes kendi grubundan sorumlu tabi ki.Ben teknikleri gösterdim asistanlarım uygulamalı olarak öğretti ve hataları düzelttiler.Ben sadece denetledim , herkes kendi grubunun molasını ve su içme izinlerini kendi verdi.Böylece hem kızlarım sabretmeyi öğrendi hem de çok kısa zamanda temel teknikleri öğrenmiş bir sürü öğrencim oldu.Aralarından en iyileri birlikte seçtik ve okul takımına aldık.Şu anda tüm imkansızlıklara rağmen güzel bir takımımız var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*********************************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;soulkeeper SINIF MELEKLERİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İngilizce dersinde derste basrılım olan öğrenciler isterlerse sınıf yardım meleği oluyor ve zayıf bir öğrenciye yardımcı oluyorlar eğer yardım ettikleri arkadaşlarına öğretmeyi başarırlarsa sınıf içi performans ödülü alıyorlar, yani pekiyi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu çalışmalar sırasında onlara materyal de sağlıyorum.Yardım melekleri arkadaşlarına ödev verebiliyor ödevlerini kontrol ediyor .Evine yakın bir yardım meleği varsa başka sınıftan da seçebiliyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*********************************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;s.kurtcu -- Beden eğitimi öğretmenlerinin bir sorunu da kız öğrencilerin spor faaliyetlerine katılmakta biraz isteksiz olmasıdır.Bunu yenmek için yine geçen sene yaptığım bazı uygulamaları anlatmak isterim.Çünkü çok olumlu sonuçlar aldım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1.Az sayıda bulduğum kız öğrencilerle bir takım kurdum ve cep telefonumla antrenmanlarda fotoğraflarını çektim.Çektiğim fotoğrafları spor kolu panosuna güzel başlıklar yazarak astım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2.Her ay birisini ayın sporcusu seçtim.(Kriter olarak da saygı ve disiplini belirledim.)Seçilen sporcumun resmini panoya astım.Bu uygulama çok büyük bir ilgi çekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3.Öğrencilerimin aldıkları teşekkür ve takdir belgelerinin fotokopileririni çekip yine panoya astım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4.Onlara önemli olduklarını hissettirmek için kendi takım arkadaşları olacak öğrencileri seçme ve onları yetiştirme hakkı verdim.Faydasını gördüğüm için iyi bir uygulama olduğunu düşündüm.Nacizane fikirlerimi paylaşmak istedim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*********************************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;güngöryıldırım --Adana'nın suç oranının oldukça yüksek olduğu bir mahallede yeni açılan ve bir sene boyunca duvarsız, eksik malzemelerle çalışan bir okulun öğretmeniyim. Okulumuza gelen 1. sınıf öğrencileri hariç hepsi nakil öğrenci ve malum diğer okulların istemedikleri yada başedemedikleri öğrenciler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şanslıyız ki öğretmen ve idareci ekibimiz genç ve dinamik. Hepsi ışıl birer eğitm neferi. Koca yıl boyunca çok şükür hiç bir olay yok. Bunu sağlayan yegane çalışma 'Veli Ziyaretleri'Bir yıl boyunca hiç durmadan kapı kapı gezerek velileri dinledik, onların görüş ve önerilerini aldık. Sorunlarına kendimizce çözümler aradık, bulduk ve de çözdük. Velilerimize okulu sahiplendirdik. VE SONUÇ: Başlarda yavrusunu okulumuza vermek istemeyenler, şimdi okula yazdırmak için ev taşımaktan tutun, sahta ikametgah ilmuhaberi bile alıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben böyle bir kadroda ile birikte görev yapmaktan gurur duyuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*********************************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;muallim--Geçen yıl ben de sınıfımda eğitim yazılımları kullandım.Uygun eğitim yazılımları sormuş bir arkadaşımız. 1.sınıf için ilk defa kullandığım ve çok memnun kaldığım "Nasreddin Hoca ile Okuma Yazma Öğreniyorum" eğitim yazılımını tavsiye ederim.1. sınıf müfredatını baştan sona birebir uygulamışlar.Neredeyse başka kaynak kullanmadım diyebilirim. Zaten bu programda sınıf öğretmenleri tarafından hazırlanmış ve bakanlık tarafındanda ödüllendirilmiş.İçinde çıktı alıp kullanabileceğiniz çalışma sayfalarıda var.Bence güzel bir çalışma olmuş.Hatta sınıf seviyesinin altında olan öğrencilerime aldırttım.Çok kısa bir zamanda sınıf seviyesini yakaladılar.Eğer evinde bilgisayarı olan öğrencileriniz varsa sene başından aldırın.Çok büyük bir kolaylık sağlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*********************************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kamilsarizeybek --Çok güzel fikirler var bayıldım. Herkese teşekkürler. Benim eşim de sınıfında 4-5 okuturken sınavlarda il derecesi yapanlara okul forması alıyor ve o öğrenciyle başbaşa piknik yapıyor veya yemeğe gidiyordu. Sınıf inanılmaz derecede coşuyordu ödül için. Ayrıca sınıfın gerisinden takip eden öğrencilere gönüllü arkadaş edindirip evlerde birlikte ders çalışmalarını sağladı. Sene sonunda başarısız olan öğrenci kalmadı. Birde sınıfta her öğrencinin isminin bulunduğu küçük kutucuklar yaptı.Okudukları kitap isimlerini ve küçük özetlerini oraya bıraktılar. Sene sonunda en çok okuyanlara çeşitli ödüller verdi. Kitap kurdu oldular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*********************************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KAYNAK :http://forum.memurlar.net/ Eğitim /&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başlık :Eğitimde Güzel Uygulamalar&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7721635366411438812-8332296054138696762?l=matematigisevdirenadam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/feeds/8332296054138696762/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2009/08/egitimimizde-guzel-uygulamalar-3.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/8332296054138696762'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/8332296054138696762'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2009/08/egitimimizde-guzel-uygulamalar-3.html' title='Eğitimimizde Güzel Uygulamalar - 3'/><author><name>Ahmet Tarık</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_-7JaZOydLRI/SzivZ_g98aI/AAAAAAAAARc/7XwncugJ2-g/s1600-R/Darien-74.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7721635366411438812.post-5382339788028563119</id><published>2009-08-28T16:15:00.000-07:00</published><updated>2009-08-28T16:15:51.986-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Diger Konular'/><title type='text'>Eğitimimizde Güzel Uygulamalar - 2</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://www.egitimsinifi.net/haberler/resim/108.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="354" src="http://www.egitimsinifi.net/haberler/resim/108.jpg" width="420" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Memurlar.net sitesinde öğretmenlerin kendi okullarında uyguladıkları ve internette paylaştıkları güzel uygulamaları aktarmaya devam ediyoruz.&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*********************************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bonbolin-Hergün ilk dersin başında 10 dk. günlük haberleri konuşuyoruz. Öğrenciler tek tek izledikleri veya okudukları haberleri tüm sınıfa aktarıyor. Bazı günler ben de gazete getiriyorum ve onları ilgilendiren haberleri okuyorum. İlgimizi çeken haberleri kesip "Haber Köşemiz" e asıyoruz. Zaman zaman hem sınıfımız öğrencileri hem de diğer sınıfların öğrencileri gelip gidip bu haberlere bakıyorlar. Hatta müfettiş gelmişti ve haber köşemizden 15 dk. gözlerini alamamıştı. İlgi çekicilik konusunda başarılı olduk sanırım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*********************************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aknezor44 -- Okulmuzda öğrencilerimiz ve öğrencilerimizin katıldığı açık oturumlar yaptık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Birinin konusu öğretmen öğrenci ilişkileri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Diğeri ise Okulmuzda başarıyı artırmak için okulmuzda öğrenci,veli,idareci ve öğretmenler neler yapmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oturumlarda öğrenciler tartışma kuralları içinde istedikleri gibi öğretmenlerine eleşriler, öneriler, övgüler yaptılar. Çok düzeyli,yararlı ve etkileyici geçti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;denemeniz tavsiye ederim öğrencilerinizin ne kadar yaratıcı ve ince hicivlerinasıl açıklıkla ortaya koyduklarını görceksiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Sınıflararası bilgi yarışması, tartışma programalr vb düzenliyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci dönem Fizik'ten özgün projeleri olanların projelerini ve araştırma aşamalarını okula ve öğretmenlere sunmalarını sağlayacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*********************************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nesekan --Sevgili Meslektaşlarım, Gerçekten çok harika fikirler bunlar ve herkese çok teşekkürler.Ben de hayata geçirdiğim birkaç uygulamayı yazmak isterim.&lt;span class="fullpost"&gt;  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben derslerime belli periyotlarla veli misafir ediyorum.Özellikle de problemli öğrencilerin olduğu sınıflara ve problemi olan,sınıf,düzenini bozan öğrencilerin velilerini özellikle de. Çok faydasını gördüm.Öğrenciler de çok şaşırdılar ve evde gördüğü anne babasını okulda sınıf ortamında da görmek öğrenciye tuhaf geliyor.Veliler bizlere çok hak veriyor.Bu uygulamayı başlattığımdan beri veliler her istediğimi yapıyorlar,hiçbir şeyi aksatmıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Branşım matematik ve branş arkadaşlarıma yönelik br tavsiye:Defter kitap açık sınav yapıyorum ve sorularım işlem yaptırmaktan çok yorum yaptırmaya dayalı oluyor ve inanın öğrenciler defter ve kitaplarını önlerinde açık görünce psikolojik olarak rahatlıyorlar.5sınav yapıyorum ve bunlardan 3 ü grupça oluyor.Gruplara not veriyorum ve bu sınavlar bir ders yazılı diğer ders mülakat şeklinde geçiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de derste öğrenciler bir işle uğraşırken yada bireysel sınav olurlarken klasik müzik dinletiyorum.özellikle bunu şiddetle tavsiye ederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*********************************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Midge-- Matematik dersini öğretmek için önce dersin içeriğini kavratmak ve tabi ki ilgi uyandırıp,sevdirmek istiyorum.(Ben de lisede ki matematik hocam sevgili Demir Demirhas'tan etkilenip bu branşı seçmiştim.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Matematik yıllık ödevlerini öğrencinin ilgisine göre seçiyorum.Herhangi bir kitaptan bir konuyu yazıp getirmeleri yerine onlara matematik dersinde öğrenilen bir kavram,sembol veya ilişkileri içeren haber ve makalelerin güncel yayınlardan derlenip bir poster hazırlatıyorum.Bu kavramlarla ilgili küçük küçük tanımlar,açıklamalar da ekliyoruz postere.Sınıfta posterlerimizi sergileyerek bu ödevlerden bütün sınıfın faydalanmasını sağlıyoruz.Ayrıca en güzel posteri oylama ile belirleyeceğimizi söylediğimizden herkes daha bir özen gösteriyor posterine.Böylece matematiğin günlük hayatta her zaman kullandığımız bir ders olduğunu göstermek ve özendirmek istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seviyesi daha iyi olan öğrencilerime ise çeşitli mantık sorularının,zeka problemlerinin çözümlerini proje şeklinde hazırlatıyorum.Hepsi birbirinden farklı,orijinal sorular bulmak için yarışıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilgisayar kullanmasını çok seven bir öğrencime power point sunusu hazırlatıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tarz ödevlerin dosyalanan ödevlerden daha işlevsel olduğuna inanıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen yıllarda Matematik Panosu hazırlardım.Burada sınavlarda çıkmış,yada çok güzel soruları,bazen de bilmece tarzındaki soruları sergileyerek öğrencilerin bu derse ilgisini çekmeye çalışırdım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen de öğretmen arkadaşlarım birlikte sorular hakkında yorum yapar,çözmeye çalışır,doğru cevabı gelip sorarlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*********************************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Simal__ yildizi --Matematik sınıfımızda öğrencilerimle birlikte matematiğin önemi ve tarihi, öncelikle ünlü Türk matematikcilerimiz olmak üzere ünlü matematikçilerimizin kısa hayat öykülerinin, çalışmalarının ve eserlerinin tanıtımından oluşan matematik ve bilim panosu olusturduk. Öğrencilerin oldukça ilgisini çektii.Matematik gazetesi de çıkartıyaruz.İlk sayımıız çıkarmak oldukca zor oldu ama sonunda güzel bir çalışma olduğuna inanıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gazetemizde görevli öğrencilerimiz matematik dersine karsı oluşan korkuların çözümlenmesi ve dersi sevmek için neler yapılması gerekenler konusunda öğrencilerimize yardımcı olmak amacıyla arkadaslarıyla röportaj yapıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğrencilerimizin matematik dersi için yazmış oldukları şiirleri gazete de yayınlıyoruz. Öğrencilerimiz tarafınfan kendi hazırlamış oldukları soruları (zeka soruları vs) ödüllü bulmaca olarak gazetede yayınlıyoruz.Öğrencilerimiz için çok güzel bir motivasyon oluyor.Gazete çalışmlarımıza devam etmeyi düşünüyoruz.Ayrıca her hafta matematik panomuza ödüllü bulmacalar hazırlayıp asıyorum.Öğrencilerimizde oldukça ilgi gösteriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*********************************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;xxbulentxx -- BÖYLESİ GÜZEL SEÇİLEN KONUYA VE BÖYLESİ GÜZEL İNSANLARIN PAYLAŞTIĞI BİR FORUM KONUSUNA KATILMAK BİR ONURDUR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;UYGULAMALARIM;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Sınıf kurallarının sınıfca oluşturulup denetlemesinin de hakimler kurulunca yapılması. Kurallara karşı gelen öğrencilere yaptırımı yine onlar belirliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Karma küme ve yıldız toplama uygulaması.Tamamı ile birbirinden sorumlu( her anlamda ,temizlik ,ödev,derse hazırlık,dinleme v.b)kümelerin kurallara uydukça ve başarılı oldukça yıldız toplaması ve en çok yıldız toplayan kümenin o haftanın 1. kümesi seçilmesi.Panada yayınlanması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Kümelerde paylaşılmış liderlik ve anlatmaya dayalı öğrenme.Her hafta küme lideri değişiyor ve küme görev dağılımı yapıyor.Tekrarlarda ve pekiştirmelerde sıralı anlatım ile öğrencilerim birbirlerinin öğrenmediklerini kontrol ederken kendileri öğreniyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Farklı ünite köşesi.Kimsenin okumadığı ve hazırlaması sıkıcı ünite köşesi yerine slogana ve makete dayalı ünite köşesi.Mesela virüs konusu işlenmişse o köşeye virüsün karton maketi asılıyor ve onu sloganvari bir şekilde anlatıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ŞİMDİLİK BU KADAR GÖRÜŞMEK DİLEĞİYLE....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*********************************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sedatcan 2121 - Okulda sorunlu öğrencilerin tespit edilmesi ve onlarla birlikte futbol takımı kurulması .Onların ders dışı etkinliklerde desteklemek .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*********************************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;soulkeeper --Merhabalar.İngilizce öğretmeniyim ve 4 . üncü ve 5. sınıflarla çalışıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İngilizce dersinde komedi tarzında bir oyun oynadık.Oyun o kadar güzel oldu ki çocukları turneye gönderdik.2. 3. 6. sınıflara gidip oyunlarını sergilediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir sınıfa öğrettiğim danslı şarkıyı bir kaç gönüllü öğrenci bir başka sınıfta öğretmenlik yaparak onlara öğrettiler daha sonra da yarışma yapıp en güzel dansedip söyleyenleri seçtiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*********************************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nesekan-- Sevgili Meslektaşlarım,Gerçekten çok harika fikirler bunlar ve herkese çok teşekkürler.Ben de hayata geçirdiğim birkaç uygulamayı yazmak isterim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben derslerime belli periyotlarla veli misafir ediyorum.Özellikle de problemli öğrencilerin olduğu sınıflara ve problemi olan,sınıf,düzenini bozan öğrencilerin velilerini özellikle de.Çok faydasını gördüm.Öğrenciler de çok şaşırdılar ve evde gördüğü anne babasını okulda sınıf ortamında da görmek öğrenciye tuhaf geliyor.Veliler bizlere çok hak veriyor.Bu uygulamayı başlattığımdan beri veliler her istediğimi yapıyorlar,hiçbir şeyi aksatmıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Branşım matematik ve branş arkadaşlarıma yönelik br tavsiye:Defter kitap açık sınav yapıyorum ve sorularım işlem yaptırmaktan çok yorum yaptırmaya dayalı oluyor ve inanın öğrenciler defter ve kitaplarını önlerinde açık görünce psikolojik olarak rahatlıyorlar.5sınav yapıyorum ve bunlardan 3 ü grupça oluyor.Gruplara not veriyorum ve bu sınavlar bir ders yazılı diğer ders mülakat şeklinde geçiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de derste öğrenciler bir işle uğraşırken yada bireysel sınav olurlarken klasik müzik dinletiyorum.özellikle bunu şiddetle tavsiye ederim.&lt;br /&gt;KAYNAK :http://forum.memurlar.net/ Eğitim /&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başlık :Eğitimde Güzel Uygulamalar&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7721635366411438812-5382339788028563119?l=matematigisevdirenadam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/feeds/5382339788028563119/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2009/08/egitimimizde-guzel-uygulamalar-2.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/5382339788028563119'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/5382339788028563119'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2009/08/egitimimizde-guzel-uygulamalar-2.html' title='Eğitimimizde Güzel Uygulamalar - 2'/><author><name>Ahmet Tarık</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_-7JaZOydLRI/SzivZ_g98aI/AAAAAAAAARc/7XwncugJ2-g/s1600-R/Darien-74.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7721635366411438812.post-8730088189642396955</id><published>2009-08-28T16:12:00.000-07:00</published><updated>2009-08-28T16:12:18.668-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Diger Konular'/><title type='text'>Eğitimimizde Güzel Uygulamalar</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://www.egitimsinifi.net/haberler/resim/108.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="354" src="http://www.egitimsinifi.net/haberler/resim/108.jpg" width="420" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Sevgili Dostlar,  yeni bir şeyler öğrenebilirmiyim diye ''Memurlar Net''in öğretmenlerle ilgili Forum sitesini ziyaret ettim. Burada öğretmenlerimizin beklediğimden daha güzel çalışmalara imza attığına şahit oldum. Yeri geldiğinde ''Eğitim Sistemine '' en ağır eleştirileri yapan bir eğitimci olarak yapılan güzel uygulamaları okuyunca çok mutlu oldum.İstedim ki bu güzellikleri sitemiz okuyucuları da okusun. Çünkü günahıyla , sevabıyla biz bir aileyiz.Yeri geldiğinde yanlışları çok ağır bir şekilde eleştiririz , yeri geldiğinde de yapılan güzel şeyleri takdir eder , bu güzellikleri bize sunan kardeşlerimize minnet duygularımızı belirtiriz. Çünkü bizim gayemiz bağcıyı dövmek değil üzüm yemektir.&lt;br /&gt;Bize bu güzellikleri sunan, paylaşan, ulaştıran, vasıta olan tüm değerli eğitimci kardeşlerimize sonsuz şükranlarımı sunuyorum. &lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;******************************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;..duman_pluton&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beden eğitimi öğretmenimiz çok üretken bir arkadaşımız.Kum havuzu yapmak istediğini söyledi. Hiç masraf ettirmeden büyükçe bir kum havuzu yaptı.Bazen öğrencileri seyrediyorum.Utanmasam ben de gidip atlayacağım.&lt;span class="fullpost"&gt;  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;******************************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rakursi-- oof off..İnsana iç çektirdiniz ya hocalarım.Biz de sene başından beri müdürümüzle didiştik durduk.. tefitşler mahkemeler, soruşturmalar, kavgalar....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlattığınız okul ortamları bana ütopya gibi geliyor :((&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;******************************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;jansett-- Eğitim öğretim hizmetleri nin en güzel konu başlığı bence.Mesleğimin 4. yılındayım.  Deneyimli meslektaşlarımın verimli uygulamaları bana da ışık olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğrenci profili açısından, olanakları çok kısıtlı bir çevrede ve okuldayım. Dersimin özelliği gereği bulunduğum kentte ve çevresinde öğrencilerimi götüreceğim ve onları gezdireceğim o kadar çok yer var ki. Ancak yol parası verenlerin katıldığı diğerlerinin arkalarından baktığı bu uygulama benim hep içimi sızlatmıştır. Görsel materyallerimiz de yeterli değil. Ben de bu koşullar da elimden geldiği kadar öğrencilerimin seveceği etkinlikler yapmaya çalışıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8. Sınıf TC.İnkılap tarihi ve Atatürkçülük derslerinde; her dersimizin konumuzla ilgili bir kahramanı oluyor. Daha önceden gönüllü görev alan öğrencilerim bir kişiliği canlandırıyor. Konuyla ilgili biyografi anekdot vb. dökümanları çoğu zaman ben veriyorum. Öğrencilerim sunuyor. Geçen dönemde canlandırılan Kazım Karabekir ve Kara Fatma portrelerini hatırladığımda şimdi bile tüylerim diken diken oluyor. Öğrencilerim yaşları ve düzeylerinin çok üstünde performans sergilediler. Başlangıçta sessiz kalan öğrencilerim şu anda sırada ,her biri bir Fevzi Çakmak bir Rauf Orbay... olmak için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7. ve 6. sınıf sos. bil derslerinde konuyla ilgili farklı meslek sahiplerini sınıfa getirmeye çalışıyorum.Salgın hastalıklar konusunu sınıfa forması ve steteskopu ile gelen bir dr. arkadaşım anlattı. Gerçi aşı vaaaaar diye kaçışan öğrencilerimi toplamak biraz zor oldu ama verimli bir uygulama oldu. Ülkemizin jeopolitiği konusunu da babam anlattı. Üniformalı bir konuk olarak oldukça ilgisini çekti çocuklarımın. Özellikle benim de sıraya oturup parmak kaldırarak söz almaya çalışmam, babamın ise ısrarla beni görmezden gelip onlara söz vermesi çok hoşlarına gitmişti. Yine benzer uygulamalar yapacağım, öğrencilerimin ufkunun açıldığını gelen konuklara sordukları zekice sorulardan anlayabiliyorum. Ders programım düzgün hazırlandığı sürece farklı uygulamalar yapabileceğim. Her sınıfın tüm şubelerine aynı günlerde dersimin olması bana kolaylık sağladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genelde rekabete dayalı uygulamaları ben de sevmiyorum. Duyguların paylaşımı,ortak duygular geliştirmek önemli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;******************************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bamgregor --Eğitimde güzel uygulamaları keyifle okuyorum.Bu konu beni herşeyden çok heyacanlandırıyor. Onlara biraz da ben örneklerle katılmaya çalısayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- 5. Sınıfta eylül ayında çocuklarla tatile gidip gitmeyecegımızı tartıstık gitmeye karar verdikten sonra bir banka hesabı actık.Tatile gitmeye karar veren öğrenciler bu parayı asla ailelerinden istemeyecekti.Ne kadar para toplayacaklarına kendileri karar verdiler.Her ay sorumlu ve sorumlu yardımcılarını.kendileri seçtiler.Bunu öyle bir heyacan ve bırliktelikle yaptılar ki inanamazsınız.Yıl sonuna kadar nereye gideceklerini, nasıl gideceklerini kendileri karar verdiler, 5 yerden birisini tercih ettiler.Bu sayede o bölgenın tarihi yerlerini, coğrafyasını, birlikte bir hedef koyup ona ulaşmak için bir yol belirlemeyi, sorumluluk almayı, onu paylaşmayı, birseyler yapmak için emek sarf etmeyi öğrendiler.Yıl sonunda o kadar çok paramız olmuştu ki zenginler gibi tatil yapacak durumuna geldik.Amacımız bu olmasa da... Çocukların kendi paralarını hiç bu kadar hevesle biriktirdiklerini hıç bır aile görmemişti.Pazarda su satanına, dügün salonunda kola satanına kadar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2-Sınıfta yaptıgımız bir diğer uygulama bölgemize gelen yazar,çizer insanlarla röpertaj yapıp onları okul gazetesınde yayınlatmak oldu.Yazar-öğrenci (okuyucu) ilişkileri gelişti.bir çok çocuk şiire yöneldi.Öykü ve tiyatro oyunu yazanlar bile var.Yazarlarla mektuplaşanlar da özellikle kendi sorularıyla yaptıkları yazıların gazetelerde yayınlanması hepsini çok mutlu ediyordu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3-Bir diğer uygulama olarakta yasşdığımız bölge ne olursa olsun, çocukların derya icinde yaşayıp deryadan bihaber olmamaları için 15 günde bir öğrencilere ilgilerini çekecek ödevler verip daha cok yaşadığımız yerlerle ilgili oyunlar,eski türküler,buraya ait masallar,dualar,eski evler, sokak adları nedenleri,apartman adları,yöresel yemeklerimiz gibi konular verdik en guzellerini seçip okul gazetesınde yayınladık.Aslında hepsi çok güzeldi.Çocuklar araştırmayı,bulmayı, sonuca gitmeyi öğrendıler ve bu işi o kadar cok sevdiler ki daha sık ödevler istiyorlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdilik hoşçakalın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;******************************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bamgregor Sayın Yunusxyz,güzel ifadeleriniz için teşekkür ederim.Ben de bu formda yazan her arkadaştan birşeyler öğrendim, öğreniyorum.Ufkumuzu açan uygulamalar var,özellikle çocukların yaratıcılıklarını, kişiliklerini, araştırma ruhlarını geliştiren uygulamalara önem verilmesi gerektiğini düsünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğretmen arkadaşlar her şeye rağmen biz, bir tapu kadastro memuruna ya da maliye memuruna 1 tanesını bile verilmeyen 30 çocuk bize bırakılıyor.Biz öğretmenlerin çocukların dünyasına müdahil olmak yerine bazen sordukları soruları cevapsız bırakarak kendi cevaplarını kendilerının bulacağı ortamları hazırlamak yeterli olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suyu akmayabılır,toprağı yorulmus olabılır,ekım dıkım aracları eksık olabılır ama yıne de sınıflar bizim bahcemizdir.Gölgede bile güller yetişebilir.Bu mesleğin sonuna geldiğimizde aldığımız ev yada arabaların bir önemi olmayacak hatta kimse bundan bahsetmeyecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu forma yazan, bunu bulunduğu ortamdada uygulayan arkadaşlar kendi öykülerini kendileri yazmış olacaklardır.Diğer işlerle ömür tüketen kişiler başkalarının öykülerini sahipleneceklerdir.Çünkü herkes güzel öyküler dinlemek ister. güzel olmak güzele ulaşmak çabasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;******************************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;adalar-- SEN BİZİM İÇİN ÖNEMLİSİN KURDELESİ..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu tavuksuyuna çorba kitabında okumuştum ve uyguluyorum..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her günün son dersinde kurdeleyi göğsünde taşıyan öğrenci sen bizim için önemlisin çünkü:......... cümlesini tamamlayarak kendi belirlediği arkadaşına kurdeleyi takıyor..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabii ki sınıfta kurdeleyi takmayan öğrenci kalmamasına dikkat ediyorsunuz..Gerekirse bu konuda öğrencileri yönlendiriyorsunuz..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğrenci davranışları üzerinde olumlu etkileri olan bir uygulama, .tavsiye ediyorum..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;******************************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aypel-- Ben atanamadığım için farklı branşlara girmiştim.Şu an atandım ama branşımla alakası olmasa bile sizinle yaptıklarımı paylaşmak az da olsa katkıda bulunmak istiyorum .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkçe derslerine girdiğimde öğrencilere kendi seslerinden ,fon müziklerini de kendileri ayarlamak üzere şiir kasetleri doldurdular.Bu çalışmaları sınıfta dinledik.Müdürüm bu çalışmayı duyunca okul genelinde şiir yarışması düzenledi.1.ye,2.ye ve 3.ye ödüller verdik çok güzel bir çalışma oldu,teneffüslerde çoçukların ellerinde şiir kitapları vardı ilgili olsun veya olmasın herkes şiir okuyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sınıf öğretmenliği yaparken ise dramadan çok faydalandım.mesela fen bil.dersinde rüzgar çeşitlerini işlerken her biri kendi istediği bir rüzgar oluyor adını vermeden kendini tanıtıyor; sınıfa ''Bilin bakalım ben kimim?'' diyor öğrenciler bulmaya çalışıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine ilk ders bir öğrenci haberleri,bir öğrenci hava durumunu ,bir öğrencide spor haberlerini sunuyordu.Spor haberleri biraz olaylı geçince uygulamadan kaldırdım.Tabi bu öğrencileri bir gün önceden görevlendiriyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine sınıf öğretmenliğinde güzel konuşma ve dramadan çok faydalandım.Çocuklara anlatmaktan, şöyle konuşun şöyle yapın demekten çok ,kurallara uygun şekilde drama yaptırmak çok daha etkili oluyor.Telefonla konuşturuyorum araya hatlar karışıyor falan .kendini tanıtıyor , iş başvurusu yapıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;******************************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;senirkentli-- Arkadaşlar bende, öğrencilere derste olumlu davranışlarına ve doğru cevaplarına + (artı) veriyorum. Evet bu yeni bir şey değil ama amacına ulaşmasını istiyorsanız şu ayrıntılara dikkat etmek lazım,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Öğrecilerin yanlış cevaplarına -(eksi) vermiyorum . Öğrenciler eksiyi sadece ödev yapılmadığı zaman kitap defter vb. getirilmediği zaman alıyorlar. Böylece öğrenciler cevap vermekten korkmuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- Ödevlerini yapanlara artı vermiyorum çünkü ödev yapmak zaten görevleri. Böylece artı daha değerli hale geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3- Ayrıca söz istemeden doğru cevap veren öğrenciye "doğru teşekkürler ama söz hakkı almadan konuştuğun için sana + veremeyeceğim böylece bir artı kaybetmiş oldun." diyorum. Böylece en gürültülü sınıflar bile belli bir süre sonra sesizce parmak kaldırmasını öğreniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4- Kesinlikle bu artıları dönem sonunda en az bir sözlü notu verirken tek kriter olarak kullanıyorum.(Öğrencilerle beraber sınıfta en yüksek + sayısı kimin ise ona 100 veriyoruz daha sonra ona yakın + saysısı olan kim var sınıfın durumuna göre 98, 95, 90...., ''Daha sonra kim , daha sonra kimin? '' şeklinde her öğrencinin bir sözlüsünü öğrencilerle beraber değerlendiriyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;******************************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tutunamayangillerde---Merhabalar,bu başlığı her gördüğümde içinde yazılanları okumak istiyordum ama 30 sayfayı görünce, daha ayrıntılı incelemek için bu isteğimi hep erteledim ama sonunda 30 sayfayı da okudum.Göreve başlayalı bugün tam 3 ay oldu, vekil öğretmenlik yapıyorum, "Daha iyi nasıl olabilir?" sorusunu hep soruyorum kendime, burada yazılanlardan da çok faydalanacağımı düşünüyorum, çok teşekkürler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben de "canlandırma/dramatizasyon"a çok yer veriyorum derslerde, ilk başlarda öğrencilerim ne yapacaklarını pek bilemiyorlardı ama şimdi sadece bazı eylem noktalarını belirliyorum,oyunu onlar yazıp yönetip oynuyorlar. üstelik hazırlanmaları için sadece 2 dk süre vermeme rağmen, harikalar yaratıyorlar.ses tonlarına,jest ve mimiklere, seyirciye arkalarını dönmemeye bile dikkat ediyorlar.(3.sınıf öğrencileri)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;******************************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ceno- Öneri olarak kabul etmeyebilirsiniz ama ben bazen ilginç bir uygulama daha yapıyorum.Bu liselerde daha iyi sonuç veriyor......&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sınıflarda mutlaka bir yada iki tane derse ilgisiz,yaramazlık yapan,defter kitap getimeyen öğrenci olur..O öğrenciye yarın bu konuyu derste sen anlatacak ve dersi sen işleyeceksin, öğretmen sen olacaksın.Ben de senin sıranda oturup öğrencin olacağım, hazırlıklı gel diyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başta hiç ciddiye almıyor tabi...Ertesi gün geliyor ve ben de onun sırasına oturuyor ''Sınıf senin.'' diyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğrenci kürsüden kendini görüyor.. Ben de sırada aynen onun gibi davranıyorum.Bu yöntem çoğu öğrencimde işe yaradı arkadaşlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;******************************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ceno--Bir gün ders çok monoton gidiyordu...Ben de keyif olmayınca öğrenciye de yansıyordu...Dersi bırakın dedim, defterler ve kitaplar kaldırıldı..Birer beyaz kağıt dağıttım....Herkes kalemi eline alsın ve rast gele elini kaldırmadan çizip karalasın dedim... Sonra ''Çizgilerin arasında kalan boşlukları hangi boşluğu isterseniz karalayarak doldurun.'' dedim...O kadar ilginç çizimler çıktı ki içlerinden...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimi bir uçak,kimi köpek,kimi daha farklı şekiller çıkardı.Kimi daha farklı desenler... Ortaya çıkan eserlerin yanında ünlü ressamalar haltetmiş diyeceğim.Belki de bana o kadar abartma diyeceksiniz..Fakat cidden çok hoş çizimler oldu..Şimdi de arasıra yapıyoruz.Bu çalışmayla resme yetenekli olanalar ortaya çıktı... Ve resimden keyif almaya başaldılar.&lt;br /&gt;******************************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çekirge-- Bu güzel formu okuyunca acaba ben ne yaptım neya pabilirim diye insanı düşündürüyor.Sorumluluklarınızı-eğitimci olmak yani sanatçı olmanın hazzını-hissediyorsunuz.&lt;br /&gt;Alışıla gelmiş tekdüze eğitimden sizi de bıktıran eğitimden nasıl kurtulabilirim,motivasyonu dinamizmi en azından kıpırdanmaları yaşıyorsunuz.Bu heyecanı yaşatanlara-eğitimin öğrenmenin bitmeyen bir macera olduğunu-hisettiren arkadaşları saygıyla selamlıyorum.&lt;br /&gt;******************************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;toros01--Çok güzel bir konuya değinmişsiniz.Fakat bizim okulda birlik beraberliğin olması çok zor, hatta imkansız.Sınıf öğretmenleri arasında ''Ben en iyi öğretmenim.''psikolojisi var.Herkes birbirine düşman.Kimse kimsenin başarısını çekemiyor.Birisine bir şey sorsan 'hiç bir şey bilmeyen öpretmen' olarak görülürsün.Bıranş öğretmenleri de çok ukala.Sanki onlar sınıfçılardan daha zeki zannediyorlar kendilerini.KPSS SINAVINDA HER ŞEY ÇIKIYOR ORTAYA ....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;******************************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kadirsongut19- Sayın hsoydan 08 adlı değerli eğitimci kardeşime,&lt;br /&gt;Bu başlığını tamamını hem de üşenmeden okudum.Okulumuz yaklaşık 580 öğrencisi ve 30'a yakın personeli olan büyük bir ilköğretim okulu.Ben de bu okulda idareci olarak çalışıyorum. Bu sayfada bulunan tüm aydın ve özgün fikirleri Okul Gelişim Yönetim Ekibi ve Toplam Kalite Kurulunda ele alarak uygulamaya geçirme konusunda Kurul kararı aldı.Çoğu okullarda yapılan ama dikkat çekmeyen veya da önemsiz gibi gözüken ama gerçekten uygulandığında çok sürpriz sonuçları olacağına inanığımız özgün fikirlere rastladık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başlığı açan, başlık içerisinde bulunan fikirlerle ilgili değerlendirmede bulunan arkadaşlar şunu ifade etmek istiyorlar ki biz öğretmenler mesleğimizi seviyoruz ve paylaşmak bizim mesleki hastalığımız..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılar sunuyorum..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;******************************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;öğretmen 10-- ÇOCUKLARIMIZ NEDEN BAŞARISIZ OLUYOR ?..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün ormandaki hayvanlar bir araya gelip okul açmaya karar verirler. Bir tavşan, bir kuş, bir sincap, bir balık ve yılan balığı yönetim kurulunu oluşturdu. Tavşan, müfredatta koşmanın bulunmasını istemektedir. Kuş, uçmanın dahil olmasını, balık yüzmenin dahil olmasını ve sincap, ağaca tırmanmanın mutlaka zorunlu dersler arasında olması gerektiğini söylemektedir. Bütün bunları bir araya getirip, bir müfredat programı yaptılar ve bütün hayvanların bu dersleri görmesini istediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tavşan koşu dersinden A alıyor olmasına rağmen, ağaca tırmanmak onun için çok ciddi bir sorundu. Sürekli kafa üstü düşüyordu. Bir süre sonra beyni hasar gördü ve eskisi gibi koşamadı. Artık koşuda A almak yerine, C alıyordu. Ve tabii, ağaç tırmanmada ise her zaman zayıf alıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuş, uçmada çok başarılıydı, ama sıra toprak kazmaya geldiği zaman, o kadar başarılı değildi. Sürekli gagasını ve kanatlarını kırıyordu. Bir süre sonra toprak kazma notu hala F olmasına rağmen, uçma notu C'ye düşmüştü. O da ağaca tırmanmada çok zorlanıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuçta sınıf birincisi olan hayvan her şeyi yarım yapabilen, geri zekalı yılan balığı oldu. Ancak eğitimciler çok mutluydu, çünkü herkes bütün dersleri görüyordu. Ve buna "geniş tabanlı eğitim sistemi" dediler. &lt;br /&gt;KAYNAK :http://forum.memurlar.net/ Eğitim / Başlık :Eğitimde Güzel Uygulamalar&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7721635366411438812-8730088189642396955?l=matematigisevdirenadam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/feeds/8730088189642396955/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2009/08/egitimimizde-guzel-uygulamalar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/8730088189642396955'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/8730088189642396955'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2009/08/egitimimizde-guzel-uygulamalar.html' title='Eğitimimizde Güzel Uygulamalar'/><author><name>Ahmet Tarık</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_-7JaZOydLRI/SzivZ_g98aI/AAAAAAAAARc/7XwncugJ2-g/s1600-R/Darien-74.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7721635366411438812.post-601288578780152868</id><published>2009-08-27T15:39:00.000-07:00</published><updated>2009-08-27T15:39:56.602-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çocuk Egitimi'/><title type='text'>Sınav Kaygısı</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://imgarsiv.sabah.com.tr/2007/06/06/gny/im/A110683398A06F499572EACCr.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="203" src="http://imgarsiv.sabah.com.tr/2007/06/06/gny/im/A110683398A06F499572EACCr.jpg" width="420" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Sınav öğrencinin eğitim-öğretim hayatında oldukça önemli bir yeri olan kavramdır. Sınavlarda alınan notlar öğrencinin hem okul hayatını etkileyecek, hem de bir üst programa yerleştirilirken belirleyici olabilecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğrenim hayatında çok önemli bir yeri olduğunu bildiğimiz sınavlardan gerekli ve beklenilen puanların alınamamasının birtakım nedenleri vardır. Bu gün bu nedenlerden biri ve ön önemlisi olan “Sınav kaygısı, sınav korkusu ve stresi” üzerinde duracağız. Öncelikle sınav kaygısı nedir? Bunu açıklamaya çalışalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sınavlardan önce duyulan, hissedilen heyecan ile sınav kaygısını birbirinden ayırmak gerekir. Sınavdan önce hissedilen sınav heyecanı çok normal olan, hatta bir miktarda olması gereken bir fizyo psikolojik durumdur. Bilinmeyen bir durum söz konusudur. Soruların niteliği bilinmemektedir. Bu durumda heyecan duymak son derece normaldir.  Hatta burada hissedilen heyecan durumu öğrenciyi ayakta tutan, canlı tutan olumlu etki yapabilen bir durumdur. Tamamen kayıtsız olmak, umursamamak kişiyi aynı zamanda sorumluluktan uzaklaştırıp pasif bir hale getirebilir. Burada üzerinde durmak istediğimiz durum ifade ettiğimiz “ sınav heyecanı ile sınav kaygısının “ birbirinden farklı olduğu bilinmelidir.  Sınav kaygısı heyecanın oldukça büyük çaplı yaşanması,  dikkat ve konsantrasyonu olumsuz yönde etkileyen, performansı düşüren, sınav motivasyonunu olumsuz yönde etkileyen düşünceler silsilesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sınava başlamadan kısa bir süre önce hissedilen duygu hali genellikle heyecandır. Beyin bir süre sonra karşılaşacağı soruları yanıtlayabilmek ve gerekli olan yüksek beyin fonksiyonlarını yerine getirebilmek için hazırlık aşamasındadır. Önemli olan bu doğal sürecin kaygıya ve paniğe dönüştürülmemesi; algılama, anlama, yorumlama, hatırlama gibi bilişsel etkinliklerin olumsuz yönde etkilenmemesidir.&lt;span class="fullpost"&gt;  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğrenciler kimi zaman bu doğal süreçten "eyvah kaygılanıyorum, bildiklerimi unutacağım, şimdi heyecandan elim ayağıma dolaşacak" gibi düşüncelerle olumsuz yönde etkilenebilmektedirler. Hatta kaygılanmamak için yeni kaygılar üretebilmektedirler. Bu koşullar altında birey etkili ve verimli düşünemediği gibi algılama, anlama ve hatırlama becerilerini de istediği düzeyde kullanamamaktadır. Artık kaygı girdabına giren (bilişsel kargaşa yaşayan) birey ne yapacağını şaşırmış ve paniklemeye başlamıştır. Panikle birlikte ellerde titreme, kalp atışlarının hızlanması, mide ağrısı, gerginlik vb. fiziksel birtakım belirtiler de ortaya çıkabilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sınava girmeden birkaç saat önce ya da sınav başlamadan kısa bir süre önce heyecanlanmaya başladığınızı fark ettiğinizde, bunu diğer tüm öğrenciler gibi sizin de yaşadığınızı, bunun doğal olduğunu ve hatta sınavda başarılı olabilmek için bu heyecanın gerekli olduğunu kendinize söyleyin Bilgisayar nasıl ki belli bir süreci izleyerek açılıyorsa ve bu süreçte bilgisayara herhangi bir müdahale edilmiyorsa, beyninizin de sınav öncesinde benzer sürece ihtiyacı vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sınav kaygısını oluşturan hallerin bilinmesi ve bunlara karşı alınması gereken tedbirlerin neler olduğu konusu üzerinde duralım. Sınav kaygısı oluşturan durumlar kısaca şöyle ifade edilebilirler:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kişilik özellikleri (kendine güvensizlik, içine kapanıklık, aşırı heyecanlılık, telaş vb.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ailenin tutumu&lt;br /&gt;Yüksek beklentiler&lt;br /&gt;Başkası ile kıyaslanmak&lt;br /&gt;Sonucun kendinden önemli olduğu hissini vermek&lt;br /&gt;Eğitimcilerin tutumu&lt;br /&gt;Öğrencilerin öğretmenden korkması&lt;br /&gt;Öğrencilerin dersten korkması&lt;br /&gt;Öğrencilerin öğretmene güvenememesi&lt;br /&gt;Yetersiz çalışma/çalışmama&lt;br /&gt;Olumsuz önyargılar&lt;br /&gt;Kötü not alınca yaşanacakların sınav öncesi senaryolaştırılması&lt;br /&gt;Fiziksel yorgunluk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kişilik özellikleri sınav kaygısının oluşmasında etkili olmaktadır. İnsan kişiliğinin nelerden ve nasıl şekillendiğini burada anlatacak değiliz. Ancak nasıl ve niçin oluşursa oluşsun “tez canlılık, acelecilik, panik, kendine güvensizlik, içine kapanıklık vb.” gibi özellikleri taşıyorsanız sınav kaygısı yaşamanız muhtemeldir. Yukarıda saydığım özelliklerden mesela kendine güven sorun olan bir kişinin bu güven sorunu onu sınavlarda da yalnız bırakmayacaktır. İster yeterli ister eksik çalışmış olsun kendine güven duygusu yetersiz olduğu için “ben yapamam, ben bu sınavda iyi not alamam” şeklinde düşüncelere kapılacaktır. Çünkü kendine güvenmemektedir. Eğer telaşlı ve hemen sonuç isteyen bir kişilik özelliği varsa; bu öğrenci sınavdan önce zangır zangır titreyecek sırasında oturamayacaktır.  Bu özelliklere bir de heyecan ve tez canlılık eklenirse “öğretmen ne soracak acaba? Sorular nerelerden gelecek acaba? Ben ne kadarını yapabileceğim ? gibi sorularla heyecan durumunu yükseltecek ve sınav kaygısı ve stresi haline getirebilecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sınav kaygısının oluşmasında önemli etkenlerden biri de ailenin tutum ve davranışlarıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ailenin sürekli yüksek beklenti içinde olması çocuk üzerinde stres ve endişe yaratacaktır. Ona söylenen sınavla ilgili beklentiler çok yüksek ise çocuğun ulaşamayacağı hedefler sürekli beklenti olarak ifade ediliyorsa bu durum çocuk tarafından “Bu hedeflere ya ulaşamazsam?” sorusunun sorulmasına neden olacaktır. Öğrencinin bir hafta sonra matematik yazılısı varsa bunu anne ve baba “Benim kızım matematik yazılısından 100 alır. Benim kızımsa alır. Bir puan aşağısını bile istemiyorum senden. Bizi mahcup etme.” Şeklinde sürekli ifade ediyorsa bu durum ister istemez çocuk üzerinde yoğun bir baskı oluşturacaktır. Sınavdan önce çocuk ya 100 alamazsam annem babam ne der, onlara layık olmalıyım şeklindeki baskıcı düşüncelere girerek sınav bir ölüm kalım mücadelesine döner. Kaygı ve stres çok yoğun olarak kendini gösterir.  Bu olaya yakın bir örnek yapmak istersek;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu uygulamayı  bir arkadaşınızla birlikte yapabilirsiniz. Bir arkadaşınıza "seninle üçer üçer geriye sayma oyunu oynayalım, 1 dakikalık süre içinde bakalım hangi sayıya kadar gelebileceksin? Kaç hata yapacaksın?" açıklamasını yapın. Daha sonra saatiniz ayarlayın ve "345’ten üçer üçer geriye doğru saymaya başla" deyin. Arkadaşınız saymaya başladıktan sonra ona şunları söyleyin:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha hızlı saymalısın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hata yapmamalısın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok yavaş gidiyorsun, oysa ben senin daha hızlı olabileceğini düşünüyordum. Bende hayal kırıklığı yarattın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugüne kadar kiminle bu oyunu oynadıysam hepsi senden çok iyiydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Süre kısalıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vah vah bu kadar mı sayabiliyorsun vb.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıdaki sözleri daha artırabilir ve çeşitlendirebilirsiniz. Bu sözler arkadaşınızın büyük bir olasılıkla dikkatini dağıtacak, şaşırmasına neden olacak, onu öfkelendirecek, hata yapmasına yol açacak ve belki de oyunu oynamaktan vazgeçmesine neden olacaktır. Çünkü siz bu oyunda kaygının sesi oldunuz, arkadaşınızın dikkatini dağıttınız, beynini rahatsız ettiniz. Gördüğünüz gibi insanlar, çok iyi bildikleri bir konuda bile, kaygının sesine kulak vererek hata yapmaya, gerilmeye ve hatta kendilerini kötü hissetmelerine bile neden olabiliyorlar.  Burada olduğu gibi anne ve babanın “senden 100 bekliyoruz” sözünün öğrencinin kafasında tekrar tekrar yinelendiğini düşünebiliyor musunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuğumuzun başka öğrencilerle kıyaslanması da öğrencinin sınavlarda başarısını engelleyecek unsurlardandır. Kendisinin değil de  arkadaşının ailesi tarafından sevildiğine, sürekli onun adı geçtiğinde iftiharla anıldığında, kendisine ise eh! İşte denildiğinde çocuk içine kapanacak, gerçek performansını açığa çıkaramayacaktır. “Yine arkadaşımdan düşük alırsam olacakları biliyorum” diye düşünecek, telaş yapacak, karıştırabilecek veya konuları unutabilecektir. Her anne baba kendi çocuğunu olduğu gibi kabul etmelidir . Kıyaslamakla bir sonuç alınamaz. Çocuğumuz hırslandırılamaz, teşvik edilemez, aksine içine kapanır, aşağılık kompleksleri geliştirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aile tutumu içerisinde en çok rastlananlardan bir tanesi de; sınav sonucunun çocuktan daha önemli olması. Aileye göre çocuğun sosyal, zeka, sağlık gibi durumu ne olursa olsun onun tüm ihtiyaçları karşılandığına göre zayıf alması için bir neden yoktur. Zayıf not alamaz, almamalıdır. İyi not aldığında ilgi ve sevgi verilir. Her şeyi ile ilgilenilir, notlar iyi gelmezse, sevgi biter, bakışlar sertleşir ve diyalog kesilir. Bu durumda çocuğun çıkaracağı mesaj şudur: “Önemli olan ben değilim, benim aldığım notlar. İyi not varsa ben varım, notlar iyi değilse benim bir değerim yok.” Böyle bir psikoloji ile sınav giren öğrenciden ne keder başarı beklersiniz? Bunun takdirini sizlere bırakıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sınav kaygısının oluşmasında önemli faktörlerden biri de eğitimcilerin tutumlarıdır. Eğer öğrenci öğretmeninden korkuyorsa, ondan çekiniyor, bildiğini bile söyleyemiyorsa bu öğrenci sınavda da aynı sıkıntıları yaşayacaktır. Bildiği soruları yapamayacaktır. Bu öğretmenin derslerinde sınav kaygısını yoğun olarak yaşayacaktır. Birde eğitimci yanlış cevapları alayla teşhir ediyorsa bu durumda öğrenci endişelenecek yanlış yapacak veya yapamayacaktır.  Öğrenci bununla birlikte dersten de korkuyorsa o zaman işler tamamen ters gidecektir. “Bu öğretmen zor sorar, kesin yapamayız” şeklinde bir ön yargının oluşması da o sınav öncesi  sınav stresinin yaşanmasına neden olacaktır. Tabi burada öğretmen-öğrenci arasında güven sorunu varsa bu durumda olumsuz etki yapar. “Öğretmen mutlaka kazık soru sorar, amacı bizi perişan etmek değil mi? İşte ona fırsat. Mutlaka kıyıda köşede kalmış soruları bulacaktır. Bu durumda bizim de alacağımız not ortada” gibi çıkarımlar da başarının düşmesine, sınav kaygısının yaşanmasına neden olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sınav kaygısının oluşmasına ve yaşanmasına neden olabilecek bir diğer faktör de yetersiz çalışma veya çalışmamadır. Sınavlarda soruların yapılabilmesi için belirli bir hazırlığın yapılması gerekmektedir.  Bu hazırlığın nasıl yapılması gerektiği verimli ders çalışma yolları konusunda anlatılmıştır. Sadece sınav gecesi çalışma, günlük çalışmama, belirli yerlerden atlayarak çalışma veya çalışmama gibi durumlarda sınav öncesi kişinin çalışmadığını bildiği için stres yaşaması olağandır. Gerekli hazırlığı yapmadığını bilen öğrenci, bununla birlikte sınavda başarısız olacağını tahmin etmektedir. Bu durum bir pişmanlıkla beraber kaygıyı da getirecektir. Hiçbir faydası olmayan, hatta tamamen öğrenciyi başarısızlığı itecek olan bu durum çalışmamanın verdiği bir psikolojinin ürünüdür. Sınav kağıtları dağıtılıp, sorularla karşılaşan öğrencinin yapacağı şeyler artık şansa ve tesadüfe kalmıştır. Geleceğin şansa ve tesadüfe bırakılamayacağı bir gerçektir. Bununla ilgili sizlere yani çalışma problemi olan öğrencilere bir olay anlatmak istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakir bir aile oğlunu okutmak ister. Fakat eskiden öyle her köyde hatta her ilçede okul olmadığı için çocuğu başarısı duyulmuş  bir okula gönderir. Şehirler arası yolculuk araba olmadığından atla, deveyle veya yaya olarak yapılmaktadır. Ailesinin refakatiyle okula kayıt olur. Sonra ailesi köye döner. Evinden ve ailesinden ilk defa ayrıldığından ilk günler biraz sıkılır. Derken dersler başlar. Başlar ama konuları bir türlü anlayamaz. Aradan bir hayli zaman geçmesine rağmen öğrencimiz hâlâ ilk derstedir. Diğer öğrenciler birer birer konuları  geçerler. Bu durumu öğrenciler arasında dalga geçilmeye neden olur. Ona öğrencilerin “tembel talebe” yakıştırması çok zoruna gider. Bir süre sonra üst üste gelen sıkıntılar onu kötü şeyler düşünmeye iter. Biraz aile özlemi biraz da öğrencilerin alay etmelerinden dolayı kaçmaya karar verir. Bir gün gece okuldan kaçar. Eline sopasını ve azığını alır, yola düşer. Yaya olarak köye geri dönecektir. Yolculuk başlar. Aslında büyük cesarettir o yolları tek başına aşmak. Yabani hayvanlar, yol kesenler her türlü tehlike var. Ama o kadar canına tak etmiş olmalı ki, her şeyi göze alır. Yolculuğuna devam ederken iki dağ arasında bir vadiden geçiyor. Hava ısınmış, yürümekten hem yorulmuş hem de susamıştır. Şöyle başını kaldırır, dağın bir yamacında mağara, mağaradan sızan suyu görür. “Çıkayım” der. “Biraz gölgeleneyim, hem de su ihtiyacımı gidereyim.” Mağaraya çıkar. İçine girdiğinde gördüğü manzara çok ilginçtir. Mağaranın tavanından aşağıya yavaş yavaş su damladığını görür. Damlalar mağaranın tam ortasındaki bir taşın üzerine düşmektedir. Su damlaları altında sabırla bekleyen taşın tepesinde bir su yalağı oluşmuştur. Eğilir suyunu içer, elini, yüzünü yıkar. Sonra oturur bir kenara derin derin düşünmeye başlar;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Köye gidiyorum ama beni köylüler ve ailem kim bilir nasıl karşılayacak? Gitti de okuyamadı geri geldi, biraz dişini sıkamadı diyecekler” der. Geri dönmeye kalksa okuldaki arkadaşlarının alay etmelerine katlanması gerekecek. İki olumsuz durum çatışması yaşar. “Bu zor durumun içinden nasıl kurtulurum” diye düşünürken gözü üzerine su damlayan taşa takılır. Taşa bakarken aklına şu gelir;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“-Taş içine su alamaz, cansız bir varlıktır. Üzerine tıp tıp damlayan su nasıl olmuş da su yalağı oluşturmuş?” derken aklında şimşekler çakar. Der ki;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“-Taş yerini değiştirmedi, sürekli aynı yerde kaldı. Akan su damla damla olsa bile sürekli olduğundan taşın tepesinde bir oyuk meydana getirdi. Bu taş olmasına rağmen sabretti, yerini korudu, içine su aldı. Benim kafam taştan daha mı kalın ki verilen bilgileri almasın?” der ve dönmeye karar verir. “Öğreneceğim” der. “Ne olursa olsun sabredecek, okulumu en iyi dereceyle bitireceğim” der. Okula gelir. O azim ve kararlılıkla iki yıl içinde okulun en başarılı öğrencisi olur. Daha sonra kendisini hukuk alanında yetiştirir. Bu alanda kitaplar yazar ve tarihe büyük bir hukukçu olarak geçer. Ama hiçbir hukukçu onu gerçek adıyla tanımaz. Çünkü o tarihe “Taşın oğlu” anlamında “İbn-i  Hacer”  olarak geçmiştir. (Hicri 773-852 )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olumsuz önyargılar da sınav kaygısı oluşturan nedenler arasındadır. Bu önyargılar okula, derse, öğretmen karşı olabilir.  Hepimiz duymuşuzdur. “Ben zaten matematiği yapamam” ,  “Benim Türkçe’m eskiden beri iyi değildir”,  “Ne kadar çalışırsam çalışayım bu öğretmen bana kırk dan   fazla vermez” gibi. Bu ve benzeri olumsuz önyargılar sınav öncesi kişide yine başarısızlıklar yaşayacağım düşüncesinin oluşmasına ve bununda sonucu heyecan ve kaygı yaşamasına neden olacaktır. Bu konu ile ilgili bir öğrencimle ilgili yaşadığım görüşmemi anlatmak istiyorum. Dil bölümünde okuyan bir öğrencim bir gün bana gelerek üç gün sonra yapılacak Coğrafya sınavından çok korktuğunu çok çalıştığı halde yine düşük alacağına ilişkin duygularının olduğunu ifade etti. Benden yardım istiyordu. Görüşmede önce kendisini kendisine tanıtmaya çalıştım. Öğrenci kapasite olarak iyi olduğu için bunun tamamen olumsuz bir önyargıdan kaynaklandığını biliyordum. Bu duygusunun yersiz olduğunu ve önyargıdan başka bir şey olmadığını psikolojik yöntemlerle kabul ettirmeye çalıştım. Birinci yazılıdan çok çalıştığı halde altmış almıştı. Görüşme sonunda sana güveniyorum diyerek gönderdim.”Sınav bitiminde yanıma gel sonucu beraber yorumlayalım” dedim. Coğrafya sınavından doksan beş almıştı. Tekrar görüştüğümüzde bu doksan beşin hayatına dönülmez bir güç kazandırdığını artık coğrafyanın ne kadar kolay olduğuna inandığına hatta geçmişteki düşük notları nasıl aldığına şaşırdığını ifade etti. Birde aynı öğrencide başkalarına imrenme duygusu vardı. Yani “arkadaşlarım bir çalışıp seksen alıyorlar, ben günlerce çalışıp altmış alıyorum” diyordu. Böyle düşünenlere şu hikayeyi unutmamalarını öneriyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Madenci sıcak bir yaz günü güneşin altında çalışırken, birden sıcağın ona daha verimli çalışmasından alıkoyduğunu fark etmiş ve o an “güneş benim çalışmamı engelliyor” O zaman benden daha güçlü” diye düşünmüş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güce de çok önem verdiği için o an GÜNEŞ olmayı dilemiş Allah’tan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah, madencinin isteğini kabul etmiş ve madenci güneş olmuş. Bütün dünyayı ışınıyla aydınlatmış, her yeri kavurmuş gücünü herkese göstermiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat bir gün güneşin önüne bulut gelmiş. Bizim madenci çok sinirlenmiş bu işe. Çünkü bulut güneşin ışınlarını kesiyormuş ve madenci “bulut güneşten daha güçlü, ben bulut olmak istiyorum” demiş. Ve o an bulut olmuş madenci. Yağmurlar yağdırmış , seller akıtmış, şimşekler yapmış. Güçlü olduğu için halinden memnunmuş. Ama fazla uzun sürmemiş mutluluğu. Çünkü bu sefer de rüzgar, bulutu sürüklemiş ve bizim madenci yine düşünmüş ki “rüzgar bulutu sürükleyebiliyorsa o zaman en güçlü rüzgar, ben rüzgar olmak istiyorum” demiş. Ve rüzgar oluvermiş o anda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Madenci rüzgar şeklinde fırtınalar estirmiş, denizleri coşturmuş, kasırgalar yaratmış. Ama bu sefer de eserken karşısına koca bir taş kütlesi çıkmış. Bir bakmış “bu nasıl bir şey ki benim rüzgarımı kesiyor” diye düşünmüş. O taş kütlesi aslında bir dağmış. Ve Allah’tan son bir dilekte bulunmuş. Bir dağ olmayı istemiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Madencinin kabul olmuş ve sonsuza kadar dağ olarak yaşamaya karar vermiş. Çünkü dünyadaki en güçlü şeyin dağ olduğunu düşünmeye başlamış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Madenci dağ olarak hayatından memnun bir şekilde yaşarken birden bir rahatsızlık hissetmiş. Bir şey içini kemiriyormuş. Derken dağ onu rahatsız eden şeyin ne olduğunu bulmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onu rahatsız eden, içini kemiren bir madenciymiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her kişi kendi duygu, düşünce, istek, beklenti, kapasite ve genetik yapısıyla diğerlerinden farklıdır. Başkalarının kopyası olmak yerine kişi kendi kapasitesini geliştirmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sınavlardan alınan düşük notların sonucu yaşanan olumsuz yaşantı ve diyaloglar da sınav kaygısı yaşatabilirler. Şöyle ki zayıf not alan çocuğunu döven, kötü söz söyleyen bir babanın çocuğu yine benzer yaşantıların yaşanmasından korktuğu için sınav öncesi kaygılanacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sınav öncesi fiziksel olarak dinlenmiş olunmalıdır. Yorgunluk da bütün vücut sistemlerini etkileyeceği için sınav kaygısının yaşanmasına neden olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm bu olumsuz ifadeler direkt olarak bizim tutum ve davranışlarımızı olumsuz olarak etkiler ve stresimizin artmasına neden olur. Bundan dolayı, düşüncelerimizi ve duygularımızı hep olumlu bir şekilde ifade etmeye çalışmalıyız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SINAV STRESİNİ  YÖNETMEK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Stres ile başa çıkabilmek için pek çok etkili teknik kullanabilirsiniz. En iyi faydayı, bunları her gün tekrarlayarak görürsünüz. İlk olarak gevşeme ve nefes alıştırmaları ile ilgili yönergeleri izlemelisiniz. Pratik  yaptıkça tepkileriniz daha otomatik hale gelecektir. Birkaç hafta sonra strese ve kendinize daha güvenli,  sakin tepkiler vereceksiniz. Kısa bir süre sonra da stresi ve kaygıyı idare etmenin sonucu olarak dünyayı algılama şeklinizi değiştireceksiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ADIM ADIM GEVŞEME&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adım adım gevşeme, kas gevşemesine önem veren bir tekniktir. Bu teknik size, kas gerilmesini kontrol etmek için kanıtlanmış, sistematik bir yol sunar. Yapılan pek çok araştırma, bunun; endişe, uykusuzluk, baş ağrısı ve yüksek tansiyon gibi strese bağlı pek çok soruna yardımcı olduğunu göstermiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaslarınızı derinlemesine gevşetmeyi öğrenirken, bedeninizin ana gruplarını önce gerip, sonra gevşetmeniz gerekecektir. Bu gevşeme alıştırmaları için bedeninizi dört ana kas grubuna ayırmak yararlı olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1-Kafa, yüz, boyun, omuzlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2-Kolların üst ve alt kısmı, eller ve parmaklar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3-Göğüs, mide, sırtın üst ve alt kısmı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4-Kalça, bacakların üst kısmı, baldır, ayak bilekleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşağıdaki alıştırmalar başlamanıza yardımcı olacaktır. Bir hafta boyunca her gün çalışırsanız, her kas grubunu rahatlatmayı anlamış olacaksınız. Bundan sonra germe basamaklarını atlayıp sadece derinlemesine gevşemeyi uygulamak isteyebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GEVŞEMEYİ ÖĞRENMEK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1-Dört ana kas grubunu ayrı ayrı gerin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2-Beş saniye kadar gergin tutun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3-Gerginliği yavaş yavaş bırakın ve aynı zamanda sessizce, "Rahatla ve bırak" deyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4-Derin bir nefes alın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5-Nefesinizi yavaş yavaş verirken, sessizce rahatla ve bırak deyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kafa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1-Alnınızı kırıştırın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2-Gözlerinizi sıkıca kapatın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3-Ağzınızı iyice açın. Dilinizi damağınıza doğru itin. Çenenizi kuvvetlice  sıkın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıdaki 3.,4. ve 5. basamakları izleyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Boyun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1-Kafanızı geriye itin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2-Kafanızı göğsünüze değecekmiş gibi öne eğin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3-Kafanızı sağ omuza doğru döndürün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4-Kafanızı  sol omuza doğru döndürün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıdaki 3.,4. ve 5. basamaklarını tekrarlayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Omuzlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1-Omuzlarınızı kulaklarınıza değecekmiş gibi yukarı çekin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2-Sağ omzunuzu kulağınıza değecekmiş gibi yukarı çekin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3-Sol omzunuzu kulağınıza değecekmiş gibi yukarı çekin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu işlemler sizi adım adım gevşemeye yönlendirecektir. Ancak düzenli olarak uygulamanız gerekmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapılması gerekenler sadece bunlarla sınırlı değil elbet. Yukarıda sınav kaygısını oluşturan bütün nedenlerden uzak durulmalıdır. Aileler bu konuda bilinçlendirilmelidir. Çocuğunun sınavlarda başarılı olması için nasıl davranması gerektiği konusunda bilgi verilmelidir.  Öğretmenlerle, okul ile iyi bir diyalog kurulmalı önyargılardan kaçınılmalıdır. Doğru ve verimli çalışılmalıdır.  Başarılı olmak için gereken yapıldıktan sonra geriye kalan tek şey kendimize güvenmektir.  Stressiz ve kaygısız sınavlar dilerim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;( * )   Yılmaz KÖSMEN /Psikolojik Danışman&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KAYNAK: http://www.aksarayaol.com&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7721635366411438812-601288578780152868?l=matematigisevdirenadam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/feeds/601288578780152868/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2009/08/snav-kaygs.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/601288578780152868'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/601288578780152868'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2009/08/snav-kaygs.html' title='Sınav Kaygısı'/><author><name>Ahmet Tarık</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_-7JaZOydLRI/SzivZ_g98aI/AAAAAAAAARc/7XwncugJ2-g/s1600-R/Darien-74.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7721635366411438812.post-1362707876506352948</id><published>2009-08-27T15:35:00.000-07:00</published><updated>2009-08-27T15:35:57.519-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Diger Konular'/><title type='text'>Üç Hikaye,Üç Ders,Bir Söz</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://img1.blogcu.com/images/h/a/y/hayalci20/aslan_ve_ceylan.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="247" src="http://img1.blogcu.com/images/h/a/y/hayalci20/aslan_ve_ceylan.jpg" width="420" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;1.HIKÂYE&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;:Kavak Ağacı ile Kabak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Ulu bir kavak ağacının yanında bir kabak filizi boy göstermiş. Bahar ilerledikçe bitki kavak ağacına sarılarak yükselmeye başlamış. Yağmurların ve güneşin etkisiyle müthiş bir hızla büyümüş ve neredeyse kavak ağacı ile aynı boya gelmiş. Bir gün dayanamayıp sormuş kavağa:&lt;br /&gt;-Sen kaç ayda bu hale geldin ağaç?&lt;br /&gt;-On yılda, demiş kavak.&lt;br /&gt;-On yılda mı? Diye gülmüş ve çiçeklerini sallamış kabak.&lt;br /&gt;-Ben neredeyse iki ayda seninle aynı boya geldim bak!&lt;br /&gt;-Doğru, demiş kavak.&lt;br /&gt;Günler günleri kovalamış ve sonbaharın ilk rüzgârları başladığında kabak üşümeye sonra yapraklarını düşürmeye, soğuklar arttıkça da aşağıya doğru inmeye başlamış. Sormuş endişeyle kavağa:&lt;br /&gt;-Neler oluyor bana ağaç?&lt;br /&gt;-Ölüyorsun, demiş kavak.&lt;br /&gt;-Niçin?&lt;br /&gt;-Benim on yılda geldiğim yere, iki ayda gelmeye çalıştığın için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1.Ders: Çalışmadan emek harcamadan gelinen nokta başarı sayılmaz. Kolay kazanılan, kolay kaybedilir. Her işte alın teri ve emek şarttır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. HIKÂYE:&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;  &lt;br /&gt;En iyi Buğday&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Her yıl yapılan `en iyi buğday` yarışmasını yine aynı çiftçi kazanmıştı. Çiftçiye bu işin sırrı soruldu. Çiftçi:&lt;br /&gt;-Benim sırrımın cevabı, kendi buğday tohumlarımı komşularımla paylaşmakta yatıyor, dedi.&lt;br /&gt;-Elinizdeki kaliteli tohumları rakiplerinizle mi paylaşıyorsunuz? Ama neden böyle bir şeye ihtiyaç duyuyorsunuz? diye sorulduğunda,&lt;br /&gt;-Neden olmasın, dedi çiftçi.&lt;br /&gt;-Bilmediğiniz bir şey var; rüzgâr olgunlaşmakta olan buğdaydan poleni alır ve tarladan tarlaya taşır.&lt;br /&gt;Bu nedenle, komşularımın kötü buğday yetiştirmesi demek, benim ürünümün kalitesinin de düşük olması demektir.&lt;br /&gt;Eğer en iyi buğdayı yetiştirmek istiyorsam, komşularımın da iyi buğdaylar yetiştirmesine yardımcı olmam gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Ders: Sevgi ve paylaşmak en yakınınızdan başlar. Sonra yayılarak devam eder. Kin, cimrilik, nefret kimsenin hoşlanacağı davranışlar değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. HIKÂYE:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geleceğini biliyordum…&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Savaşın en kanlı günlerinden biriydi. Asker, en iyi arkadaşının az ilerde kanlar içinde yere düştüğünü gördü.&lt;br /&gt;İnsanın başını bir saniye bile siperin üzerinde tutamayacağı ateş yağmuru altındaydılar.&lt;br /&gt;Tam siperden dışarı doğru bir hamle yapacağı sırada, başka bir arkadaşı onu omzundan tutarak tekrar içeri çekti,&lt;br /&gt;-Delirdin mi sen? Gitmeye değer mi? Baksana delik deşik olmuş. Büyük bir ihtimalle ölmüştür.&lt;br /&gt;Artık onun için yapabileceğin bir şey yok. Boşuna kendi ha-yatını tehlikeye atma.&lt;br /&gt;Fakat asker onu dinlemedi ve kendisini siperden dışarıya attı. İnanılması güç bir mucize gerçekleşti, asker o korkunç ateş yağmuru altında arkadaşına ulaştı.&lt;br /&gt;Onu sırtına aldı ve koşa koşa geri döndü. Birlikte siperin içine yuvarlandılar. Fakat cesur asker yaralı arkadaşını kurtaramamıştı. Siperdeki diğer arkadaşı;&lt;br /&gt;-Sana değmez demiştim. Hayatını boşu boşuna tehlikeye attın.&lt;br /&gt;-Değdi, dedi, gözleri dolarak, -değdi…&lt;br /&gt;-Nasıl değdi? Bu adam ölmüş görmüyor musun?&lt;br /&gt;-Yine de değdi. Çünkü yanına ulaştığımda henüz sağdı. Onun son sözlerini duymak, dünyalara bedeldi benim içim.&lt;br /&gt;Ve hıçkırarak arkadaşının son sözlerini tekrarladı:&lt;br /&gt;-Geleceğini biliyordum… Geleceğini biliyordum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Ders: Güven vermek önemlidir. Güven duymak önemlidir. Duyulan güveni boşa çıkarmamak daha da önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;`Her sabah Afrika`da bir ceylan uyanır. En hızlı aslandan daha hızlı koşması gerektiğini bilir, yoksa öldürülecektir.Her sabah Afrika`da bir aslan uyanır. En hızlı ceylandan daha hızlı koşması gerektiğini bilir, yoksa aç kalacaktır.Aslan veya ceylan olmanız fark etmez. Güneş doğduğunda koşmaya başlasanız iyi olur. Afrika Atasözü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok çalışmak, emek harcamak, güven vermek, sevmek ve paylaşmak hayatın anlamlı olmasını sağlar.Her sabah uyandığımızda bir de böyle bakalım dünyaya. Unutmayın hayat uzun bir öyküye benzer. Ancak öykünün uzun olması değil, iyi olması önemlidir.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7721635366411438812-1362707876506352948?l=matematigisevdirenadam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/feeds/1362707876506352948/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2009/08/uc-hikayeuc-dersbir-soz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/1362707876506352948'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/1362707876506352948'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2009/08/uc-hikayeuc-dersbir-soz.html' title='Üç Hikaye,Üç Ders,Bir Söz'/><author><name>Ahmet Tarık</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_-7JaZOydLRI/SzivZ_g98aI/AAAAAAAAARc/7XwncugJ2-g/s1600-R/Darien-74.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7721635366411438812.post-8857340624691024700</id><published>2009-08-26T15:23:00.000-07:00</published><updated>2009-08-26T15:23:18.052-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Matematik Eğitimi'/><title type='text'>Matematik ve Sevgi Üzerine</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://www.nisk.k12.ny.us/faculty/keith/Images/LoveMath.gif" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="327" src="http://www.nisk.k12.ny.us/faculty/keith/Images/LoveMath.gif" width="420" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;“Matematik” denildiğinde herkesin yüzü farklı bir şekil alır, birçok kişi farklı bir yorum yapar.Matematik, kimileri için lisede mücadele ettiği , kimileri için de üniversitede o dönem de almak zorunda oldukları bir derstir. Matematik, yerine göre rakamlarla savaş, yerine göre bilimin dili , yerine göre sanat , yerine göre de zor günlerimizde yanımızda olan tek dostumuzdur.Biz burada matematiğin dost olan yanıyla ilgilenelim.Diğer kavramlarını, matematiğin o yönleriyle ilgilenenlere bırakalım isterseniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acaba kaç kişi bu ilginç sayıları, hayatının tek sadık dostu olarak görür, bulamadığı gerçek sevgiyi onda arar? Matematik; çok nazlı, fakat ender bulunan sadık bir sevgilidir. Her gün onu arayıp sormak, onunla yakından ilgilenmek gerekir. İşte o zaman göreceğiz ki ondaki samimiyeti, dürüstlüğü çoğu kimsede bulamayız.Ayrıca hiçbir zaman da bizi yolda bırakmaz….&lt;span class="fullpost"&gt;  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Matematik ,Yüce Allah’ın tabiatın içine bıraktığı ip uçlarıdır.Biz bunları kendi bakış açımızdan seyrederiz.Kimimiz, çözmekte zorlandığımız bir soruyla sıkıntılara düşer; kimimiz, onunla vakit geçirerek dertlerimize teselli buluruz.Matematikle az çok ilgilenenler için soruyorum.Siz hiç matematiği bir dost olarak görüp onunla dertleştiğiniz, teselliyi onda aradığınız, size ihanet etmeyen tek olgu olduğunu düşündüğünüz oldu mu? “Bu nasıl olacak?” diyenlerinizi duyar gibiyim. Kendimi haklı çıkarmak için işte size bir örnek: Burada hemen Norveçli ünlü matematikçi Abel’i hatırlatayım. Abel’in, matematikte elde ettiği parlak sonuçlara rağmen hayatı boyunca doğru dürüst bir işi olmamıştı.Sonunda yirmi altı yaşında , yokluk içinde veremden ölmüştü.Hayatı boyunca tek desteği matematikte aramış, bütün olumsuzlukları matematiğe sığınmakla unutmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıkıntılı anlarınızda hemen elinize bir kağıt bir kalem alın.Matematiğin ilgi duyduğunuz bir yanıyla ilgili çalışmalara başlayın.Göreceksiniz ki; zamanın nasıl geçtiğini , sıkıntılarınızdan nasıl arındığınızın farkına bile varamayacaksınız.Sayılar arasında farklı bağlantılar arayın.Yeni bir şeyler bulmak için çaba gösterin.Bu arada yeni keşiflerin, ona hazır beyinleri beklediğini de unutmayın.Matematiğe emek verin, ona ilgi gösterin, başarının bedelini ödeyin.İşte o zaman hayatta kendinize sağlam bir yer bulacaksınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben matematik yapamam , zeki değilim demeyin.Herkesin uğraşacağı bir matematik mutlaka vardır.En iyi matematikçilerden biri sayılan Newton, kendisine dahi dendiği bir gün dayanamamış, şu sözleri tarihe bırakmıştır.”Biz bilim adamları kumsalda çakıl taşları arayan çocuklar gibiyizdir.Eğer ben arkadaşlarımdan biraz daha fazla, biraz daha renkli çakıl taşları toplayabildiysem, bunun nedeni dizlerime kadar suya girmeye cesaret edebilmiş olabilmemdir”&lt;br /&gt;Matematiğe, dost olarak az ihtiyaç duymanız dileğiyle bol matematikli günler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;( * ) O.B.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KAYNAK: http://www.aksarayaol.com&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7721635366411438812-8857340624691024700?l=matematigisevdirenadam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/feeds/8857340624691024700/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2009/08/matematik-ve-sevgi-uzerine.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/8857340624691024700'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7721635366411438812/posts/default/8857340624691024700'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://matematigisevdirenadam.blogspot.com/2009/08/matematik-ve-sevgi-uzerine.html' title='Matematik ve Sevgi Üzerine'/><author><name>Ahmet Tarık</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_-7JaZOydLRI/SzivZ_g98aI/AAAAAAAAARc/7XwncugJ2-g/s1600-R/Darien-74.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7721635366411438812.post-1004817133459642470</id><published>2009-08-26T15:19:00.000-07:00</published><updated>2009-08-26T15:19:23.731-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Matematik Haberleri'/><title type='text'>MATEMATİĞİ SEVEN DOKTOR</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://www.dekorasyonx.com/wp-content/uploads/doktor3.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="378" src="http://www.dekorasyonx.com/wp-content/uploads/doktor3.jpg" width="420" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Doktor Abi günde 3 ameliyattan sonra ekolhoca daki derslerle rahatlayan matematik aşığı bir Genel Cerrah. Artık her hafta yazılarını iple çekeceğiz. Satır aralarında hepimiz için çok güzel mesajlar saklı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1968 yılının karlı bir Ankara gecesinde sabaha karşı, Ocak ayının 30 unda dünyaya gelmişim. Üçüncü çocuk olmam ve ailenin ilk erkek çocuğu olmam nedeniyle, sonradan sorarak öğrendiğim sözlü kaynaklar da aynı durumu teyit ettiler ( ! ), çok istenen bir bebekmişim. 6 kişilik ailede babamın memur maaşından başka bir ek geliri olmaması , benden sonra doğan ikinci erkek kardeşim ve iki ablamla beraber okumaktan başka çaremiz olmadığı sonucunu kolaylıkla ortaya çıkardı belki de. Yakın zamanlarda, yoksunlukla-yoksullukla matematik zekası arasında bir ilişki olduğunu okumuştum. Bunu Ali Nesin hoca şöyle açıklamıştı: Bir şeyi kolay elde edememek, ona ulaşmak için çok çabalamak matematik zekasını geliştiriyor demişti ( kısaca elde zekadan başka bir şey yok ! ).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu, tabii günümüzde ailelerin çocuklarına her istediklerini alıp sonra da matematik olimpiyatlarında şampiyon olmalarını beklemelerinin pekte akılcı olmadığını kolayca gösteriyor aslında. Bir de şu çok önemli; hatta en önemlisi; Okumak. Edebi eser, çocuk romanları, hikaye kitapları okumak kesinlikle ilkokul çağında ve sonrasında da çocukların matematik zekalarına olumlu yönde katkı yapıyor. Yine Ali Nesin hocaya soruyorlar Matematik Dünyası dergisinde : " Çocuğumun matematiğinin daha iyi olmasını istiyorum, ne yapabilirim " diye. O’nun cevabı hep aynı : " Edebi yayın okusun ". Demek ki matematikle edebiyatın birçok ortak noktası var. En önde geleni de kavramak galiba. Öyleyse kitap okumak kavrayışı çok artırıyor olmalı. O zaman ne yapmalı? Bol bol kitap okumalı. Ama size bir şey itiraf edeceğim: Ben ilkokulda pek fazla kitap okumamıştım !&lt;span class="fullpost"&gt;  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında ilkokula hiçte severek başlamamıştım. Bir yaş erken verilmiştim okula ve bunun da nedeni hiçte öyle çok zeki falan olmam değildi, küçük ablamı 5. sınıftan mezun eden öğretmenin o yıl birinci sınıfları alacak olmasıydı. Oldukça otoriter olan öğretmenimizle benim biraz haşarı çocukluğumun pekte olumlu çakıştığı söylenemez, daha çok çatıştığı söylenebilir. Ben genelde, dışarıyı daha kolay seyredebilmek için, arka sıralara ve hep pencere kenarlarına oturmayı tercih ederdim. Çoğu kez de " Benim burada ne işim var, benim dışarıda olmam, oyun oynamam lazım. " diye aklımdan geçirdiğimi hatırlıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eski tedrisata göre ilkokul 5 yıldı, ilkokuldan sonra ortaokul başladı. Yine okula gidiyordum, yine sınıftayken sık sık dışarıda oynamayı özlüyordum ama ortaokulda çok önemli bir değişiklik vardı. O da her derse ayrı hocanın gelmesiydi. Bu kimi dersleri daha çekici yapabiliyordu örneğin matematiği. Çünkü matematik öğretmenim mesleğine hakim; öğretmeyi, öğrencileri, paylaşmayı seven; bol örnekle konuları anlatan ve bol soru çözdüren bir insandı. Bu doğal olarak, benim okulda en sevdiğim dersin matematik olmasına yol açtı. Tabii bunu matematik notlarımın yüksek olması takip etti. Hem dersi seviyordum, zevk alıyordum hem de sanki ikinci bir kez ödüllendiriliyormuş gibi notlarım yükseliyordu. Bu harikaydı. Artık dışarısını daha az çekici gelmeye başlamıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Liseye geçtiğimde ise artık matematikten iyiden iyiye zevk almaya başlamıştım. Matematik öğretmenlerimiz genelde ortanın üstüydü ama Ahmet Taşdemir tek kelimeyle olağanüstü bir hocaydı. Kendisiyle halen görüşürüm ve halen aranan, çok başarılı bir matematik öğretmenidir. Onun boş derslerimizi kollayıp " Bakın size yeni sorular buldum " deyip onları müthiş bir enerji ve çocuksu çoşkusuyla bize kara tahta önünde çözdürmesi halen gözlerimin önünde canlanır. Sanki yavrularını besleyen bir anaç kuş gibiydi. Onun benim ve arkadaşlarımın gelişmesinde ve matematiği sevmemde ayrı bir yeri ve önemi vardır. Allah kendisine selamet versin; uzun ve sağlıklı bir ömür versin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başarımda en önemli noktalardan biri de şudur: Düzenli ders çalışmam. Size lise yıllarında bir günümü nasıl geçirdiğimi kısaca anlatayım. Dersi derste anlamaya gayret ederdim. Okuldan geldikten sonra bir saat dinlenirdim. Sonrasında önce o günkü işlediğimiz dersin konu tekrarını yapardım. Anlamadığım noktalar böylelikle açığa çıkardı. Bundan sonrası ise daha zevkliydi benim için. Çünkü benden önce üniversiteyi kazanmış olan ablalarımın ( birisi inşaat mühendisi, diğer ablam ve erkek kardeşim diş hekimi ) yardımcı kaynaklarından örnek problemler çözerdim. Burada şunu hatırlıyorum: Önce çözümlü örnek problemlere bakardım. Onların çözüm yollarını anlamaya çalışırdım. Her bir çözüm yolunu öğrendiğimde sanki zihnimde yeni bir kapı açılmış gibi olurdu. Sonra da öğrendiğim yeni problem çözme tekniklerini diğer kitaplardaki problemlere uygulardım. Bu da yaklaşık bir-bir buçuk saatimi alırdı. Daha sonra ise sokağa koşar, arkadaşlarımla bütün kurtlarımızı dökerdik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada şunu belirtmek istiyorum: Yakın zamanlarda okuduğum ciddi bir bilimsel yayında: Öğrenme ile beyinde sinir hücreleri (nöronlar) arasında yeni bağlantılar oluştuğu söyleniyordu ve şöyle devam ediyordu. Normalde beyinde birbiriyle daha önce hiç ilişkisi olmamış veya çok az sayıda bağlantısı olan iki sinir hücresi olsun. Tekrar etme ve pekiştirme ile iyice desteklenen öğrenme ile bu nöronlar arasında yeni ilişki yolları ortaya çıktığı ve bu yeni bağlantıların da yıllarca kaybolmadığı gözlenmiş. Ne kadar olağanüstü ve yararlı bir yapı değil mi? Öğrenme sinir hücrelerinde organik değişikliklere yol açıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve sonuçta; mezun olduğum Ankara Başkent Lisesi o yıl liseler bazında ÖSS’ de Türkiye ikincisi oldu. Bir arkadaşımla ben Türkiye sıralamasında ilk 1000 kişi içine girdik. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesini kazandım. Sonrasında Tıpta Uzmanlık Sınavı’nı da kazanarak Ege Üniversitesinden genel cerrahi uzmanlığımı aldım. 14 yıldır meslek hayatının içindeyim. Hatay’ da çalışmaktayım.Ve halen matematiği çok ama çok sevmekteyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkese sınavda başarılar diliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;( * ) Op.Dr. Bülent Aydın Ankara Üniversitesi Tıp Fak. 1992 Mezunu /Ege Üniversitesi Tıp Fak. 1999 Genel Cerrahi Uzmanı /Hatay Reyhanlı Devlet Hastanesind
