Ben matematigisevdirenadam’a hitaben yazmak istedim.. Benim yöntemim benim yöntemim deyip duruyorsun da, yöntemden hiç bahsetmiyorsun. eğer bir şeyler vermek istiyorsan internet denen deryada bunu vermek çok kolay, seni ne belediyelerin nede sivil toplum örgütlerinin davetine gerek yok, çek bir video, kayıt et ve insanlarla burada paylaş ve insanlara da sadece videoyu izleyebilecekleri adresi ver yeterli. Madem insanlığa hizmet etmek istiyorsun.
Mesela http://harunbaris.blogspot. com/2008/11/arpm-tablosu- parmaklarnn-ucunda.htmladresini ziyaret et..çok güzel bir sunumla bildiklerini paylaşmış.. bize de çok teşekkür etmek kalmış.. Herkese selam… ( Erkan )
--------------------------------------------------------------------------------
İnternette ‘’Çarpım Tablosu’’ ezberi ile ilgili yazılarımı okuyanlar zaman zaman yukarıdaki benzer şekilde serzenişlerde bulunuyorlar.İlk bakışta haklı görünenlerin gözden kaçırdıkları bazı noktalara dikkat çekmek istiyorum.
1-Bu tür özgün çalışmalar bir emek ürünüdür tüm boyutlarıyla internette yayınlandığı zaman kötü amaçlı hazırcılar tarafından hiçte ahlaki olmayan şekilde kaynak gösterilmeden paylaşılmaktadır.
2-Çarpım Tablosu ve matematikte EZBER konusu eski Kültür Bakanlarından Tınaz Titiz Bey’in ‘’Kanser’’ şeklinde nitelendirdiği yüzeysel olmayan çok derin bir konudur.Bu konuyu tüm boyutlarıyla ortaya koymadan yapılan tüm uygulamalar sorunu çözümleyemez.Öyle olsaydı internette paylaşılan oyun şeklindeki çözümler yeterli olur, benim de bu konuda onlarca yazı yazmama gerek kalmazdı.
Bunun en yakın örneği ilk defa 2000’li yıllarda yapıp medyada paylaştığım ‘’Tekerlemeli Çarpım Tablosu’’ örneğidir.
Yaptığım çalışma internette yayınlandıktan sonra genç öğretmenler arasında ‘’Tekerlemeli Çarpım Tablosu’’ furyası hız kazandı. İnternette yaptığım incelemelerimde ve öğretmenlerin yorumlarını gördüğümde çalışmanın ‘’Püf Noktası’’nın anlaşılmadığı için yanlış şekilde kullanıldığına şahit oldum.PÜF NOKTASI
Vaktiyle testi ve çanak çömlek imal edilen kasabalardan birinde, uzun yıllar bu meslekte çalışan çırak, kalfa olup artık kendine bir dükkan açmayı arzu eder olmuş. Ne yazık ki her defasında ustası ona:
- Sen, demiş, daha bu işin püf noktasını bilmiyorsun, biraz daha emek vermen gerekiyor.
Ustanın bu sonu gelmez nasihatlerinden sıkılan kalfa, artık dayanamaz ve gidip bir dükkan açar. Açar açmasına da yeni dükkanında güzel güzel yaptığı testiler, küpler, vazolar, sürahiler onca titizliğe ve emeğe rağmen orasından burasından yarılmaya, yer yer çatlamaya başlar. Kalfa bir türlü bu çatlamaların önüne geçemez. Nihayet ustasına gider ve durumu anlatır. Usta,
-Sana demedim mi evladım; sen bu işin püf noktasını öğrenmedin. Bu sanatın bir püf noktası vardır.
Usta bunun üzerine tezgaha bir miktar çamur koyar ve,
-Haydi,der, geç bakalım tezgahın başına da bir testi çıkar. Bende sana püf noktasını göstereyim.
Eski çırak ayağıyla merdaneyi döndürüp çamura şekil vermeye başladığında usta önünde dönen çanağa arada sırada “püf!” üfleyerek zamanla testiyi çatlatacak olan bazı küçük hava kabarcıklarını patlatıp giderir. Böylece çırakta bu sanatın püf denilen noktasını öğrenmiş olur.
Her sanatın inceliklerine gereken nazik kısmına da o günden sonra püf noktası denilmeye başlanır.
Vaktiyle testi ve çanak çömlek imal edilen kasabalardan birinde, uzun yıllar bu meslekte çalışan çırak, kalfa olup artık kendine bir dükkan açmayı arzu eder olmuş. Ne yazık ki her defasında ustası ona:
- Sen, demiş, daha bu işin püf noktasını bilmiyorsun, biraz daha emek vermen gerekiyor.
Ustanın bu sonu gelmez nasihatlerinden sıkılan kalfa, artık dayanamaz ve gidip bir dükkan açar. Açar açmasına da yeni dükkanında güzel güzel yaptığı testiler, küpler, vazolar, sürahiler onca titizliğe ve emeğe rağmen orasından burasından yarılmaya, yer yer çatlamaya başlar. Kalfa bir türlü bu çatlamaların önüne geçemez. Nihayet ustasına gider ve durumu anlatır. Usta,
-Sana demedim mi evladım; sen bu işin püf noktasını öğrenmedin. Bu sanatın bir püf noktası vardır.
Usta bunun üzerine tezgaha bir miktar çamur koyar ve,
-Haydi,der, geç bakalım tezgahın başına da bir testi çıkar. Bende sana püf noktasını göstereyim.
Eski çırak ayağıyla merdaneyi döndürüp çamura şekil vermeye başladığında usta önünde dönen çanağa arada sırada “püf!” üfleyerek zamanla testiyi çatlatacak olan bazı küçük hava kabarcıklarını patlatıp giderir. Böylece çırakta bu sanatın püf denilen noktasını öğrenmiş olur.
Her sanatın inceliklerine gereken nazik kısmına da o günden sonra püf noktası denilmeye başlanır.
Her sanatın bir Püf Noktası olduğu gibi ''Çarpma Öğretimi''nin de Püf Noktaları vardır.
Çarpma Öğretiminin de ilk Püf Noktası ''Ezbere Hayır'' demektir.
Kopya Çekmek Beceri İster
Karşılaştığımız bir yazıdan tam anlamıyla faydalanabilmek için o konuda mutlaka az da olsa bir alt yapımız olması gerekir.Eğer o alt yapı yok ise o bilgiden ya faydalanamayız ya da ‘’Tekerlemeli Çarpım Tablosu’’ örneğindeki gibi yanlış faydalanırız.
Lise yıllarında bir hocamız ‘’Çocuklar kopya çekmek için de bir alt yapı olmalı yoksa onu bile beceremezsiniz diye şu hikayeyi anlattı.
Matematiği çok zayıf olan bir öğrenci durumu çok iyi olan arkadaşından sınavda yardım ister.Arkadaşı da sınav da zayıf arkadaşına yardım etmek için sınav kağıdını arkadaşına gösterir.Matematiği zayıf olan öğrenci arkadaşının yazdıklarını aynen kendi kağıdına geçirir.Sınav sonucunda zayıf öğrenci durumdan çok memnundur ama arkadaşına şöyle der.’’Çok teşekkür ederim, yazdıklarını aynen kağıda geçirdim ama sekizleri hep yatık yazmışsın, ben onların hepsini düz sekiz yaptım.’’ der.
Zayıf öğrencinin sekiz zannettiği şeyler aslında artı veya eksi sonsuz işaretleridir.Matematik temeli o kadar zayıftır ki bu yüzden kopya çekmeyi bile başaramamıştır.
Eğitim Enstitüsünde okurken benzer durum benim de başıma gelmişti. Kolombo Yaşar lakaplı bir arkadaşım müzik sınavında benden yardım istemişti.Sınavdaki soruların 50 puanı anlatım, 50 puanı da porte üzerinde (notalar,inici-çıkıcı gam) gösterilmesi idi.
Sınav sonunda ben 100 puan alırken Kolombo Yaşar lakaplı arkadaşımız 50 puan almıştı.Müzik Hocasına ‘’Hocam ben notuma itiraz ediyorum.Ben hepsini Necip’ten yazmıştım.O 100 aldı, ben 50 aldım.’’ dedi.Müzik hocası neden 50 aldığını kağıt üzerinde gösterince bir şey diyemedi.Çünkü bizim Yaşar benim porte üzerinde gösterdiğim notaları, inici ve çıkıcı gamları kafasına göre merdiven gibi dizmişti.

1 yorum:
Merhaba sizin sayfanizi google'dan türkce telafuzlu matematik site'si ararken tesadüfen buldum. Size sunu ictenlikle söyluyorum yazdiklariniz cok güzel.
Güzelligi söyleki insan okurken gercekten de sadece para kazanmak isteyen biri olmadiginiz hemen anlasildigi gibi insan kendine bir güven kazanmaya basliyor verdiginiz örneklerle ve fikralarla iste bunlardan biri bu ögretmenin fikrasi.
Simdi benim sizden bir ricam olucak. Sizin yazilarinizin bazilarini benim facebook sayfasinda yayinlamak istiyorum sebebi ise benim arkadaslarin cogu Cem Yilmazi seviyor :D eger musaade ederseniz sevinirim.
Benim amacim ise bilgisayar programlama dili icin matematik ögrenmek benim o kadar zorlanacagimi sanmiyorum yani benim kendime gövenim tam olsun diye kurtulmak istedigim icindir. Simdi programlama dillerini ögrenmek zor degil ama bunlari matematiksiz yapmak cok zor. Cünkü programlama'da ayni ahcilik gibidir bir yemek tarihinin pratikteki hazir halinin önceden kestirebilmektir. Yani benim verdigim her yemegin icerigi, tadi ve kivami tam olacak. Simdilik ben Linux'le Java, Visual Basic, C ve Python ilgileniyorum. Neden Linux ve niye Windows degil diye merak ediyorsaniz söyliyeyim. Cünkü Linux'le hemen sorunlarla karsilasmaya basliyorsunuz ve bilgisayarin konrolu tamamen sizde ve tamami ile bedava. Yani benim butun bu bilgisayarima yukledigim programlarin Windowsta olsa idi fiyati 10.000 $ falan olurdu. Bir de Windows kullanarak bilgisayar ögrenilmez tam olarak.
Simdilik yazacaklarim bu kadar size simdiden tesekkur ederim.
Yorum Gönder