Önceki yıllarda emekli sınıf öğretmeni Süleyman ÇAYIRLI Hocama ``Hocam, öğrenciler ( X ) İks ten neden korkuyor.`` diye sormuştum. Cevabı bana da çok mantıklı gelmişti. ``Necipçiğim, biliyorsun ki alfabemizde 29 harf vardır, bunların içinde de (X) İks diye bir harf yoktur.Öğrencilerin karşısına orta okulda birden çıkınca öğrenciler de bocalıyor.`` demişti.
Sonra bu açıklama üzerinde yıllarca düşündüm, düşündükçe Süleyman ÇAYIRLI Hocama daha da hak verdim.Bu olay daha ısınmadan sahaya çıkan bir sporcu en ufak zorlama karşısında lif çekmesi türünden sporcu sakatlıkları ile karşılaşıyor.Öğrenciler de daha (X) İksin mantığını öğrenmeden matematik sahasına dalınca birden bocalayıp kalıyor.
3 Ağustos 2008 akşamı sitemize yorum bırakan Cüneyt KARA kardeşimiz de ``Yaşım 20 , matematik öğrenmek için herşeyi yapıyorum ama inanın anlamıyorum. Örneğin bana ‘X’ hep çok saçma gelmiştir.`` diyerek bu tezimizi doğruluyor.
Ben de (X) İKS’in mantığından bahsedilmeden, yani ısınma hareketleri yapmadan başlanan bu öğretimin baştan iflas ettiğini düşünüyorum.
Bana ( X ) `` İKS’in bir mantığı var mıdır? `` diye sorsanız , size ``Evet ( X ) İKS’in de bir mantığı vardır.`` derim.Ben denklemleri hep gözümde pazarcı terazisine benzetmişimdir.
Bir taraf Kğ (Ağırlık ) , öbür taraf terazinin karşı kefesidir. = ( Eşttir) çizgisi ise iki tarafın dengesini ayarlar.Nasıl bir terazinin kefesine konan meyveler arttıkça karşı kefedeki ağırlıklar artar.Meyveleri azalttıkça da karşı kefedeki ağırlıklar azalır.
O zaman ısınma turlarında ( X ) İKS’in mantığını nasıl anlatmalıydık?
Örnek olarak ( X = y + 40) ifadesini ele alalım.Ben olsaydım önce bu işlemi sınıfta canlandırırdım.Örnek olarak sitemize yorum yazan Volkan ve Cüneyt` i ele alalım.
( X ) İks yerine Volkan , y yerine de Cüneyt derdim.Denklemi tekrar tahtaya yazardım.Volkan = Cüneyt + 40, Bu denklem bana neler anlatıyor bakalım.Olayı şöyle geliştirirdim.``Arkadaşlar , bu verilen denklem Volkan ile Cüneyt`in cebindeki paraların denklemidir.`` derdim.Buradan şu sonuçlara varırdım.
1-Volkan`ın parası Cüneyt`ten fazladır.
2-Cüneyt`in cebine 40 L . daha koyarsam ikisinin paraları da eşit olurdu.
3-Denklemlerde Volkan olmadığı zamanlarda gel Cüneyt kardeş Volkan`ın yerini doldur derdim.O da doğal olarak ``Hocam, ama benim cebimde Volkan`ın yerini dolduracak kadar para yoktur.`` derdi.Ben de ``Al 40 L. yi koş hemen Volkan`ın denklemdeki yerini doldur.`` derdim.O da doğal olarak ``Tamam Hocam, hemen Volkan`ın denklemdeki yerini doldurmaya gidiyorum.`` derdi.
4-Bu denklemi çözmek için Cüneyt veya Volkan`dan birinin parasını öğrendiğimde diğerinin cebindeki parayı bulabilirim.
5- Eğer denklemi bozmadan ikisine de para vermem gerekseydi.İkisine de aynı miktarda para vermem gerekirdi.
6- Eğer denklemi bozmadan ikisinden de para almam gerekseydi.İkisinden de aynı miktarda para almam gerekirdi.
Denklemlerin mantığını öğrettikten sonra da bilinmeyene ister Ayşe, ister Fatma, İster Maykıl, ister Caykıl, ister X, ister Y, ister Q, ister W, ister @ derdik ...
Ayvaz kasap, aynı hesap olurdu.......
Necip GÜVEN Eskişehir 04 Ağustos 2008
Bu üçgende X'i bulunuz sorusuna bir öğrencinin zekice cevabı.
(X) (İKS) DEYİNCE KALEM ELDEN DÜŞÜYOR !
ÖSS’le bağlamışım gönlümü
Testler zordur ,çözülmüyor Mihriban
Test çözmekten zor belleme ölümü
Çözmeyince bilinmiyor Mihriban
X,deyince kalem elden düşüyor
Kafam karışıyor, aklım şaşıyor
İnananlar engelleri aşıyor,
Matematik çekilmiyor Mihriban
Tabiplerde ilaç yoktur yarama
Faturalar çok geliyor arama
Netlerimde düşüşler de var ama
Sensiz hayat çekilmiyor Mihriban
X,deyince kalem elden düşüyor
Kafam karışıyor, aklım şaşıyor
Kartallar da tavuk gibi yaşıyor,
Böyle hayat çekilmiyor Mihriban
İşte düştük ÖSS’nin eline
Bunun sonu stres böyle biline
Şaştım kaldım bu işlerin sonu ne
Stres ağır çekilmiyor Mihriban
X,deyince kalem elden düşüyor
Kafam karışıyor, aklım şaşıyor
Gençlerimiz sıkıntılar yaşıyor,
Dershaneler çekilmiyor Mihriban
Necip GÜVEN Eskişehir 07 Haziran 2008
Not: Sevgili Dostlar, bildiğiniz gibi ”Mihriban” şiiri Üstat Şair Abdurrahim Karakoç hocamızın.10 yıldır yaptığım çalışmalar bana sıradışı,ilginç, komik şeylerin beyin tarafından daha kolay algılandığı gösterdi.Cem YILMAZ’ı tanıdıktan sonra kendime hep şu soruyu sordum ”Neden çocuklar ve gençler matematiği Cem YILMAZ kadar sevmiyorlar ? Cevap açıktı çünkü matematik çok sıkıcıydı.Oysa ben matematiği çok seviyor ve çocuklara sevdirmek istiyordum.”X Deyince Kalem Elden Düşüyor” uyarlaması böyle bir arayış içinde 7 Haziran 2008′de ortaya çıktı.Fakat ortada bir sorun vardı.”Mihriban” şiirinin asıl sahibi Üstat Abdurrahim Karakoç’tu ve ben bu şiiri kullanmak ve internette yayınlamak için izin almamıştım.Ortada bir kul hakkı vardı, bu durum da beni çok rahatsız etmeye başladı.Sonunda kararımı verdim.Ya bu şiiri eğitim amaçlı kullanmak için üstattan izin alacak ve yoluma devam edecektim.İzin alamazsam da bu şiiri Web sitemden silecektim.Aralık 2008′de bu düşüncelerle Abdurrahim Karakoç’a ulaşmak için araştırma yaptım ve sonunda ona ulaşacak telefon numarasını aldım.Acaba ne diyecek tedirginliği ile durumu izah ederek bu şiirin uyarlamasını eğitim amaçlı kullanmak için izin istedim.Endişelerimin aksine hiç bir olumsuz tepki vermeden ” İzin verdim gitti !”Derin bir ”Ohhhhh çektim ve üstada teşekkür ettim.Üstattan Allah razı olsun.İnşaallah matematik ve eğitim alanında yapacağım çalışmalarla üstadın yüzünü kara çıkarmayacağım.
Necip GÜVEN 27 Aralık 2008
MATEMATİKTE YAŞADIĞIMIZ HATALAR ZİNCİRİ
``Çocukluğumuzda Yüce yaratıcı tarafından bizlere bahşedilmiş olan eşsiz beyin bilgisayarımıza daha sonraki yıllarda bulaşmış olan düşünce virüslerinden kurtulabilirsek matematik dahil başarısız olduğumuz bir çok alanda başarıyı tadabiliriz. Hem de doyasıya." ( Necip GÜVEN )
MATEMATİKTE ÖNYARGILAR BEYNİMİZİ KİLİTLİYOR !
1970 Yıllarda matematiğe benzer korkuları futbolda yaşıyorduk.Bir Avrupa takımıyla karşılaştığımızda bacaklarımız titriyor, kendi ceza sahamızdan çıkamıyorduk.Ondan sonra da ``Yenildik ama ezilmedik !`` narları atıyorduk. Evet, doğruydu, bizi karşı takımdan önce önyargılarımız yeniyordu.Ne zaman ki hücumu düşünerek rakip sahaya geçmeye başladık, önce önyargılarımızı sonra da Avrupalı rakiplerimizi yenmeye başladık.Haydi gençler , sıra matematiğe geldi.Parola belli :Önce önyargılarımızı sonra da matematiği yeneceğiz. ( Necip GÜVEN ) 27.05.2008
MATEMATİK DERSİNDE YAŞADIKLARIMIZI PAYLAŞALIM !
Sevgili ``Matematiği Sevdiren Adam`` sitesi dostları, bizim toplum olarak en büyük eksiğimiz bir konuda yaşadığımız olumlu veya olumsuz anıları yeri geldiği zamanlarda paylaşmamak, paylaşamamak galiba...
Atalarımız boşuna `` Sevinçler paylaşıldıkça artar, üzüntüler de paylaşıldıkça azalır. Bu yüzden daha önce matematik alanında yaşadığınız olumlu ve olumsuz anıları paylaşırsanız bu alanda yapılan çalışmalara zannettiğinizden daha fazla katkıda bulunmuş olacaksınız.
Gayemiz asla kimseyi rencide etmek ve üzmek değildir. Biz yaptığımız çalışmalarda ``Üzüm yemek derdindeyiz, bağcıyı dövmekle falan işimiz yoktur..``
Samimi inancıma göre biz geçmişinde ``Mimar Sinan, Mevlana, Yunus Emre, Nasrettin Hoca `` gibi her biri dünyaya ışık tutan değerlere sahibiz. Eğer kendimize gelir ve güvenirsek tüm zorlukları el birliği ile aşabiliriz.Bunu başaracak birikime millet olarak sahibiz.Bunu bizden başka bütün batı biliyor. Geçtiğimiz yıllarda TIME dergisinin birinin kapağında yazan yazı bunu çok güzel belirtiyor.Bu kapak yazısında Türkiye için yapılan kapak sayfası her şeyi anlatmaya yetiyor.İfade aynen şöyle ``UYUYAN DEV; TÜRKİYE ``
Yazımı paylaşmanın ve affetmenin önemini anlatan bir hikâye ile bitiriyorum.
Bir öğretmen ders sırasında öğrencilerine dönüp der ki; "Yarın hepiniz birer tane plastik torba ve beşer kilo patatesle geleceksiniz okula." Öğrenciler, buna şaşırırlar ama bir şey de diyemezler. Ertesi gün hepsinin sıralarının üzerinde patatesler ve torbalar hazırdır. Kendisine meraklı gözlerle bakan öğrencilerine şöyle der öğretmen:
"Şimdi, bugüne dek affetmeyi reddettiğiniz her kişi için bir patates alın, o kişinin adını o patatesin üzerine yazıp torbanın içine koyun."
Torbalar Elimizde !
Bazı öğrenciler torbalarına üçer beşer tane patates koyarken, bazılarının torbası neredeyse ağzına kadar dolmuştur. Öğretmen, kendisine "Peki şimdi ne olacak?" der gibi bakan öğrencilerine ikinci açıklamasını yapar: "Bir hafta boyunca nereye giderseniz gidin, bu torbaları yanınızda taşıyacaksınız. Yattığınız yatakta, bindiğiniz otobüste, okuldayken sıranızın üstünde, hep yanınızda olacaklar."
Sıkıldık ve Yorulduk !
Aradan bir hafta geçmiştir. Hocaları sınıfa girer girmez, denileni yapmış olan öğrenciler şikâyete başlarlar: "Hocam, bu kadar ağır torbayı her yere taşımak çok zor..." Ya da "Hocam, patatesler kokmaya başladı. Vallahi, insanlar tuhaf bakıyorlar artık. Hem sıkıldık, hem yorulduk?"
Öğretmen Gülümseyerek Öğrencilerine Şu Dersi Verir:
"Görüyorsunuz ki, affetmeyerek asıl kendimizi cezalandırıyoruz. Kendimizi ruhumuzda ağır yükler taşımaya mahkûm ediyoruz. Affetmeyi karşımızdaki kişiye bir ihsan olarak düşünüyoruz, halbuki affetmek en başta kendimize yaptığımız bir iyiliktir."
Necip GÜVEN Eskişehir 05 Ağustos 2008
1 yorum:
herkesin patatesini saldım ama kendi patatesim kaldı poşette kurtlar bile türedi, kendimi affedip kendime inanmayı nasıl başaracağım hocam?
Yorum Gönder